Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Hükümütte döviz çatlağı

6.4.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Arkamızdan iş çeviriyorlar” dedirten çatlağı tamir etmek için Hükümet “Ekonomik paket” getiriyor. Konuyu GÖZLEM uzmanlara sordu, işte görüşler…

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde, “Sorun reel sektörün döviz borçları. Ne yapacağız? Meşhur ABD Başkanı JF Kennedy'nin lafı var; 'çatıyı güneşliyken tamir etmek lazım.' Şu anda faizler nispeten düşük; ekonomiler büyüyor ama yağmur yağacak. Bunlar için tedbir alıyoruz. Döviz borçlanmaya sınır getireceğiz; KOBİ'lerde yaptık. Büyükler yönetebildiklerini söylüyor ama görüyoruz yönetemiyorlar; tedbiri alacağız” sözleriyle ülke ekonomisine ilişkin tedbirlerin alınması gerektiğine dikkat çekti. Şimşek daha önce de “Belki fırtına kopacak, tedbir almak zorundayız” ifadesini kullanmıştı.

Şimşek’in bu sözlerinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere AKP çevrelerinden “Affedilir yanı yok” gibi açıklamalar geldi. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında, “ismini vermediği bazı partililerin ekonominin sıkıntıda olduğu yönünde açıklamalar” yaptığına dikkat çekerek, “Bu tür yanlışları yaparlarsa affedilir yanı yok” diye konuştu.

Konuşmasında sözü ekonomiyle ilgili olumsuz görüş bildirenlere getiren Erdoğan, şöyle dedi: “Bütün bu kredi derecelendirme kuruluşlarının nasıl yayınlar yaptığını, Türkiye’ye küresel sermayenin girmemesi için ne gibi gayretler içerisine girdiklerini biliyorsunuz. Hatta aramızdaki bazı arkadaşların, kusura bakmasınlar ülkemizdeki ekonomik durumun sıkıntı olduğuna dair açıklamalar yapacak kadar yanlışın içine düştüklerini de ve bunu toplantılarda yaptıklarını duymak bizi üzmüştür. Bir insan kendi ayağına kurşun sıkar mı? Ve ülkenin bu psikolojik üstünlüğünü uluslararası camiaya vermesi gereken arkadaşlarım bu tür yanlışları yaparlarsa bunun affedilir yanı olamaz. Felaket tellalları zaten davul zurna dolaşıyorlar. Onlar yetmiyor mu? Bize ne oluyor?”

Merkez Bankası’nı da suçlayan Erdoğan, “Dışarı gittik, Merkez Bankası faiz arttırdı, arkamızdan iş çeviriyorlar” dedi. Hafta içinde Şimşek’in istifa ettiği haberleri dolaştı. Şimşek, tiwitter hesabından “İstifa yok, göreve devam” açıklaması yaptı. Şişmek’i Başbakan Binali Yıldırım’ın ikna ettiği belirtiliyor. Yıldırım, yaptığı açıklamada “Anlaşmazlık da, istifa da yok” dedi.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından, danışmanı Yiğit Bulut, yazarı olduğu gazetesindeki köşesinde çok sert bir yazı kaleme aldı. “’Anlaşılmıştır’ deyip Davos kafasıyla bildiğini okuyanlar!” başlıklı yazısında, “Aramızda çok akıllılar var! Sürekli ‘ikili oynayıp’ yakalanınca ‘aptala yatıyorlar’!” dedi. “Kimler mi?” diye soran Bulut, “Son birkaç gündür sizler de farkına mutlaka vardınız! Her alanda ‘ülke yararına davranır gibi görünüp, bildiğini okuyanlar’! Faiz konusunda Cumhurbaşkanımızın yanında görünüp, arkadan eylemde-söylemde iş çevirenler.” ifadelerine yer verdi.

 

“YÜKSEK BÜYÜMENİN SEVİNCİ KISA SANCISI UZUN OLUR”

 

Muzaffer Demirci (Prof. Dr.) – “Dünyada enflasyon dönemi bittiği, hatta ABD ve AB, ekonomilerinin canlanması için biraz enflasyon artışını istedikleri halde, biz seçim için para dağıtıyor, düşük faizli Kredi Garanti Fonu (KGF) destekli kredilerle harcamaları artırıp hormonlu büyüme ve enflasyonu yükseltmeye çalışıyor ve ekonomiyi sürekli ısıtıyoruz.

Dünya finansla ilgili çevrelerin yakından izlediği bir haberde ‘Türkiye ekonomisinin aşırı ısınmış olması Erdoğan’ı zamanla yarışmaya zorluyor’ deniyor. ‘Gelecek yıl kritik bir seçime gidecek olan Erdoğan’ın ekonomide bir türbülans sarsıntı olasılığına karşı gerekli tedbirlerin alınması, ancak ekonomiyi yavaşlatacak tedbirlere sıcak bakmadığı’ vurgulanıyor. 

