Elin oğlu, “Toplum 5.0” a adım attı!..

21.7.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM, Türkiye bilimin temeli olan “Evrim Teorisi’ni eğitim müfredatından çıkarırken”, Japonya’nın “Dünya’yı değiştirecek” bu büyük hamlesini masaya yatırdı. İşte uzman görüşleri...

GÖZLEM -Türk ekonomisinin, üzerimize doğru hızla yaklaşmakta olan “Sanayi 4.0” devrimine ne kadar hazırlıklı olduğunu sorguluyoruz sürekli… Bu yeni sanayi devrimi yapılanmasında; esneklik, üretkenlik, hız ve kalite öne çıkacak. Etkin bir üretim sistemi için; güvenlik, daha iyi çalışma koşulları, işbirliği ve inovasyon kapasitesi gerekecek.

Bu süreçten en çok etkilenecek ekonomilerin, Türkiye gibi “gelişmekte olan ülkeler” olacağını söylemek güç değil. Zira, emek yoğun sektörlerin hakimiyetinde olan ve katma değer sorunu yaşayan ülke ekonomileri, paradigmalarında köklü değişimler yaşamak zorunda kalacak. Geri dönülemez yolun başında olduğumuzu kavrayamayanların işi gittikçe zorlaşacak. Bugün “meslek” ya da “iş” olarak bilinen pek çok uğraş tarihe karışacak. Yani vasıflı, eğitimli olmak da başlı başına işe yaramayacak.

Toplum da değişecek

Son üç yılda yaşadığı beş seçimden başı dönen Türkiye, siyaset ve darbe hayhuyu içinde bu konularla ne kadar alakadar, emin değilim. Ama dünyada bambaşka konu başlıklarının konuşulduğunu biliyoruz.

İşte size örnek:  “Toplum 5.0”...

Birkaç yıldır farklı kaynaklarda kulağımıza takılan, ne olduğunu ve “Sanayi 4.0” ile nasıl bağ kurulduğunu anlamaya çalıştığımız bir kavram “Toplum 5.0” (Society 5.0.).

Duayen bir sanayicinin, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Başkanı Sayın Ender Yorgancılar’ın bu konuya dikkat çektiğini görmek çok mutlu etti beni. Japonya başta olmak üzere gelişmiş ülkeler, “Sadece sanayiyi dönüştürerek toplumsal kalkınmayı gerçekleştirmemiz mümkün değil” anlayışından hareket ediyorlar.

Müthiş isabetli tespit bu!

Sanayi devrimi, eğitim sistemleri eliyle toplumları da değiştirmezse başımız büyük belada demektir.

Şimdi ülkemiz için kötü bir eğlenceye hazır mısınız?

Süper akıllı toplum

Avcı Toplumu ile başlayan insanlık çağı, bugün artık bilgi toplumundan süper akıllı topluma geçiş yapma sürecinde. “Toplum 5.0” kavramı, işte bu “süper akıllı toplum”un tanımını yapıyor. İlk kez Japonya’da kayıtlara geçmiş bir kavram…

Bu ülkenin farkı ise şurada: Onlar, Almanya ve diğer ülkelerden farklı olarak, Sanayi 4.0’ın sanayi ve iş dünyasına etkilerinin yanında toplumsal ve gündelik yaşamın etkilerine de kafa yoruyorlar. Yani Japonlar, Sanayi 4.0’ı konuşurken bizim gibi mezarlık yanından geçerken ıslık çalmıyorlar.

Japonya’nın, Sanayi 4.0’ı toplumsal açıdan ele alması temelde 3 nedene; ülkenin yaşlanan nüfusuna, doğal afetler açısından çok riskli bir coğrafyaya sahip olmasına ve çevre kirliği ile enerji maliyetlerinin getirdiği sorunlara dayanıyor. Toplum 5.0, Sanayi 4.0’ın getirdiği teknolojik yenilikleri topluma en verimli şekilde entegre ederek, ülkenin geleceğini yıkıma uğratabilecek kadar ciddiyet teşkil eden bu sorunları ortadan kaldırabilecek bir devrim olarak değerlendiriliyor.

“Toplum 5.0”, dijitalleşmenin ve robotların etkisini demografik, ekonomik, etik ve sosyolojik yönden değerlendirerek, insanların makine ve robotlarla ilişkisinin en verimli biçimde sağlandığı “süper akıllı toplum” modelini öneriyor. Bu bağlamda, Toplum 5.0, bilgi toplumundan süper akıllı topluma geçişi ifade ediyor.

İşte gerçeklerimiz

Kötü eğlencemize devam edelim mi?

