Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Seçime 50 gün kala cevabı aranan soru; “Ekonomi nereye gidiyor?”

4.5.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ekonomik göstergeler olumsuz tablo çizerken, hükümet 24 Haziran seçimlerine sayılı günler kala bütçeye önemli yük getirecek yeni bir paket açıkladı. Dış ticaret açığı, bütçe açığı her geçen ay artarken, bütçe açıklanan yeni harcamaları nasıl kaldıracak sorusunu gündeme getirdi.  Dış ticaret açığı nisanda yüzde 32,83 artarak 6,65 milyar dolara yükseldi. Enflasyon ve işsizlik yüzde 10’un üzerinde.

 

Nisan ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,59 artarak, 13 milyar 879 milyon dolar oldu. Buna göre ihracat son 12 aylık dönemde bir önceki yıla göre yüzde 10,2 oranında artış ile 161 milyar 395 milyon dolar seviyesine yükseldi. 2018 yılı Ocak-Nisan döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre ihracatımız yüzde 8,9 artarak 55 milyar 64 milyon dolar oldu. İthalat ise nisan ayında yüzde 15,42 artış kaydederek 20 milyar 531 milyon dolar seviyesine yükseldi. Ocak – Nisan döneminde dış ticaret hacmi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,56 artarak 34 milyar 410 milyon dolar oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 67,6 oldu.

 

Nisan enflasyonu beklentiyi aştı. Nisanda yüzde 1.5 artması beklenen TÜFE'de yüzde 1.87 oldu. Yıllık enflasyon yüzde 10.85'e, çekirdek enflasyon ise yüzde 12.24'e yükseldi. Aylık bazda en yüksek artış yüzde 10,4 ile giyim-ayakkabı grubunda yaşandı.

 

Hükümet 2017 Ekim ayında açıkladığı Orta Vadeli Programa (OVP) göre 2018 yılında bütçe açığı 65.9 milyar lira olarak öngörüldü. Bütçe açığı bu yılın Ocak Mart döneminde 20,2 milyar lira oldu. 2018’in ilk 3 ayına bakıldığında yılsonunda OVP’de öngörülen 65.9 milyar lirayı aşacağı görülüyor. Yılsonu hedefi aşılmasa dahi 66 milyar TL'nin üzerine 24 milyar TL zam ve ikramiyeler konulduğunda bütçe açığı rakamı 90 milyar TL'yi aşıyor. Bu açık imar affı, vergi yapılandırması ve trafik cezası yapılandırması gibi kalemlerden gelecek olan paralarla azalacak. Fakat bütçe açığının 2018 sonunda planlandığı gibi 65.9 milyar TL çıkması oldukça zor gözüküyor.

 

Ekonomik veriler ve bütçe gelirleri olumsuz tablo çizerken, hükümet seçim öncesinde adeta kesenin ağzını açacak bir ekonomik paket açıkladı. Başbakan Binali Yıldırım’ın açıkladığı ekonomik pakete göre, emeklilere iki bayram öncesi ikramiye verilecek. 65 yaş aylıkları yüzde 100 artırıldı. Bütçenin 24 milyar TL'yi aşan bu yükü nasıl kaldıracağı merak ediliyor. 2018 yılı için tahmin edilen bütçe açığı ise bu ‘müjdelerden’ önce 66 milyar TL idi.

 

Başbakan Binali Yıldırım'ın verdiği rakamlara göre 65 yaş üstü için yılda 4 kez üç aylık alan kişilerin sayısı 600 bin. Bu kişilerin aylıkları 266 TL'den 500 TL'ye çıkarılacak yani aylıklarda 234 TL'lik bir ücret artışı söz konusu. 600 bin kişinin yılın geri kalanı için üç kez daha aylık alacağı düşünüldüğü takdirde üç aylık alanlara yapılacak zammın bütçeye yükünün 421 milyon TL olması bekleniyor.

 

Emekliye iki ikramiye

 

Türkiye'de yaklaşık 12 milyon emekli bulunuyor. Bu 12 milyon emekli için yılda iki bayram öncesi 1.000’er lira ikramiye verilecek. Emekli başına verilecek 2 bin liranın bütçeye maliyeti 24 milyar TL ediyor. Böylece, emekliler ve üç aylık alan 65 yaş üstü nüfusa seçim öncesi ve sonrasında da yapılacak ödemeler toplamı 24 milyar, 421 milyon liraya ulaşıyor.

 

S&P, not düşürdü

 

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor's (S&P), Türkiye'nin kredi notunu düşürdü. S&P'den yapılan açıklamada, Türkiye'nin yabancı para cinsinden kredi notunun "BB"den "BB-"ye, yerli para cinsinden notunun "BB+"dan "BB"ye düşürüldüğünü, görünümünün "durağan" olduğunu bildirdi.

