Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Yerel yönetimler; demokrasinin temel dayanağı

13.4.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Prof. Dr. Ferlâl Örs ve Gazeteci Yazar Mehmet Şakir Örs, yaklaşan yerel seçimleri mercek altına aldı

Prof. Dr. Ferlâl ÖRS:Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi. E. Ü. İktisat Fakültesi Sosyal Politika Bölümü mezunu. 1999’da iletişim doktoru, 2004’te iletişim bilimleri doçenti, 2011’de profesör oldu. Sosyal politika, yerel yönetimler, ekonomi ve iletişim alanlarında gerçekleştirdiği çalışmaları bilimsel dergilerde ve kitaplarda yayımlandı. Çok sayıda gazete ve dergide makaleler yazdı. Ulusal ve uluslararası toplantılarda bildiriler sundu ve konferanslar verdi. 

Mehmet Şakir ÖRS:Gazeteci-Yazar. E.Ü. İktisat Fakültesi Ekonomi Bölümü mezunu. Çok sayıda yayımlanmış kitabı ve gazetecilik ödülleri var. Tariş Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanlık Danışmanlığı ve İZFAŞ (İzmir Fuarı)  Genel Müdürlüğü görevlerinde bulundu. İletişimevi’ni kurdu. Birçok gazete ve dergide makaleleri - araştırmaları yayımlandı. CHP İzmir il yöneticiliği yaptı. Halen gazetemizde yazılarını sürdüren Örs, Türkiye Yazarlar Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Dil Derneği ve Edebiyatçılar Derneği üyesi

 

Yerel Yönetimlerde Üretkenlik, Katılımcılık ve Toplumsal İlişkiler...

 

Kent, kentleşme, kentlilik bilinci, yerellik, yerelleşme… Günümüzün üzerinde çokça yazılan ve konuşulan kavramları. Yerel yönetimler ise yaşamımızın önemli bir bileşeni. Günlük yaşamımızın her anında ve hayatımızın her döneminde bu olgularla karşılaşmamız olası. Kent yaşamının, yerel yönetimler alanının toplumsal, siyasal, sosyal ve kültürel boyutları var.

Önümüzdeki 2019 yılının mart ayında yerel seçimler var. Bu kritik seçime neredeyse bir yıldan da az bir zaman kaldı. Ülkemiz, hepimiz için çok önemli bir yerel seçim sürecini yaşarken, yerel yönetim alanındaki araştırmalarımızı, görüşlerimizi, deneyimlerimizi ve önerilerimizi, konuya ilgi duyan çevrelerle ve çok değerli Gözlem okurlarıyla paylaşmak istedik.

İstedik ki, toplumcu dünya görüşünün ışığında hazırladığımız ‘Toplumsal Belediyecilik’ yazı dizisi, bu alanda görev alacaklara, bu alana ilgi duyanlara ışıldak görevi görsün; mini bir rehber olsun, yol haritası oluştursun. Eğer çalışmamız bu işlevi yerine getirebilirse çok sevineceğiz.

Gelecekte demokrasinin özgürce solunduğu, güzelliklerin hakça paylaşıldığı kentlerimizde ve ülkemizde; kardeşçe, dostça, doyasıya mutlu yaşamak dileğiyle…

Yarına, geleceğe merhaba!..

 

Toplumların gelişim süreci ile kentleşme olgusu arasında yakın bir bağ vardır. Toplumsal gelişim hızlandıkça, beklentiler de yükselmektedir. Giderek insanlar daha modern yerleşim birimlerinde yaşamayı arzulamakta ve daha kaliteli hizmet talep etmektedirler. Bu süreç ister istemez kent ve kentli kavramını da beraberinde getirmektedir. 

Yurttaşların talep ettiği hizmetler, merkezi yönetimlerin yerleşim birimlerindeki uzantılarının yanı sıra, o birimde örgütlenmiş yerel yönetim tarafından karşılanmaktadır. Bu durum hem yurttaşla yerel yönetim, hem de yerel yönetimle merkezi yönetim arasında kopmaz bağlar oluşturmaktadır. Yerinden yönetim olarak da tanımlanan yerel yönetimi, Prof. Dr. Korel Göymen, “halkın ortak yerel gereksinmelerini karşılamak amacıyla oluşturulan ve halkın kendi eliyle seçtiği organlarca yönetilen bir sistem” olarak tarif etmektedir.

