Trump’tan Ortadoğu’ya hediye: KAOS

11.6.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İran-Katar-Suudi Arabistan-Türkiye dörtgeninde hava çok gerildi. “Türkiye ne yapmalı” sorusunu uzmanlar cevapladı

ENGİN TATLIBAL/GÖZLEM -Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, ilk yurtdışı ziyaretini yaptığı Suudi Arabistan’da Arap dünyasına terörizmle mücadele mesajı vermiş ve “Bu iradeyi ortaya koymanız gerekiyor, sizinleyiz” demişti. Ziyareti izleyen günler, bölgede sıcak gelişmeleri getirdi. Öncelikle birkaç aydır ne zaman ve nasıl olacağı tartışılan Rakka operasyonu başladı. Bu operasyon, ABD tarafından yürütülüyor ve ağır silahlarla desteklenen, Türkiye’nin terörist saydığı ve kınadığı YPG güçlerinin katılımıyla gerçekleşiyor.

Ardından bölgede dengeleri değiştirme potansiyeli taşıyan çok önemli bir gelişme oldu ve Suudi Arabistan’ın öncülüğündeki sekiz Müslüman nüfuslu ülke, tam da Trump’ın Riyad’da ortaya koyduğu vizyona uygun olarak, “terörist örgütlere destek verdiği” gerekçesiyle Katar ile diplomatik ilişkilerini kesme kesti. Suudilerle de Katar’la da yakın ilişkileri bulunan Türkiye bir yandan telefon diplomasisi yürütürken diğer yandan Katar’a asker göndermeyi gündemine aldı. Öte yandan Suriye’de IŞİD’e karşı koalisyon tarafından yürütülen operasyonlarının askeri istihbarat ayağında önemli rol oynayan Almanya, karşılıklı siyasi ilişkilerde yaşanan gerilimin bir tezahürü olarak İncirlik’teki Tornado uçaklarını geri çekiyor ve üsten çekiliyor. Son olarak Katar’ın doğalgazdaki en önemli ortağı olan İran’da parlamento binasına saldırıldı ve Ayetullah Humeyni’nin türbesinde bombalar patladı, 12 kişi hayatını kaybetti.

Uzmanlar, Ortadoğu’da tüm bu yaşananların Trump yönetiminin Ortadoğu politikasının öncü yansımaları olduğu noktasında birleşiyor.


‘İRAN VE KATAR BÖLGEDE DOĞALGAZ İLE ÇOK HIZLI ZENGİNLEŞTİ’

Aydemir Erman (Emekli Bahreyn Büyükelçisi):ABD Başkanı Donald Trump’un Ortadoğu ziyareti ve Suudi Arabistan ile yaptığı kapsamlı silah anlaşmasının üzerine gelişen olayları Katar ile birlikte İran açısından da değerlendirmek gerekiyor. Son dönemde Katar’ın hem petrol ve hem de doğalgaz gelirlerinde kayda değer bir artış yaşanmıştı. İşin gerçek tarafı şu ki Katar ve İran, ortak bir alanda doğalgaz çıkartıyor. Bu anlamda İran’ı bugüne kadar uluslararası konularda karşısına almak istemedi ve almadı. Bunun yanında Katar’ın Ortadoğu’da Müslüman Kardeşler ve özellikle Filistin’de Hamas’a destek verdiği de biliniyor. Suudi Arabistan’ın Müslüman Kardeşler’e karşı uzun süredir aldığı tutuma da bigane kaldılar. Ortada buna verilen bir tepki de söz konusu. İran’ın bu süreçte dört bir koldan sıkıştırıldığını görüyoruz. Ama İran da öyle kolay sıkıştırılacak bir devlet değil; Tahran’ın elinde çeşitli kozlar olduğu da bir gerçek. Bu kozlar da bölgedeki dengeleri ciddi biçimde sarsabilecek kozlar. Eğer en kısa süre içinde ortadaki krizin ateşi alınmazsa çok sakıncalı neticeler ortaya çıkabilir diye düşünüyorum. İşin Türkiye boyutuna gelecek olursak; Ankara’nın da Hamas ile, Müslüman Kardeşler ile ve hatta Suriye’deki radikal gruplar ile olan bağlantıları ve ilişkileri, Katar’a karşı hareket eden grubun tepkisini uzun süredir çekiyordu. Bu rahatsızlığın tezahürü de zaman içinde kendini gösterecektir. Türkiye, genel dış politika üslubunun dışında, yüksek sesle herkesi tehdit eden bir anlayış içinde bulunuyor. Bu da bir tedirginlik yaratıyor. Ama Türkiye’nin bu krizden nasıl etkileneceği, kendi hareket tarzına bağlı olacaktır. Gereksiz ve yanlış adımlar atılırsa ve müdahil olunursa birtakım sıkıntılar ortaya çıkabilir.

