Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Memur ve emeklilere verilen yılbaşı zamları 5 ayda eridi

8.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı. “Bu defa durumun çok ciddi olduğuna dikkati çeken” uzmanlar, “Plansız ekonomi, borca dayalı büyüme ve ithalata dayalı üretim modelinden vazgeçilmeli” diyor, “Acil tedbirler alınmazsa enflasyonun giderek artacağının” altını çiziyorlar…” İşte görüşler..

Türkiye, yüksek oranlı bir enflasyon olgusuyla karşı karşıya bulunuyor. Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Mayıs'ta aylık yüzde 1.62, yıllık yüzde 12.15 arttı. Yıllık Üretici Fiyatları (ÜFE) 2003'ten beri en yüksek seviye olarak kayda geçti; yüzde 20.16!

Türkiye İstatistik Kurumu ( TÜİK ) verilerine göre, mayıs ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 11,10, yurt içi üretici fiyatları yüzde 15,80 arttı. Aylık bazda TÜFE yüzde 1,62, Yİ- ÜFE yüzde 3,79 artış gösterdi.  TÜFE, mayısta geçen yılın aralık ayına göre yüzde 6,39, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,15 yükseldi. Yİ- ÜFE ise Aralık 2017'ye göre yüzde 12,12, geçen yılın mayıs ayına kıyasla da yüzde 20,16 arttı. Çekirdek enflasyondaki rekorlar önümüzdeki dönemde de hayat pahalılığının vatandaşı ezmeye devam edeceğini gösteriyor.

Enflasyon “Talep” ve “Maliyet” artışlarından artıyor. Toplam talep, toplam arzdan fazlaysa fiyatlar yükselir (talep enflasyonu). Üretim maliyetleri artıyorsa fiyatlar yükselir (maliyet enflasyonu.) Türkiye’de son yıllarda ikisi birden artıyor. Talep enflasyonunu iç tüketim tetikledi. Kredi Garanti Fonu (KGF) başta olmak üzere verilen teşvikler iç tüketimi ve büyümeyi tetikledi. Geçen yıl yüzde 7.4 oranında gerçekleşen büyümeye en büyük katkı yüzde 3.7 puanla yurtiçi tüketimden geldi. Geçen yılın 4. çeyreğinde yüzde 6.6 artan hane halkı tüketimi, 4.1 puan katkıyla büyümenin yanı sıra enflasyonun da sürükleyicisi oldu.

Maliyet enflasyonunu ise ücret artışları ve ülke parasının değer kaybetmesiyle artar.  İşçi ücretlerde fazla bir artış olmadığına göre tek etken olarak TL’nin yabancı paralara karşı değer kaybetmesi kalıyor. Döviz son dönemde TL karşısında rekor seviyelere yükseldi. İç piyasada fiyatları artırdı ve enflasyonist baskılar oluşturdu. Dövizdeki bu artış çarşı pazara yansıdı. Enflasyon yüzde 12.15 ile yılın zirvesine çıktı. Memur ve emeklilerin yılbaşında aldığı yüzde 4’lük zam da ilk 5 ayda eridi.

 

Dövizin etkisi oldu

Elektrik ve su fiyatlarındaki artış, tüpgaza gelen yüzde 2.24 zam konut grubunda enflasyonu artırdı. Giyimde ise yeni sezon etkisi mayısta son kez enflasyonu arttırdı. Bundan sonra giyimde zamların nedeni Euro ve dolar kurundaki yükseliş olacak. Yaz sonuna doğru ise indirim sezonuyla yeniden enflasyonu azaltıcı etki yapacak. Mayısta giyim grubunda enflasyon yüzde 5.21 arttı ve ana enflasyona etkisi 0.36 puan oldu. Yine gıda grubundaki artışların gecikmeli yansıdığı grup lokanta ve otellerde de çorba, pide ve ayrana zamlar dikkat çekti. Tatil sezonunun açılmasıyla otel fiyatlarına ise yüzde 2.84 zam geldi. Döviz kurlarındaki değişikliğe hassas olan çeşitli mal ve hizmetler grubunda ise en çok etkileyen yüzde 6.10 fiyat artışıyla altın oldu.

