Afrin / Münbiç gerçeğini Dünyaya anlatmalıyız

9.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) 20 Ocak’ta Afrin’e yönelik başlattığı Zeytin Dalı Harekâtı, kararlılıkla sürdürülüyor. Afrin Harekâtı’na, TSK tarafından eğitilmiş Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) grupları da katılıyor.

 

Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde, Hatay ve Kilis kentlerine yaslanan Afrin'de PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör guruplarının varlığını tehdit olarak görüyor. Bu tehdidi bertaraf edilecek.

 

TSK, harekâtın başladığı günden bu yana düzenli olarak açıklama yaparak gelişmeleri kamuoyu ile paylaşıyor. Başarıyla sürdürülen operasyonda TSK verilerine göre binin üzerinde terörist etkisiz hale getirildi. Afrin’i çevreleyen kritik noktalar ele geçirildi.

 

Türkşye’nin “haklı” harekatına karşı, ABD ve Batı ülkelerinden kaygı mesajları da gelmeye, İran ve Suriye rejiminden de aykırı sesler yükselmeye başladı. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, "İsteğimiz bu operasyonun bir an önce son bulmasıdır. Her ülke karşı ülke devletinin izni olmadan başkasının topraklarına girerse biz prensip olarak bunu kabul etmeyiz" dedi.

 

Türkiye’nin Afrin harekatına başladığı günlerde Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal Mikdat “Hava sahasındaki Türk hedeflerini yok etmeye hazırız” açıklaması yapmıştı. Bölgede Rus uçağının düşürülmesinin ardından Suriye, Halep ve İdlib’e yeni hava savunma füzeleri konuşlandırdığını açıkladı. Reuters’e konuşan Suriyeli bir askeri kaynak, kurulan yeni hava savunma sisteminin ülkenin kuzeyindeki hava sahasını kapsadığını belirterek, bunun herkese yönelik bir mesaj olduğunu vurguladı. İdlib ve Afrin’in bağlı bulunduğu Halep, Türkiye’ye Hatay, Kilis ve Gaziantep’ten komşu. Halep ve İdlib üzerinde Türk uçakları dışında son dönemde seyrek olmakla birlikte ABD’nin öncülük ettiği koalisyonun uçakları da uçuyor.

 

Türkiye kararlı duruşunu sürdürüyor

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Zeytin Dalı Harekatı’nın ABD'nin "kırmızı çizgimiz" dediği Menbiç'e ve İdlib'e de uzanacağı mesajını tekrarladı. Erdoğan, AKP Grup toplantısında yaptığı konuşmada, ABD'ye, “Menbiç'e geliyoruz, hadi çıkın” dedi.

 

Erdoğan, "'Ne zaman bitireceksiniz?' sorusunu soranlara “Ben diyorum ki, siz Afganistan'daki operasyonlarınızı ne zaman bitirdiniz? Irak'taki operasyonlarınızı ne zaman bitirdiniz? 18 sene oldu, hâlâ oradasınız” dediğini belirterek, şöyle konuştu:

 

“Bize pek çok şeyi söylediler ama doğru konuşmadılar. Sayın Obama da doğru konuşmadı, Trump da aynı yolda gidiyor. 'Münbiç'ten çıkacağız' dedikleri halde hâlâ bölgeden ayrılmadılar. Kimleri getirdiniz oraya? PYD'yi, YPG'yi, PKK'yı. Yerleştiriyorsunuz ve 'Münbiç'e gelmeyin' diyorsunuz. Biz Münbiç'e topraklarının asıl sahiplerine teslim etmek için geleceğiz. Hadi çıkın. Bu bölgede bir şey yapılacaksa, gelin NATO'da beraber olduğunuz Türkiye ile beraber yapın."

 

 

“MEHMETÇİĞİN MORALİNİ YÜKSEK TUTMAK ESASTIR!”

 

Soner Aydın (Emekli Albay) - Silahlı Kuvvetlerimizin Zeytin Dalı Harekâtında 20 günü geride bıraktık. Afrin bölgesinde kritik arazilerin betonarme koruganlarla, sığınaklarla, tünellerle nasıl tahkim edildiğine, teröristlerin kullandıkları araç, silah ve mühimmatın kaynağı ve niteliğine, bölgenin arazi yapısına ve iklim koşullarına, sivil halkın yaşadığı yerleşim birimlerine yaklaşılmasına, asıl önemlisi “terör örgütünün arkasındaki ülkelerin sağladığı siyasi ve askeri desteğe” bakıldığında; böyle bir harekatın kısa sürede bitirilmesinin çok kolay olmayacağı görülmektedir. Ayrıca; harekatın derinliği arttıkça yani Silahlı Kuvvetlerimiz sınırımızdan Afrin bölgesinin iç kesimlerine ilerledikçe basının harekâtı takip etmesi zorlaşmakta, bu nedenle bölgeden gelen haberler azalmaktadır. Bu aynı zamanda düşmanın olumsuz propagandası için de fırsat yaratmaktadır. Zaman ilerledikçe, bölgeden gelen bilgiler azaldıkça, şehit haberleri geldikçe doğal olarak harekatın başarısı konusunda endişeler de artabilir.

