Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Sandıkta hangi ittifak ağır basacak?

9.3.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İttifakın Cumhur İttifakına yarayacağını söyleyen de var, Demokrasi ittifakına da. GÖZLEM sordu, uzmanlar cevapladı, işte görüşler…

2019’un kasımında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçiminde uygulanacak olan “İttifak sistemi” Meclis Anayasa Komisyonundan geçti. Meclis Genel Kurulu’nda da “AKP + MHP çoğunluk oyları” ile kabul edileceği belli oldu.

İktidarın icraatları da, kurulan ittifaklar da erken seçim habercisi olarak görülse de, İktidar sözcüleri sürekli “erken seçim yok” diyor. Muhalefet temkinli. Seçim ittifakının yasal zemini tamam. İktidar sözcülerinin “yok” dediği erken seçim için kısa bir süre öncesine kadar “15 Temmuz tarihi” öne sürülüyordu, yeni senaryolarda “4 Kasım” denilmeye başlandı. Seçimlerde “AK Parti-MHP ittifakı için” anlaşma tamamlandı. Bu ittifaka AKP listelerinden BBP de destekliyor.

“Millî ve yerli" Cumhur İttifakı’na karşı, “bir ittifakın daha kurulması” ülke gündeminde.

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve DP’nin “demokrasiyi güçlendirme, parlamenter sisteme dönüş, yargı bağımsızlığı” gibi ortak temel ilkeler platformunda bir araya gelmesi güçlü bir ihtimal olarak görülüyor. Bir tarafta “AKP + MHP + BBP” yerli ve milli Cumhur ittifakı, diğer tarafta ise oluşacağı ön görülen “CHP + İYİ Parti + Saadet Parti + Demokrat Parti’nin demokrasi ve ilkeler ittifakı.”

Gündemdeki “cevabı aranan soru” ülkenin kaderi; “Sandıklarda hangi ittifak ağır basar?..”

GÖZLEM, bu soruyu uzmanlara sordu, işte cevaplar…

“CHP’NİN İÇİNDE OLDUĞU İTTİFAK AĞIR BASAR”

 

Ali Naili Erdem (Eski Milli Eğitim Bakanı):Demokrasi meşruiyet zeminlerinin devamını sağlayan rejimin adıdır. Eğer yasaları hukukun dışına taşırsanız ve adına kanun demekle bu işin içinden çıkacağınızı düşünüyorsanız, belki o an kazanmış olabilirsiniz ama sonuçta siyaseti meşru zeminlerin dışına taşımış olursunuz. Bu ittifaklarla ilgili çıkarılan yasa ile doğru, düzgün güvenilir, inanılır bir seçim yapmanızı mümkün görmüyorum. Benim tespitlerime göre; AKP, iktidarı bırakmamak için her türlü gayretin içinde olacaktır. Muhalefet ise iktidara gelmenin yollarını arayacaktır. Eğer vatandaş doğru bir oy kullanma noktasına gelmiş ise CHP'nin içinde bulunduğu ittifak ağır basar. Ama halk bundan evvel olduğu gibi 'benim gönlüm AKP tarafındadır' diyorsa AKP ağırlık arz eder. Sandıktan kimin, nasıl çıkacağını sandık açılmadan bilmek mümkün değildir... Eğer meşru platformların dışına taşıyorsanız oradan hangi cambazın çıkacağını bilemezsiniz. Şayet hukukun kuralları içinde kalırsanız, Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinde bulunduğu ittifak çoğunluk arz edebilir. Ama siyasi iktidar da bulunduğu mevkii kaybetmemek için aklınıza gelecek her türlü tedbiri alabilir. Yasa da buna imkan vermektedir çünkü her türlü meşruiyeti aşan bir üslubun içinde yazılmıştır. Benim de tahminim eğer taraflar yasayı hukukun içerisinde kullanırlarsa başa baş bir sonuçla karşılaşırız, aksi halde hukukun dışına taşarsanız bu başabaşlık AKP'nin lehine döner.

 

“SANDIKTAN DEMOKRASİ ÇIKMALI”

 

