Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Tek turlu birleşik listeli nispi temsil sisteminin d’hondt usulü ve uygulaması

8.12.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Sonuç olarak, Türkiye’de uzun yıllarda beri partiler arasında tartışma yaratmadan benimsenen nispi temsilin d’Hondt usulünü, yukarıda açıklanan temel ilkelerle takviye ederek, ülkemizin siyasi istikrar ihtiyacına cevap vereceğini; Anayasamızın emri olan “yönetimde istikrar ve temsilde adalet” ilkelerini en iyi şekilde bağdaştıracağına inandığımızı belirtmek isteriz. Üstelik siyasi yelpazenin uçlarında yer alan partileri etkisiz bırakarak merkez partilerinin güçlenmesine yol açan, özellikle siyasi partiler arasında sağladığı "ittifak" imkanı ile ılımlı ve uzlaşmacı bir siyasi hava yaratmaya aday "Tek Turlu Birleşik Listeli Nispi Temsil Sisteminin D’Hondt Usulü", Türkiye koşullarına uygun bir sistem olarak kabul edilebilir. Sisteme, ülke barajının %10 ve "kontenjan milletvekilliğinin" %1 ilavesiyle, Anayasamızda yer alan "yönetimde istikrar ve temsilde adalet" (md. 67/6) ilkelerine uygun olarak, ülkemizin ihtiyacına daha iyi cevap verebileceği inancını taşıyoruz.

Sistem, il seçim çevresi çapında listeli seçimi öngörmekte ve partiler arası seçim öncesi yapılacak anlaşmalarla "birleşik listeler" sunulmasına imkan sağlamaktadır. Birleşik listeler sunmuş olan partiler grubu, kullanılan geçerli oyların "salt çoğunluğunu" elde ettikleri taktirde, o çevreden seçilecek bütün milletvekillerine sahip olabilmektedir. Ancak, sisteme daha yakından baktığımızda, ülke barajını (%10) aşan ve aşamayan partilerin “birleşik liste” yapıp yapmadıklarına ve “salt çoğunluğu” sağlayıp sağlayamadıklarına göre üç ihtimal beliriyor:

 

(1) Partiler birleşik liste sunmadıkları takdirde, sandalyelerinin bölüştürülmesi nispi temsilin d'Hondt usulüne göre yapılıyor.

(2) Partiler birleşik liste yapmışlar ama geçerli oyların salt çoğunluğunu sağlayamamışlarsa, sandalyelerin dağılımı gene nispi temsilin d'Hondt usulüne göre yapılmakta, ancak birleşik liste grubu partilerin geçerli oyları bir bütün olarak değerlendirilmektedir.

(3) Partiler birleşik liste yapmışlar ve geçerli oyların salt çoğunluğunu sağlamışlarsa, o çevreden seçilecek bütün milletvekillerine sahip oluyorlar, ancak sonradan kendi aralarında nispi temsilin d'Hondt usulüne göre sandalyeleri ayrıca bölüştürüyorlar.Şimdi bu sistemi ülke barajını (%10) aşan ve aşamayan partilerin durumuna göre örnekleyerek anlatalım:

 

Ülke barajını aşan partiler bakımından örnekleme

 

Diyelim ki bir seçim çevresinde 8 milletvekili seçilecektir. Ülke barajını aşan parti listelerinin geçerli oyları şöyle dağılmıştır: A= 127.000, B= 98.000, C= 90.000, D= 61.500, E= 23.500. Toplam geçerli oy sayısı 400.000. Seçim sayısı, 400.000: 8 = 50.000.

-Birinci ihtimalde, seçime katılan partiler birleşik liste sunmadıkları takdirde, sandalyelerin d'Hondt usulüne göre bölüştürülmesi sonucu:

A Partisi               : 127.000  oyla   3  sandalye

B Partisi               : 98.000  oyla   2  sandalye

C Partisi               : 90.000  oyla   2  sandalye

D Partisi               : 61.500  oyla   1  sandalye

E Partisi                : 23.500  oyla  0  sandalye

-İkinci  ihtimal,  seçim öncesi anlaşma ile C, D, E partilerinin anlaşarak listelerini birleştirme kararı almaları ve fakat salt çoğunluğu sağlayamamalarıdır. Bu durumda, birleşik listelerin oy toplamı 90.000+61.500+23.500=175.000. Bu toplam salt çoğunluk olan 200.001 oya ulaşamadığı için, paylaşım d'Hondt usulüne göre yapılır. Ancak; C, D, E partilerinin oyları tek bir liste halinde birleştirilerek değerlendirilir:

C, D, E Partileri  : 175.000  oyla  4  sandalye

A Partisi               : 127.000  oyla  2  sandalye

B Partisi               : 98.000  oyla  2  sandalye kazanırlar.