 

Bu aşamaya gelindiğinde harekatın başarısını değerlendirmek için askeri hedeflerin ele geçirilmesinin yanında, bölgeye müdahil bütün tarafların tepkilerine de bakmak gerekir. Başta ABD olmak üzere, Rusya, İran, Fransa, İsrail ve Suriye Yönetiminin - farklı amaçlarının olması ve bazılarının birbirleriyle çatışma halinde olmalarına rağmen - Türkiye’nin Zeytin Dalı Harekâtından endişeli oldukları gözlenmektedir. Son olarak AB Dış İşleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi’nin “Askeri operasyonun BM listesinde yer alan terör örgütlerine odaklanması gerekir. Yeni cepheler açmak çözüm değil, korkarım Türkiye’yi daha güvenli kılmayacak” ifadesi ile PYD ve YPG’nin terör örgütü olmadığını ima etmesi de bu endişeyi yansıtmaktadır. Bence bu husus, harekâtın hedefine ulaşması yolunda önemli ilerleme kaydettiğimizin bir göstergesidir. Bu bir anlamda Türkiye’nin müdahalesinin masaya taşınmaya çalışıldığını da göstermektedir.

 

Türkiye masaya oturmadan önce, ABD’nin ve bazı AB ülkelerinin PKK ile oluşturduğu ortaklığı deşifre etmelidir. Afrin’de PKK’nın uzantılarına yapılan baskı; Suriye Demokratik Güçleri (SDG) olarak adlandırılan göstermelik grubun dağılmasına katkı sağlayacaktır. Bu baskının Münbiç’te de devam ettirilmesi dağılmayı daha da hızlandıracaktır. Bu durumda ABD ve PKK destekçisi AB ülkeleri bölgede PKK ile baş başa kalacaktır. Aynı zamanda SDG’nin asıl amacının DAEŞ’le mücadele olmadığı, Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt yapılanması için kurulduğu ortaya çıkacaktır.

Devletimiz; canını ortaya koyarak hedefine ilerleyen Yiğitlerimizin başarısını boşa çıkarmamak için savaşı masada da kazanmak zorundadır. Böyle bir ortamda hangi düşünceden, hangi ideolojiden veya siyasi taraftan olursa olsun herkesin sorumlu davranması, davranışlarına ve sarf ettikleri sözlere dikkat etmesi gerekmektedir. Bu sorumluluk; başta iktidar ve muhalefet olmak üzere herkesin birlikte hareket etmesini gerektirir. Bu nedenle; düşmanın eline koz verecek söylemlerden kaçınılmalı, aldıkları dış destekle sınırlarımızı tehdit etmeye başlayan teröristlere karşı girişilen bu mücadele iç siyasi polemiklere malzeme yapılmamalıdır. Sınırlarımızın tehdit altında olduğu böyle bir zamanda, sınırlarımızı belirleyen Lozan Anlaşması’nın güncellenmesi gerektiğini tartışmaya açmak, “yiğitlik” söylemi altında kimin teröre nasıl destek verdiğini kanıtlama çabasına girmek, terörle mücadelede son 15 yılda yapılan hataları ısıtıp bir hukuksuzluk kılıfına sokmaya çalışmak, parti içi tartışmaları yatıştırmak ve dikkatleri başka tarafa çekmek için böyle bir milli meseleyi kullanmak, yurt içinde gerginlik yaratmak için her fırsatı kullanmak ve bu yollarla siyasi hedeflere ulaşmaya çalışmak uluslararası masada Türkiye’ye hiçbir fayda sağlamayacaktır. Aksine karşı taraflara koz verecektir.

