Enerjiden inşaata “dev” adımlar; işte Türkerler!..

6.10.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Genel Koordinatör Prof. Dr. Attila Sezgin, GÖZLEM’in Yayın Kurulu toplantısına katıldı ve hem görüşlerini anlattı, hem de yayın kurulu üyelerimizin soruları yanıtladı.

Türker Holding’in hikayesi bir giyim mağazası ile başladı. Temeli, 1970′li yılların başlarında, Kazım Türker’in üniversite öğrenimi sırasında attığı Türkerler, bugün 148 şirket, 20 bine yaklaşan çalışanıyla ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Türkerler Holding, 1980’li yıllarda girişimlerini çeşitlendirerek, zincir mağazalar haline geldi. 1990’lı yıllarda Türkerler İnşaat’ı kurarak; inşaat, enerji, doğal gaz, altyapı, imalat alanlarında yeni yatırımlara başlayan grup, inşaat, enerji, sağlık, gayrimenkul ve tekstil ana alanlarında faaliyet gösteriyor.

Türkerler, kamu ve özel sektör ihaleleri, özelleştirmeler ve ortaklıklar konusunda önemli bir bilgi birikimine ve iş deneyimine sahip. Buna bağlı olarak yenilenebilir ve termik enerji üretimi, doğalgaz dağıtımı, tekstil ve petrol sektörlerinde iştirakleri bulunuyor.

Türkerler, altyapı ve üstyapı konusunda taahhüt işlerini gerçekleştirmek için, Türkiye’nin her bölgesinde 1993 yılından 2015′e kadar, toplam 3 milyon metrekare inşaat hacmiyle sektörün önemli firmaları arasında yerini aldı.

Türkerler Holding Genel Koordinatörü Prof. Dr. Attila Sezgin, GÖZLEM’in Yayın Kurulu toplantısına katıldı. Yayın Kurulu Üyelerimizin sorularını cevaplayan Sezgin, Türkerler Holding’in, kamu ve özel sektör ihaleleri, özelleştirmeler ve ortaklıklar konusunda önemli bir bilgi birikimine ve iş deneyimine sahip olduğunu söyledi. Holding’in yenilenebilir ve termik enerji üretimi, doğalgaz dağıtımı, tekstil ve petrol sektörlerinde iştirakleri bulunduğunu aktaran Sezgin, Türkiye ekonomisine katkılarının her geçen gün büyüyerek süreceğini ifade etti.

Türkerler Holding hakkında genel bir bilgilendirme yapar mısınız?

Öncelikle grubun içinde olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkerler’in 50 yılı aşkın bir geçmişi var. Temeli 1970’li yıllarda Ankara’da atıldı. Tekstil sektörüyle çıkılan yolda, bugün 148 şirketle ülke ekonomisine katkıda bulunuyor. 1993 yılında Türkerler Holding, Türkerler İnşaat’ı kurarak; inşaat, enerji, doğal gaz, altyapı, imalat alanlarında yeni yatırımlara başladı. Kamu ve özel sektör ihaleleri, özelleştirmeler ve ortaklıklar konusunda önemli bir bilgi birikimine ve iş deneyimine sahip. Buna bağlı olarak yenilenebilir ve termik enerji üretimi, doğalgaz dağıtımı, tekstil ve petrol sektörlerinde iştirakleri var. Hastane, otel ve okul projelerimiz var. Konut, turistik tesisler, özelleştirme ve kamu özel ortaklığında yürütülen projeler, gayrimenkul geliştirme projeleri, otoyollar, köprüler, hafif raylı sistem, metro ve tramvay sistemleri, barajlar, hidroelektrik santralleri ve sulama projeleri, doğalgaz boru hatları, doğalgaz şehir dağıtım projeleri alanlarında yatırımlarımız var. Yılsonuna kadar 20 bin çalışan sayısına ulaşarak ülke istihdamına katkımızı daha da artıracağız.