Dünya finans çevrelerinin dilinden konuşan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ile olan fikir ayrılığı bu nedenle gündeme gelmektedir. Ekonomide sarsıntı konular ise şunlardır:

1) Türkiye geçen yıl yüzde 7.4’lük bir oranda hızlı büyüdü. Ancak cari açık, dış borç ve enflasyon oranlarını artırdı ve TL’nin çöküşünü hızlandırdı.

2) Türk şirketleri Türkiye ekonomisini yüzde 40’lara varan bir borç yüküne ulaştırması bankaları da olumsuz etkilemeye başladı.  Büyük şirketlerin borçlarını yeniden yapılandırmaları için bankalarla yakın temasları gelecek açısından olumlu görünmemektedir.

3) Ekonomi dışa bağımlı olduğu için dış kaynak bulma sorunları ağırlaşmakta.

4) bu ortamda uygulanacak ekonomiyi canlandırma politikaları bir döviz krizi yaşama olasılığını artırıyor. İşte rekor büyümenin uluslararası finans dünyasında coşkuyla değil, kaygıyla karşılanmasının nedeni budur. ‘Kırılgan büyümenin sevinci kısa sancısı uzun olur’ diye yazan yazarlar, gelecek yılki büyümenin sürdürülebilir olmadığını vurguluyor.

Türkiye’de bu sorunları açıkça tartışmanın ve dış dünyanın kabul edebileceği makul bir olgu yaratma olasılığı zayıf görünüyor. Sayın Erdoğan ile Sayın Şimşek arasındaki fikir ayrılığındaki yansımalar da bunu gösteriyor. Bu yüzden iş dünyası da bu gelişmeleri kaygı ile izliyor ve çok kısa vadeli planlarla işlerini yürütmeye çalışıyor. Yatırımlardan ise uzak duruyor.

Dışa bağımlı bir ekonomide ithalat artışı cari açığı, dış borcu ve enflasyonu artıracaktır. Borçların ödenmesi halinde ülkeden net kaynak transferine neden olacaktır. Bir ülkede dış dünyaya transfer edilen kaynak çıkışı oranı büyüme hızından yüksek olursa o ülkenin yoksullaşmaya başladığı unutulmamalıdır.” 

  

“AKIL VE NASİHAT EMİR VERMEKTEN KOLAYDIR”

 

Mustafa Günenç (Emekli Banka Genel Müdürü) – “Akıl ve nasihat vermek emir ve talimat vermekten daha kolaydır. Çünkü akıl ve nasihat vereninin sorumluluğu yoktur. Ekonomiden sorumlu bakanımızın döviz borçları konusundaki uyarılarında büyük haklılık vardır. Çünkü para ekonomisinin kuralı borçlandığın parayla ticaret yaptırır. Diğer bir ifadeyle döviz getirici işlemin yoksa dövizle borçlanmayacaksın. Ancak şurada Sayın Bakan Mehmet Şimşek haksız. Hitap ettiği kitledeki şirketlerin finans yetkilileri en az kendisi ve bankalar kadar döviz işlemlerini bilmektedir. Şirketlerin dövizle borçlanması vaktiyle devletin açtığı ticari kuralla ters bir kapıdır. İş adamı da bu kapıdan girmiştir ve de borçlanmıştır. Sayın Bakanın bir yanlışı da belki de bunu işadamlarının ve medyanın önünde söylememesi gerekirdi. Doğru, doğru zamanda ve doğru yerde söylendiğinde netice alır.

Diğer taraftan Sayın Cumhurbaşkanının bu doğru yerde söylenmeyen lafa tepki göstermesi normaldir. Ancak faizin emirle düşmeyeceğini de bunca yıllık tecrübesi olan Sayın Cumhurbaşkanı da çok iyi bilmektedir. Cumhurbaşkanlarımızın danışmanları, Sayın Şimşek’in açıklamalarının ardından esip gürlediler. Sayın Şimşek’in makamında onlar olsalardı aynı fikirde olmayacaklar mıydı? Sonuç olarak ekonomi politikasının orta vadelide olsa cari açık vermeyecek, doğru iş kollarına uygun hale getirilmesi gerekmektedir.”

  

“EKONOMİYE BAKIŞTA AYRIŞMA”

 

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci- Yazar) – 16 yıldır ülkeyi yöneten iktidar çevrelerinde, bugünlerde ilginç tartışmalar yaşanıyor. Bu farklılık ve ayrışma, en çok da ekonomiye bakışta kendini gösteriyor.