Türkiye’de yerel yönetim birimleri denince köy, il özel idaresi ve belediye anlaşılmaktadır. Ancak nüfus yapımızın son yıllarda kentlerden yana değişmesiyle ilk akla gelen elbette belediyeler olmaktadır. Yakın geçmişte ülkemizde yoğun biçimde yaşanan ve hala etkileri devam eden kırdan kente göç dalgaları, kentlerin bir yandan nüfusunu artırırken, diğer yandan sorunlarını ve dinamizmlerini de o oranda artırmıştır. Tabii belediyelerin etkinliği de o ölçüde güçlenmiştir. Ana kentlerde yeni büyükşehir belediyesi ile bütünşehir yapılanmaları ve bunların alanlarının giderek daha da büyütülmesi gündeme gelmiştir.

 

Kent - Kentli ve Belediye

Kentler, toplumun en dinamik kesimlerinin yaşadıkları alanlardır. Bu dinamik kesimlerin hizmet beklentileri de büyüktür. Yurttaşın talep ettiği hizmetlerin çeşitliliği ve niteliği, yurttaşla yerel yönetim arasındaki ilişkilerin de temel belirleyenidir. Prof. Dr. Ruşen Keleş’in sınıflandırmasıyla yerel yönetim-yurttaş ilişkilerinin siyasal, yönetimsel ve toplumsal boyutları vardır. Bu boyutlar aynı zamanda yerel yönetimle merkezi yönetim arasındaki ilişkileri de şekillendirmektedir.

Kent yaşamı sorumluluklarla birlikte hakları da gündeme getirmektedir.  Kentte yaşayan insanın kente karşı sorumlulukları olduğu gibi, temel konularda çağdaş, eşit ve hakça hizmet alma hakkı da vardır.  Biz buna kısaca kentlinin çağdaş yaşam hakkı diyoruz. İşte yerel yönetimler, yasaların ve yönetmeliklerin kendilerine verdiği görevler ve yetkiler ışığında, kentlinin beklediği ve talep ettiği çağdaş yaşama uygun hizmetleri, zamanında ve adaletli olarak yerine getirmekle yükümlüdürler.

 

Yerel Demokrasi Odakları

 

Küreselleşen günümüz dünyasında, yaşam kendi diyalektiğini yine kendisi örmektedir ve yerelin önemi her geçen gün artmaktadır. Ancak bu etkinliğin örgütlenme ve kullanım biçimi önemlidir. Kimi kötü örneklerde görüldüğü gibi, yerel yönetimler, kişisel, grupsal, cemaatsel ya da partisel yapıların güç ve iktidar odakları mı olacaktır, yoksa gerçek demokrasinin, dayanışmanın ve katılımcılığın yerel odakları mı? İşte bu soruya verilecek yanıt önemlidir. Elbette yalnızca verilecek yanıtla sınırlı kalmayıp, hayatın içinde duruş ve davranışları sınamak gerekmektedir. Bu aynı zamanda yaşamın turnusolunda partilerin ve yerel yönetim kadrolarının-adaylarının, anlayışlarının ve duruşlarının test edilmesi olacaktır. Bu test de, yerel yönetimlerin programlarından, kadrolarına, kararlarından toplumsal ilişkilerine kadar uzanan geniş ve derin bir süreci kapsamaktadır.  

 

Yerel yönetimler yerel kamusal hizmet birimleridir. Yerel kamusal hizmetlerin en yüksek yurttaş katılımıyla ve en saydam yöntemlerle halka ulaştırılması gerekmektedir. Tabii bunun için de katılımcılık kanallarının güçlü olması, demokratik denetim olanaklarının varlığı ve hapsinden önemlisi yüksek bir kentlilik bilinci temel koşullardır.