Hikmet Sami Türk (Eski Adalet Bakanı):İttifaklar birbirlerine yakın görüşleri olan partiler arasında yapılır. Şimdi yeni bir kanun teklifi ittifaklar ile ilgili düzenleme getiriyor. Bu düzenleme son derece karışık, ittifak içerisindeki partilerin aldıkları oyların hesaplanması son derece karmaşık. Öte yandan bu ittifakın getirdiği düzenlemenin sonucu şu; ittifak içindeki partiler eğer toplam oyları üzerinden yüzde 10 oranındaki barajı aşıyorlarsa, ittifak içerisindeki partilerin her birinin aldığı oy ne olursa olsun hepsi barajı geçmiş oluyor. Bu ittifak yapmayan partiler ile, ittifak partileri arasında bir eşitsizlik yaratır. Seçimlerin eşit koşullarda yapılması ilkesine aykırı olur.  Yapılması gereken barajın makul bir orana düşürülmesidir. Barajı indirmek yerine, partilere barajı aşmak için ittifak olanağı getiriliyor. Bunun temelinde MHP'ye barajı aşma olanağı sağlamak düşüncesi var. MHP'nin, AKP'nin kanatları altında yüzde 10 barajını aşması sağlanmak isteniyor. AKP'nin milletvekili seçimi bakımından böyle bir ittifaka ihtiyacı yok ama önümüzdeki milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılacak. Zaten kanun teklifinde birlikte yapılacak olan milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçiminde her iki oy pusulasının aynı zarfa atılması ön görülüyor. Orada AKP'nin yüzde 50+1'i aşmasına olanak sağlayan bir anlayış ile hazırlanmış. Temelinde bu düşünce var. Yapılması gereken öncelikle seçim kanunu teklifinin bu haliyle meclisten geçmemesine çalışmak. Geçtiği takdirde ana muhalefet partisinin bunun anayasaya aykırılık, eşitlik ilkesine aykırılık nedeniyle Anayasa Mahkemesi önüne götürmesi gerekir. Ama yürürlüğe girdiği takdirde; seçmenin Türkiye'ye tek adam yönetimi getiren Anayasa değişikliğini yapmış olan AKP ve MHP'ye değil, onun dışında demokrasiyi savunan, halkın oyunun üstünlüğünü savunan partilere oy vermesi gerekir.

 

“İTTİFAK, CUMHUR İTTİFAKINA YARAYACAK”

 

Prof. Dr. Tanju Tosun (Siyaset Bilimci): Yüzde 10’luk seçim barajı 12 Eylül askeri rejiminin yazdırdığı seçim kanunundan kaynaklanıyor. Türkiye’de temsil adaleti eksik kalmaktadır. CHP’nin görüşü budur. Doğrudur. CHP iktidara geldiğinde bunu yüzde 2-3’e indirirse gerçekten önemlidir. AK Parti’nin Cumhurbaşkanı adayının MHP seçmeninden destek alması bekleniyor. Sayın Erdoğan aday olduğu takdirde yüzde 50 artı 1’e odaklanacaklar. Bu reel politikanın pragmatik yüzüdür. Diğer yandan MHP’nin baraj altında kalma riski olduğu… Erdoğan aday oluğunda seçimi kazanmayı garantileme, MHP de meclise gitmeyi garantilemek istiyor. İttifakın şimdiki kadar bir ayrışma olacağını sanmıyorum. Şu an X partisine oy veren seçmen, kızının Y partisine oy veren seçmenle evlenmesini istemiyor. Ayrışma buraya kadar vardı. Bu çok ciddi bir durum. 2019 seçimlerinde seçmen davranışında çok radikal bir değişiklik olmadığı takdirde Cumhur İttifakı’nın milletvekili sayısı parlamentoda yüzde 65 ve üzeri bir çoğunluğa ulaşabilir. Yüzde 10 barajlı D’Hont sisteminin büyük partilerin öncülüğünde yapılan ittifaklara avantaj sağlıyor. AK Parti+MHP+BBP olası ittifakı AK Parti’nin taşıyıcı gücü nedeniyle ittifakı çok avantajlı kılıyor. CHP ve diğer partilerden oluşacak bir ittifak, Cumhur ittifakının milletvekili dağılımını sınırlı bir ölçüde azaltabilir.

 

SİYASİ İTTİFAKLARLA TOPLUMSAL  KUTUPLAŞMA RİSKİ

 

Prof. Dr. Hüsnü Erkan:İttifak konusuna bilimin objektif bakış açısı ve siyasi sistemin kurum olarak işlevselliği yönünden bakarsak, Sistem olarak demokrasilerin temel işlevi, seçmenin özgür iradesini doğru yansıtmasında düğümlenir.  Toplumdaki farklı ideoloji, çıkar, değer ve kültürel rotadaki siyasi yapılanmaların seçmen tercihini doğru yansıtması veya  özgür iradenin çarpıtılmaması için, ittifakların seçim öncesinden çok;  belirgin ve başat bir tercih çıkmadığı durumda, seçim sonrası koalisyon ittifakı olarak gerçekleşmesi  demokrasi mantığına daha  uygundur. Ancak pratikte ve özellikle Türkiye pratiğinde konuya seçmenin özgür iradesi ve toplum tercihi açısından değil; partilerin günün koşullarına göre, partilerin sübjektif çıkarları açısından, yani iktidar olma fırsatları açısından yaklaştıkları görülür. Bu yaklaşımlardan ilki, demokratik sistemin kurumlaşmasına ve toplumsal uzlaşmaya daha çok katkı yaparken; ikinci bakış açısı partisel ve grupsal çıkar ve fırsatların gerçekleştirilmesine yönelik olup, toplumsal gerginliğe daha yatkın bir ortam yaratır.

