Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Lozan’ı tartışmanın sırası mı?..

2.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı, işte Lozan’ı anlatan uzmanların görüşleri…

Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı'nda kazandığı zaferin devamı olan Lozan Antlaşması24 Temmuz 1923 yılında imzalandı. Cumhuriyet tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biridir Lozan Barış Görüşmeleri. 95 yıldır yürürlükte olan Lozan Barış Antlaşması, kimine göre “zafer”, kimine göre de “hezimet”tir.   Ancak gerçek olan şu; İsviçre’nin Lozan kentinde imzalanan bu antlaşma ile bütün dünya, İstiklal Savaşı’nı zaferle sonuçlandıran Türkiye’yi tam bağımsız bir ülke olarak tanıdığını kabul ve ilan etti.

Türkiye iç siyasetinde “Lozan” son dönemde yeniden tartışma konusu oldu. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kocaeli Gençlik Kolları İl Kongresi’nde Lozan’a atıfta bulunarak “Tarihi dosyalar hazırlatıyorum" dedi ve tartışmanın süreceğinin işaretini verdi. Erdoğan, "Şimdi Kılıçdaroğlu'na sorarsan Lozan'da kazandığımızı söyler. Ondan sonra da adaların faturasını AK Parti'ye kesmeye kalkar. Adaları siz verdiniz, siz. Sizin partinizin başında olanlar verdi ve şimdi tarihi dosyaları hazırlatıyorum ve o tarihi dosyaları, Lozan da dahil olmak üzere bunların önüne de koyacak ve milletime de bunları o belgelerle anlatacağız" dedi.

Erdoğan, Aralık 2017’de Yunanistan’a yaptığı ziyarette Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopoulos ve Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras ile görüşmede de “Lozan’ı gündeme getirmiş” ve güncellenmesi gerektiğini ifade etmişti.

 

 

23 LOZAN YALANI VE GERÇEKLER…

Araştırmacı Özgür Erdem’in “Lozan yalanları ve gerçekler” kitabından 23 soru ve cevabı ile Lozan:

Yalan 1: Lozan'da 3 milyon km2 toprağımız 780 bine indi.

Gerçek: Sevr'de 480 bin km2'ye inmiş toprağımızı 736 bine çıkardık

Yalan 2: Vahdettin direndi Sevr'i onaylamadı.

Gerçek: Vahdettin yönetimindeki Saltanat Şurası Sevr'in imzalanmasına karar verdi.

Yalan 3: Sevr bir "proje"dir, Lozan'la karşılaştırmak yanlıştır.

Gerçek: Sevr "proje" değil, fiilen uygulanmış bir "ölüm fermanı"dır

Yalan 4: Lozan'ı Sevr ile değil Misakı Milli ile karşılaştırmak gerekir.

Gerçek: Misakı Milli bir "niyetler beyannamesi" Sevr ise Osmanlı'nın imzaladığı ve işgallerle fiilen uygulanmış bir gerçeklikti.

Yalan 5: Lozan'ı bir zafer olarak yutturuyorlar, hezimettir.

Gerçek: Lozan, Türklerin 200 yıllık bir gerilemenin ardından imzaladığı ilk muzaffer antlaşmaydı.

Yalan 6: Lozan'ın bir zafer olduğu Kemalist tarihçilerin uydurmasıdır.

Gerçek: Batılı tarihçiler de Türklerin zaferini teslim ediyor.

Yalan 7: Takrir-i Sükûn yüzünden Türk basını Lozan için "zafer" dedi.

Gerçek: Batı basım Lozan'ı Müttefikler için "hezimet" Türkler için "zafer" olarak değerlendirdi.

Yalan 8: Musul'u Lozan'da verdik.

Gerçek: Musul elimizde değildi ki "verelim." Lozan'da bir sonuca bağlanamadı, ertelendi.

Yalan 9: Kıbrıs'ı Lozan'da verdik.

Gerçek: Kıbrıs II. Abdülhamid döneminde 1878'de İngilizlere verildi.

Yalan 10: Mısır'ı Lozan'da verdik.

Gerçek: Mısır 1882'de İngilizler tarafından işgal edildi,1922'de bağımsızlığını ilan etti.

