Üçüncü Dünya Savaşı çıkar mı?

8.9.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kuzey Kore’nin “hidrojen bombası” denemesi ve “geri adım atmayacağını” açıklaması ile Japonya ve Güney Kore’nin “korkulu” tepkilerine şemsiye olan ABD Başkanı Trump’un “Nükleer cevap veririz” sözleriyle başlayan krize henüz çare bulunamadı. İşte uzman görüşleri…

Kuzey Kore’nin hidrojen bombası denemesinin sarsıntıları dünya çapında sürüyor. Güney Kore Savunma Bakanlığı, Kuzey Kore’nin “nükleer (Hidrojen bombalı) başlıklı yeni bir füze denemesine hazırlandığını” öne sürerken, ABD’den de “Nükleer yanıt veririz” tehdidi yükseldi. ABD Başkanı Donald Trump’ın Japonya Başbakanı Şinzo Abe ile telefon görüşmesinin ardından Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada “Başkan, ABD’nin topraklarını ve müttefiklerini tüm diplomatik önlemlerle geleneksel ve nükleer imkanları kullanarak koruma yükümlülüğünü teyit etti” ifadeleri dikkat çekti.

Ortamın gerilmesi küresel piyasalarda da etkisini gösterdi. Kuzey Kore’nin hidrojen bombası denemesi sonrasında ABD’nin, kendisine ve müttefiklerine yönelik gelecek herhangi bir tehdidin çok büyük bir askeri cevabı olacağını bildirmesi piyasalarda ‘savaş korkusu’ yarattı. 

Trump daha önce Kuzey Kore’ye karşı askeri seçeneklerin masada olduğunu söylese de ilk kez nükleer silahları gündeme getirmiş oldu. Öte yandan Washington’dan bir diğer sert çıkış ise ABD Savunma Bakanı James Mattis’ten geldi. Mattis, “ABD’yi ya da Guam gibi ABD topraklarını tehdit eden herhangi bir saldırının büyük bir askeri yanıtla karşılık göreceğini” söyledi. Kuzey Kore’nin ortadan kalkmasını istemediklerini ancak “çok fazla seçenekleri olduğunu” kaydetti.

Tepkiler ve gelişmeler…

Trump’ın “ABD’nin Kuzey Kore ile iş yapan bütün ülkeler ile ticareti durdurmayı düşündüğü” açıklaması ise Pyongyang’la yakın ilişkileri bulunan Pekin’in tepkisini çekti. Çin Dışişleri Bakanı Sözcüsü, “Bize göre kabul edilemez olan bir taraftan bu durumu barışcıl yollardan çözmek için çok çaba harcamamız, öte yandan çıkarlarımızın yaptırımlara tabi olması. Bu adil değil” dedi.

Moskova, Kuzey Kore’yi bölgede istikrarı bozmaması yönünde uyarırken diğer yandan da bu ülkenin nükleer faaliyetlerini henüz ciddi bir tehdit olarak görmediklerini belirtti. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, “Şu andaki durumda acemice bir adım, siyasi, askeri bir patlamaya yol açabilir” uyarısında bulundu.

Donald Trump, Japonya ve Güney Kore'nin, ABD'den ileri teknolojiye sahip silah alımında ciddi bir artışa izin verdiğini Twitter'dan duyurdu. Trump'ın kriz bölgesindeki silahlanmayı artırma kararı almasına silahlanma karşıtı çevrelerden tepki geldi.

'3. DÜNYA SAVAŞI İHTİMALİ HER ZAMAN VARDIR'