Türkiye’deki ilk 500 büyük sanayi kuruluşu içinde yüksek teknolojili ürün üreten şirketlerinin sayısı sadece 12. Sanayi altyapısı hâlâ “Endüstri 2.0” seviyesinde olan Türkiye’nin, yukarıda bahsettiğim süper akıllı topluma geçmesi pek mümkün görünmüyor?

Bu can yakıcı soruyu yanıtlarken, bilimsel verilerden hareket etmekte fayda var.

OECD verileri ve PISA endeksine göre Türkiye’de 15 yaş üstü öğrenciler, 72 ülke içinde fen bilimlerinde 43’üncü,     matematikte 44’üncü, okuma yeterliliğinde 42’inci, genel ortalamada ise 45’inci sırada… Yani KENDİ DİLİNDE OKUDUĞUNU ANLAMAYAN öğrenci topluluğu ile karşı karşıyayız.  Son 15 yılda eğitim sistemi beş kez köklü şekilde değişen Türkiye’de, öğrencilerin bu düzeyini sorgulayıp onları suçlamak kadar mantıksız bir iş olamaz bana göre. Akılcı değil nakilci, sorgulayıcı değil ezberci bu sistemdir suçlamamız gereken…  

Bu gerçeklerle yüzleşmediğimiz sürece korkarım, fert başına milli geliri 10 bin dolara takılmış bir ülke olarak kalmaya devam edeceğiz... 

Fen bilimlerinde, matematikte bu düşündürücü seviyede olan öğrenci topluluğu, Türkiye’yi dünyanın ilk 10 ekonomisi içine sokabilir mi?

Ülkeyi zenginleştirebilir mi?

Dillerden hâlâ düşmeyen 2023 hedeflerine ulaştırabilir mi?

Yüksek teknolojili ürün ihracatını, %3 gibi acınası bir seviyeden yukarı çekebilir mi?

Yanıtlarınızı işitir gibiyim…

‘SANAYİ 4.0 İÇİN NEREDEN BAŞLANMALI?’

Ender YORGANCILAR (EBSO Yönetim Kurulu Başkanı):Sanayi 4.0’ın temel etkisi, ekonomi ve iş dünyasını teknoloji odağında yeniden şekillendirmesidir. İlk Sanayi Devrimi sonrası ortaya çıkan geleneksel fabrikalardaki üretim süreçleri tamamen beden gücüne dayanırken, günümüzde bilişim ve akıl gücü ön plana çıkmıştır. 

Üst düzey bilişim, robot ve internet teknolojilerini ortak bir kesitte buluşturan Sanayi 4.0, üretim teknolojilerini de bu kapsamda başlı başına değiştirmektedir. Sanayi 4.0’ın temel bileşenleri olan üç boyutlu yazıcılar, nesnelerin interneti, robotlar, siber-fiziksel sistemler, bulut bilişim sistemleri, vb. araçlarla, üretim süreçleri tamamen otonom hale gelmektedir.

Dünya genelinde, Sanayi 4.0 ile birlikte 5 yıl içinde birçok şirketin operasyonlarının %70’inden fazlasının dijitalleşmesi beklenmektedir. Yapılan araştırmalar, dijitalleşen şirketlerin kaynaklarını artırmadan, gelirlerini %5-10 büyüttüğünü ortaya koymaktadır. Yani dijital dönüşüm için dünyada şirketler atağa geçerken, hızla bu otonom sisteme doğru yol alınırken, bazı araştırmalar eksiklerimizi ortaya koymaktadır.

Avrupa Komisyonu tarafından, 21 ülkeden 3.300 okulda, 60 bin öğrenci (13,5 yaş) üzerinde yapılmış araştırmada; çocukların dijitalleşme sürecine ne kadar hazır olduklarını saptanmıştır. Veri işleme, bilgisayar okuryazarlığı ve buradan çözüm üretmeyle ilgili ülkelerin eğitim sistemlerinin incelendiği bu ve PISA araştırmaları böylesi, önemli bir süreçte nereden başlanması gerektiğini işaret etmektedir.

Ege Bölgesi Sanayi Odası olarak; kendimize misyon edindiğimiz Sanayi 4.0 sürecini anlatırken her zaman Eğitim 4.0’ın altını çizdik ve ayrı düşünülemeyeceği vurgusunu yaptık. Çünkü, teknolojide öne çıkan, katma değerli üretim ile refah seviyesini artıran toplumların eğitimdeki başarılarına baktığımızda doğru orantılı bir ilişki olduğunu çok açık görmekteyiz.

Otonom sistemler için yazılıma, yazılım için de insana ihtiyaç olduğunu dikkate aldığımızda, Sanayi 4.0 istihdamı azaltacak korkusundan çıkıp, işgücünü sanayi 4.0 sürecine nasıl adapte edebiliriz konularına odaklanmamız kaçınılmazdır.