 

Kredi notunun düşürülmesiyle ilgili olarak, Türkiye'nin makro ekonomik dengesizliklerinin arttığı belirtilen açıklamada, enflasyon görünümünün bozulduğu, Türk lirasında değer kaybı ve volatilite görüldüğü ifade edildi. Türkiye'nin mali pozisyonunun zayıfladığına dikkatin çekildiği açıklamada, ekonominin aşırı ısındığı da vurgulandı.

 

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, S&P'nin Türkiye kararına tepki gösterdi. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşunun daha önce Türkiye’nin kredi notunu Ağustos’ta gözden geçirmeyi planlandığını belirten Şimşek, "Açıkça bu kararın öne alındığı görülüyor. S&P kararının zamanlaması oldukça manidar! Not düşürmeyi erkene almalarını gerektirecek bir gelişme oldu mu?" dedi.

 

S&P Kıdemli Direktörü Frank Gill, Türkiye'nin notunu indirme kararının seçimle ilgisi olmadığını söyledi.

 

2 trilyon dolar vergi toplandı

 

Yeniçağ Gazetesi Yazarı Arslan Bulut, Merkez Bankası Eski Başkanı Durmuş Yılmaz’a dayandırdığı yazısında, AKP’nin 16 yıllık iktidarı boyunca 2 trilyon Dolar vergi topladığını hatırlatarak, "Yol, hastane ve tünel yaptık diyorsunuz. Ancak yaptığınız hizmetleri alt alta hesapladığımızda 2 trilyon yapmıyor. Bu paraları nereye harcadınız?" diye yazdı. Aslan, Durmuş Yılmaz'ın bir başka tespiti daha var:

 

"İthalata dayalı imalat sanayisi sebebiyle, 2002-2017 döneminde toplam 1.8 trilyon Dolar ihracata karşılık 2.78 trilyon Dolar ithalat yapılmıştır. Bu yanlış ekonomik modelin maliyeti, 1 trilyon Dolardır! 1 trilyon Dolar nereye uçmuş? İthalat yapılan ülkelere! Vergiyi topladılar, ithalata yatırdılar, ihracat ithalatı karşılamayınca ekonomi iflas noktasına geldi.” diye sordu.

 

 

ŞEKER FABRİKALARINDAN 4,5 MİLYAR TL

Başbakan Binali Yıldırım açıklanan paketin nasıl finanse edileceği konusunda, “AK Parti 15 yılda Türkiye’yi 3,5 kat büyüttüğüne göre, bütçe rakamlarını 120 milyarlardan 750 milyara kadar çıkardığına göre bunların da tabiki karşılığı olacaktır. Hamdolsun 2018’in Maliye Bakalığı’nın koyduğu hedeflerin üzerinde gelirler var. Dolayısı ile kaynak ile ilgili bir sıkıntımız yok. Yeniden yapılandırmadan da vatandaşımız devletle helalleştiği için para gelecek. Çeşitli şekilde satışlar var. Onlardan gelen paralar var. Ayrıca bu planlanan gelirlerin üzerinde gelir geliyor.” açıklamasında bulundu.

 

  

“ÜÇ MAYMUNU OYNUYORUZ”

 