Soner Aydın (Emekli Albay): Günümüzde Orta Doğu’da ve Uzak Doğu’da yaşanan gelişmeler; insanlarda, haklı olarak bir dünya savaşı çıkabileceği endişesi yaratmaktadır. Geçmişte yaşanan savaşlar ve bu savaşların ne şekilde yapıldığıyla ilgili kafalarımızda oluşturduğumuz “klasik savaş şekli” hemen hemen standart olduğundan, bizler; üçüncü dünya savaşının da geçmişte yaşanan savaşlar gibi olacağını düşünmekteyiz. Oysa dünya yıllardır bir savaşın içinde. Ama bu savaşlar klasik cephe savaşları (yani orduların karşı karşıya gelerek yaptıkları savaşlar)gibi olmadığından ve ülkeler bloklaşarak alenen karşı karşıya gelmediklerinden farkında bile değiliz. Gelişen dünyada her şeyde olduğu gibi savaşların taktik ve yöntemlerinde de değişiklikler olmaktadır. İkinci dünya savaşından sonra cephe savaşları yerine, günümüzde “asimetrik savaş” olarak adlandırılan savaş yöntemleri (yani terör örgütleri kullanılarak yürütülen savaşlar) uygulanmaktadır. Bu şekilde savaşlar; savaş açan tarafa hiçbir zarar vermeden, savaşın muhatabı olan ülkeleri (hedef ülke) çok uzun yıllar meşgul etmekte, enerjisini ve kaynaklarını tüketmekte, birlik ve bütünlüğünü bozmakta, her türlü telkin ve pazarlığa hazır hale getirmektedir. Bu yöntem uygulanırken; demokrasi, özgürlükler, insan hakları ve hukuk gibi kavramların çarpıtılması ile yaratılan algı, hedef ülkeyi her türlü müdahaleye açık hale getirmektedir. Sonuçta vurulan kısa süreli ve etkili son darbeyle hedef ülke istenilen şekle sokulmaktadır. Yakın tarihte sadece Irak ve Suriye’nin başına gelenlere baktığımızda bunlar görülmektedir. Korkarım ülkemiz de aynı tehdit altındadır. 

Son zamanlarda Kuzey Kore’nin nükleer denemeleri ile gündem yaratması da üçüncü dünya savaşı  (klasik savaş şekli anlamında) endişesinin ortaya çıkmasında bir diğer etkendir. Kuzey Kore’nin nüfusu, ekonomisi, askeri gücü, siyasi gücü ve etkisi, görünürdeki hedefleri incelendiğinde; bir dünya savaşı çıkarıp çıkaramayacağı, bu savaşın kimler tarafından desteklenebileceği (yani Kuzey Kore etrafında hangi ülkelerin ne menfaatle bloklaşabileceği), bu savaşın ne kadar süreyle sürdürülebileceği, üzerinde durulması ve irdelenmesi gereken konulardır. Kuzey Kore’nin imkan ve kabiliyetleri açık kaynaklardan araştırıldığında bir dünya savaşı çıkarabilecek ve bunu sürdürebilecek potansiyeli olmadığı görülmektedir. Görünürdeki hedefi olan Güney Kore’yi kontrolü altına alma konusu ise çok ciddi ama dünyayı bir savaşa sürükleyecek çapta bir olay değildir. Bu gelişmenin altında yatan nedenlerden birisi Kuzey Kore’nin başta ABD olmak üzere batı dünyasıyla oturmayı umduğu pazarlık masasında elini güçlendirmek, bir diğeri ve asıl önemlisi de asimetrik savaş tehdidi altındaki bölge ülkelerinin, Kuzey Kore’yi askeri yönden güçlendirerek bölge güvenliği için kullanmak istedikleri bir caydırma yöntemi olabilir diye düşünüyorum. Ben şimdilik buna “Savaş Taşeronu Ülkeler” yöntemi diyorum. Kuzey Kore gibi ekonomisi, sanayisi, dış ticareti zayıf olan bir ülkenin milli gelirinin çok büyük bir bölümünü silahlanmaya ayırmasını, (tabir yerindeyse) askeri gücünü pazarlayarak ayakta kalma çabası olarak yorumluyorum. 

Yine de üçüncü dünya savaşı çıkar mı diye sorulursa; bence, bu ihtimal her zaman vardır. Çünkü; Dünya nüfusu ve ihtiyaçlar hızla artmakta, buna karşılık kaynaklar hızla azalmaktadır. Dünyanın doğal kaynaklar bakımından zengin bölgelerinde, özellikle Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da ülkelerin yeniden şekillendirilmesi; kaynakların paylaşımında sorun yaratabilecek bir gelişmedir. Demokrasi, özgürlükler, insan hakları ve hukuk kavramlarının çarpıtılarak, bazı ülkelerin yeniden şekillendirilmesinin gerekçesi olarak kullanılması, mağdur ülkelerin ve bunları destekleyenlerin bloklaşmalarına neden olabilecektir. Özellikle üçüncü dünya ülkelerinin hızlı silahlanma yarışı ve silah üreten ülkelerin silah pazarını canlı tutma çabaları dünyadaki gerilimi sürekli kılmaktadır. Terör örgütlerinin dünya barışı ve huzuru açısından giderek daha fazla tehdit oluşturması, bunları örtülü veya alenen destekleyen ülkelerle, mağdur ülkeleri er ya da geç karşı karşıya getirecektir. Dünyada; toplumunu ikna gücü yüksek ve hırslı tek adam yönetimlerinin yaygınlaşması, buna karşılık demokrasi kavramının zayıflatılması; (savaş taşeronu ülke kavramıyla birlikte ele alındığında) gücünü ve iktidarını sürekli kılmak isteyebilecek tek adamın fevri bir karar alması durumunda, bir ülkeyi ve hatta dünyayı felakete sürükleyebilecek sonuçlar doğurabilecektir. Tarihte bunun pek çok örneği vardır.