Demografik fırsat penceremiz, Sanayi 4.0 sürecinde öncelikle bilim ve eğitim stratejilerimizi yeniden kurgulamamız gerektiğini de göstermektedir.

ABD’nin milli gelirinin %8’i yazılım sektöründen gelmektedir. Yani bu rakam Türkiye milli gelirinin yaklaşık 2 katı. Yani bir yazılım sektörünün değeri bir ülke değerini katlayabiliyor. Bunu çok önemsemeliyiz.

O nedenle, yeni devrimi kaçırmamak için eğitim sistemimizin sanayi 4.0’ın altyapısını sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmesini, ilkokullarımızdan başlamak üzere kodlama eğitiminin zorunlu olmasını, üniversitelerde geleceğin mesleklerine yönelik bölümlerin açılmasını, atıl bölümlerin kapanmasını, mesleki eğitim için ihtiyaç duyulan alanlarda bölümlerin açılmasını, Almanya, Avusturya Modeli’nin benimsenmesini uzun bir süredir talep ediyoruz. Gerçekleşene kadar da talep etmeye devam edeceğiz.

Firmalarımız da, bugünden süreçlerini gözden geçirerek, uzun vadeli düşünüp, dijital dönüşüm yolunda hızla yol almak zorundadır. Ulusal politikalarımız da, Sanayi 4.0 doğrultusunda güncellenmelidir ki, yüksek gelirli ekonomiler grubuna dahil olabilelim ve bu gelişmelerin dışında kalmayalım.

Bu açıdan belki de topyekun bir seferberliğe ihtiyacımız olacak. Aksi takdirde kaçınılmaz bir son olan, rekabet gücünü kaybetme ve küresel ekonominin gerisinde kalarak vasatlıktan çıkamama ile karşı karşıya kalacağız.

‘TOPLUM 5.0 YA DA AKILLI NESNELERLE BİRLİKTE TOPLUM OLMAK’

Prof. Dr. Hüsnü Erkan:1992 yılında bilgi toplumunu kitabımı yazdığımda, “ütopya bunlar” diyen bir algılamadan, son yıllarda Endüstri 4.0; hatta Toplum 5.0 kavramını kullanan bir algılamanın gündeme gelmesi beni mutlu ediyor. Önümüzdeki  yol uzun, ancak konuşulması bile heyecan verici. Toplum 5.0’a giden süreç, benim Toplumsal Sorunlara Entegre Sistem Yaklaşımı (TOPSES) olarak, 25 yıl kadar önce gündeme getirdiğim ve yayınlarımda yer alan analiz paradigmam içinde açıklamasını bulan bir kavramdır. Tolum 5.0 mantığının özü; Benim TOPSES çalışmamda ortaya koyduğum gibi; Ekonomik, Sosyal, Politik, Kültürel ve Teknolojik alt sistemlerden oluşurlar. Ancak her sistem kendi içinde kendine özgü olarak sistemleşir, yapılanır ve etkileşim mekanizmasına dayalı bir işleyiş kazanır. Aynı zamanda, hep birlikte sürekli olarak bütüncül bir etkileşim içinde birbiri ile entegre olarak işler ve sürekli olarak evrimleşirler. İç işleyiş ve etkileşimleri beyin ağlarının işleyişinde olduğu gibidir. Bu evrimleşme süreci, köklü paradigmal değişmelerle daha üst toplum yapılarına dönüşen sıçramalar yaşarlar. Toplumsal bütünü oluşturan unsurlar içinde en dinamik ve en hızlı değişeni; Teknolojik Sistem, Teknolojik yapı ve yenilik sürecidir. Teknoloji, Drucker’in belirttiği gibi, makine ya da alet ve edevat değil düşüncedir. Bana göre teknoloji; insan düşüncesinin alet ve edevatlar üzerinden doğa ve evrene uyarlanmasıdır. Yani insanın doğa ve evren algısını yansıtan düşüncedir. Bu algıdaki köklü değişim, teknolojik paradigma olarak, tüm toplumsal deşiğimin merkezinde yer alır. İnsanların doğa ve evren algısındaki kaymalar; teknolojik paradigmal kaymalar olarak toplumsal evrim süreçlerini yaratırlar. İlk insan topluluklarında (Toplum 1.0), insanlar doğanın bir parçası olarak; diğer hayvanlar gibi eliyle toplar, avlar ve yer. Ancak elin uzantısı olan sopa ve sivri taş gibi aletle avlanma düşüncesini  “ilk/el Teknolojisi “ ile gerçekleştirir. Toplum 2.0; ekip biçmenin ve hayvanları ehlileştirerek, insanın diğer hayvanlar ve doğa üzerinde egemenlik düşüncesi kurduğu tarım toplumu olup; kuşaktan kuşağa değişmeden aktarılan geleneksel teknolojik paradigmaya dayanır. Ağaçtan yapılan saban gibi doğada var olanın özünü değiştirmeyen aletler kullanılır. Toplum 3.0, Sanayi toplumu olup; burada doğadan alınan malzeme, işlenir, içerik ve biçim değiştirerek, örneğin demir cevheri makinelere dönüşerek; insanların doğa ve evrene egemen olması için kullanılır. Burada geçerli paradigma, mekanik paradigma olup, görünen doğanın makine modeline göre işlediği algı ve düşüncesi egemendir. Bunun bilimsel formülasyonu Newton’a dayanır. Endüstri 1.0 ve 2.0 Mekanik Paradigma süreci içinde yaşandı. Temel teknolojik paradigmalar bir üste kaydıkça, toplumsal bütünün  parçaları olan ekonomik  politik, kültürel ve sosyal sistemler, yapılar ve süreç ve işleyişler köklü değişimler yaşarlar. Örneğin Krallıktan Parlamenter sisteme geçiş gibi. Toplum 4.0; bilgi toplumu olup, kuantum paradigması ile atom altının görünmeyen elektro manyetik doğasına egemen olarak, iletişim ve bilişim temelli aletleri devreye soktu. Elektronik aletler olarak bilgisayar, robot ve otomasyonu yaratarak, Endüstri 3.0’ı  ve bunlar arasındaki entegre ağların kurulması ile endüstri 4.0’ı gündeme taşıyor. Ancak bilgi toplumunun özellikle endüstri 4.0 aşaması, insan unsurunun Endüstrinin içinden çekilmesini gündeme getiriyor. Endüstri 4.0, esasen Toplum 5.0’ın önünü açacak olan aşamadır. Zira, Endüstri 4.0 döneminde hız kazanacak olan yapay zeka, büyük veri, bulut bilişim ve nesnelerin interneti gibi gelişmeler, siber sistemler içinde insan üstü akıllı makineler veya nano çiplerle donanmış yarı makine ve yarı insanların yaşadığı “akıllı nesneler paradigmasına” dayalı toplum yapılanmasını getirecek. Artık düşünen varlıklar sadece insanlar değil; makineler ve nesneler de düşünen varlık gibi devrede olacak. Yeni toplumsal sistemlere; yeni politik, ekonomik, sosyal  ve kültürel sistemleşme, yapılaşma ve etkileşim ağlarının oluşmasında belirleyici olacaklar. Bu oluşumu doğru stratejilerle yönetemeyen toplumlar, diğer toplum ve makinelerin kölesi olmaya aday olacağı bilinmelidir.

