AKP’nin “Atatürk rotası” samimi mi, seçim yatırımı mı?

10.11.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM sordu, Yekta Güngör Özden, M. Şakir Örs ve Soner Aydın yanıtladı. İşte görüşleri ve CumhurbaşkanıRecep Tayyip Erdoğan’ın 10 Kasım mesajının tam metni

 

AKP son anketlerde kararsızların oranının yüzde 30’un üzerine çıktığını fark edince bir süredir 2019 yılı seçimleri taktiği üzerine çalışıyordu. Parti yönetimi, milletvekillerine mesaj göndererek, “Atatük’ün şahsını hedef alan tartışmalardan uzak durmaları” konusunda uyarıda bulunduğu kamuoyuna yansımıştı. 2019 seçimleri öncesi AKP’nin başlattığı ‘yeni dönem stratejileri'nin bir parçası olarak yorumlanan ‘Atatürk açılımlı' politikası ile Atatürkçü seçmenin hedeflendiğini savunuluyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında devlet erkânı da Anıtkabir'de gerçekleştirilen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenlerine katıldı. Cumhurbaşkanı'nın Cumhuriyet'e ve Atatürk'e özellikle vurgu yaptığı yazısı da dikkat çekiciydi. Erdoğan deftere 'Türk Milleti /Atatürk' ifadelerini kullanarak halkımızın beklediği ve istediği ağırlıkta bir yazıya imza attı...

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 79. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesaj da Atatürk'ü 'kahraman asker, saygın lider' sözleriyle anlattı.

AK Parti’nin ilçe teşkilatları 10 Kasım’da Atatürk’ü anmak için Anıtkabir’e gitti. Çeşitli noktalardan otobüslerin kaldırıldığı ziyaret, AK Parti içinde yaşanan "Atatürk açılımı" olarak yorumlanıyor.

Kurulduğundan ve iktidara geldiği günden beri farklı bir yol izleyerek büyük bir kesimin tepkisini çeken AK Parti, neden böyle bir rota değişikliğine gidiyor?

AK Parti’nin bundan sonraki süreçte “daha fazla ‘Atatürk’ diyerek” Atatürkçü kesimi kucaklayacağı dile getirilirken, buna gerekçe olarak ise; başta İstanbul ve Ankara olmak üzere büyük kentlerde düşen oylar, halkın Atatürk sevgisinde gitgide bir artış kaydedilmesi gibi nedenler gösteriliyor. AK Parti’de görülen bu rota değişikliğinin, samimi olup olmadığı ise tartışılıyor.

 

ERDOĞAN: TARİHE İZ BIRAKAN BİR KOMUTAN VE LİDER…”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatının 79’uncu yıldönümü dolayısıyla yayınladığı 10 Kasım mesajın tam metni:

Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal'i ebediyete irtihalinin 79. yıldönümünde saygıyla yad ediyorum.

Gazi Mustafa Kemal, önderlik ettiği istiklal mücadelemiz, elde ettiği eşsiz zaferler ve milletimizi müşterek bir ideal etrafında birleştirerek kurduğu Cumhuriyetimiz ile tüm dünyanın takdirini kazanmışkahraman bir asker, saygın bir liderdir.

Gazi Mustafa Kemal'i tarihe iz bırakan bir komutan ve lider yapan en büyük özelliği, milletine duyduğu sonsuz güven ve inancıdır.

Aziz milletimiz, Gazi Mustafa Kemal önderliğinde 1919'da başlayıp 1923'te Cumhuriyeti kurarak taçlandırdığıbüyük mücadelede, bizleri vatansız bırakmak isteyenleri kanıyla, canıyla, yüreğiyle durdurmuştur.

İstiklal mücadelemizde vatanınıve bayrağınıkahramanca savunan, tüm zorlu koşullara rağmen geleceğine ve iradesine sahip çıkan aziz milletimiz, bugün de ülkemize yönelik tüm saldırılarıbozguna uğratacak azim ve kararlılığa sahiptir.

Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu ve gençlere emanet ettiği cumhuriyetimizi tam bağımsız olarak ilelebet muhafaza etmek, sürekli daha ileriye taşımak ve 2023 hedeflerimize ulaşmak için, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devletilkesi etrafında birleşiyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti'nin istikrar içinde, vatandaşlarımız arasındaki kardeşlik, birlik ve bütünlük azmini koruyarak güçlenmesi, büyümesi ve demokrasinin standartlarınıher geçen gün yükseltmesi için yılmadan yorulmadan çalışmayısürdüreceğiz.

Bu düşüncelerle, vefatının 79. yıldönümünde cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarıile vatanımız uğruna fedakârca şehit ve gazi olan tüm kahramanlarımızıbir kez daha rahmetle, minnetle yad ediyorum.

 

OY TOPLAMAK İÇİN YELKEN AÇIYORLAR

Yekta Güngör Özden (Anayasa Mahkemesi eski Başkanı): Bütün dünyanın büyüklüğü, niteliği, benzersizliği ile örnek olarak tanıdığı Mustafa Kemal Atatürk'ün değerini yeni yeni anlamaya başlamanın insanda uyandıracağı merakta çok haklı olacağı kanısındayım. Ben bunu yaklaşan 2019 seçimleri nedeniyle oy toplamak için anlamsız bir yelken açmaya bağlıyorum. Çünkü Atatürk karşıtlarının kim olduğunu, onu kimlerin karalamak ve suçlamak istediğini herkes biliyor. Atatürk'ü sevenler ve gerçek Atatürkçüler bu oyunun bilincindeler. O bakımdan şimdi yeni yeni Atatürk'ün adını ağzına alanlarla, Atatürk'ten söz edenlerin siyasal çıkarlar için düştüğü bu yolda kendilerine arkadaş bulacaklarını sanmıyorum. Olsa olsa kendi adamlarını ve yandaşlarını, kendileri gibi yapay Atatürkçülükle oy almak için bir araç olarak kullanabilirler.

 

AKP, YENİBİR STRATEJİYE GEÇİYOR

Mehmet Şakir Örs: 15 yıldır ülkeyi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarının ve onun liderliğinin, son dönemde dikkati çeken söylem ve tutum farkı, yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor. Öncelikle belirtelim, bu söylem değişikliği, yalnızca son 29 Ekim törenlerinde ortaya çıkan ‘Atatürklü söylem’den ve buna hemen ayak uyduran iktidar yandaşı çevrelerin tutumundan ibaret değil. Ya da yine, ‘takiye yapıyorlar işte’ denilerek geçiştirilecek kadar basit değil. Bütün bunlar, AKP’nin yeni bir strateji uygulamaya başladığının öncül işaretleri…

Bu stratejinin içinde; yıpranan belediye başkanlarının değiştirilmesinden örgütsel yenilenmeye, yerli otomobil yapılmasından İstanbul’daki Atatürk Kültür Merkezi projesine kadar uzanan pek çok adım var. Aslında bütün bunlar, yeni stratejiye uygun olarak oluşturulan yol haritasının temel taşları. Öyle anlaşılıyor ki önümüzdeki günlerde bu örnekler daha da çoğalacak.

Bu stratejinin temel hedefi, ne yapıp edip 2019 seçimlerinde yüzde 50 artı 1 oya ulaşmak. Öyle görünüyor ki iktidar çevreleri tamamen bu hedefe endekslenmiş ve kilitlenmiş durumda. Bu amaç için yapmayacakları şey yok. Hatta seçim yasası başta olmak üzere, var olan tüm yasal ve yönetsel uygulamaları, işlerine geleceği şekilde değiştirmek ve düzenlemek de işin içinde… İşte seçim ittifakının gündeme getirilmesi de bunun bir parçası.

Siyaseti dikkatle izleyenler, bir ara iktidar çevrelerinde yeni bir parti kurulması fikrinin bile tartışıldığının ayırdına varmışlardır. İşte şimdi yapılmak istenen, AKP’yi yenileştirmek!.. Daha doğrusu halkta ‘yeni bir AKP’ algısı yaratmak… 15 yılın eksilerini, olumsuzluklarını, kendilerince yıpranmış isimlere fatura edip, yeni sulara yelken açıyorlar!..

