Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

ABD Büyükelçi Vekilinden Gözlem'e Özel Açıklamalar

27.4.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Büyükelçi Joh Bass’ın görevden ayrılmasının ardından Washington yönetimi, yeni Ankara büyükelçisini henüz belirlemedi. ABD’yi hali hazırda Ankara’da büyükelçi vekili olarak temsil eden isim, Baş Maslahatgüzar Philip Kosnett. Gözlem’e özel açıklamalarda bulunan Kosnett, Suriye özelinde iki ülke ilişkilerinden OHAL’e ve İzmir’deki Amerikan yatırımlarına kadar çeşitli konularda çarpıcı mesajlar verdi.

Sayın Kosnett, İzmir’de sizi yeniden görmek çok güzel...

Teşekkür ediyorum. İzmir’e gelmekten her zaman büyük keyif duyuyorum, burası gerçekten Türkiye’nin en heyecan verici bölgelerinden biri. ABD’nin İzmir’deki varlığı çok eskiye dayanıyor. 1824’de Türkiye’deki ilk Amerikan diplomatik misyonu İzmir’de açılmıştı. Daha sonra var olan konsolosluğun, küresel çapta konsolosluk sayımızı azaltmamız kapsamında kapatılmak zorunda kalması beni üzmüştü. Ancak İzmir’de ticaret ateşeliği ofisimiz ve fahri konsolosumuz aracılığıyla ilişkilerimizi sürdürmekteyiz. “ABD İzmir’de” etkinliğimiz kapsamında buradayız. Siyasi, ekonomik, idari, ticari, tarım ve halkla ilişkiler gibi birçok departmanımızdan görevlilerimizle buradayız. İzmir Ticaret Odası’nda çok verimli toplantılar yaptık ve İzmir iş dünyasının önde gelen isimleriyle bir araya geldik. Üniversitelerde etkinliklerimiz oldu. Aslında bu tür etkinlikleri İzmir’de ve diğer şehirlerde sıklıkla yapıyoruz; ancak bu ziyaretimizde, söylediğim gibi, oldukça kalabalık bir kadro ile İzmir’deyiz. Bu da ülkelerimiz arasındaki ikili ilişkilerin en iyi biçimde yürümesine verdiğimiz önemin bir göstergesidir. Bu anlamda İzmir’de bizim için oldukça önemli bir merkez.“ABD İzmir’de” etkinliğini gerçekleştiriyor olmamızın nedeni, kendimizi İzmir’deki partnerlerimize ve İzmirlilere bir kez daha sunmaktır. Şu dönemlerde insanların Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkileri konuşuyor ve tartışıyor olmaları gayet doğal. Son zamanlarda oldukça önemli gelişmeler söz konusu oldu. Ancak biz bunların yanında uzun vadeli fırsatları konuşmalıyız. Bunların başında da karşılıklı ticaret ve yatırımların güçlendirilmesi geliyor. Havacılık, otomotiv ve başka sektörlerde İzmir merkezli olarak faaliyet gösteren Amerikalı veya Amerikan ortaklı çok sayıda şirket bulunuyor. Küçük çaplı yüksek teknoloji şirketleri de bunlara dahil. Siyasi alanda yaşananlara ragmen Amerika Birleşik Devletleri’ne ilgi duyan işadamlarının, eğitim ve sanayi kuruluşlarının varlığı oldukça heyecan verici.

Söylediğiniz gibi Türkiye ile ABD arasında önemli ticari bağlar var. Ancak bu kadar büyük potansiye sahip iki ülke için ticari ilişkilerin seviyesi sizce yeterli mi?