Görüldüğü gibi, listelerini birleştiren partiler sandalyelerin bölüşümünde daha avantajlı duruma geçmişlerdir. Bundan sonra, listelerini birleştirmiş partiler kendi aralarında yine nispi temsilin d'Hondt usulüne göre sandalyeleri paylaşırlar: C Partisi 2 sandalye; D Partisi 2 sandalye elde ederken, E Partisi yine sandalyesiz kalır.

-Üçüncü ihtimal, listelerini birleştiren partilerin bu defa salt çoğunluğu sağlaması halidir. Bu defa B, C ve E partilerinin listelerini birleştirdiklerini varsayalım: 98.000+90.000+23.500=211.500. Bu durumda oyların salt çoğunluğunu sağlayan listelerini birleştiren partiler, 8 milletvekilliğinin hepsini elde ederler. Daha sonra da bu 8 milletvekilliği B, C, E partileri arasında d'Hondt usulüne göre şu şekilde paylaştırılır:

B Partisi               :              98.000 oyla  4  sandalye

C Partisi               :              90.000  oyla  3  sandalye

E Partisi                :              23.500  oyla  1  sandalye kazanır.

Görüldüğü gibi, 127.000 oyla A partisi hiç sandalye kazanamazken 61.500 oylu D partisi de sandalye kazanamamakta; buna karşılık uzlaşmaya yatkın 23.500 oylu küçük E partisi 1 sandalye kazanabilmektedir.

Bu sonuç, "temsilde adalet" ilkesine daha fazla öncelik verilmesi istenirse, A partisinin 127.000 oyla hiçbir sandalye kazanamaması, buna karşılık 23.500 oyla E partisinin 1 sandalye kazanması nedeniyle haklı olarak eleştirilebilir. Bununla birlikte, "istikrar" ilkesine öncelik verilmesi istenirse, küçük de olsa "uzlaşmacı" E partisinin muhtemel bir hükümetin kurulmasına veya devamına katkıda bulunması nedeniyle böyle bir sonucun olumlu karşılanması gerekecektir.

Ülke barajını aşamayan partiler bakımından örnekleme

 

Doğal olarak, sistemi "temsilde adalet" ve "istikrar" ilkeleri açısından etkileyecek önemli bir unsur da %10 oranındaki ülke barajı olacaktır. Zira, yukarıda örneklenen her üç ihtimalde de ülke barajını aşan partilerin temsilci çıkarması söz konusu olmaktadır.

Buna karşılık, birleşik listede yer almayan veya yer alıp da topladıkları geçerli oyları ülke barajını aşamayan parti veya partilerin oyları bölüşümde dikkate alınmamaktadır. Ancak, birleşik listede yer alan ve fakat ülke barajını aşamayan siyasi parti veya partilerin oyları, listede yer alan ülke barajını aşmış diğer parti veya partiler arasında dağıtılmaktadır. Bu dağıtım, "eşit" bir dağıtım olabileceği gibi, diğer partilerin aldığı oylara göre "oransal" bir dağıtım da olabilir.

Şimdi, yukarıda örneklediğimiz her üç ihtimali buna göre; E partisinin ülke barajını aşamaması durumuna göre, sandalyelerin dağılımını yeniden inceleyelim:

–Birinci ihtimalde birleşik liste sunmayan partilerden hiçbirisi E partisinin oylarından yararlanamamakta; dolayısıyla, temsilcilerin dağılımında herhangi bir değişiklik olmamaktadır.

–İkinci ihtimalde ise, E partisinin aldığı oylar birleşik listede yer alan C ve D partilerine yarayacak; C ve D partilerinin nispi temsilin d'Hondt usulüne göre yaptıkları paylaşım sonucu 4 milletvekilliği (2+2=4) şeklinde bölüşülecektir. Bir başka deyişle, bu durumda da E partisinin barajı aşamaması herhangi bir değişiklik yaratmayacaktır.

Buna karşılık, seçimlerde birleşik liste yapan C, D, E partilerinin aldığı toplam 175.000 geçerli oyun biraz farklı dağıldığını; diğer bir deyişle, barajı aşamayan E partisinin barajı aşsaydı 1 milletvekili kazanabileceği bir dağılımı göz önünde tutarak yapılacak bir hesaplama, bizi farklı sonuca götürebilecektir: örneğin, C partisinin 80.000, D partisinin 60.000, E partisinin de 35.000 oy aldığını varsayalım. Toplam 175.000 oyla birleşik liste sayesinde 8 milletvekilliğinden 4'ünü kazanacak olan bu partiler, E partisinin barajı aşması halinde paylaşımı şöyle yapacaklardı: C partisi 2, D partisi 1, E partisi 1 sandalye. Halbuki, incelediğimiz bu durumda E partisi barajı aşamadığına göre, paylaşım E partisinin 1 sandalyesinin daha küçük parti olan D partisine gitmesi şeklinde gerçekleşecektir. Böylece, paylaşım 4 milletvekilliğinin 2'şer milletvekili şeklinde C ve D partileri arasında bölüşülmesiyle sonuçlanacaktır. Burada dikkat çekici husus, E partisinin paylaşımda yer almasını engelleyen ülke düzeyindeki barajın, birleşik listede yer alan partilerden daha küçük olan D partisinin işine yaradığıdır. Bir başka deyişle, "Birleşik Listeli Tek Turlu Barajlı D'Hondt Sistemi" kendi içinde bir yandan "yönetimde istikrarı" sağlarken; öte yandan, "temsilde adalet" ilkesinin olabildiğince gerçekleşmesine katkıda bulunmaktadır. Aynı durum, üçüncü ihtimalde de gözlemlenir. 