 

Ekonomi alanı, aslında iktidar çevreleri için tam bir ‘mayın tarlası’. Aynı zamanda, bir bakıma iktidarın zayıf karnı da... Dolayısıyla, vatandaşın cebini, mutfağını, tenceresini doğrudan ilgilendiren bu alanda ve konularda, iktidarın kendi siyasal geleceği için hata yapmaması gerekiyor. Hele böylesine önemli bir seçim sürecinde… İşte bu gerçek, iktidar çevrelerini geriyor ve iç tartışmalara neden oluyor.

 

Bu tartışmaların en son örneği ve belki de en çarpıcısı, Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde iş dünyasına yaptığı uyarılara, Cumhurbaşkanlığı çevrelerinden gelen tepkilerdi. Başta ekonomi danışmanları olmak üzere, ama en önemlisi bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan, isim vermeden Şimşek’e yüklendiler.

Ne demişti Şimşek? ‘Yağmur yağacak, çatıyı güneşliyken tamir edelim, çatı akmasın’ diyerek, ekonomi konusunda iş dünyasına uyarılarda bulunmuştu. Ama onun sözleri, aynı zamanda iktidarın ekonomi politikasına yön veren danışmanlara da dolaylı bir mesajdı. İşte bu mesaj ve uyarı, saray çevrelerinde soğuk rüzgârların esmesine yol açtı. Danışmanlar Şimşek’i adeta salvo ateşine tuttular.

Aslında Mehmet Şimşek, son dönemde ekonomi yönetiminde etkisiz ve yetkisiz bırakılmış olsa da, iktidarın vazgeçemediği bir isim. İş dünyası ve uluslararası ekonomi çevreleri ile yakın bağları olan Şimşek, bir bakıma bu çevrelerin Türkiye ekonomisi ile düşüncelerini de seslendiriyor. Ama aynı zamanda iktidarla küresel sermaye çevreleri arasında köprü işlevi görüyor. İşte bu özelliği, iktidar için, onu vazgeçilmez kılıyor ve her daim kabinede tutuyor.

Ekonomi ile ilgili teknik önlemler tartışılıyor gibi görünse de, aslında tartışma ve ayrışma daha derinlerde. Bu tartışmanın siyasal ve yönetimsel bir arka planı da var. Seçimler öncesinde ülkede yaratılmak istenen ‘tozpembe ortam’ algısına, bir bakıma Şimşek’in uyarıları limon sıkıyor. Bizce, tartışmanın asıl bamteli de burada odaklanıyor.

Tartışmanın bir başka yönü ise, halen yürürlükte olan sisteme ve anayasamıza göre, icraattan asıl sorumlu olan hükümetin ve bakanların giderek devre dışı bırakılıyor olması. Öyle ki başta ekonomi ve dış politika olmak üzere birçok temel konuda, ülke politikasını danışmanlar yönlendiriyor ve seslendiriyor. Bu durum, ister istemez hükümet ve bürokrasi çevrelerinde sıkıntı yaratıyor. Burada ilginç olan, Başbakan Yıldırım’ın sessizliği… Oysa halen yürürlükte olan anayasaya ve yasalara göre, bütün sorumluluk onların omuzlarında.

Görünen o ki, bugün için ekonomi alanında ortaya çıkmış gibi görünen bu ayrışma, giderek farklı alanlara da yansıyabilir. Bu durumun, Şimşek’e destek veren uluslararası finans çevreleri ile iktidar arasında yeni kırılmalara neden olup olmayacağını ise zaman gösterecek.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek olan seçimle ilgili kararın Meclis’ten çıkmasından hemen sonra, bu soruyu uzmanlara sordu; işte cevapları..

Afrin harekatında haklı ve “insani durum bakımından” çok hassas olan Türkiye’ye karşı, AB’nin 28 ülke imzalı açıklamasını Mehmet Dönmez GÖZLEM için yorumladı.

Çağdaş yerel yönetim anlayışı ile sosyal demokrasi arasında önemli bir yakınlık vardır.

Gözlem Gazetesi yazarı Mali Müşavir I.Burak Oğuz bugünkü yazısında işsizlik konusuna değindi.

Necmettin Erbakan’ın ölümünden sonra “AKP’ye kayan Milli Görüş’ün taban oyunun Temel Karamollaoğlu ile geri dönemeye başladığı” görülüyor. GÖZLEM konuyu uzmanlara sord...

“Doğu Guta’da katliam / Kimyasal Silah / Esad / ABD / Rusya / İran / Türkiye / BM / Fransa / İngiltere / Ceza kesilecek / Füzeler / Uçak gemileri / Denizaltılar / Görü...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Döviz fiyatlarının yükselmesinin hiçbir mantıklı sebebi yok, hiçbir sebep yok, ekonomik terör estirmeye çalışanlar hesap verirler” dediği kon...

Yazarlar
Website Security Test