 

Türkiye’nin masaya çekilmeye çalışıldığı bu zamanda yapılması gereken; PYD ve YPG’nin PKK’nın Suriye uzantısı olduğunu kanıtlamak, terör örgütünün kullandığı silahların kaynağını ortaya çıkarmak -ki ABD’nin neredeyse beş bin tır dolusu silah ve mühimmat verdiğini herkes biliyor- ve bütün dünyanın gözüne sokmak, geliştirilecek karşı tedbirlerin neler olabileceğini belirlemek, etkili yaptırım ve hukuki durum yaratmak için çaba sarf etmek, Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyarak PKK’nın bölgeye yerleşmesini engellemek için çözümler üretmek olmalıdır. Aynı zamanda Mehmetçiğimizin moralini yüksek tutmak için de herkes elinden gelen her şeyi yapmalıdır. Bunun için de iktidara, muhalefete, basına, üniversitelere, sivil toplum kuruluşlarına, hatta sokaktaki her vatandaşa önemli görevler düşmektedir. Vatanımızın bütünlüğünü, milletimizin birlik ve beraberliğini tehdit eden bu durum; ancak milli birlik içinde bertaraf edilebilir.

 

 “İKİ SÜPER GÜÇ BİRBİRİNİ KOLLAYAN REKABET İÇİNDEDİR”

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi) Ordumuzun Afrin harekatı devam ederken gelişmeler yeni boyutlar kazanmaktadır.

ABD harekatın başlamasıyla birlikte Türkiye'nin kararlılığını görmüştür. Esasen ABD, Türkiye'ye yönelik uyarıların dinlenmediğini geçmişteki örneklerde de görmüştü. 1974 Kıbrıs Harekatı, 1990 Irak operasyonu ve 1996 Kardak krizi bu örnekler arasında sayılabilir. Bu önemli dönemlerde Türkiye, aldığı kararları uygulamıştır.

İşte bunu idrak eden ABD gelecek hafta Ankara'ya önemli temsilciler gönderecektir. Yapılacak görüşmelerde Afrin harekatı sonrası seçenekler ele alınacaktır.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın askeri harekatın Münbiç'e devam edeceğini açıkça vurgularken, Amerikalı komutan çatışma ihtimalini dile getirebilmektedir. Ne olursa olsun ABD için Türkiye, tamamen Rusya ve İran gibi diğer bölgesel unsurların etkisine bırakılamayacak önemli bir bölgesel aktör ve müttefiktir.

3 Şubat’ta bir Rus uçağının düşürülmesinin ardından hava sahasının Rusya tarafından Türk uçaklarına kapatıldığı iddiası ortaya atılmıştır. Bunun benzeri olayların önlenmesi amacıyla Afrin ve İdlib'i kapsayacak yeni bir hava savunma sisteminin Rusya tarafından uygulamaya konulması amacıyla alınmış bir tedbir olduğu ve Türkiye'ye bilgi verildiği kaydedilmektedir.

Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Nebenzia, Rusya'nın Suriye'ye meşru hükümet tarafından terörle mücadele için davet edildiğini söylemiş ve Suriye'ye hiç bir zaman davet edilmeyen ABD'yi saldırgan olmakla suçlamıştır.

Görüldüğü gibi iki süper güç birbirini kollayan bir rekabet içindedir.

Türkiye PKK terörüne karşı 30 yılı aşkındır sürdürdüğü haklı mücadelesini anlatmak için büyük çaba harcamaktadır. Bu konuda ülkemizin anlayış ve destek gördüğünü söylemek zordur, Batılı ülkeler ve hatta müttefiklerimiz Türkiye'yi anlamamakta ısrarı sürdürmektedir. Türkiye diplomatik alanda ve uluslararası kamuoyuna yönelik aydınlatma ve ikna çabalarını sürdürürken, askeri alanda sivil halkı kollayan bir harekatı sürdürmek gibi çetin bir sınav vermektedir.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Geçtiğimiz yılın son 3 ayında yıllık bazda düşüş gösteren konut satışları, bu yılın ilk ayında önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,7 arttı.

Uzmanlar, Suriye ordusu Afrin'e girerse, “Türkiye ne yapmalı” sorusundan yola çıkarak, yaşanan gelişmeleri GÖZLEM'e değerlendirdi

Mehmet Şakir Örs: “Gidişattan endişe duyan milyonlarca yurttaşın gözü ve kulağı, ülkenin güvencesi ve sigortası olarak görülen CHP’nin üstündedir.”

Prof. Dr. Hüsnü Erken; “Son bir yılda Dünya’da 95 bin, Çin’de 10 bin, Hindistan’da 7 bin, Türkiye’de 6 bin milyoner ülkesini terk etti; onların nüfusu 1.5 milyar, bizi...

Kurultayı Gözlem'e değerlendiren uzmanlar, parti içinde yaşanılan tartışmaların bir kenara bırakılması gerektiğine vurgu yaparken, “Yeni bir yol haritası çizilmeli” de...

Türkiye’nin, ABD’nin “sınır güvenlik gücü” adıyla Suriye’nin kuzeyinde oluşturmaya çalıştığı “fiili YPG devletini yok etme kararlılığını” değerlendiren uzmanlar, “Menb...