Son seçim ittifakında, iktidar partisinin odaklandığı nokta, başkanlık sistemini garantiye alacak bir çoğunluğu yakalamada düğümleniyor. Bu ittifaka katılan diğer partiler ise,  seçim barajının altında kalma tehlikesinden tamamen kurtularak, iktidardan pay alma fırsatını yakalamak istiyor.   Bu ittifakın dışında kalan partilerin de bir ittifaka zorlanması, toplum istikrarı açısından sağlıklı gözükmüyor. Zira toplumsal kutuplaşma riski taşıyor. Oysa çağın ruhu,  sosyal kutuplaşmalar yerine, işbirliği, sinerji ve uzlaşama kültürü ile toplumda kimseyi dışlamayan, aksine herkesi kapsayıcı politikalara ihtiyaç gösteriyor. Eğer daha alt düzeydeki ittifaklar, daha üst düzeyde kutuplaşma yaratıyorsa, bu toplum açısından sağlıklı bir gelişme değildir.

Şu anda oluşmuş olan iktidar destekli ittifakın gelecek seçimlerde kullanacağı en büyük koz, Afrin operasyonunun seçmen kitlesinde yarattığı milliyetçi muhafazakar duyguların oya dönüştürülmesine yönelik olacaktır.  Bunun dışında kalan partiler ise, ister istemez Türkiye’deki başkanlık sisteminin kişisel yönetime dönüşeceği tezi ile demokrasi vurgusuna odaklanacaktır. Bu gruptaki partilerin en baştan bir seçim ittifakına yönelmesi zor gözükse de; seçmen kararının ikinci tura kalması durumunda,   bir isim üzerinde uzlaşma olarak bir ittifakın oluşması gündeme gelebilecektir. Bütün bunlar  ötesinde, Suriye’deki gelişmelerin ve alınan sonuçlar ile  enflasyon ve işsizlik gibi ekonomik konuların seçmen tercihinde ve  partilerinin oluşturacakları  seçim stratejilerinde etkili olacağı unutulmasın. Kısacası, şimdilik sonu açık bir süreç içinde bulunuyoruz.

'SEÇİM HESAPLARI TERSİNE DÖNEBİLİR'

 

Onur Öymen (Emekli diplomat ve siyasetçi): Kim kiminle ittifak yapılacak bunlar konuşuluyor fakat hangi esaslar çerçevesince yapacaklar, hangi görüşleri savunacaklar bunlar çok önemli.  AKP-MHP'nin ortak noktaları hangileri? Mesala laiklik konusunda MHP'nin eski çizgisinde bir değişiklik olacak mı? Veya AKP'nin Atatürk milliyetçiliği konusundaki tutumunda bir değişiklik olacak mı? Yoksa kağıt üzerinde iş birliği yapacaklar da yine farklı tutumlar mı izleyecekler, bunlar önemli. Günlük ihtiyaçlara, gereksinimlere ve politik ihtiyaçlara göre ittifaklar yaparsanız bundan herkes zararlı çıkabilir. Yıllarca taban tabana zıt görüşleri savunmuş partiler, şu seçimleri atlatmak için 'en iyisi bir araya gelelim, ittifak yapalım' derlerse bunun inandırıcılığı olmaz. Kim kiminle ittifak yapacak sorusundan önce, hangi zeminde yapacaklar, hangi ortak görüşleri var, yoksa sırf barajın altında kalmayalım diye dün başka şeyi savunuyordunuz da, bugün başka şeyi mi savunacaksınız? Bütün mesele ortak noktaların ön plana çıkarılması... CHP'nin çizgisi belli, programı, kuruluş ilkesi belli. Bu partiler hangileriyse onlarla iş birliği yapılabilir ama hangi partiler var temel görüşlerini benimseyen ona bakmak doğru olur. Seçimlerde olumlu sonuç alalım diye böyle tertiplere girerseniz sonunda zarar görebilirsiniz. Partilerinizin temel ilkeleriyle bağdaşmayan insanları alıp, onları yönetim kademelerine getirirseniz, partinize oy vermiş birçok insan  size oy vermeyebilir. Her şey seçim hesabına göre planlanırsa bu hesaplar tersine dönebilir. İttifaklar sadece sayıların toplanması değil. Bunu yaptığınız zaman ummadığınız ölçüde oy kaybı yaşayabilirsiniz.

'ASIL SORU: CUMHURBAŞKANI KİM OLACAK?'