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) – 2017’nin Ocak-Mart döneminde, dış ticaret açığı 12.6 milyar dolardı. Bu sene aynı dönemde yüzde 56.3 oranında artarak 19.7 milyar dolara çıktı. Biz Hükümet olarak, Basın olarak ve sivil toplum örgütleri olarak, üç maymunları oynuyoruz. İhracat artışını rekorlar olarak ilan ediyoruz. İhracattan her dönemde daha da fazla artan İthalat artışına, dış ticaret açığına  ve cari açığa gözümüzü ve kulağımızı kapatıyoruz. Dış ticaret açığını, yeni yatırımlar için makine ve teknoloji ithalatı için vermiş olsaydık, bu kadar sorun olmazdı. Oysaki biz bu açığı aslında doğa, iklim, kaynağımız elverişli olduğu halde ekmediğimiz pamuk gibi ham maddeler, üretmediğimiz iplik gibi ara malı ithalatı ve tüketim malı ithalatı için veriyoruz. Son on yıldır sürdürülemez olan, dış açıklar sorunu bu sene son kerteye dayandı. Erken seçimin bir nedeni de bu korkudur. Dış açıklar tablosu tıkanma sınırına ulaştı. Şubat'tan Şubat'a yıllık cari açık, 2017 yılında 34.1 milyar dolar iken, bu sene yüzde 56.3 oranında artarak 53.3 milyar dolara yükseldi. Döviz varlıklarımız ile döviz borçlarımızı gösteren Yatırım Pozisyon açığımız, 2016 yılında 356 milyar dolar iken 2018 Şubat ayında 469 milyar dolara yükseldi. Katma değer ve istihdam yaratan doğrudan yabancı yatırım sermayesi girişi azaldı. Gayrimenkul ve uluslararası sermayeli firmaların borçlanmaları hariç, doğrudan yabancı yatırım sermayesi girişi 2015 yılında 11.7 milyar dolar idi. 2016'da 6.9 ve 2017'de ise 5.6 milyar dolara geriledi. Yabancı sermayeli şirketlerin bir kısmı Türkiye'yi terk etti. Dış borç stoku 2017 sonunda 453.2 milyar dolara yükseldi.  Türkiye'nin Kredi Risk Swapı (Credit Default Swap-CDS) diğer ülkelere göre daha yüksektir. CDS, dış borç riskinin sigortasıdır. Kredi temerrüt sigortası gibidir. Dış borcun ödenmemesi durumuna karşı uluslararası bir sigorta yöntemidir. Geri ödeme riski yüksek olan ülkelerin CDS'si de yüksek olur. Dış borçlarda moratoryuma giden Yunanistan dışında, CDS'i en yüksek olan ülke Türkiye'dir. Dün riskli ülkelerden Brezilya 169, Rusya 132 iken Türkiye'nin CDS' i 195 idi. Bu sorunun çözümü yok mu? Çözüm için önce niyet gereklidir. Tek bir örnek vermek istiyorum. Türkiye, ihracatının yarısını AB ülkelerine yapıyor. Üstelik teknolojiyi de Avrupa'dan alıyor. Buna karşılık Avrupa'ya olan dış ticaret açığımız, toplam dış ticaret açığının yüzde 6.6'sıdır. Mali disiplin ile övünen AKP iktidarı, aslında daha da önemli olan kamu harcamalarında etkinliği ihmal ediyor. Günübirlik uygulamalar nedeniyle bütçe politikasını dışlıyor.2018 bütçesi, tamamıyla cari harcama bütçesidir. Cari transferlerin bütçe içindeki payı yüzde 39.25'tir. Bu harcamalar içinde bütçeden seçim popülizmi için dağıtılan paralar da yer alıyor. Buna karşılık sermaye giderleri ve sermaye transferlerinin payı yüzde 11.03'tür. Bu oran ancak mevcut yatırımların amortismanı kadardır. Yani bütçeyle devlet yatırım yapmıyor. Yatırımları özel sektöre bütçeleri borçlandırarak yapıyor.

 

 

 

“İYİ EKONOMİ OY ARTTIRIR; KÖTÜ EKONOMİ OY DÜŞÜRÜR”

Ali Nail Kubalı (Ekonomist) – “Her seçim öncesi bütçe dengeleri gözetilmeksizin çok büyük vaatler veriliyor. Bu seçimde de öyle oldu. Hükümet şimdiye kadar seçim öncesinde verdiği sözlerin bütçesini de tutturdu. Seçim sonrasında kimi vaatler yerine getirildi kimisi getirilmedi. Trilyonlarca liralık vaatlerde bulunabilirsiniz. Bu vaatler seçim sonrasında yerine getirilirse bütçe tutmaz. Getirmezlerse bütçe tutar. Bütün dünyada böyledir, seçim öncesinde vaatler verilir sonra yerine getirilmez. Bu vaatler seçim sonrasında uygulanmayabilir.

Bir hükümet normal süresinden önce seçime gidiyorsa mutlaka ekonomi bozuluyordur. Ekonomi iyiye gidiyorsa hükümet niye erken seçime gitsin. Ekonominin iyi yönetilmesi iktidarın oyunu artırır, kötü ekonomi oyları düşürür. Ekonomi iyiye gitmiyor ki erken seçim kararı aldılar. Seçimi erkene aldıklarına göre onlarda ekonominin daha da bozulacağını düşünüyor. Gidiş iyi değil, bunda zannediyorum hükümette mutabık. Kredi derecelendirme kuruluşları da şimdiye kadar ne bizim ne başka ülkelerin krizlerini öngörebildi. Sürekli yorum yapıyorlar, kriz olduktan sonra da ‘Biz uyarmıştık’ diyorlar. Ben kredi derecelendirme kuruluşlarının bu analizleri doğru yapabilme yetkinliğini sorguluyorum. Bir de iyi niyet kötü niyetlerini sorguluyorum. Aynı şeyi IMF için de söylüyorum. Bu kuruluşlar, geçmişte ne bizim krizleri, ne Asya’da yaşanan krizleri, ne de ABD’de yaşanan Mortgage krizini ön göremediler. Derinlemesine analiz yapma yetkinleri yok. Hiçbir krizi bilemediler.”

