Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Yerel demokrasi ve yerel yönetimler

27.4.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Günümüzde demokrasi, katılımcılık, saydamlık ve yerelleşme kavramlarının önemi giderek artmaktadır. Yerelleşme, küreselleşmenin yarattığı olumsuzluklara bir karşı duruş olduğu kadar, yüzyılımızın anahtar sözcükleri haline gelen katılımcılık, saydamlık ve demokratikleşmenin yaşama geçirilmesinde de çok önemli bir işleve sahiptir. Günümüzün çok sözü edilen bu kavramlarına, özellikle demokrasi ve yerelleşmeye, yeni anlamlar yüklenerek gerçek anlamlarından, işlevlerinden saptırılmaya çalışılmaktadır. Bu nedenle, anlam ve işlevlerinin açık ve net olarak tanımlanması gerekmektedir.        

 

Demokrasi

    

Çağdaş demokrasilerde, siyasal katılımın tek yolu seçim olmaktan çıkmıştır. Günümüzde yurttaşların siyasi partilerde, sosyal kuruluşlarda, sivil toplum kuruluşlarında toplumsal ve siyasal yaşama aktif olarak katıldıkları bir demokrasi modeli öne çıkmaktadır.

 

Günümüzün değişen koşullarında demokrasi tanımlarına yeni unsurlar eklenmiştir. Ahmet Taner Kışlalı, çoğulculuğun sayıdan çok farklılıktan kaynaklandığını, demokrasinin amacının, farklılıkları yok etmek değil, uzlaştırmak olduğunu belirterek,  ‘demokrasi, farklılıkların birlikte yaşama biçimidir’ şeklinde tanımlamaktadır. 

 

Emre Kongar ise, günümüz demokrasi kavramında öne çıkan en önemli kavramın, bireysel hak ve özgürlükler olduğunu belirterek, demokrasi sadece çoğunluğun yönetimi olarak ele alındığında, her türlü baskıya, faşizme, dini kurallara göre yönetilen toplumlara açık hale getirileceğini ileri sürmektedir. Kongar, demokrasiyi şöyle tanımlamaktadır: “Demokrasi, temel hak ve özgürlüklerin güvencede olduğu bir çoğunluk yönetimidir.”      

      

 

Yerelleşme

 

Günümüzde yaşamın her alanında yaşanan küreselleşme olgusu ile birlikte yeni süreç ve kavramlardan söz edilmeye başlanmıştır. Bu kavramlardan biri, bazen küreselleşme karşıtı bir kavram olarak, bazen onunla birlikte ve onu bütünleyen bir kavram olarak söz edilen yerelleşmedir.

 

Cevat Geray, özünde yönetim yapısının aşırı özekselleşmiş (merkeziyetçi) bir yapıdan kurtarılması, bölgesel ya da yerel işgörülerin yerinden yönetilmesi ve yerel toplumların özerk, demokratik, saydam, verimli bir yönetime egemen olmalarını ifade eden yerelleşmeye, son yıllarda farklı anlamlar yüklenmeye çalışıldığını belirtmektedir. Böylece yerelleşme, yerinden yönetim (adem-i merkeziyet, decentralization) ve işlerin yerel halka en yakın düzeyde görülmesi (subsidiarity) ilkelerine göre yerel yönetimlerin güçlendirilmesi anlamından saptırılmış olmaktadır.    

 

Diyalektik bakış açısıyla, küreselleşmenin yarattığı bazı olumsuz etkilerin, yerel değerlerin ve yerelleşmenin önem kazanmasına yol açtığını söylemek mümkündür. Bu bakımdan küreselleşmenin neden olduğu yerel ve ulusal kültürlerin zayıflaması karşısında, yerel ve ulusal değerlere sahip çıkılması, güçlendirilmesi önem kazanmaktadır. Böylece yerelleşme ile küreselleşmenin olumsuz etkilerinin azaltılması mümkün olabilecektir. Aynı şekilde küreselleşmenin olumlu etkilerinden olan demokrasi, insan hakları, katılım ve saydamlık gibi kavramların yaygınlaşması da yerelliğin, yerelleşmenin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

 

Özetle yerelleşme, yerel topluluklara ait işlerin o topluluk tarafından şekillendirilmesi ve denetlenmesidir. Bir başka tanımla yerelleşme; yerel ekonomilerin, toplumsal güçlerin ve kültürlerin gelişmesini, güçlenmesini hedefleyen, plan ve program çerçevesinde sürdürülen bir yerinden yönetim ve katılım sürecidir.

 

Yerelleşmenin Temel Unsurları

 

Yerelleşmenin yaşama geçirilmesi ile katılımcı demokrasinin temel nitelikleri olan; ‘tüm halkın kararlara ve yönetime tam katılımı’, ‘demokrasi eğitimi-halkın demokrasiyi yaşayarak öğrenmesi’, ‘özerk, demokratik, açık ve saydam yerel yönetim’ mümkün olabilecektir. Aynı zamanda tüm yerel güçlerin ekonomik, sosyal ve kültürel dinamiklerin harekete geçirilmesi ve koordinasyonunu içeren bir örgütlenme, iletişim ve eylem sürecidir.  Bu bağlamda, yerelleşmenin 5 temel unsuru şu şekilde sıralanabilir:

 

1- Katılımcılık: Tüm yerel halkın kendileri ve çevreleri ile ilgili kararlara tam katılımının ve denetiminin sağlanması;

2- Saydamlık: Yerelleşme sürecinde yer alan tüm kurum ve oluşumların açıklık ve saydamlığının sağlanması; 

3- Demokrasinin Güçlenmesi: Ulusal ve yerel çerçevede demokratikleşmenin sağlanması, merkezi yönetimin yerel yönetimlere daha fazla yetki tanıması, sivil toplum örgütlenmelerinin güçlendirilmesi, ademi merkeziyetçi yaklaşımın benimsenmesi ve halkın ‘demokrasiyi yaparak, yaşayarak öğrenmesi’ anlayışına dayalı bir demokrasi eğitiminden geçirilmesidir.

4- Örgütlenme, İletişim ve Eylem: Yerelleşme, Tüm yerel güçlerin harekete geçirilmesini ve koordinasyonunu içeren planlı bir örgütlenme, iletişim ve eylem sürecidir.          

5- Toplumsal, Ekonomik ve Kültürel Gelişme: Yerelleşme, bir yandan demokrasinin gelişmesine katkılarda bulunurken, diğer taraftan toplumsal, ekonomik ve kültürel her alanda gelişmeyi öngörmektedir. Yerelleşme projesi ile yereldeki mevcut potansiyel ortaya çıkacak, yerel değerler ve zenginlikler önem kazanacaktır.  

 

(4) Gelecek Yazı: Yerel yönetimlerde katılımcılık ve toplumsal ilişkiler

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, 81 milyonu ilgilendiren bu konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara “Ne yapılmalı” diye sordu; işte görüşleri…

Uzmanlar, “Tedbirlerdeki eksiklerin ve gecikmelerin çözümü zorlaştırdığının” altını çiziyorlar. İşte görüşleri…

GÖZLEM, siyasetin duayenlerine sordu; işte onların görüşleri…

9 Eylül; İzmir’in düşman işgalinde kurtuluş günü… Zaten “Eylül”, Ege’nin pek çok il, ilçe, kasabasının kurtuluş günlerini yaşadığı” bir ay!.. Böyle bir ayın 7’sinde, C...

GÖZLEM, “Ekonomik kriz ve alınan tedbirler” konusunu, masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; işte görüşleri…

GÖZLEM, uzmanlara sordu; “Muhalefet ne yapmalı”, işte onların görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test