-Gerçekten, sistemin üçüncü ihtimali olan B, C ve E partilerinin salt çoğunluğu (211.500) sağlayan paylaşımında, E partisinin barajı geçmesi halinde gerçekleşen 4+3+1=8 şeklindeki sandalye dağılımı; E partisinin barajı geçememesi halinde 4+4=8 sandalye şeklinde değişmektedir. Bir başka deyişle, E partisinin kazanacağı 1 sandalye, barajı aşamadığı için birleşik listede daha küçük parti olan C partisine gitmektedir. Burada da barajlı d'Hondt sisteminin, birleşik liste yapan uzlaşmacı partilerden küçüklerin işine yarayarak; sadece "yönetimde istikrar" ilkesini gerçekleştirmekle kalmayıp, aynı zamanda "temsilde adalet" ilkesinin gerçekleşmesine de katkıda bulunduğunu görüyoruz.

Öyleyse, "Kontenjanlı ve Ülke Barajlı Tek Turlu Birleşik Listeli Nispi Temsilin D'Hondt Usulü", bir yandan uzlaşmacı ve demokrat küçük partileri parlamentoya taşıyarak "temsilde adalet" ilkesini gerçekleştirirken; öte yandan merkeze yakın büyük partileri koruyan avantajları ile "yönetimde istikrarı" sağlamaya aday uygun bir sistem olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle seçim çevrelerinde milletvekili paylaşımında uygulanan %10 oranındaki baraja getirilecek eleştirilerin; %1 oranındaki her siyasi hareketin mecliste temsiline olanak sağlayan 100 kontenjan milletvekilliği" ile dengelenmesi, sistemin birbirine tamamen zıt "yönetimde istikrar" ve "temsilde adalet" ilkelerini bağdaştırması bakımından çok önemlidir. Üstelik birleşik listeli seçimlerin siyasi partiler ve adaylar arasında yaratacağı ülkemizde sürekli ihtiyaç duyulan ılımlı ve saygılı hava, iktidarların siyasi tansiyonu yükseltmeden hükümet etmelerine de olanak sağlayacaktır.

Halen Anayasa’nın “temsilde adalet” ilkesini göz ardı ederek sadece “yönetimde istikrar” ilkesine öncelik veren ve tek parti iktidarı yaratan bugünkü sistem içinde söylenecek pek fazla bir şey bulunmamaktadır. Ancak, geçmişte kurulan koalisyon hükümetlerinin (DYP-CHP, DSP-ANAP, DSP-MHP-ANAP) "uzlaşma" arayışları, bu düşünceyi daha da güçlendirmektedir. Sistemin, özellikle uzlaşmaya yatkın olmayan siyasi partileri elimine etmesi, Türk siyasi hayatı ve demokrasisi için bir kazanç olacaktır kanısındayız.

Bitti.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Fenerbahçe Genel Kurulu’ndaki sandık sonucu, seçimlere çok az kala, yeni bir tartışma başlattı. Biz de “ülkenin her tarafında konuşulan ve cevabı aranan soruyu” uzmanl...

“Anayasa Mahkemesi, ‘Yüksek Seçim Kurulu’nun, seçimlere gölge düşürecek yolu açmasında bir mahzur görmedi’ ve ‘mühürsüz oy’ pusulalarının meşrulaştırılmasına, Güney Do...

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde bakanlıklar yeniden yapılandırılırken, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kaldırılması öngörülüyor. GÖZLEM, konuyu uzmanlara sordu. “O...

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın “aday olup olmayacağının tartışıldığı bir zamanda Abdullah Gül’ü ziyaret etmesinden sonra”, bu defa da İkinci Ordu Komutanı Korgener...

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı. “Bu defa durumun çok ciddi olduğuna dikkati çeken” uzmanlar, “Plansız ekonomi, borca dayalı büyüme ve ithalata dayalı üretim modelinden v...

Ankara ve Washington’da başka rüzgarlar eserken, Mehmet Dözmez haklı olarak sordu; “ABD ne yapmak istiyor?”

Yazarlar
Website Security Test