Kamu özel sektör ortaklığıyla yürütülen şehir hastanelerinde yatırımlarınız var. Bunlardan biri de İzmir Bayraklı’daki “Bayraklı Entegre Sağlık Kampüsü.” Türkerler tarafından yapılan bu hastanenin işletilmesinde nasıl bir protokol var. Yap-İşlet- Devret modeli gibi bir protokol mü?

Şehir hastaneleri yatırımı yap-işlet- devret modeline benziyor. İngiltere’den alınan örneklerle Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı projeler. Bakanlık bu tür sağlık komplekslerini Türkiye geneline yaymaya çalışıyor. Mersin, Isparta ve Sivas’ta inşa edilen şehir hastaneleri açıldı. Biz Kocaeli Entegre Sağlık Kampüsü, Ankara Etlik Entegre Sağlık Kampusu ve İzmir Bayraklı Entegre Sağlık Kampusu’nu yapıyoruz. Sağlık Bakanlığı – Kamu Özel Ortaklığı Daire Başkanlığıyla… İngiltere’den projelendirmişler. Bütün Türkiye’de yaygınlaşıyor. Ankara Etlik’te yapımı süren kampusta 100 den fazla ameliyathane var. Belli ihtisas kurumlarına ayırmışlar. Arı ayrı hastaneler ama bir kampus içinde projelendirilmiş. Sistem şöyle çalışıyor. Maliyetin tamamını projeyi yapan firma üstleniyor. 25 yıl kira sözleşmesi var. Sağlık Bakanlığı, buraların doktor ve hemşire gibi personelini karşılıyor. Geriye kalan hizmetleri yüklenici firma belli bir ücret karşılığında devlete sunuyor. Burada 19 tane hizmet var. Temizlik, teknik bakım, cihazların yenilenmesi, mevcut cihazların bakım onarımı, güvenlik gibi bir hastanede olması gereken ne kadar hizmet varsa bunu yapıyor. Bakanlık doktor ve hemşireleri karşılıyor. Diğer tüm hizmetleri firmalar karşılıyor. Ankara Etlik’te yapımı süren şehir hastanesinde günlük sirkülasyon 70 bin kişi olacak deniyor. Bu kadar karmaşık bir yapının hem de devletle yürütülmesi zor. Bakanlık İzmir’de Bayraklı’nın dışında, biri Buca’ya olmak üzere iki şehir hastanesi daha planlıyor.

Bu çapta bir hastane İzmir’deki diğer özel hastaneleri olumsuz etkilemez mi? Tedavi edilecek kişi sayısı yakalanmazsa ekonomik açıdan zor durumda kalmazlar mı? ABD böyle büyük hastanelerini kapatırken Türkiye’nin yeni yatırıma başlaması bir risk değil midir?

Türkiye’de sağlık sektöründe ne yapsanız yetmiyor. Özel hastanelerin bir sorun yaşayacağını zannetmiyorum. Devlet o bölgedeki kamu hastanelerinden bir kısmını kapatıp personelini buraya aktaracak. Geçmişte, DEÜ Hastanesi’ni büyütmek için çok çalıştık. İçeriden ve dışarıdan krediler bularak yaptık. Hastanelerin optimal büyüklükleri var bu söyleniyor. Bu büyüklük nedir 400-500 yatak kapasitesini geçmesin deniyor. Ege tıp 3 bin 700 yatak kapasiteli. Bir kasaba gibi bir yer. İngiltere’den alınan örnekler. Burada branşlar ayrı olacak. Birkaç hastaneyi bir arada gibi düşünmek gerekiyor.

Yatırımlarda ağırlık hangi sektörlerde?