 

Namık Kemal Zeybek (Eski Kültür Bakanı):  AKP-MHP ittifakı diye bir şey yok, gerçekte olan Devlet Bahçeli kendi koltuğunu kurtarmak için AKP'ye sığındı. Dolayısıyla buna ittifak denmez. Devlet Bahçeli bugün AKP'ye söver şiddetle alkışlarlar, yarın AKP'yi över yine alkışlarlar. Devlet Bahçeli'nin ideali MHP beyliğinde bey olarak devam etmesi. Bu bir teselli ittifakıdır ve yanlış bir iştir.

Öte yandan bunun karşısında bütün 'hayır' cephesini bir arada tutacak bir ittifak olmaz. MHP'den ayrılan kitleler belli ki Meral Akşener'in yanına gittiler. MHP'nin yüzde 12 oyu var idiyse, tahmini bunun yüzde 4-5'i Bahçeli'nin yanında kalır, diğerleri ise Meral Akşener'e giderler. Meral Hanım'ın bir MHP'den kopardığı oylar var bir de bunun yanında CHP'den de oyları var. Türkiye'yi hanım kurtarır diyerek, hanımlardan aldığı oylar ile sürpriz yapacaktır. Bence milletvekilliği lanında yapılacak ittifak çok önemli değil, çünkü CHP zaten barajı açacak. İYİ Parti de barajı şuan aşmış durumda. Geriye Saadet Partisi kaldı... Saadet Parti çok dik bir duruş sergiliyor. Hala milli görüşü savunmaya devam ediyor. Bu sebepten de çok ciddi bir ilgi odağı haline dönüştü. Bu onun gelişmesini sağlar ama gelişmesi içinde meclise milletvekili sokması önemli bir adımdır. Şuanda onun İYİ Parti ile yapacağı bir ittifak, İYİ Parti'ye de ciddi bir destek getirir. CHP ile İYİ Parti'nin ittifakı çok iyi sonuç vermez, gerek de yoktur. Onların yapacağı ittifak cumhurbaşkanlığı seçiminde olmalıdır ve olacaktır. Bu arada bir de HDP var. HDP'nin herhangi bir parti ile ittifak yapması Türkiye'nin bugünkü şartlarında ne HDP'ye, nede o partiye bir yarar getirmez. Dolayısıyla HDP'nin de baraj problemi yoktur ve barajı aşar. Burada konuştuklarımızın hepsi meclisle ilgili bir durumdur. Oysaki meclisin herhangi bir önemi kalmamıştır. Zaten AKP'nin MHP'yi kendi alanına alması, asıl cumhurbaşkanlığı seçimlerine ısındırmak ve desteklerini almak içindi.

Bugünki Türkiye'nin anayasa düzeni açısından önemli olan tek şey var: o da cumhurbaşkanı kim olacak? AKP'li ve MHP'li seçmenin bir kısmı,  Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden Cumhurbaşkanı olması için oy verecekler. Buna mukabil CHP'liler, İyi Parti'liler, Demokrat Partili'ler, Saadet Partililer belli ki vermeyecekler. Recep Tayyip Erdoğan'ın kendi ilgi ve sevgi oylarıyla yüzde 50'yi geçemeyeceğini biliyor ve MHP'nin de getireceklerinin yetmediğini görüyor, onun için Saadet Partisi'ne asılıyor. Görünen o ki Erdoğan kendisine sığınanlara iyi muamele ediyor. Genel Başkan Yardımcısı, Bakan yapıyor, Başbakan Yardımcısı yapıyor. Böylece verdiği sözleri de tutuyor. Esas olan başkanlık seçimidir. Şu manzarada başkanlık seçimi için hiç kimse yüzde yüz biz alacağız diyemez. Türkiye'nin başındaki sıkıntıların da iktidara yaradığı da belli.  Dolayısıyla bütün bunları düşününce Erdoğan yeniden cumhurbaşkanı olabilir ama olmayabilir de.

(GÜLÇİN KARAEGEMEN SOYLU)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, 81 milyonu ilgilendiren bu konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara “Ne yapılmalı” diye sordu; işte görüşleri…

Uzmanlar, “Tedbirlerdeki eksiklerin ve gecikmelerin çözümü zorlaştırdığının” altını çiziyorlar. İşte görüşleri…

GÖZLEM, siyasetin duayenlerine sordu; işte onların görüşleri…

9 Eylül; İzmir’in düşman işgalinde kurtuluş günü… Zaten “Eylül”, Ege’nin pek çok il, ilçe, kasabasının kurtuluş günlerini yaşadığı” bir ay!.. Böyle bir ayın 7’sinde, C...

GÖZLEM, “Ekonomik kriz ve alınan tedbirler” konusunu, masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; işte görüşleri…

GÖZLEM, uzmanlara sordu; “Muhalefet ne yapmalı”, işte onların görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test