Yalan 11: Meis adası Sevr'de bile bizimdi Lozan'da verdik.

Gerçek: Meis adası Sevr'de İtalyanlara bırakılmıştı.

Yalan 12: Oniki Ada'yı Lozan'da yitirdik.

Gerçek: Oniki Ada 1911 'de İtalyanlar tarafından işgal edilmişti.

Yalan 13: Batı Trakya, Halep, Batum, Hatay Lozan'da kaybedildi.

Gerçek: Bu bölgelerin hiçbiri Lozan'da Türk egemenliğinde değildi.

Yalan 14: Lozan'da gizli bir madde var, süresi 100 yıllık, 2023'te bitiyor.

Gerçek: Sekiz ülkenin imzaladığı bir antlaşmanın gizli bir süresi olsa bugüne kadar ortaya çıkardı.

Yalan 15: İngiltere'yle imzalanan gizli 24 maddelik bir protokol var.

Gerçek: İngiliz gizli belgelerinde bu protokolün iması bile yok.

Yalan 16: Lozan Antlaşması'nın tam metni Türkiye'nin elinde yok, yıllarca halktan saklandı.

Gerçek: Antlaşmanın aslı Fransa'da saklı, onaylı kopyası Türkiye'de var, 1923'ten beri de defalarca basıldı.

Yalan 17: İnönü "Lozan'da her şeyi kabul ettim, Müttefikler ne istedilerse verdim" dedi.

Gerçek: Görüşmeler kesilince yabancı basına kamuoyu oluşturmak için verilmiş bir demeçti.

Yalan 18: İngilizler Lozan'da ne istedilerse elde ettiler.

Gerçek: İngilizler istediklerinin çoğunu alamadı

Yalan 19: Görüşmeler kesilince İngilizlerle gizli bir antlaşma yapıldığı için Lozan Konferansı'nın 2. kısmı daha kısa sürdü.

Gerçek: Lozan görüşmelerinin 1. kısmı 76, 2. kısmı 97 gün sürmüştür.

Yalan 20: İngiltere Lozan'ı ancak 1924'te Hilafet kaldırılınca onayladı.

Gerçek: Hilafet konusu Lozan'da hiçbir zaman tartışma konusu olmadı

Yalan 21: Lozan İslam dünyasıyla bağlarımızı kopardı.

Gerçek: İslam dünyası Lozan'dan sonra kutlama telgrafları çekti

Yalan 22: Lozan büyük bir ekonomik yıkım getirdi.

Gerçek: Lozan bir ekonomik zaferdir. Osmanlı borçlarını azalttık, yabancılardan vergi alabilmeye başladık. Kapitülasyonlar kaldırıldı

Yalan 23: Yunanlardan tazminat alınamadı, işgal sırasında yaptıklarının hesabı sorulamadı.

Gerçek: Tazminat olarak Karaağaç alındı, ayrıca Birinci Dünya Savaşı için tazminat ödemekten kurtulduk.

 

 

 

LOZAN İLE HİÇBİR ADA YUNANİSTAN'A VERİLMEDİ

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, "Şimdi Kılıçdaroğlu'na sorarsan Lozan'da kazandığımızı söyler. Ondan sonra da adaların faturasını AKP'ye kesmeye kalkar. Adaları siz verdiniz, siz. Sizin partinizin başında olanlar verdi ve şimdi tarihi dosyaları hazırlatıyorum ve o tarihi dosyaları, Lozan da dâhil olmak üzere bunların önüne de milletime de bunları o belgelerle anlatacağız" sözleri tartışmaya neden oldu.

Adalar tartışmasını 18 Mayıs 2011'de gündeme taşıyan isim olan Eski Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri Ümit Yalım, "Lozan'da hiçbir ada verilmedi. Lozan'da, Osmanlı Devleti döneminde, 1913, 1914 ve 1915 yıllarında yapılan antlaşmalarla Yunanistan ve İtalya'ya verilen, işgal ve ilhak edilen adaların isimleri teyit edildi" dedi.

Ümit Yalım, halen Yunan işgali altında olan adaların egemenliğinin, antlaşmalarla İtalya ve Yunanistan'a devredilmediğini ve Türk toprağı olduğunu gösteren harita ve belgelerin, başta Genelkurmay Başkanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı olmak üzere devletin ilgili kurumlarında mevcut olduğunu söyledi.