Kesinlikle ama kesinlikle yeterli değil. Ekonomik ilişkilerimizin ve ticaret hacmimizin olması gereken seviyeler çıkması için girişimcilerin çabalarının büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Önemli sahalarda ortaya çıkan küçük şirketler hızla büyüyorlar. Klasik deyimle, evinin garajında çalışmaya başlayıp Apple veya Microsoft’a dönüşen girişimlerden söz ediyorum. Bunların yanı sıra önemli boyuttaki Amerikan şirketlerinden Türkiye’de yatırım yapanlar var. Bu yatırımlar büyüyerek devam ediyor ve bunlara yenilerinin eklenmesi için de gerekenlerin yapılması gerekiyor. Türk şirketlerinden de ABD’de yatırım yapanlar söz konusu. Otobüs üretimi ve tarım teçhizatları üretimi yapan bazı Türk firmalarının ABD’de yatırım yaptıklarını görmek sevindirici.

Peki bütün bunların artması için yapılması gereken ne?

Dürüstçe söylemek gerekirse siyasi ilişkilerde ve güvenlik durumunda kat edilecek olumlu gelişmelerin etkisi muhakkak olacaktır. Türkiye’ye gelen Amerikan delegasyonları her zaman üst düzeyde ağırlanmıştır ve ağırlanıyor. İş ve ticaretin, siyasetten ayrı olması gerekiyor. Burada “gerekiyor” kelimesini vurguluyorum. Ama işadamlarından duyduğumuz kadarıyla bu ayrım, tam olarak gerçekleşemiyor. Yatırımcılar, işlerini büyümek noktasında, daha fazla yatırım yapmak noktasında kaygı duyuyorlar. Bu kaygı, güvenlik konularından ve yargının durumundan kaynaklanıyor. OHAL, birçok Amerikan şirketi için bir soru işareti. OHAL nedeniyle Türkiye’den vazgeçip başka ülkelerde yatırım yapmayı tercih edebiliyorlar. Ancak bunun yanında bazı şirketlerimiz, Türkiye’deki güvenlik durumu ile ilgili olarak kabaca bir araştırmanın ötesinde detaylı inceleme yapıyorlar. Ve görüyorlar ki Türkiye’nin batı bölgeleri, yatırım yapmak için gayet güvenli. Ama başkaları CNN’de izledikleri, Türkiye’nin güneydoğusundaki trajedi haberleriyle yetiniyor.

Türkiye’deki OHAL uygulaması hakkında hangi noktadasınız?

Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti, Türkiye’de OHAL’in gerekliliğinin artık olmadığını düşünmektedir. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından olağandışı uygulamalara Türkiye’nin neden gerek duyduğunu anlıyoruz. Şu an gelinen durumda OHAL uygulamasının Türkiye’ye faydadan çok zarar vermekte olduğunu düşünüyoruz. Bu zarar, Türkiye’nin dış ticaretinde ve yatırımlarda kendini gösteriyor. Dolayısıyla OHAL’in yakın zamanda kaldırılmasını umuyoruz.

Suriye konusunda Türkiye ve ABD, karşılıklı olarak ne durumda? Müttifikler mi, yoksa ayrı cephede mi buluyorlar?

Biliyorsunuz, Şubat ayında (o dönemin) Dışişleri Bakanı Tillerson Ankara’ya geldi ve Suriye konusunda iki ülkenin nasıl ortak bir tavır alabileceği konusu masaya yatırıldı. Washington’da yaşanan yönetimsel değişikliklere bağlı olarak bu ziyaretin sonuçlarında belli değişiklikler oldu mu sorusuna vereceğim yanıt, hayır. Hükümeimiz, Türkiye ile ilişkilerin yeniden en iyi seviyeye gelmesi gerektiğini düşünüyor ve bunun yolunun da Suriye konusunda ortaklıktan geçtiğini düşünüyor. Tillerson, Ankara’da çok net bir biçimde ABD’nin Suriye’deki müttefikinin Türkiye olduğunu ifade etmişti. Hükümetimiz, PKK ile mücadelede Türkiye’ye verdiği desteği artırdı. Daeş, PKK ve benzeri örgütlere karşı işbirliğimiz söz konusu. Yani sessiz sedasız yapılan bir sürü ortak çalışma var. Türkiye Cumhurbaşkanı ve ABD Başkanı, ilişkileri yeniden inşa emek yolunda karalılığa sahip. Bu elbette bir gecede olacak bir iş değil. Tüm ortaklıklarda olduğu gibi güven inşa etmek için gün be gün çalışmanız gerekiyor. Ama bunu yapabileceğimize inanıyorum. Tüm bunların yanında tartışmalı durumda bulunan konular da var.