Son yıllarda ağırlık enerji sektörüne kaydı. Grubumuz yenilenebilir enerji üretimindeki geniş kabiliyetiyle sahiptir. Enerjide hidroelektrik, jeotermal, doğalgaz ve rüzgar santrallerinde yatırımlarımız var. Elektrik üreten 6-7 adet baraj var. En önemlisi de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın, bin megavatlık Rüzgar Enerjisi Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihalesine oldu. Burada Siemens ve Kalyonla birlikte yatırımlarımız var. 1 milyar dolarlık bir yatırım. Bu projeyle kurulacak santrallerin işletmeye girmesiyle her yıl asgari 3 milyar kilovatsaat elektrik enerjisi üretilecek ve yaklaşık 1,1 milyon evin yıllık elektrik ihtiyacı rüzgardan karşılanacak. Aynı zamanda, kurulacak rüzgar tesisleri sayesinde yıllık ortalama 1.5 milyon ton karbon emisyon azaltımı sağlanacak.

Gayrimenkul sektöründe yürütülen projeler nelerdir, gündemde yeni yatırımlar var mıdır?

Gayrimenkulde halen yürüyen 3 tane projemiz var. Mahall Bomonti İzmir, Mahall Ankara ve Çiftçi Towers. Ortağı olduğumuz Çiftçi Towers Projesi, İstanbul’un en değerli lokasyonu olan Zincirlikuyu’da, zemin altında 10 kat ve zemin üstünde 45’er katlı iki kuleden oluşuyor. Projede, yaklaşık 84 bin metrekare rezidans, 10 bin metrekare ofis, 68 bin metrekare ticari alan, depo ve teknik kat alanları ve 2.500 araçlık otopark bulunuyor.

Mahall Bomonti İzmir, yaklaşık 45 bin metrekarelik arazide yapılıyor. İzmir projesi, konut, ofis ve ticari alanlardan oluşuyor. 1912 yılında Bomonti ailesinin bira üretmek için kurduğu bir tesis. Sonra TEKEL’e geçti. Arazi özelleştirmeden TEKEL’den alındı. İçinde 9 tane tarihi bina var, o binalar aslına uygun restore ediliyor. Bölgenin sosyal dokusu aynı korunuyor. Şehrin içinde bir yaşam vadeden Mahall Bomonti İzmir’de müze, sanat evi, kafe ve restoranlar, açık hava konser alanı gibi sosyal donatılar olacak. Sinema, tiyatro, orkestra salonları olacak. Bittiğinde Türkiye’nin en yüksek katlı kulesi olacak. Kule olarak planlanmasının sebebi arazide bulunan ağaçları ve yeşil alanı korumak. Elimizdeki işlerin bedeli 5 milyar dolar. Üç yıl içinde bunu 8 milyar dolara çıkarmayı planlıyoruz.

Sosyal projelere ciddi desteğinizin olduğunu biliyoruz. Göztepe Spor Kulübü’ne de sponsor oldunuz. Sosyal projelere destek sürecek mi? İzmir’de Karşıyaka Spor Kulübünün maddi açıdan büyük sıkıntı içinde olduğunu duyuyoruz. Basketbol şubesi kapanmak üzere, futbol şubesi yine bir alt lige düşecek deniyor. Göztepe dışında spor kulüplerine destek olmayı düşünüyor musunuz?

Eğitime kesintisiz destek kapsamında, “Aydınlık bir gelecek için tam destek!” sloganıyla inşa ettiğimiz 1000 ve 800 öğrenci kapasiteli ilköğretim okullarında yeni nesillere eğitim olanağı sağlıyoruz. Türkiye genelindeki okullara Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen 100 temel eser içerisinde yer alan kitaplardan 500 bin adet bastırarak bu kitapların ülkemizin çeşitli bölgelerindeki okullarda eğitimlerini sürdüren öğrencilere ulaşmasını sağladık.

Türkiye’nin kalkınmasında en önemli etken olan “eğitim” alanında sosyal sorumluluk bilinciyle çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu kapsamda, inşa edilmiş Türker ve Türkerler İlköğretim okullarına Azizli Bağlar Köyü ilköğretim okulunu ekliyoruz.