‘M2M (MAKİNEDEN MAKİNEYE) İLETİŞİM BAŞLADI’

Alparslan Çelik, Siemens Bölge Satış Müdürü:Endüstri 4.0’a kadar üretim teknolojileri uzun bir dönüşüm süreci yaşadı. İnternet teknolojilerinin üretimde kullanılması durumu, Endüstri 4.0’ı gündeme taşıdı. H2M, yani “insandan makineye” ve M2H, yani “makineden insana” süreçlerinin ardından şimdi M2M, yani makinelerin birbiriyle iletişimi gündemde. Siemens Türkiye olarak biz Endüstri 4.0’ı 2014 yılında gündemimize aldık. Almanya başta olmak üzere operasyonumuzun bulunduğu tüm ülkelerde bununla ilgili adımları atıyoruz. Kısa süre içinde Türkiye’de de Endüstri 4.0 uygulamalarına başlamış olacağız.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Tartışma sürüyor; uzmanlar, “Ekonomi gerçekten bu oranda büyüdü mü”, yoksa “Ne sihirdir, ne keramet, TÜİK’te midir, marifet” sorularına cevap arıyor. İşte görüşler…

“İran – Türkiye – Irak – Suriye -İsrail – Filistin – Mısır – Suudi Arabistan - Yemen çemberi” kaynıyor, ABD ile Rusya arasında da “Orta doğu satrancı” oynanıyor. Uzman...

GÖZLEM, “Milli Eğitim’deki dini eğitime gidişi” ve “iç barış için” riskler getiren “Özel Halk Harekatı” oluşumunu masaya yatırdı. İşte uzman görüşleri…

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 12,98 ile son 14 yılın rekorunu kırarak, zirve yaptı. Yetkililer artışın geçici olduğunu savunu...

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı. Uzmanlar, “Trump’ın iç politikadaki sıkıntılarını ve İslam ülkeleri arasındaki bölünmeleri” işaret ederek, “Kararın Ortadoğu’da gerilimi ...

Suriye'nin Deyrizor kentinin IŞİD'den temizlenmesine ilişkin açıklamayı Rus komutan ve YPG sözcüsünün birlikte yapması, Türkiye’de tepki yaratırken, yetkililerden ses ...