YPG meselesi gibi mi?

YPG bu konulardan biri. Şunu söylemek istiyorum; ABD, YPG ile yaptığı askeri işbirliğinin geçici olduğunu net bir biçimde dile getirdi. Onlarla çalıştık, çünkü bölgede Daeş ile mücadelede çok etkin bir grup. Ve ilişkimizin kalıcı olmadığını bir kez daha ifade etmek istiyorum. Hem genel olarak hem de özel görüşmelerde, bölgede bağımsız veya otonom bir Kürt varlığını desteklemediğimizi ifade ettik. Bunun yanında PYD ile de uzun vadeli bir siyasi işbirliği öngörmüyoruz. Türk doslarımız, doğrutuda ABD’nin hızlı adımlar atmasını bekliyorlar. Bu adımlar inanıyorum ki atılacaktır.

Türkiye ile ABD ilişkileri söz konusu olduğunda tüm yollar Suriye’ye çıkıyor. Yakın zaman önce ABD ordusu, Suriye’nin bazı bölgelerine bombardıman gerçekleştirdi. Suriye konusunda gelecek projeksiyonunuz nedir?

Suriye’de gerçekten tam bir trajedi yaşanıyor. Başlangıçta söylemeliyim ki ABD Hükümeti ve Amerikan halkı, Suriyeli mülteciler konusunda Türkiye’nin ortaya koyduğu insani tavrı ve misafirperverliği büyük takdirle izlemektedir. Tüm hükümetler, Suriye’deki durum ile ilgili bulunmaktadır. Suriye’de barışın ve ekonomik yeniden yapılanmanın tesis edildiğini görmek istiyoruz. Bu noktada Türk iş dünyası da önemli bir rol üstlenecektir. Türk inşaat sektörü gerçekten efsanevi, sefere çıkan bir ordu gibi ve adeta bir vurucu güç. Yaptığımız bombardımana gelince; bunu yönetimin kimyasal silah kullandığı bölgelerde gerçekleştirdik. Hükümetim ve başkanımız, kimyasal silah kullanımına karşı bir iltimas söz konusu olmaması gerektiğini kararlılıkla inanmaktadır. Suriye Devlet Başkanı, kendi insanlarına karşı kimyasal silah kullandı. Bu utanç vericidir ve bunun nasıl bir ihanet olduğunu ifade edecek sözcük bulamıyorum. Ayrıca Türk hükümetinin, ABD’nin söz konusu operasyonunu desteklemesinden de büyük mutluluk duyduğumuzu ifade etmeliyim. ABD’nin Suriye’ye gerçekleştirdiği bombardımanın devam etmesini amaçlıyoruz. Suriye’deki sorunların çözümünde askeri seçeneğin bütünsel bir çözüm sağlamaya yetmeyeceğini düşünüyorum. Askeri aygıt ile birlikte diplomatik, ekonomik ve kültürel aygıtların da Suriye sorununun çözümünde hükümetlerce kullanılması gerekiyor.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, 81 milyon için “çok önemli olan” konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. İşte, uzman görüşleri…

GÖZLEM, “kanayan yara” hâline gelen “göçmen” konusunu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte görüşleri…

Türkiye’yi de yakından ilgilendiren zirveyi emekli büyükelçi Mehmet Dönmez, GÖZLEM için yorumladı.

GÖZLEM bu soruyu uzmanlara sordu, işte Hikmet Sami Türk, Namık Kemal Zeybek, Ertuğrul Yalçınbayır, Yekta Güngör Özden, Prof. Dr. Hüsnü Erkan, Can Pulak, Muzaffer Tunça...

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, ülke için açılan “Cumhurbaşkanlığı Hükümetli” yeni sayfa ve CHP’deki kavga konusundaki sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test