Toplumsal Belediyeciliğin İlkeleri

Toplumsal, katılımcı ve sosyal belediyecilik anlayışının temel ilkeleri olarak çağdaşlığın, özgürlüğün, dayanışmanın ve katılımcılığın altını kalınca çizdik. Bunlarla birlikte, yerelin ve yerelleşmenin önemini sözde öne çıkarıyor gibi görünen, ancak onu ulusal demokrasi ile karşı karşıya getiren cemaatsel yaklaşımlarla; temel kamu hizmetlerini ‘yerelleştirmeyi sağlıyoruz’ görüntüsü altında piyasa koşullarına terk eden özelleştirmeci, tüccar siyasetçi politikalara da dikkat çekilmelidir.

Ulusal düzlemdeki demokrasi ile yerel demokrasi birbirinin tamamlayıcısı ve bütünleyenidir. Toplumsal belediyeciliğin yerel demokrasi anlayışı ile merkezde ve yerel yönetimlerde izlenen çağdışı anlayışlar bir tutulamaz ve birlikte değerlendirilemez.

Kamu hizmeti insan odaklı olmalıdır. Kentlerde yerel yönetim hizmetlerinin merkezinde de insan vardır, kentli vardır. Yurttaş ve kentli, asla ‘müşteri’ olarak görülmemelidir.

 

Üretken, Verimli Hizmet Belediyeciliği

 

Toplumsal ve sosyal belediyeler, yerel yönetim birimleri, en geniş kesimlere adaletli ve hakça hizmet götürmeyi kendilerine en öncül görev olarak görürler. Asla savurganlık yapmazlar. Gösteriş harcamalarından kaçınırlar. Alt yapı hizmetini kaldırım yenilemekten, kültürel hizmeti de pahalı konser, festival organizasyonu yapmaktan ibaret sanan tutumun, toplumsal belediyecilik anlayışı ile ilgisi olamaz. Sosyal belediyeler, sürekliliği olan ‘toplumsal hak’ ve ‘toplumsal hizmet’ kavramlarını kendilerine rehber edinirler.

Sosyal demokrat ve toplumcu belediyecilik anlayışı, kamunun, halkın, kentlinin çıkarlarını her şeyin üzerinde görür, Buna koşut olarak üretken, verimli hizmet programları hazırlar ve kent planlamaları yapar. Doğayı ve çevreyi korur. Kentlerin tarihine, tarihsel ve kültürel değerlerine sahip çıkar. Saydamlığı temel ilke edinir. Böylesi bir anlayışla yönetilen belediyelerde, imar uygulamaları başta olmak üzere tüm akçeli çalışmalar, ihaleler ve satın almalar saydamdır ve başta kentlinin denetimi olmak üzere, her türlü denetime açıktır.

 

Sosyal demokrat belediyecilik, yerelden evrensele uzanan ve tüm toplumu kucaklayan bir belediyecilik anlayışıdır. Toplumsal, sosyal belediyeler, aydınlanmanın yerel kaleleridir. Eşitliğin, özgürlüğün, toplumsal adaletin ve sosyal demokrasinin kaldıracıdırlar.

 

(2) Gelecek Yazı: Dünyada ve ülkemizde belediyecilik

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, 81 milyonu ilgilendiren bu konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara “Ne yapılmalı” diye sordu; işte görüşleri…

Uzmanlar, “Tedbirlerdeki eksiklerin ve gecikmelerin çözümü zorlaştırdığının” altını çiziyorlar. İşte görüşleri…

GÖZLEM, siyasetin duayenlerine sordu; işte onların görüşleri…

9 Eylül; İzmir’in düşman işgalinde kurtuluş günü… Zaten “Eylül”, Ege’nin pek çok il, ilçe, kasabasının kurtuluş günlerini yaşadığı” bir ay!.. Böyle bir ayın 7’sinde, C...

GÖZLEM, “Ekonomik kriz ve alınan tedbirler” konusunu, masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; işte görüşleri…

GÖZLEM, uzmanlara sordu; “Muhalefet ne yapmalı”, işte onların görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test