İzmir’de özellikle sosyal ve sanat alanında destek olmaya çalışıyoruz. İki yıldır Göztepe’ye destek oluyor. Devlet Bale ve Operasına sponsor olduk. Efes Antik Kenti’ndeki kazılara sponsor olduk. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi’ne Sanat Galerisi yaptık.  Bu ay içinde açılışı olacak. Roteryen kulüplerine destek oluyoruz. DEÜ Tıp Fakültesi mezunlarının kurduğu Atlas Vakfı’na destek oluyoruz. Sosyal etkinliklere destek olmaya çalışıyoruz.

Spor konusunda aslında İzmir’in Karşıyaka Spor Kulübü’nü kurtarmak gibi bir görevi olduğuna inanıyorum. Cumhuriyetle yaşıt bir kulübün gerek basketbolda gerekse futbolda bu duruma düşmesi üzüntü vericidir. Sporla ilgili ben Ekonomi Üniversitesi Rektörü iken İzmir’in o zaman süper ligde hiç takımı yoktu. Ortalık bir alevlendi, işte belediyeler herkes para versin bu iş olsun denildi. Futbol artık profesyonelleşmiş. Futbolcular profesyonel yöneticiler amatör. Ekrem Demirtaş o zaman ‘Biz de para verelim’ dedi verdik. İzmirsora 150 bin lira para verdik ve hiç bir şey olmadı. Karşıyakaya para verseniz de hiçbir şey olmaz diye düşünüyorum. Kulüp güvendiği birine verilecek o da yönetecek. Karşıyaka bunu yapmazsa bence dibe vuracak.

İzmir’de üniversite sayısını yeterli buluyor musunuz? Yeni üniversitelerin kurulması gerektiğine inanıyor musunuz?

YÖK üyeliği görevini yürüttüğüm sırada İzmir Ekonomi ve Yaşar üniversitelerinin kuruluşuyla bizzat ben ilgilendim. Ekrem bey üniversite işine çok emek verdi. O zaman İTO Vakfı’nın elinde 1.5 milyon lira para vardı. Üniversitenin bu parayla kurulamayacağını YÖK’te biliyordu ama kuruluş izni çıktı. Yaşar Üniversitesi’nin de yeterli parası yoktu, bir takım ipotekler göstererek izin verildi. O dönemde İzmir Üniversitesi’nin de kuruluşu geldi. 2-3 yıl sonra kuruluş izni verildi. İzmir’de şu anda iki tane vakıf üniversitesi var. İzmir ve çevresinde çok büyük bir öğrenci potansiyeli var. İnsanlar buraya gelip okumak istiyorlar. Hem şehir çekiyor hem de iyi üniversite olursa gelip okumak istiyorlar. Bu iki vakıf üniversitesi yeter mi yetmez. İzmir’e ciddi anlamda 2-3 vakıf üniversitesi daha gerekli. İzmir tam bir üniversiteler kenti olabilir. Burada İzmirli işadamlarını suçlamak lazım. ABD ye bakıyorsunuz parası olunlar hemen bir vakıf kuruyor yardım ediyor veya üniversite kuruyor. 100 yılı aşkın vakıf üniversiteleri var ABD’de. Osmanlı da da böyleydi. Vakıflar kurulurdu. Osmanlı’da paşalar bu vakıfları da ailesini geçindirmek için kurulurdu. İmkanı olan işadamları vakfı üniversitesini kurmalı.

Lise ve üniversitelerde sınav sistemi yeniden değiştiriliyor. Türkiye’de eğitim sistemi neden sürekli değişiyor.