 

‘BU ORTAMDA EKONOMİK TAHMİNLERİN YERİ ÇÖP SEPETİDİR’

Uğur Civelek (Ekonomist):Ortadoğu’da yaşanan krizin dünya ekonomisine ve Türkiye ekonomisine olası etkileri hakkında net bir şey söylemek çok da kolay değil. Belli ki evveliyatı olan bir sürecin getirdiği bir noktadayız. Filistin’de Hamas Lideri Halit Meşal yeni bir ‘Siyaset Belgesi’ açıkladı ve örgütün lideri değişti. Bu nedenle işin bu boyutu öyle kolay kolay kapanacağa benzemiyor. Gerginlik tırmanırsa petrol fiyatlarını etkiler mi? Muhtemelen etkileyecektir. Belli ki piyasada yalnız petrol ile sınırlı kalmayan ilginç gelişmeler olacak. Ama piyasaların bu gelişmelerin etkilerini ne zaman fiyatlamaya başlayacağı hakkında bir şey söylemek zor. Şu anda söylenebilecek tek şey; Ortadoğu’da yeni bir saflaşma yaşanıyor, gerginlik tırmanıyor, bu ortamda ekonomik tahminlerin yeri çöp sepetidir.

 

‘İNCİRLİK, TÜRKİYE VE ALMANYA ARASINDAKİ SORUNLARIN UZANTISI’

Onur Öymen (Emekli Bonn Büyükelçisi):Almanya’nın İncirlik’ten çekilme kararı elbette kendi tercihidir ve pratikte bu kararın çok kapsamlı bir etkisi olmayacaktır diye düşünüyorum. Ancak İncilki üssünü ziyaret etmek isteyen Alman milletvekillerine izin verilmemesiyle başlayan bu süreci Türkiye ile Almanya arasında geçmişten bugüne yaşanmakta olan diğer sıkıntıların ışığında ele almak gerekiyor. İki ülke arasında esasen ciddi meseleler var. Almanya, sattığı silahları Türkiye terörle mücadelede kullandı diye Ankara’ya silah ambargosu uygulamış bir ülke. Geçen sene durup dururken Ermeni Soykırımı yasa tasarısını gündeme getirdiler; üstelik AİHM’nin aldığı ‘Hiçbir parlamentonun böyle bir karar alma yetkisi yoktur’ şeklindeki karara rağmen. Almanya, uzun zamandır Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine açıkça karşı çıkıyor. Bunlar müttefikler arasında olmaması gereken şeylerdir. Bütün bunların yarattığı bir birikim var. Bütün bu ciddi sorunları çözmek için devlet adamlarının ciddi adımları atması gerekiyor.

 

‘BERLİN AKILLA, ANKARA DUYGUYLA HAREKET EDİYOR’

Fulya Canşen (Gazeteci Yazar):Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in Ankara ziyareti öncesi yaptığı açıklamalar zaten Almanya’nın İncirlik’ten çekileceğine işaret ediyordu. Gabriel, söylediği gibi bir kez daha denemek istedi. Karar beni pek şaşırtmadı ama Berlin tarafından neden bu kadar sündürüldüğünü pek anlamış değilim. Alman yasalarına göre, Federal Meclis’e ait olan ordu mensuplarını parlamento üyelerinin ziyaret edememesi, kabul edilir bir durum değil.  Belki Gabriel, 2016’da Federal Meclis’in Ermeni Kararı ile başlayan inadını bir kez daha kırabileceğini düşünmüş olabilir. Ancak Ankara, kendine bu kez bulduğu gerekçede daha uzun direndi. Türkiye 15 Temmuz darbe girişimine katıldığı ve Fethulahçı olduğu iddiası ile aranan,  Almanya’da iltica başvurusunda bulunmuş asker ve diplomatları geri istiyor. Ankara dönüşü Türkiye’nin tutumunu “iç politika atağı” olarak nitelendiren Gabriel, Ankara’da sanırım çok net olarak şunu anladı; AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hala bir seçim propagandası yürütüyor. Ama İncirlik krizi iki ülke arasında neredeyse yüzyıllardır yürütülen diplomatik ilişkilerin hiç ama hiç değişmediğini bir kez daha göstermesi açısından da ilginç. Berlin akılla, Ankara duyguyla hareket ediyor.