 

“Artış devam eder”

Başbakan Yardımcısı Şimşek, "Enflasyondaki yükseliş petrol, kur hareketinden kaynaklanıyor" değerlendirmesinde bulunurken, enflasyondaki artışın devam edeceğini de sözlerine ekledi. Twitter hesabından açıklama yapan Şimşek, "Enflasyondaki yükseliş büyük ölçüde baz etkileri ile petrol ve kur gibi dönemsel hareketleri yansıtıyor. Mayıs itibarıyla kur ve petrol fiyatlarının yıllık enflasyona etkisi 4 puandan yüksek oldu. Sürdürülebilir yüksek büyüme için fiyat istikrarı en büyük önceliğimiz. Kısa vadede baz etkileriyle enflasyondaki artış devam edebilir, ancak para ve maliye politikalarının koordineli önlemleri ile yılın ikinci yarısında düşüş eğilimi başlayacak. Enflasyon ve cari açıktaki iyileşme sürdürülebilir yüksek büyümeyi destekleyecektir."

 

Sektörlere ve alt gruplara göre aylık ve yıllık değişimler:

Kapsam                               Aylık (yüzde)     Yıllık (yüzde)

Gıda ve alkolsüz içecekler          1,45       11,00

Alkollü içecekler ve tütün           0,15       1,05

Giyim ve ayakkabı                    5,21       11,23

Konut                                      0,95       11,24

Ev eşyası                                 0,87       16,87

Sağlık                                     0,34       10,09

Ulaştırma                                2,32       20,02

Haberleşme                             0,34       -0,22

Eğlence ve kültür                     1,24        6,93

Eğitim                                     1,03       11,01

Lokanta ve oteller                     1,45       12,51

Çeşitli mal ve hizmetler             2,06       15,38

 

 

 

“BU DEFA İŞ CİDDİ”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) – Enflasyonda bu defa iş gerçekten ciddi. Mayıs ayında kur ve petrol fiyatlarındaki artışın tamamı TÜFE'ye yansımadı. Mayısta ÜFE'nin yüzde 20.16 olması nedeniyle meydana gelen maliyet artışı, yüzde 12.15 olan TÜFE'den daha büyüktür. Ayrıca çekirdek enflasyon da daha yüksektir. Bu nedenlerle enflasyon artışı önümüzdeki aylarda da devam edecektir. Elbette bu enflasyonun bir nedeni var. Hükümet ve MB enflasyonun nedenlerini açıklamak yerine nasıl çözeceklerini açıklasalar, hem güven kazanırlar ve enflasyonu psikolojik olarak sınırlamış olurlar, hem de yapmaları gereken görevlerini yapmış olurlar.

