Doğum sonrası depresyonundan 8 adımda kurtulun!

7.11.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Depresyon, kadınlarda erkeklere oranla 2 kat daha fazla görülüyor ve kadınlar, üreme hormonlarında değişim olduğu dönemlerde depresyona daha yatkın hale geliyor. Doğum sonrası dönemdeki depresyon, kadında gerçekleşen fiziksel, duygusal ve davranışsal değişimlerin karışımını ortaya koyuyor. Bu süreç, doğumdan sonraki 4 hafta içinde belirginlik kazanıyor. Memorial Dicle Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Klinik Psikolog Özlem Soysal, doğum sonrası görülen depresyon ve bu süreçte alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.

 

Doğum sonrası her 10 kadından biri depresyon riski altında

Doğum sonrası depresyon ilk 4-6 hafta içerisinde ortaya çıkar ve tanı konulabilmesi için de belirtilerin en az 2 hafta sürmesi gerekir. Gebelik sırasında yaşanan depresyon dünyada her 10 anneden 5’inde görülürken, doğum sonrası depresyon 10 annenin 1’inde ortaya çıkar. Prenatal denilen hamilelik öncesinde ve perinatal denilen hamilelik sırasındaki bazı duygu durumları, doğum sonrasında bir depresyonun habercisi olabilir.

 

Doğum sonrası depresyona zemin hazırlayan durumlar;

  • Hamilelik öncesi yoğun stres, kaygı ve depresyon yaşama
  • Kendine olan saygı kaybı
  • Mükemmeliyetçilik
  • Aileden, eşinden ya da çevreden yeterli sosyal destek alamama
  • Mutsuz evlilik,
  • Başka çocukların olması
  • Genç yaşta hamile kalmış olma (ergen gebeliği)
  • Hamilelik dönemine yaşanan travma
  • Geçmişteki düşük ya da kürtaj deneyimleri
  • İstenmeyen ya da planlanmamış gebelikler

 

Erken uyanma, iştahsızlık ve kilo kaybı depresyon belirtisi

Anne olmak bir kadın için yalnızca mutluluk dönemi değil aynı zamanda ruhsal durum değişiklikleri nedeniyle ortaya çıkan, kaygı ve depresyonun yaşanabildiği bir zaman dilimidir. 

Bu dönemdeki depresyon; hafif mizaç bozukluğu, huzursuzluk, bitkinlik, erken uyanma, kilo kaybı, iştahsızlık, kendini kınama, tepkisizlik, mutsuzluk, değersizlik hissi, intihar düşüncesi ya da girişimi gibi öznel belirtilerle karakterize olan, şiddetli bir hastalığa kadar uzanabilen geniş bir yelpazeyi içerir. Gelişmiş ülkelerde gebelikten sonra görülen ruhsal problemlerle ilgili hastalıklar ciddi bir öneme sahip olduğundan, bu süreçte annelerin psikolojik destek almaları sağlanır. Ancak gelişmekte olan ülkelerde bu önem oldukça sınırlı kalmaktadır ve bu durum, anne ile bebeğin sağlığı olumsuz yönde etkilemektedir.  

 

Bu belirtilere dikkat!

  • Kendine vakit ayıramamanın getirdiği mutsuzluk
  • Benliğini kaybetme ve kendisini sanki gerçek değilmiş gibi hissetme
  • Güvensizlik, yetersizlik ve iyi bir anne olamama duygusu

 

Doğum sonrası depresyondan kurtulmak mümkün!

Gebelik sonrası depresyon ile başa çıkmak için öncelikle içinde bulunulan gerçekliğin farkına varılmalıdır. Hayatın hem iyi hem de sıkıntılı olan dönemlerinin olabileceği kabul edilmelidir. Alınabilecek basit önlemler ve yaşam değişiklikleri ile sorun karmaşık bir hal almadan çözülebilir. Doğum sonrası depresyona karşı şu önlemler alınabilir;

 

  1. Yakınlarınızdan ve aile bireylerinden kendinize yakın hissettiğiniz kişilerden destek isteyin
  2. Günlük egzersiz ve spor yapın, hareketsizlikten uzak durun
  3. Alkol ve kafeinli içecekler tüketmeyin
  4. Beslenme uzmanından uygun diyet programı için yardım alın
  5. Doğum sonrası eve gelen ziyaretçi sayısını sınırlandırın
  6. Telefon görüşmelerinizi kısıtlı sürede tutun
  7. Bebeğinizle daha yakından ilgilenin ve o uyuduğunda siz de uyumaya çalışın
  8. Gerekli durumlarda bir uzman desteği almaktan çekinmeyin

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Bel ağrısı toplumda çok sık görülen, sebebleri çok çeşitli olan bir sendromdur. Tüm Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 80'i hayatlarının bir döneminde bel ağrısından yakı...

Özellikle kış aylarında artış gösteren ve enfeksiyona bağlı ölümlerde başı çeken zatürre, dünyada her yıl 4 buçuk milyon kişinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. Ac...

Bağışıklık sistemimiz vücudumuzu pek çok etkenden koruyan muhteşem bir sistemdir. Ancak bazen şiddetli bir enfeksiyon, bazen salgın yapan bir virüs, bazen de günlük ha...

Kas-iskelet sistemini etkileyen ama aynı zamanda iç organ tutuluşları da yapabilen romatizma bilinenin aksine gençlerde de sık görülüyor. “Her ne kadar halk arasında r...

Kış aylarına ayak bastığımız bu günlerde havaların giderek soğuması ve güneşin etkisinin azalması hastalıkları da beraberinde getiriyor. Özellikle çocukların toplu ola...

Kış aylarıyla birlikte artış gösteren salgın hastalıklardan korunmanın yolu bağışıklık sistemini güçlendirmekten geçiyor. Peki bunun için hangi doğal besinleri tüketme...

Yurt genelinde grip (influenza) vakalarında artış yaşanıyor. Son günlerde herkes öksürükten, boğaz ağrısından ya da burun akıntısından yakınıyor. Çoğunlukla bu belirti...