Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Tuncay Özkan’ı tanımak!..

10.8.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Onun için diyorlar ki, taaa 1981’de Ankara’nın Babıalisi Rüzgarlı Sokak’ta gazeteciliğe başladığı tarihten bu yana onu tanıyanlar; “Hangi taşı kaldırsanız, altından o çıkabilir!..”

Erzincanlı bir ailenin Ankara’da doğan çocuğu. Rüzgarlı Sokak’ta gazetecilik yaparken, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Basın Yayın Yüksek okulunu bitirdi ve Fen Bilimleri Enstitüsü’nde lisans üstü eğitim aldı. Burcu; Aslan!..

62 yaşında, iki evlilik yapmış, ilkinden kız, ikincisinden erkek iki çocuğu var, askerlik 28 gün ve bedelli, neredeyse çalışmadığı gazete, TV kanalı kalmamış, TV’ler kurmuş, satmış, gazeteci – yazar, genel yönetmeni olarak ün yapmış, hemen her konuda kitaplar yazmış, bu arada gözaltına alınmış, tutuklanmış, Ergenekon davasında yargılanmış, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olmuş, sonra “o davalar tek tek ‘kumpas’ olarak düşmeye başlayınca”, tahliye edilmiş, siyasete devam etmiş. İstanbul İl Başkanı’nın “İstanbul listesine istemediği” ve bu yüzden “İzmir listesinin değiştirilerek, son dakikada Özkan’ın İzmir Listesi’ne alındığı” iddiaları ayyuka çıkmış ve “o günlerde”, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun canının “çok sıkkın olduğu” da görülmüş ve…

Nihayet “Ya İzmir, ya yokum” dediği iddiası ortada dolaşırken,  İzmir  milletvekili seçilmiş, Kurultay’da “İnce’nin listesinden” CHP Parti Meclisi yarışına girmiş, 7 arkadaşı ile beraber Kılıçdaroğlu’nun listesini delmiş, Merkez Yürütme Kurulu’nda listesini deldiği Genel Başkan’ın “yardımcısı” olmuş, ve hep gündemde kalmaya, gündem yaratmaya, kulislerin, iddiaların kahramanı olmaya  devam etmiş. Yok “gizli” hedefleri varmış; “İzmir Büyükşehir belediye Başkanı olmak istiyormuş”, yok “orası ona yetmezmiş”, asıl hedefi CHP Genel Başkanlığı imiş. Ama ilk olarak, “Halk TV’den ümidini kesen” Kılıçdaroğlu yönetiminin almayı ve “ulusal yapmayı” planladığı yerel bir TV’nin başına geçmek istiyormuş.

Bu arada bir ay önce Yeni Asır’da manşet olan “Tuncay Özkan Raporu” Genel Merkez’de ve İzmir’de deprem yaratmış, “o yalanlamış, bu yalanlamış, yardımcısı yalanlamış” ama “ondan” ses seda çıkmamış. Bu rapora göre, “Aziz Kocaoğlu dahil, CHP’li belediye başkanlarının 3’te 2’i gidiyor, yerlerine isim isim verilen yenileri geliyormuş, aday olarak.”

Daha “bu deprem” unutulmamışken, bu defa tam da “Kemal Kılıçdaroğlu – Muharrem İnce” genel başkanlık savaşı ve imza yarışı yapılırken, “İnce’nin listesinden seçime girip” Kılıçdaroğlu’nun listesini delen ama bu savaşta “Kılıçdaroğlu taraftarı olarak kılıcını çekmiş görünen” Tuncay Özkan ile ilgili olarak “Muharrem İnce yanlısı” Halk TV’nin genel yayın yönetmeni Şaban Sevinç  “müthiş” bir iddia ortaya atıvermiş; “29 Haziran sabahı Tuncay Özkan bana ‘CHP'de partinin karar organları dışında bir karar merkezi var ve bu merkez önemli kararlar alıyor, genel başkan Kılıçdaroğlu da bu kararları MYK’ya getiriyor’ dedi.”