 

POPÜLİZM AĞIRLIKLI SEÇİM EKONOMİSİ

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) – “Ülkemiz, ekonomideki genel trendin bozulma dönemine girdiği bir süreç nedeniyle seçimleri öne almak durumunda kaldı. Zira Dış ticaret açığımız daha ilk üç ayda yüzde 28,8 oranında artış göstermiş bulunuyor. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 76,1 den  yüzde 72,7 ye gerilemiş bulunuyor. Gerek ekonomik güven endeksi gerekse reel kesim güven endeksi yıl başından beri düşüş trendinde. Döviz kurundaki düşüşler hızlandı. Gelişmiş ülke ekonomilerinin toparlanması nedeniyle, gelişmekte olan ülke paralarındaki düşüş oranı yüzde 4 dolayında ilken Türk parasının düşüş oranı yüzde 10’u çoktan aştı. Uluslararası  derecelendirme  kurumlarının olumsuz  notları ard arda gelmeye başladı.Sıcak  para olarak  borçlanma şansı azaldığı gibi giderek  pahalanıyor.Tüketici fiyat endeksi nisan ayında yüzde 10,33 olarak gerçekleşti. Geçen yılın aynı ayına göre 1.5 puanlık bir düşüş var gibi gözükse de,  bu yılın yükseliş trendinin ivmesi daha yüksek. Daha kötüsü üretici fiyat endeksi yüzde 16,37 olarak gerçekleşirken çok daha yüksek bir ivmeye sahip. Yükselen kurlar ve girdi ithalatındaki yükseliş nedeniyle daha da artma ve gelecek aylara yansıma sürecini sürdürecektir. Bütün bunlara Suriye krizi ve Batı ile ilişkilerin bozulması trendi eklendiğinde ekonomideki olumsuz gelişmeler çok ciddi boyutlara ulaşmaktadır. Daha çok ithalatın sürüklediği yüzde 5 dolayında geçekleşecek büyüme hızı ile turizmdeki canlanmanın bu olumsuz gelişmeleri göğüslemesi pek mümkün gözükmüyor.

Değinilen bu ekonomik koşullarda hükümet, bu seçim sürecini popülizm ağırlıklı bir yaklaşımla sürdürmek durumunda kalmıştır. Doğal olarak hükümete en büyük destek, her küçük gelişmeyi bir “müjde” olarak sunan iktidar yanlısı medyadan gelmektedir. Ancak bozulan ekonomik koşullar yeni ve popülist önlemleri zorunlu kılmıştır. Bunların en başında 12 milyonu aşan emekliye iki bayramda verilecek1000 liralık destektir. Sadece bu yıl geçerli olmasına rağmen, aileleri ile birlikte düşünüldüğünde geniş kitleleri etkileyeceği hesaplanmış olmalıdır. Oysa geçmiş seçimde muhalefetten gelen bu öneri şiddetle reddedilmişti. Ayrıca 65 yaş üstü yaşlı aylıkları, ikiye katlanarak 500 TL üzerine çıkarılmakta olup, burada da popülistyaklaşım kendini hissettiriyor. Diğer yandan öğrencilere tanımak istenen af ve çeşitli destekler yine bu kapsamda değerlendirilmelidir. Diğer yandan imar konusunda, haklı veya haksız, ama çoğu da yasal olmayan, imar düzenlemesi hem popülist,  hem de kaynak yaratmaya amaçları ile bir taşla iki kuş vurmaya yöneliktir. Yine sağlık hizmetlerinden yararlanmayan kimsenin kalmayacağı ve borçlu BAĞ-Kur’lulara yönelik düzenlemeler, kısmen çözümsüz kalmış sorunlara kısmı ve geçici; sürdürülebilirliği belirsiz bir çözüm olarak, yine popülizm kokuyor. Seçim sonuçları ortada olduğu sürece benzeri popülist yeni düzenleme örnekleri, geçmişteki yardım türleri gibi, yine gündemde olmaya devam edecek gibi gözüküyor.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Ali Naili Erdem, Hikmet Sami Türk, Namık Kemal Zeybek ve Ertuğrul Yalçınbayır, adayları yorumladı ve not verdiler…

“Yürürlüğe konan ekonomik uygulamalarla krizin atlatılamayacağı” görüşünde birleşen uzmanların uyarılarını “Ekonomi Yönetimi” duymuyor…

Filiz Eczacıbaşı, Erkan Sevinç'e 32. Uluslararası İzmir Festivali'ni anlattı

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test