 

‘RAKKA İÇİN YPG’YE VERİLEN SİLAHLAR GERİ DÖNMEYECEK’

Rafet Akgünay (Emekli Büyükelçi):Rakka operasyonu ile Suriye’de cephenin genişletildiğini görüyoruz. Ankara’nın şu anda konuyla ilgili ne yaptığını bilemiyoruz ama dışarıya verilen izlenim, seyrettiğimiz yönünde. Karşımızdaki gümrük binasına ABD bayrağı çekiliyor. Dolayısıyla sıkıntılı bir durum söz konusu. Son yıllarda olduğu gibi yine çok iddialı kalkıp sesimizi alçaltmak zorunda kalıyoruz. Mutlaka görüşmeler oluyordur, mutlaka birtakım temaslarda bulunuluyordur ama bunlardan ne ölçüde sonuç alındığı konusunda şüpheler var. Amerika orada dağıttığı silahları daha sonra toplayacağını söylüyor ve dağıtılan silahların kayıt altına alındığını belirtiyor; ama bu açıklamalara fazla kıymet vermemek lazım. Savaşın ardından bölge bir pazar yerine döndü. Silahların tamamına yakını teröristlerin eline geçti ki bu kez doğrudan teröristlere teslim edilen silahlar söz konusu. Bunların “Bizim işimiz bitti, silahlarınızı geri alabilirsiniz” diyeceklerini pek zannetmiyorum. Silahların geri alınacağı söylemi, Türkiye’yi yatıştırmak amacını taşıyor gibi görünüyor.

 

 ‘TÜRKİYE’NİN OPERASYONUA DAHİL OLMASI GEREKLİ DEĞİL’

Ahmet Yavuz (Emekli Tümgeneral):Rakka’da devam eden operasyonun komuta olarak başını Amerika Birleşik Devletleri çekiyor ve bu operasyonda PYD’nin silahlı kanadı olan YPG birliklerini de kullanıyorlar. Burada olaylar Türkiye’nin dışında gelişiyor. Süreçte Türkiye’nin herhangi bir varlığı biliyorsunuz söz konusu değil. Ben şahsen Türkiye’nin Rakka operasyonuna dahil olmasını da gerekli görmüyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı. Aldığımız uzman görüşleri, programı açıklayan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın görüşleri ile büyük ölçüde çelişiyor. İşte o görüşler…

GÖZLEM, Türkiye bilimin temeli olan “Evrim Teorisi’ni eğitim müfredatından çıkarırken”, Japonya’nın “Dünya’yı değiştirecek” bu büyük hamlesini masaya yatırdı. İşte uzm...

Merkezi yönetim bütçesi, haziran ayında 13.7 milyar lira açık verdi. Ocak-Haziran döneminde bütçe açığı ise 25.2 milyar lira oldu

GÖZLEM, “Hoşnutsuzluğu ve tepkiyi şiddete başvurmadan dile getirmenin yolunu ardına kadar açan” Adalet Yürüyüşü’nü masaya yardı. İşte uzmanların görüşleri…

GÖZLEM, Katar – Türkiye – Suriye üçgenindeki iki ayrı krizi bu hafta da “askeri” uzmanlara sordu; işte cevapları…

Duayen Gazeteci Mehmet Ali Kışlalı, Adalet Yürüyüşü, Maltepe Mitingi ve sonrası konusunda GÖZLEM’in sorularını cevapladı.

Dolar bazında dünyanın en gelişmiş 19 ekonomisinin ve Avrupa Birliği'nin oluşturduğu G-20'nin bu yılki liderler zirvesi Almanya'nın Hamburg kentinde yapıldı. Türkiye'...

Yazarlar