Özellikle büyük şehirlerde yalnızca kendi tabanlarıyla çoğunluğu kazanamayacaklarını görerek, şimdi kendilerini daha geniş bir seçmen kitlesine beğendirmeye çalışacaklar. Bu arada görücüye çıkacak yeni gelin evi gibi bir ev temizliği yapıyorlar. Parıltılı, albenisi yüksek yeni çeyizler hazırlıyorlar!.. Vitrini yeniliyorlar!.. İşte Atatürklü yeni söylemleri ve yapılmak istenen değişiklikleri, bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor.

Peki, ‘bu tutar mı’, derseniz; o biraz halkın yaşananları kendi akıl ve vicdan terazisinde nasıl değerlendireceğine bağlı. Tabii biraz da, bütün bu gelişmeleri doğru analiz edip halkı aydınlatıp bilgilendirecek ve iktidarı teşhir edecek muhalefetin performansına…

Şimdi, ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) başta olmak üzere, muhalefet çevrelerinin; hızla iktidar partisinin yeni yönelimlerini, yöntemlerini irdeleyip, yeni politikalar ve söylemler geliştirmesi gerekiyor…

 

BU DÖNÜŞÜM BİR HESAPLAŞMAYA KONU OLMAMALIDIR

Soner Aydın (Emekli Albay): Son günlerde, iktidar partisi sözcüsünün; “Cumhuriyet de, Atatürk de bizim” açıklamalarıyla başlayan ve devletin en üst kademelerinden, iktidara yakın duran basın yayın kuruluşlarına kadar herkesin benimsediği “Atatürk ve Cumhuriyet açılımı” bence ülkemiz ve milletimiz için bir dönüm noktasıdır.

Birinci Dünya Savaşı, ardından Kurtuluş Savaşı ve bunların neticesinde; toplu iğne bile üretecek sanayisi olmayan, hayvanlarına yedirecek samana muhtaç, okuldan, öğretmenden, mühendisten, doktordan, hukukçudan… yoksun, bırakın eğitim ve öğretimi okuma yazma oranı bile yok denecek kadar düşük bir toplumun Atatürkçü Düşünce Sisteminin aydınlattığı yolda nerelerden nerelere geldiği herkes tarafından bilinmektedir. Ülkemizde kim olursa olsun, hangi düşünce yapısına ve ideolojiye sahip olursa olsun birisinin çıkıp “Atatürk bizimdir, Cumhuriyet bizimdir” demesi çok önemlidir. Bu nedenle bu değişim ve dönüşümü yadırgamamak, küçümsememek ve reddetmemek, aksine takdir etmek gerekir diye düşünüyorum.

Günlerdir televizyonlarda bu konudaki açık oturumları izliyorum, gazetelerdeki yorumları okuyorum. Bunların hemen hepsinde; Atatürk ve Atatürkçülük aleyhine önceden yapılan ve söylenenleri konu alan tartışmalara tanık oluyoruz. Bence bu yaklaşım uygun değildir ve bu değişim ve dönüşüm bir hesaplaşmaya konu olmamalıdır. Çünkü Atatürkçü Düşünce Sistemi takiyye kaldırmayacak derecede somut ve gerçekçi bir kavramdır. Bilindiği gibi geçmişte, 1980 yılı sonrasında da Atatürkçülük sloganlaştırıldı, uygulamaya yansıtılmadı ve sonuçlarını hep birlikte gördük. Ama bu gün, 21. Yüzyılın Türkiyesi'nde; düşünen, sorgulayan, araştıran ve inceleyen; neyin gerçek, neyin takiyye olduğunu anlayabilecek ve takiyyecilerin ikiyüzlülüğünü ortaya koyabilecek nitelikte büyük bir kitle vardır. Bu nedenle böyle bir dönüşüm ve değişimi başlatanların; en azından kendilerini kanıtlamak için, Atatürk’ü ve Atatürk Cumhuriyetini anlamaya çalışacaklarını düşünüyorum. Bu da okumak, araştırmak ve incelemekle, kısaca donanım kazanmakla mümkündür. Bu konuda okumaya, araştırmaya başlayanların Atatürk’e hayran olmamaları mümkün değildir. Ayrıca kendilerini kanıtlamaya çalışanlar; bundan böyle gazete ve televizyonlarda ne kadar Atatürkçü olduklarını, Atatürk’ün neler yaptığını ve ne kadar değerli olduğunu anlatmaya başlayacaklardır. Böylece milletimiz Atatürk’ü yeniden öğrenecektir. Bu konuda takiyye yapmaya kalkanlar, karşılarında ellerinde tarihi belgeleriyle gerçekten Atatürkçü bilim adamlarını bulaacaklardır. Böylece Atatürk; daha geniş kitleler tarafından çok daha iyi anlaşılacaktır. Ben böyle umuyorum, böyle olması gerektiğine inanıyorum.