İlköğretim sistemini fazla bilmiyorum ama üniversite eğitiminde talebin çok olduğu yerde bir eleme sisteminin olması gerekiyor. Üniversitelerle ilgili üniversite çağına gelen gençlerin sayısı her geçen yıl azalıyor. Şu anda 5 milyon üniversite çağında gençlik var. Sınava 2-2.5 milyon kişi giriyor. Dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yok. Bugün dünyada en iyi yüksek öğretim ABD’de veriliyor. ABD’deki sistem alınıp uygulanabilir. Her üniversite kendisi kabul ediyor. Bir testten geçiriyor. Sen ne yapmak istiyorsun. Kötü olanları eliyor. Türkiye’nin de bundan başka yapacağı bir şey yok. Öğrencinin kabiliyetine göre yönlendiriliyor. Almanya da ise daha farklı bir sistem var, Laboratuar ve uygulama isteyen belli bölümler hariç değer bölümler isteyen istediği kadar öğrenci kaydediyor. Türkiye’nin de artık çağın gerektirdiği bir eleme sistemiyle üniversitelere girişin önünü açmalıdır.

Gayrimenkul sektöründe de ciddi yatırımları olan bir grupsunuz. 2012 yılında Türkiye’nin gündemine giren kentsel dönüşümde istenilen mesafe kaydedildi mi? İzmir özelini de sorarsak İzmir kentsel dönüşümde istenilen gelişmeyi neden sağlayamıyor?

Kentsel dönüşüm Türkiye’de çok yeni ancak beklenen başarıda sağlanamıyor. Sağlıksız yürüyor. Kentsel dönüşüm imar affı olarak görülmemeli. Kentsel dönüşümü, imar affı olarak görmemek, konut ve ofis stoğuna yönelik müdahale gibi dar bir perspektife indirgememek başarılı bir dönüşüm için ön şarttır. Kentsel dönüşüm projelendirilirken mülk sahiplerinin beklentilerini de dikkate almak gerekiyor. Şehir içindeki bir binayı yık yerine yenisini yap bu kentsel dönüşüm olmaz. Dönüşüm sosyal donatılarıyla birlikte bir bütün içinde ele alınmalıdır. Ekonomik, sosyolojik, çevresel, mekansal beklentiler karşılanmalıdır.

Türkiye genelinde 19 milyon konut var deniliyor. Bunların 200 yılı sonrasında yapılan 5 milyonu dışındaki 14 milyon konutun 6-7 milyonu afet yönünden risk oluşturmaktadır. İzmir’deki yapıların ise yüzde 65’i risk altındadır. Kentsel dönüşümde İzmir’in tamamı parça parça planlanmalı. Yık yap modeliyle yeni beton yığınları oluşacağından çarpık yapılaşma devam edeceği kesindir. İzmir’in dünya kenti olması isteniyorsa hızlı ve doğru şekilde planlanması gerekir.”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Tartışma sürüyor; uzmanlar, “Ekonomi gerçekten bu oranda büyüdü mü”, yoksa “Ne sihirdir, ne keramet, TÜİK’te midir, marifet” sorularına cevap arıyor. İşte görüşler…

“İran – Türkiye – Irak – Suriye -İsrail – Filistin – Mısır – Suudi Arabistan - Yemen çemberi” kaynıyor, ABD ile Rusya arasında da “Orta doğu satrancı” oynanıyor. Uzman...

GÖZLEM, “Milli Eğitim’deki dini eğitime gidişi” ve “iç barış için” riskler getiren “Özel Halk Harekatı” oluşumunu masaya yatırdı. İşte uzman görüşleri…

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 12,98 ile son 14 yılın rekorunu kırarak, zirve yaptı. Yetkililer artışın geçici olduğunu savunu...

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı. Uzmanlar, “Trump’ın iç politikadaki sıkıntılarını ve İslam ülkeleri arasındaki bölünmeleri” işaret ederek, “Kararın Ortadoğu’da gerilimi ...

Suriye'nin Deyrizor kentinin IŞİD'den temizlenmesine ilişkin açıklamayı Rus komutan ve YPG sözcüsünün birlikte yapması, Türkiye’de tepki yaratırken, yetkililerden ses ...