Yalım, "Deniz Kuvvetleri Harekat Başkanı Tümamiral Mücahit Şişlioğlu, 2008 yılında, Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan toplantıda Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı namına, Türkiye Cumhuriyeti'ne ait 150'den fazla ada, adacık ve kayalıkların haritası ve coğrafi koordinatları ile birlikte NATO'ya ve Birleşmiş Milletler'e deklare edilmesini talep etti. Anılan talep Dışişleri Bakanlığı tarafından reddedildi. Çünkü anılan haritada işgal altındaki adaların Türkiye Cumhuriyeti'ne ait olduğu açıkça gösterilmişti. Tümamiral Şişlioğlu, Kumpas davalarına dâhil edildi ve Balyoz davasından 16 yıl hapis cezası aldı” dedi.

Adaların işgal edildiğinin ortaya çıkmasıyla Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin Genelkurmay Başkanlığı'na davet edildiğini belirten Yalım, şöyle devam etti: "Tümamiral Fikret Güneş, 2009 yılında, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda yapılan toplantıda, Dışişleri Bakanlığı temsilcilerinden Yunan işgali altında olan Eşek ve Bulamaç adalarının boşaltılmasını talep etti. Basat Öztürk'ün başkanlığındaki Dışişleri Heyeti adalardaki işgali doğruladı ve adaların boşaltılması için siyasi karar alınması gerektiğini söyledi. Tümamiral Güneş de, Kumpas davalarına dâhil edildi ve Balyoz davasından 16 yıl hapis cezası aldı. 18 Mayıs 2011'de Aydın Eşek Adası ve Aydın Bulamaç Adası'na giderek adaların işgal altında olduğunu yerinde belgeledim. İşgal görüntüleri medya aracılığıyla duyuruldu, ancak hiçbir iktidar yetkilisi tarafından söz konusu haberler tekzip edilemedi.

Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, işgale ilişkin olarak bir gazeteye verdiği demeçte, 'Ege'de mevcut egemenlik antlaşmalarıyla Yunanistan'a devredilmemiş olan ada, adacık ve kayalıklara ilişkin ihlaller tarafımızdan titizlikle takip ediliyor. Durum, Genelkurmay Başkanlığı'nın görüşleriyle birlikte Dışişleri Bakanlığı'na bildiriliyor. Konu siyasidir. Siyasi makamların yetki ve sorumluluğundadır. Alınacak kararların siyasi sonuçlar doğuracak olması nedeniyle nihai karar siyasi iradenindir' demişti."

Ümit Yalım, TBMM'de 26 Mart 2015'te yapılan oturumda dönemin Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın Lozan ve Paris Antlaşmalarına göre adaların hukuken Türkiye'ye ait olduğunu ve fiilen Yunanistan işgal altında olduğunu beyan ettiğini de hatırlattı. Yalım, "Eski Milli Savunma Bakanı Barlas Doğu'nun imzası ile AB Delegasyonu'na mektup gönderilerek Frontex kapsamındaki Letonya botları ve Letonya askerlerinin Aydın'a bağlı Eşek Adası'ndan çekilmesi talep edildi. Avrupa Birliği, Temmuz 2015 itibarıyla Letonya botlarını ve Letonya askerlerini Aydın Eşek Adası'ndan çekti. Avrupa Birliği, Aydın Eşek Adası'nın Türkiye'ye ait olduğunu ve işgal altında olduğunu kabul etti" diye konuştu. 

Yunan Savunma Bakanı Panos Kammenos'un, 16 Nisan 2017'de Aydın Eşek Adası'na gelerek işgalci Yunan askerleri ile birlikte Yunan rakısı içip kuzu çevirdiğini ifade eden Yalım, şunları söyledi: "Konu 23 Nisan 2017'de dönemin Savunma Bakanı Fikri Işık'a soruldu. Işık, 'Yunan Savunma Bakanı şov yapıyor. Türkiye emrivakiye boyun eğmeyecektir' dedi. AB Bakanı Ömer Çelik, 27 Nisan 2017'de yaptığı açıklamada, Yunan Savunma Bakanı Kammenos'un kuzu çevirdiği Eşek Adası'nın Türk toprağı olduğunu belirterek, 'Türkiye'nin belirleyeceği bir zamanda gereken cevap verilecektir' dedi. Başbakan Binali Yıldırım, 11 Aralık 2017'de TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, 'Biz diyoruz ki bunlar size (Yunanistan'a) ait değil' diyerek Yunanistan'ın işgal ettiği adaların Türkiye Cumhuriyeti'ne ait olduğunu itiraf etti."