Tuncay Özkan bu iddiaya çok ağır cevap vermiş, taraflar birbirine girmiş ve “durum” bu halde iken, İmzacıların “savaşı kaybettiği”, imza sayıları itibariyle ortaya çıkmıştı. Ne var ki, Tuncay Özkan üzerindeki “Acabalar” da çoğalmıştı!..

Bu yazıyı yazarken, CHP’yi iyi tanıyan, CHP’de yıllarca önemli görevler yapan, İnşaat Mühendisleri Odası eski İzmir Şube Başkanlarından Orhan Ayber’e sordum; “Özkan’ı nasıl tanırsın” diye.

Sadece, “Bakın bir olay anlatacağım, kararı siz verin” dedi ve anlattı; “Onun organize ettiği ve TV’sinden canlı yayınladığı Cumhuriyet mitinglerinin ilki Ankara’da yapıldı, tek slogan ‘Türkiye laiktir, laik kalacak” idi. İkincisi İstanbul’da oldu, başka bazı sloganlar da atıldı, ama pek yüksek sesli değildi. Üçüncü miting Manisa’da idi, yer gök, “Ne AB, ne ABD tam bağımsız Türkiye” diye inledi. Dördüncü miting İzmir’de yapılacaktı. Tuncay Özkan kızgındı, Manisa’dan İzmir’e gelirken “İzmir Mitingi’ni iptal ettim, yapılmayacak” dedi, zamanın İzmir Baro Başkanı, Tabipler Odası Başkanı ‘Biz yaparız’ dediler, Sky TV genel yayın yönetmeni Kemal Ertan da ‘Biz yayınlarız’ dedi. Ama maddi zorluklar vardı. Onu da İzmir Bütükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu üstlendi, ‘Biz varız, yapacağız’ dedi ve Türkiye, İzmir’de gelmiş geçmiş en kalabalık ve en coşkulu mitinge sahne oldu. Tuncay Özkan konuşmak istedi, karşı çıkanlar vardı, itiş kakış arasında podyumdan indirildi. Neden ‘Ne AB, ne ABD tam bağımsız Türkiye’ sloganına karşı çıktı, sorun bakalım cevap verebilecek mi, ben sorduğumda o gün, cevap vermemişti.”

Şimdi Sağırsultan size soruyor; ne dersiniz, İzmirliler; Kılıçdaroğlu’nun yenilediği MYK’da da kalan Tuncay Özkan’ı “bu yönleri” ile tanıdınız mı?..

 

 

 

Trump’a kızalım, ama!..

Pazartesi Günleri, İzmir’de şöyle bir “gazeteler turu” yapar, İzmir gazetelerinin, İstanbul gazetelerinin Ege temsilciliklerinin nabzını yoklar, 15 – 20 dakika sohbet eder, bir çay ya da kahve içerim.

İşte bu ziyaretlerimden birinde, tam da “ABD – Türkiye gerginliği” konuşuyordu, öyle bir şeyler dinledim ki, aşk olsun!..

Diyordu ki, bir gazeteci ağabeyim; “Trump’a kızıyoruz, ABD’ye kızıyoruz, bakınız yüzde 90 değil, yüzde 100 haklıyız. Ama ‘bu durum’ Türkiye’nin başına ilk defa gelmiyor ki; taa İnönü dönemine, Menderes dönemine, Demirel dönemine, Bülent Ecevit, Özal dönemine, benzer krizleri yaşamışız hep. Sadece bizim için değil, bütün dünya için de geçerlidir, şu sözüm; ‘Büyük devletle yan yana yürüyorsan, ona arkanı dönmeyeceksin, yoksa işte olacak budur. Çuvalı bile başımıza geçirmediler mi?..”