Mayıs ayında dolar kuru TL karşısında yüzde 15 dolayında değer kazandı. Bu artış dolar enflasyonu ile TL enflasyon farkı ile düzeltilirse, bir ayda doların yüzde 13.5 dolayında değer kazandığı anlaşılıyor. Diğer dövizler de yakın oranlarda değer kazandılar. Üretim yarıdan daha yüksek oranda ithal girdi kullandığı için, kur artışı doğrudan maliyet artışı yarattı. Elbette ki üretici depodaki eski stokunu da artan kurdan hesapladı. Çünkü yerine yenisini artan kurdan koyacaktır. Ham petrol ve doğal gaz fiyatları, dünyadaki fiyat artışının etkisi ile Mayıs ayında (bir ayda) yüzde 10.68 oranında arttı. Kok ve rafine petrol ürünleri de yine bir ayda yüzde 12.16 oranında arttı. Bu ürünler tüm ekonomiye girdi olduğu için maliyet artışı yarattı. O kadar ki Mayıs ayında enerjide yıllık Yİ-ÜFE yüzde 29.59 oldu. Mayıs ayında aylık Yİ-ÜFE yüzde 3.79 ve Yıllık Yİ-ÜFE ise yüzde 20.16 oldu. Genel olarak bakarsak, bugünkü ortamda maliyet artışını perakendeye yansıtmak eskisi kadar kolay değildir. Çünkü piyasada panik yaşanıyor. Birçok tüketici parasını altına ve dövize yatırdı. İşçi-memurun aldığı maaş ve ücretler, fiyat artışlarını takip edemedi; satın alma güçleri düştü. Bu şartlar altında üreticiler yüksek maliyet artışının yalnızca bir kısmını perakende fiyatlara yansıtabilecektir. Kısmen veya tamamen yansıtamadığı maliyet artışını ise geriye, yani işçi ücretlerine yansıtmaya çalışacaktır. Söz gelimi enflasyonun çok altında ücret artışı yapacaktır. Ya da tensikata gidecek ve işsizlik artacaktır. Maliyetlerini ileriye veya geriye yansıtamayanlar ise iflas edecektir.

 

“ENFLASYON / DEVALÜASYON SARMALI”

Muzaffer Demirci (Prof. Dr.) – TÜİK Mayıs ayı sonu itibariyle yıllık TÜFE yüzde 12.15, ÜFE yüzde 20.16, ara malları fiyat artışı da yüzde 24 rekor seviyeler açıkladı. Kur geçişkenliğinden gelen maliyet artışları 2 veya 3 ay gecikmeli olarak TÜFE’ye yansıyacağı düşünülürse enflasyonda bu günlerin daha iyi günler olacağa benziyor.

Rekor ekonomik büyüme ile dünyada en hızlı büyüyen sloganları atılırken, Türkiye’nin cari açık, enflasyon, dış borçta en kötü performans gösteren kırılgan ülkelerin başında, TL’nin de dolar karşısında en fazla değer yitiren paraların başında geldiği unutuldu.

Başarı hikayesiyle Türkiye’ye yabancı paranın gelmesi beklendi ama beklenen olmadı. Uluslararası kuruluşlar ekonomiyi soğutacak acil önlemlerin alınmasını gerekli görüyor ve plansız ekonomiden vazgeçilmesi vurgulanıyor idi. Ekonomi potansiyelin üzerinde büyürken, bunun sürdürülebilir olmadığı vurgulanırken, televizyonlarda ‘enflasyon önemli ama büyümeyi de düşünmeliyiz’ beyanları ile seçim vaatleri hızlandı. Oysa potansiyel büyümenin üzerine çıkmak ekonomik dengeleri bozmaktadır. İlk beş aylık 6.39 oranındaki enflasyonla öngörülen yüzde 7 yıllık (2018) enflasyona şimdiden ulaşıldı. İkiz açık olarak bilinen iç açık (bütçe açığı) ve dış açık (cari açık) tavan yaptı.

Öyleyse borca dayalı büyüme ve ithalata dayalı üretim modelinden vazgeçilmesi, ithalata bağımlılık yerli üretimle ikame edilme politikalarına öncelik verilmesi hedeflenmelidir. Çünkü enflasyon yüksekliği kur ve faiz üzerine baskı yapacak ve 1990’larda yaşadığımız enflasyon devalüasyon sarmalı ders alınmamış gibi yeniden yaşanacaktır.

İkinci baskı da derecelendirme kuruluşlarının 25 Türk bankasını negatif izlemeye alışıdır. Yüzde 20’lere ulaşan kur artışı özel sektörün kur riskini artırdığı, bunun da dönüp dolaşıp bankacılık sektörünü yaralayacağı endişesidir. Tasarrufların milli gelire oranı yüzde 25’ten yüzde 10’lara, halkın borçluluk oranı da yüzde 5’ten yüzde 50’lere çıkması enflasyonun talep yönlü değil, maliyet ağırlıklı olacağı açıktır.