Ümit Yalım, işgalin başladığı 2004 yılından bugüne kadar tam 14 yıldır Yunanistan'a bir tek nota verilmediğini ifade etti. Yalım, "Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın hazırlattığı tarihi dosyadaki bilgi ve belgeler, iskân ile işgal olayı birbirine karıştırılmadan ve devlet kurumlarındaki mevcut bilgi ve belgeler inkâr edilmeden sunulmalıdır" dedi.

 

 

 

“LOZAN’I ELEŞTİRENLER ÖNCE ADALARI GERİ ALSINLAR”

 

Ergün Aybars (Prof. Dr.) – Lozan emperyalizmin, Yunanistan ile Ermenistan hayallerinin ve iç ihanet cephesinin mağlup edilerek kazanılmış olan 30 Ağustos Zaferi’nin getirdiği bir siyasi belgedir. Kısaca Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 9 Eylül günü İzmir’e girerek getirdiği zaferdir. Birinci aşamada Mudanya Mütarekesi imzalanır. Türkiye Mudanya mütarekesi ile da Edirne dahil tüm Trakya’yı tek kurşun atmadan kazanır. Sonra büyük hesaplaşma Lozan’da yapılır. Almanya’ya Versay Antlaşmasını imzalatmış bulunan İtilaf Devletleri, Lozan’da TBMM Hükümetinin temsilcisi İsmet Paşanın karşısında boyun eğmek zorunda kalır. İngiliz ve Fransız basını 2 Eylül 1922 günü Yunan ordusunun hezimete uğradığını, Türk ordusunun büyük bir hızla İzmir’e doğru gelmekte olduğunu belirtirler ve bu hezimetin itilaf devletleri bloğunun mağlubiyeti olduğunu yazarlar. Dolayısıyla Lozan imzalandığında aynı şekilde İngiliz, Fransız ve ABD basını bunu büyük bir hezimet olarak değerlendirirler. Hatta bazı gazetelerde bu anlaşmanın imzalanmaması gerektiğini, Türklere karşı yeni bir savaşın başlatılması gerektiği haberleri yer almıştır. 1927 yılında ABD senatosunda bir Amerikan senatörü itilaf devletleri 1918’de savaştan çok perişan ve yorgun olarak çıkmıştı. Mustafa Kemal bundan yararlanarak Lozanı imzalattı. Şimdi Türkiye’ye karşı savaş açıp bunu geri almamız lazım diye bir konuşma yapmıştır. Lozan’da çözülemeyen en önemli konulardan biri Hatay’dır. Atatürk, ölüm döşeğinde iken tek kurşun atmaksızın Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılmasını sağlamıştır. Ege Denizi adaları Balkan savaşındaki ilk mağlubiyetten sonra Yunanistan’a Londra Antlaşmasıyla verilmiştir. Şu anda Ege’de Türk toprağı olan 18 ada işgal altındadır. Türk adasıdır bunlar. Lozan’ın ilgili maddesi bu adalarla ilgili “Türkiye devletini 3 mil alan içerisinde olan tüm adalar Türkiye’ye aittir” deniyor. Şimdi bu adalar işgal altında. Lozan’ı eleştirenler bu adaları geri alsınlar.

 

 

 

“LOZAN’I TARTIŞMAK CUMHURİYETİ TARTIŞMAKTIR”

Hakkı Uyar (Prof. Dr.) – Milletçe tarihe ilgimiz biraz fazla. Ancak tarihle ilgili bilgimiz siyasal kimliğimiz ya da ideolojik kimliklerimiz tarafından belirleniyor. Son zamanlarda yayınlanan TV dizilerinden yola çıkarak tarih fikri oluşan insanlar var. Oysa bunlar, dizi tarih değil. Dolayısıyla ideolojik kimliklere hitap eden tarihi yorumluyoruz.