Biraz durdu, çayından bir yudum aldı ve devam etti; “Yahu, ABD vatandaşlığına geçenlerin ettiği yemini okumadınız mı, bakın ben okuyayım” dedi ve cebinden çıkardığı bir kağıttan okudu; “Burada, önünüzde, şimdiye kadar tabiiyetinde bulunduğum her türlü devlet tabiiyeti ve egemenliğini reddettiğime; bundan böyle ABD Anayasası'nı ve yasalarını iç ve dış düşmanlara karşı savunacağıma; ABD'ye bağlılık ve sadakat göstereceğime; kanunun gerektirdiği hallerde ABD ordusuna hizmet vereceğime; kanunun gerektirdiği durumda sivil yönetim altında ulusal önemi olan işlerde çalışacağıma ve bu yükümlülükleri özgür bir şekilde, akıl sağlığım yerinde ve samimi olarak üstleneceğime yemin ederim. Tanrı yardımcım olsun.”

Durdu, ağabeyimiz, gülümsedi ve devam etti; “Biz bu yemini etmiş bir kişiyi büyükelçi yaptık ve ‘çok önemli bir başkentte Türkiye’yi temsil etsin’ diye gönderdik, olacak şey mi? Trump ne düşünür ülkemiz hakkında?..”

Biraz soluklandı, çayından bir yudum daha aldı ve noktayı koydu, ağabeyimiz; “Dışişleri Bakanımız bu ‘Papaz’ meselesi için ‘Brunson'un tutuklandığından haberimiz yoktu, elçilik uyarınca anladık’ demedi mi? Trump’a kızalım, ABD’ye yaptırımlar uygulayalım, dik değil dimdik duralım, ama, biraz da ‘aynaya bakıp’ kendi kendimize ‘Biz ne yaptık, ne yapıyoruz’ diye soralım!..”

Çayım bitmişti, duyacağımı duymuş, bir gazeteci olarak dersimi almıştım, “Allahaısmarladık” deyip, ayrıldım!..

 

 

 

Serdaroğlu’ndan al haberi!..

15 gün önce Bergama’da 65 yaşındaki bir esnaf, sosyal medyada bir arkadaşının tivitini paylaşmış. Tivit 15 Temmuz ile ilgili imiş. Polis “isimsiz, imzasız” bir ihbar ile esnafı alıp emniyete götürmüş. Saatler süren ifade. Sonra Savcılık ve sonunda savcının talimatı ile serbest bırakılmış. Ne var ki, 4 – 5 saat sonra, esnafı polisler gene almışlar. Bu defa Savcı “tutuklama isteği ile” mahkemeye sevk etmiş, Yargıç da 5 dakikada “tutuklama” kararı vermiş, ver elini hapishane!..

Buraya kadar, artık “vaka – i adiye” yani “günlük olay” var ortada. Sonrasını “eski” bakanlarımızdan ve Bergama Belediye Başkanlarımızdan Rifat Serdaroğlu’ndan dinleyelim; “Niçin tutukladınız, niçin saldınız? Madem serbest bıraktınız sonra ne oldu da tutuklayıp içeri attınız? Ne oldu özgür düşünce? Bergama’da halkın konuştuğu şudur; Şikayetçi olanlar AKP’li iki kişi. İlhan Beyle ilgili takıntıları olan vatandaşlar! İlhan Bey serbest kalınca, bir yerlere telefon ediyorlar, talimat alan yargı mensupları serbest bıraktıkları adamı tekrar getirtip, emir gereği içeri atıyorlar!”

“Talimat falan meselesi doğru mu”, bilmem, ben Serdaroğlu’nun yalancısıyım, koskoca eski bakan “yalan söyleyecek” değil ya!..

Açalım bir parantez; aynı günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Kadın Kolları Olağan Kongresinde ‘Bu ülkede artık inanç özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, fikir özgürlüğü kavgası olmayacak. Herkes inancında serbest. İnancını serbestçe yaşayacak. Fikir – düşünce özgürlüğünde, düşündüğünü, inandığını rahatça söyleyecek” demişti.

Sevgili Serdaroğlu bunu da hatırlattı; nokta.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test