Günümüzde; sadece sözle, sadece sloganla Atatürkçü olunamaz ve bu şekilde toplumu etkilemek mümkün değildir. Uygulamalar ve yaklaşım son derece önemlidir. Bu uygulamaların başında “çağdaşlık” gelmektedir. Çünkü Atatürkçü Düşünce Sisteminin temel taşı Atatürk’ün “muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmak” olarak ifade ettiği çağdaşlıktır. Atatürkçü Düşünce Sistemini oluşturan Atatürk İlkeleri ve Atatürk Devrimlerinin tamamı çağdaşlık kavramı üzerine inşa edilmiştir. Çağdaşlık dinamik bir kavramdır. Bireyin ve kurumların sürekli kendilerini yenilemelerini gerektirir. Ortaçağ zihniyetiyle çağdaş olunamaz. Çağdaşlaşma önce eğitimle başlar. Eğitim, bilim, teknoloji, hukuk, siyaset, demokrasi vb. alanlarda Atatürk ilke ve devrimlerine uygun çağdaş uygulamaların yapılıp yapılmadığı, bize kimin ne kadar samimi olduğunu gösterecektir.

Bence kim Atatürk’e ve Cumhuriyete sahip çıkmak isterse koşulsuz destek verilmelidir. Yardımcı olunmalı; makalelerle, konferanslarla, panellerle, sinema ve tiyatro eserleriyle açılıma katkı sağlanmalıdır. Bu, Atatürkçü Düşünce Sistemini benimsemiş olan herkesin görevidir. Aksi yaklaşımlar her şeyden önce Atatürk ve Cumhuriyetimize zarar verir. Milletimizin; vatanımız sınırları içinde, Atatürk ilke ve devrimlerinin ışığında, Cumhuriyetimizin kurucu ve koruyucu değerleriyle, huzur ve refaha bir an önce kavuşmak, birlik ve bütünlük içinde güvenli bir gelecek inşa etmek için kaybedeceği zaman kalmamıştır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Hükümetten gelen “pembe” açıklamalarla giderek artan ve büyüyen sorunların çözülemeyeceğini belirten uzmanlar, “Gecikilmemeli” diyorlar. İşte görüşleri.

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. Yanıtlar, AKP ve MHP için “yapılmakta olan kamuoyu araştırmalardaki oy oranlarına uygun” oldu

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, Türkiye’nin gündemindeki iç ve dış olaylarla ilgili sorularını cevapladı. Özellikle MHP ve Bahçeli hakkındaki analizleri alt...

Yerli otomobil üretecek fabrikanın İzmir’de kurulması için başlatılan girişim, kent genelinde büyük destek gördü. Siemens’in kuracağı rüzgar tribünleri fabrikasın da İ...

GÖZLEM, 80 milyonu “doğrudan” ilgilendiren bu konu ile ilgili olarak “Neden” ve “Ne yapılmalı” sorusunu uzmanlara sordu. İşte Prof. Dr. Muzaffer Demirci’nin, Prof. Dr....

GÖZLEM, “Anayasaya aykırılık ve suç duyurusu” iddialarını masaya yatırdı, işte uzman görüşleri…

Ekim ayında endeks 65.7’ye düştü. GÖZLEM, “düşüşü ve sebeplerini” masaya yatırdı. İşte Ali Nail Kubalı’nın, Prof. Esfender Korkmaz’ın ve Prof. Muzaffer Demirci’nin gör...