 

 

“MB FAİZ KARARINI 6 AY ÖNCE ALMALIYDI”

Ramazan Abay (Prof. Dr.) – Merkez Bankası Politika faizi arttırma kararını 6 ay önce almalıydı. Mayıs ayı ekonomik göstergeleri artışı gösterdiği bir ayın başlangıcı oldu. Aslında ekonomik göstergeler 2017 yılı başından ekonomimizin iyiye gitmediğini reel sektörün sıkışık olduğunu gösteriyordu.

 Siyasi iktidar Ekonomiye canlılık kazandırmak için ÖTV ve katma değer vergisi yoluyla destek olmanın yanı sıra Kredi Garanti Fonu uygulamalarıyla ile reel sektöre destek olmaya çalışmıştır. Unutmamak gerekir ki bu tür politikalar günü kurtarma politikalarıdır.

Siyasi iktidar bu yolları sektöre yardımcı olmaya çalışmakta olsa da yeterli değildir. Enflasyon 2003 yılından bu yana ilk kez mayıs ayında çok önemli bir yükseliş olmuş. TÜİK açıklamalarına göre tüketici fiyat artışı yüzde 1,62olurken üreticisinin fiyat artışı ise yüzde 3,79 oldu. Yüksek enflasyon sinyalleri hissedilebilir şekilde 2017 yılı itibariyle ortadaydı. TÜFE yine yüzde 10 ÜFE yüzde 15 dolaylarında seyrediyordu. Merkez Bankası siyasilerin ısrarla enflasyonun nedeni sadece faizdir, yükseltemezsiniz baskısı altında ki çıkarı sağlamak için politika faizine dokunmadan yalnızca açık pencere faizini artırarak dolar artış hızının önüne geçmek ve istikrarı sağlamak istiyordu. Ancak bunun böyle gitmediği geç de olsa görüldü, ateş bacayı sardıktan sonra Merkez Bankası doğru adım attı ve tek faiz uygulamasıyla politika faizini yüzde 16,5 çekerek 4,93’e kadar yükselmiş olan doların hızı kesilerek 4,60 seviyesine kadar geriledi. Yeterli mi? Kesinlikle değil ekonominin istikrarara kavuşması için gelecekte enflasyonu düşürebilmek için 2004 yılında Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 22 – 24 olduğunu hatırlamak lazım. O nedenle politika faiz oranlarının artırılmasından korkmamak lazım. Merkez Bankasını 7 Haziranda yapılacak toplantı da politika faizini artıracağı konuşuluyor.2004 yılı dikkate alınarak radikal kararlar alınmalı her şeyden önemlisi merkez bankası bağımsız bir kurum olduğundan ve paranın patronu olduğunu unutmamalı ve bu koltuğu ehliyetsiz kişilere bırakmamalıdır.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı, siyaset, ekonomi ve dış politika uzmanlara sordu, işte cevapları…

İki muhalefet partisindeki gelişmeleri, GÖZLEM uzmanlara sordu. İşte görüşleri…

Toplumda adeta güven bunalımı yaşanıyor. Her geçen gün artan şiddet olaylarında ağır yaralananlar kadar, hayatını kaybedenler de oluyor. Ekonomik krizin zararları, ail...

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, “ABD ile gerginlik, Türkiye ve İran’a ABD yaptırımları, CHP ve İYİ Parti’deki gelişmeler” ile ilgili sorunlarını cevapladı. ...

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. Cevaplar “CHP ve Muharrem İnce yönünden” iç açıcı değil!..

GÖZLEM, “konuyu masaya yatırdı” ve Uzmanlara “Ekonomi nereye gidiyor” sorusunu sordu, işte cevaplar…

Ağır bir ekonomik resesyonun tüm öncü göstergeleri birer birer tablodaki yerini alıyor. En son sanayi üretimi rakamları geldi.

Yazarlar
Website Security Test