Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Akpınar’dan, Çelebi’ye ders!..

3.8.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

  

“İmzalar teslim edildi, CHP’deki kaos gelecek hafta Genel Merkez’in nihai kararı ile Ankara’da sonlanacak” denirken, yerelde de “kavganın devam ettiğini”, İzmir’de yapılan Karşıyaka Danışma Kurulu toplantısında olanlar bütün açıklığı ile gösterdi. İyi ki, o toplantıya gitmişim.

Belki de “erkene çekilecek” bir yerel seçim hızla yaklaşırken ve ülke ekonomik krizin kapısında iken, dahası “yeni yönetim sistemi” art arda kararnamelerle uygulamaya konmuşken ve ABD yaptırımları ile karşılaşılmışken, CHP’de başlatılan “koltuk kavgasının nerelere varacağı” işte ortada.

Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar, yenilerden, imzacılardan ve değişimcilerden” CHP Parti Meclisi üyesi ve İzmir Milletvekili Mehmet Çelebi’ye öyle bir ders verdi ki, aşk olsun!

Zaten dersinin karşılığını da salondaki alkış sağanağı ile aldı.

Bilindiği gibi, Ergenekon Davasında yargılanan teğmen Mehmet Çelebi, cezaevinde evlenmiş ve nikah şahitliğini de Kemal Kılıçdaroğlu yapmıştı.

Akpınar’ın verdiği dersi uzun uzun yazmayayım, sadece “Vefa semt adı değildir. Partide saçlarını ağartan insanlar 9. sıraya yazılırken siz şanslı olanlardansınız. O yüzden burada konuşma hakkı en son olan sizsiniz. Tepeden inme bir yere gelenlerin bugün değişim demesi biz de rahatsızlık yaratıyor. Dün partiye gelenlerin bugün değişim demeleri, partiyi bu kadar hedef almaları doğru değil. Ben çocukluğumdan beri partinin içindeyim, bu durum, bu sözler benim canımı acıtıyor” sözleri bile, “partiye yeni giren, hemen  Parti Meclisi üyesi seçilen, bugün İzmir Milletvekili olan”  Mehmet Çelebi’ye ve benzerlerine verilen “önemli bir ders oldu”; tabi anlayana!..

Peki ama, tıpkı Mehmet Çelebi gibi, “Kurultay’da Muharrem İnce’nin listesinde yer alıp, Mehmet Çelebi gibi Kılıçdaroğlu’nun listesini delerek Parti Meclisi’ne giren 7 üyeden biri olan” Tuncay Özkan, ne yapıyor, bu süreçte?..

“Tuncay Özkan vakası” da gelecek haftalarda yer alacak Sağırsultan’da… Bekleyiniz, sevgili okurlarım; az sonra…

 

Su başında bir olay!..

Gazeteler yazmadı, belki de yazdı da ben atladım. Sağırsultan atlar mı, bilmem.

Epeyce olmuş, İzmir’in bir tatil / deniz beldesine uğramasam hâlâ duyamayacaktım. Ben, “anlatanların yalancısıyım”, ama “güvenilir kaynaklarım” da var. Bu beldede Büyükşehir Belediyesi’nin “önemli bir genel müdürlüğünün” yeni ve “kadrolaşma piyangosu vurmuş” bir müdürü ile büyük bir ilçenin Temizlik işleri müdürü, “tekme, tokat, yumruk” birbirine girmişler. Bana “Otomobil, kavga edenlerden birinin elini bile ezdi” diye anlattılar; kavganın sebebini de anlattılar, ama ben burada yazmayacağım.

Ne var ki, Su ile ilgili Müdür (Pardon yazmayacaktım, kalemimden kaçtı) ile İlçenin Müdürü hâlâ görevlerinin başında imişler. Merak ediliyor; “Kavganın sebeplerine ne oldu?..”

 

Telefonlar akıllı, ya insanlar?..

Resim, bir tatil günü, Urla’nın karşısındaki Yassıca Adalara giden “yerli / yabancı” turistlerle dolu körfez vapurunda çekildi.

Harika bir hava var, biraz sonra nefis bir plajda denize girecekler, vapur onları “güzel manzaralarla dolu” bir deniz yolu ile Yassıca Ada’ya götürüyor.

Vapurdaki manzara; ellerde akıllı telefonlar, kafalar ona eğik, durmadan “tık…tık…” dokunuşlar…

Ne diyeyim, “Ben, Sağırsultansam bile” gözlerim olanı biteni görüyor; yazık, hem de çok yazık!..

 

Örnek adım!..

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun, “İzmir’de iktidara gelirsek, ilk işimiz, nostaljiden başka bir şeye yaramayan, trafiği yavaşlatan tramvayları kent içinden kaldırmak olacak” gibi “acayip ve çok güldüğüm” sözler sarf eden AKP İl Başkanı Aydın Şengül’ü de beraberine alarak, Ankara’ya gitti ve “İzmir’in bekleyen projeleriyle ilgili olarak” ilgili bakan ve bürokratları ziyaret edip, görüştü.

Ne diyeyim; “Bravo”; işte kentini, insanını seven” bir üst yönetici “böyle” yapar; “siyasi ayrımcılığı çöp kutusuna atar” ve birlik beraberlik içinde İzmir’e hizmeti getirmek için çabalar!..

Darısı, diğer belediyelerimizin başına.

 

Otistik Picasso!..

23 Yaşında Mahsun Gül. Çocukken “otizm” teşhisi konuldu, özel okullarda okudu, Ege Üniversitesi Oto Boya ve Karoseri bölümünü bitirdi. Resme meraklı idi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelliler Merkezi’nde sergi açacak kadar başarılı oldu. Ona “İzmirli Picasso” denilmeye başlandı. Zaten kendisi de “Picasso olmazsa, resim olmaz” diyor.

İşte bu fotoğraf, Mahsun’un neler yaptığının belgesi. “Otizm hastası” çocuklar ve gençler için, örnek!..

Ben Sağırsultan’ım, gözlerim ve parmaklarım sağlam, peki ama neden resim yapamıyorum; acaba utanmalı mıyım?..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test