Muhafazakar ve siyasal İslamcı kesimlerin Lozan Antlaşması ile ilgili görüşleri genel olarak Kadir Mısırlıoğlu gibi isimlerin yazdıklarını yansıtıyor. Oysa bunların yazdıklarının ne akademik nede tarihsel olarak hiç bir değeri yok. Osmanlı devleti sanki 300 yıl boyunca çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalmamış, sanki bir anda dış güçlerin müdahalesi ve iç ihanetle çöktü gibi bir algı oluşturuluyor. Osmanlı 600 yıllık bir imparatorluk. Türklerin tarih boyunca kurduğu en uzun ömürlü ve en büyük devlettir. Biz çökmüş olması gerçeğini ıskalıyoruz. 300 yıl boyunca sürmüş çöküşü. Bunun nedeni şu Osmanlı bir tarım imparatoruydu. Batı dünyası ve Avrupa ülkeleri tarımdan sanayiye geçerken Osmanlı, bu değişimi yaşayamadı. Çöküşün temel nedeni bu. Son dönemde modernleşme çabası gösterdi fakat bu çaba imparatorluğu kurtaramadı ama cumhuriyeti kuracak kurtuluş savaşını kazanacak kuşakları yetiştirdi. Bu kuşak imparatorluğun dağılmasına engel olamadı. Bizde tarihe çarpık bakanların ıskaladığı bir diğer şey ise Osmanlının 1. Dünya Savaşı’nda yenildiği gerçeğidir. Onlar 1914’teki Osmanlı sınırları ile 1923’teki Lozan sınırlarını karşılaştırıyorlar ve diyorlar ki toprak kaybedildi. Yapılan hata 194 ile 123 sınırlarını karşılaştırmaktır. Oysa 1914’teki sınırlarla yani savaşa girerkenki sınırlarla 1920’de savaş bittiğinde Sevr Antlaşması ile elde kalan sınırları kıyaslamak lazım. Kurtuluş savaşını yürütenlerin Sevr Anlaşması’ndan ne kurtarabildiklerine bakmak lazım. Yani 1914 ile 1923’ü değil, 1920 ile 1923’ü karşılaştırmak lazım. Yapılan bir hata daha var. Serv’in ölü bir antlaşma olduğunu ve Osmanlı Meclisi de imzalamadığı için geçersiz diyenler var. Oysa Sevr Sultan Vahdettin’in de katıldığı saltanat şurasında onaylandı ve İstanbul hükümeti temsilcilerince de imzalandı. Serv’in geçersiz olmasını sağlayan şey, Ankara Hükümeti’nin ve Ankara’daki TBMM’nin bunu ret etmesi, Kurtuluş Savaşını kazanmaları ve Sevr’in yerine Lozan’ı ikame etmeleridir.

Lozan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu anlaşmasıdır. Tüm Türk tarihi boyunca bakacak olursak eğer bu kadar uzun süreli bir barış dönemi yok. Bunu sağlayan Lozan ve Cumhuriyetin kurucularıdır. Lozan’ı tartışmak Cumhuriyeti tartışmaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

İşte, Ali Naili Erdem, Hikmet Sami Türk, Burhan Özfatura ve Ertuğrul Yalçınbayır’ın görüşleri…

GÖZLEM, bu hayati konuyu masaya yatırdı; “dışarılardan estirilmeye çalışılan ‘iflasa doğru’ iddiasını” tartışanlar da var; “Bu fırsattır, paniklemeyelim, yararlanalım”...

Eski Kıbrıs Büyükelçisi Ertuğrul Kumcuoğlu “Bu operasyon kolay değildir” dedi.

Ali Naili Erdem, Hikmet Sami Türk, Namık Kemal Zeybek ve Ertuğrul Yalçınbayır, adayları yorumladı ve not verdiler…

“Yürürlüğe konan ekonomik uygulamalarla krizin atlatılamayacağı” görüşünde birleşen uzmanların uyarılarını “Ekonomi Yönetimi” duymuyor…

Website Security Test