Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Moody’s kararı, yabancı sermaye ve dış kredi faizlerini etkileyecek

16.3.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM, ekonomideki tabloyu uzmanlara sordu. İşte görüşleri…

Türkiye ekonomisi için 2018'le ilgili beklentiler iç açıcı görünmüyor. Tüketim harcamalarının etkisiyle 2017 yılı ekonomik büyümenin yüzde 6-7 oranında olması beklenirken (Uluslararası Para Fonu (IMF),Türkiye’ye’ye yönelik 2018 ve 2019 büyüme tahminlerini yüzde 4,3’e yükselttiğini açıkladı) risk unsurlarının da etkisiyle enflasyon, cari açık, işsizlik, döviz kuru ile ilgili sinyaller kritik seviyede bulunuyor. Ekonomik göstergeler için önemli verilerin başında cari açık ocakta beklentiyi aştı ve 7 milyar 96 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Ekonomik göstergelerde 2017’den süregelen olumsuz ekonomik göstergeler 2018 yılında da devam ediyor. İşsizlik oranı aralık ayında yüzde 10.4 olarak gerçekleşti. 2016'nın aynı ayındaki yüzde 12.7'ye göre çok belirgin bir iyileşme olsa da 2017 yılının ortalama işsizlik oranının yüzde 11 olması bekleniyor. 2017 Kasım ayında yüzde 12,98 ile son 9 yılın zirvesine oturan enflasyon 2018’de de yüksek seviyeyi koruyor. Çift hanelerde kronik hale gelen enflasyon Şubat 2018’de TÜFE’de yıllık 11,23 oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan Ocak 2018 dönemine ilişkin ödemeler dengesi verilerine göre, on iki aylık cari işlemler açığı 51 milyar 572 milyon dolar oldu. Piyasa beklentisi ocak ayı cari işlemler açığının 6.8 milyar dolar olarak gerçekleşeceği yönündeydi. Açıklamada, ödemeler dengesi tablosundaki dış ticaret açığının 2017'nin aynı ayına göre 4 milyar 537 milyon dolar artarak 7 milyar 634 milyon dolara ve birincil gelir dengesi açığının 82 milyon dolar artarak 479 milyon dolara yükselmesi etkili oldu. Hizmetler dengesi altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler, geçen yılın aynı ayına göre 127 milyon dolar yükselişe 822 milyon dolara ulaştı. Birincil gelir dengesi kalemi altında yatırım geliri kaleminden kaynaklanan net çıkışlar, 2017'nin ocak ayına kıyasla 54 milyon dolar artarak 401 milyon dolar oldu. İkincil gelir dengesi kalemi kaynaklı net girişler, geçen yılın aynı ayına göre 71 milyon dolar azalarak 98 milyon dolara geriledi.

Cari açığın arttığının açıklanmasının ardından Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye’nin kredi notunu Ba1’den Ba2’ye düşürürken ekonominin görünümü negatiften durağana çevirdi.Moody’s bu kararının gerekçesini ise iki maddeyle açıkladı 1- Para politikasının efektifliğindeki erozyon ve temel yapısal reformlardaki gecikmeye bağlı olarak kurumsal yapıdaki güç kaybı. 2- Yüksek cari açık, yüksek dış borç, yükselen global faizler ve politik riskler çerçevesinde dış şokların yarattığı artan riskler.

Bu kararın “dış kredi bulmamızı zorlaştırdığı ve yabancı sermayenin girişini negatif etkileyeceği” ifade edilirken, ekonomi adına önemli bir açıklama da Maliye Bakanı Naci Ağbal'dan geldi. Ağbal, şubat ayında merkezi yönetim bütçe açığının 1.9 milyar TL, faiz dışı fazlanın ise 4.8 milyar TL olduğu açıkladı.

Ekonomideki önemli göstergeler olumsuz sinyaller verirken, bu tablo ne anlama geliyor? Gözlem uzmanlara sordu...

TÜRKİYE  KAYNAK TRANSFERİ YAPAN POLİTİKALARDAN VAZGEÇMELİDİR

 

Prof. Dr. Muzaffer Demirci: 2017 Ocak ayı verilerine göre ihracat yüzde 10,6 artarak 12,5 milyar dolara, ithalatta yüzde 38,6 artarak 21,5 milyar dolara yükseldi. Ocak 2018 dış ticaret açığı da yüzde 108,8 artışla 9,7 milyar dolar oldu. Böylece yıllık dış ticaret açığı 86 milyar dolara, cari açık da rekor bir yükselişle 51,6 milyar dolara çıktı. İthalatın yüzde 65'i hammadde ve ara madde olarak girdiği için, ithalatın artışı üretim ve kapasite oranlarını da artırması gerekirken, kapasite kullanım oranı şubatta- ocağa göre- yarım puan düşerek yüzde 78'e geriledi. Böylece bir tarafta cari açık, diğer tarafta borçlanmanın artarak devam etmesinin sürdürülmesi zorlaştı.  İşte uluslararası finans kuruluşları da ülkenin en kırılgan olan dış borç ve cari açığın sürdürülemez olması nedeniyle Türkiye'nin notunu düşürüyor, yatırım yapılamaz hale getiriyor. Böylece Türkiye uyguladığı kur politikası ile dış dünyaya kaynak transferi yapan ve ülkeyi fakirleştiren politikadan vazgeçmesi gerekiyor. Cari açık için önlem alınmaz ise ülke için büyük risk yaratacak, maliyetleri ve enflasyonu artırarak ekonomiyi kısır döngüye sokacaktır. Türkiye fakirden zengine, ülkeden dış dünyaya kaynak transferi yapan politikalardan vazgeçmelidir.