'CAMBAZ İP ÜSTÜNDE GİDİP GELECEKTİR'

Rafet Akgünay (Emekli Büyükelçi): Kuzey Kore eğer biraz daha ileri giderlerse Amerika cevap verir. Ama şu aşamada Amerika'nın bugünden yarına bir şey yapacağını tahmin etmiyorum. Daha bir suhulet ile yaklaşacaklardır. Çünkü karşılarındaki adam pek sağlıklı düşünen bir insan değil. Anladığım kadarıyla bu sistemin yetiştirmiş olduğu bir ruh hali. Yani oradaki insanların ruh halinin bir tezahürü. Yaptıkları da akla mantığa uymayan şeyler.

Onların istedikleri belli; Amerika'ya eşit olmak istiyorlar çünkü kendileri de artık nükleer güce sahip. Dünyadaki diğer nükleer güce sahip ülkelerle aynı şekilde krite edilmelerini bekliyorlar. Ama bu henüz o aşamaya gelmedi. Kimsenin bunu kabul etmeye hazır olmadığı izlenimine giriyorum. 

Öte yandan Kuzey Kore 1950'deki travmasını henüz atlatabilmiş değil. O travmayı atlatabildikleri takdirde karşılarında kendilerini dinleyebilecek devletler olduklarını göreceklerdir. Çin'in ve Rusya'nın Kuzey Kore'nin hatrına Amerika ile bir çatışmaya girebileceğini de zannetmiyorum. İşler gerginleşebilir ama o aşamaya gidemez. Yani Dünya Savaşı olması için Kuzey Kore'nin de kendinisini çok destekleyen bir takım ülkelerin olması lazım. Eldeki bilgiler Kuzey Kore'nin ikinci vuruş yeteğine sahip olmadığını gösteriyor. Amerika'ya, Japonya'ya, Kore'ye karşı nükleer silah kullansa bile ABD'nin füzeleri onu anında yok edecektir. Kuzey Kore'nin de bunun üzerine gelip tekrar Amerika'yı vurması söz konusu olamayacaktır. Onun için cambaz ip üzerinde biraz gidip gelecek ve ABD'nin kendilerini adam yerine koymasını bekleyecektir. Dünya Savaşı çıkması için Kuzey Kore'nin arkasında Rusya'nın, Çin'in sıralanması lazım. Bu aşamada ben Kuzey Kore'nin arkasında sıralanabilecek ya da sıralanmaya hazır devletler görmüyorum...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Hükümetten gelen “pembe” açıklamalarla giderek artan ve büyüyen sorunların çözülemeyeceğini belirten uzmanlar, “Gecikilmemeli” diyorlar. İşte görüşleri.

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. Yanıtlar, AKP ve MHP için “yapılmakta olan kamuoyu araştırmalardaki oy oranlarına uygun” oldu

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, Türkiye’nin gündemindeki iç ve dış olaylarla ilgili sorularını cevapladı. Özellikle MHP ve Bahçeli hakkındaki analizleri alt...

Yerli otomobil üretecek fabrikanın İzmir’de kurulması için başlatılan girişim, kent genelinde büyük destek gördü. Siemens’in kuracağı rüzgar tribünleri fabrikasın da İ...

GÖZLEM, 80 milyonu “doğrudan” ilgilendiren bu konu ile ilgili olarak “Neden” ve “Ne yapılmalı” sorusunu uzmanlara sordu. İşte Prof. Dr. Muzaffer Demirci’nin, Prof. Dr....

GÖZLEM, “Anayasaya aykırılık ve suç duyurusu” iddialarını masaya yatırdı, işte uzman görüşleri…