KIZMAK VEYA UYARI OLARAK ALGILAMAK !”

 

Prof. Dr. Hüsnü Erkan: Bizim medya, özellikle de iktidara şirin gözükmek isteyen yazarları, kredi derecelendirme kurumlarının notlarına, Türkiye’ye adil davranmadığı iddiası ile çoğu kez ateş püskürürler. Kanımca bu değerlendirme adil olmasa bile, ekonomi politikamızdaki eksik veya yetersiz bir nokta varsa bunu vurgulaması açısında bu değerlendirmeler bir uyarı olarak algılanabilir. Bu sayede ülke ekonomisini daha etkin yönetmek için daha fazla gayret gösterme eğilimine girerek, bundan yararlanabiliriz. Moody’s, 7 mart 2018 tarihli değerlendirmesinde, Kredi değerlendirme notumuzu, bir yıl öncesine göre Ba1 ‘den Ba2’ye düşürdü. Ekonominin görünümünü ise, negatiften durağana yükseltti. Kredi notunu aşağı çeken nedenler arasında, “kurumların direncinde süregelen kayıp”, “dış şok riskinin, yüksek borç ve siyasi riskler nedeniyle artması” olarak vurgulandı. Zira parasal politikaların etkinliğinde ilave aşınmalar yaşandığı ve temel yapısal reformların uygulanmasındaki ek gecikmeler vurgulandı. Dış riskler arasında ise, yüksek cari açık en başta sayılıyor. Zira 2014 yılından2016 yılına kadar düşüş gösteren cari açık 2018 yılında yeniden 51, 6 milyar doların üstüne tırmanmış bulunuyor. Ayrıca artan dış borçlar ile siyasi risklere ve küresel faiz oranlarının yükselişi vurgulanıyor. Siyasi riskler konusunda, Batının Türkiye’ ye yönelik yamuk bakışının şimdiden devrede olduğunu belirtmek isterim. AP’da Afrin konusunun gündeme getirilmesi ve ABD dışişleri bakanına CİA başkanının gelmesi Türkiye için bence olumsuz siyasi gelişme ve risklerin başında geliyor.

Diğer yandan raporda, ekonominin büyüme performansı ve mali dengelerinin diğer benzer ülkelere göre çok daha iyi durumda olması nedeniyle, görünümü negatiften durağana çevirmiş bulunuyor. Ayrıca dış kırılganlığın azalması durumunda not yükselmesinin gündeme gelebileceğini belirtiliyor. Kısacası cari açık ve siyasi risk Türkiye ekonomisinin yumuşak karnı olarak öne çıkarılıyor. Söz konusu olumsuz rapor, Türkiye’nin cari açığını kapatma noktasında ihtiyaç duyacağı sıcak paranın bulunmasını pahalılaştırma yönünde bir etkisi beklenmelidir. Hükümete düşen görev, bu tür kurumlara kızmak yerine, bu uyarılara yerinde ve daha etkin gayretlerle düzeltici tepki vererek, ekonominin daha etkin bir rotaya girmesine daha çok odaklanması gerekiyor.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Ali Naili Erdem, Hikmet Sami Türk ve Ertuğrul Yalçınbayır, 24 Haziran seçiminin milletimiz bakımından önemini anlattılar, işte görüşleri…

Türkiye – ABD ilişkilerindeki “değişken sahne oyunu” devam ediyor; işte uzman görüşleri…

Fenerbahçe Genel Kurulu’ndaki sandık sonucu, seçimlere çok az kala, yeni bir tartışma başlattı. Biz de “ülkenin her tarafında konuşulan ve cevabı aranan soruyu” uzmanl...

“Anayasa Mahkemesi, ‘Yüksek Seçim Kurulu’nun, seçimlere gölge düşürecek yolu açmasında bir mahzur görmedi’ ve ‘mühürsüz oy’ pusulalarının meşrulaştırılmasına, Güney Do...

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde bakanlıklar yeniden yapılandırılırken, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kaldırılması öngörülüyor. GÖZLEM, konuyu uzmanlara sordu. “O...

Yazarlar
Website Security Test