Hükümet zorlanıyor: Zeytin mi, Tesis mi?

11.6.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM, Hükümetin “reform” dediği, ama 125 milyon zeytin ağacının yok edilmesi riskini beraberinde getiren Üretim Reform Tasarısını, önümüzdeki hafta TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeden masaya yatırdı. Uzmanlar, tasarı için 'Zeytinliklerin yağmalanmasının önünü açacak' diyorlar.

GÜLÇİN KARAEGEMEN/GÖZLEM -Zeytinlik alanların maden ve sanayi yatırımlarına açılmasını öngören tasarının Meclis komisyonundan geçmesinin ardından tartışmalar daha da büyüyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın bir yıldır üzerinde çalıştığı, zeytinlik, mera ve kıyıların imara açılması maddeleriyle büyük tartışma yaratan Üretim Reform Paketi, muhalefet ve sivil toplum kuruluşlarından gelen itirazlar sonrasında bazı değişikliklerle TBMM Sanayi Komisyonunda görüşülerek kabul edildi. Tepkilere neden olan tasarı önümüzdeki hafta TBMM Genel Kurulu’nda yeniden görüşülecek. Tasarı bu haliyle kabul edilirse gündeme gelecek en önemli değişikliklerin başında Zeytinlik Kanununun omurgası olarak nitelendirilen daha önce altı kez Meclis’te reddedilen 4. madde değişikliği geliyor.

Bu madde Genel Kurulda da değişmezse, kamu yararı”gerekçesi ve Valiliklerde kurulacak Zeytinlik Koruma Kurulu kararı, Tarım Bakanlığının onayı ile kanunda tarif edilen zeytinlik alanlarında maden ve sanayi yatırımıyapılabilecek.

Toplumsal muhalefet

Tasarıda zeytinlik alanlara ilişkin, "Alternatif alan bulunmaması ve bakanlık temsilcilerinin çoğunlukta olduğu Zeytinlik Sahaları Koruma Kurulu’nun uygun görmesi halinde kamu yararı kararı alınmış yatırımlar için zeytinlik sahalarında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ya da valiliklerin izniyle yatırım yapılabilecek" şeklinde bir düzenleme yer alıyor. Tasarıda ayrıca bir dekarında en az 15 zeytin ağacı bulunmayan alanların zeytinlik alan olarak kabul edilmeyeceği belirtiliyor.

Öte yandan, Ak Parti, CHP ve HDP’nin yanı sıra MHP’nin de tepki gösterdiği sanayinin geliştirilmesi ve üretimin artırılmasına yönelik torba tasarının zeytinliklerle ilgili hükümleri konusunda “uzlaşma” arayışına girdi. Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, muhalefetin düzenlemeyle ilgili kamuoyunda yarattığı olumsuz algının giderilmesi, mümkünse sektör temsilcilerinin bu konuda ikna edilmesi bu mümkün olmuyorsa da gerekirse söz konusu hükümlerin yeniden ele alınması yönünde kurmaylarına talimat verdiği öğrenildi.

 

ZEYTİNCİLER ÖLÜM DÖŞEĞİNDE

Suat Çağlayan (Eski Kültür Bakanı): Komisyon’dan geçerek TBMM Genel Kurulu’na giden yasa tasarısı nedeniyle zeytinlikler ve zeytinciler ölüm döşeğinde. Eğer ‘zeytin vicdanı’ egemen olmaz da yasa bu şekliyle TBMM’den geçerse, zeytinliklerin ‘ölüm fermanı’ imzalanmış olacak.

Çünkü; zeytincilikle uğraşan yaklaşık 10 milyon kişinin ekmeğine göz dikenler ellerini ovuşturarak zeytinliklere saldıracak. Zeytinliklere kurulacak sanayi tesisleri ve termik santraller ile açılacak maden ocakları, sadece zeytinliklerde değil tüm doğada tahribat yapacak. Zeytinlikler, hem sayısal olarak azalacak, hem de sanayi atıklarının etkisiyle ürünlerde kalıcı bir kalite bozulması olacak.Ama bu kimin umurunda! Sanayicinin ve madencinin kabaran iştahı, siyasetçinin vicdanını tutsak aldı bir kere! Zeytin ağacının taşıdığı yücelikleri düşünürsek, vicdanın en katıksız ve temiz şekline zeytin vicdanı demek yanlış olmaz herhalde! Eğer bu yasayı çıkarmaya çalışan siyasetçiler, yapmakta oldukları yıkıma zeytin vicdanıyla baksalardı, herhalde bundan vazgeçerlerdi.

'ZEYTİN AĞAÇLARI KÜSMESİN'

Davut Er (Ege Zeytin ve zeytinyağıİhracatçılarıBirliği): Zeytincilik Kanunu’nda yapılmak istenen değişiklik zeytincilik sektöründe ciddi kaygıya yol açıyor. Türkiye’nin 2002 yılı sonrasında AK Parti hükümetlerinin verdiği destekle zeytincilik sektörüne büyük yatırım yaptı. 90 milyon olan zeytin ağacı varlığı 173 milyona ulaştı. Zeytin ağacı varlığını arttırmak için on milyonlarca lira destek veren Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin bu ağaçlara zarar verecek bir düzenlemeyi hayata geçirmeyeceğine inanıyoruz. Son 14 yılda hükümet desteği ile dikilen zeytinlerin de katkısı ile bu yıl ihracatını en fazla artıran sektör zeytin ve zeytinyağı sektörü. İhracatta 2023 yılı için hedeflenen 3,8 milyar dolar hedefi yolunda bu yıl ilk kez olumlu yönde yol aldık. Hiçbir kamu yararı kendi öz kaynağımızla ürettiğimiz zeytinden önümüzdeki dönemde elde edeceğimiz milyarlarca dolarlık döviz gelirinin üzerinde olamaz. Hükümetimiz, sayıları 400 bini aşan üretici ailesi ve milyonlarca zeytin dostunun gür sesi dinlemeli ve sonunda önceki girişimlerde olduğu gibi meclis genel kurulunda aklı selim galip gelmelidir. Zeytin ağacı toza toprağa gelmez, etrafından yapılacak maden, koku çıkaran sanayi tesisleri onu küstürür ve verimsiz kılar. Zeytinyağı en sağlıklı yağ olduğu için önümüzdeki nesillere üretimi daha da artırılarak devredilmelidir. Hükümetimizin son 14 yılda zeytine verdiği destek ortada iken bunun tersi bir girişim ülkemiz menfaatleri ile uyuşmaz.

TRAJİKOMİK DURUMA BİR SON VERELİM

Cahit Çetin (TarişZeytin ve ZeytinyağıBirliği Başkanı): Güzel bir tercihle dünya ikinciliğinin hedeflendiği zeytin üretiminde 300 bin ton rekolteye ulaşmak üzereyiz. Yavaş yavaş bunun meyvelerini alıyoruz. Kırsal kalkınmayla eski para ile katrilyonlar harcandı Mehdi Bey zamanında. Bazı aksamalar var tabi ki ama bunlar telafi edilebilir. Önemli olan telafisi olmayan zararlar vermemek. Bu noktada karar verilmesi gerekiyor. Zeytincilikte mi hedefe ulaşacağız, madende mi? Buna karar vermek lazım. Şüphesiz ikisi de lazım ama birbirinin içine giren, birinin altında başkasını aramak gibi, öbürünü talan edecek, mahvedecek bir uygulamanın çok doğru olmadığını düşünüyorum. Türkiye’nin bütün madenlerinin hepsi zeytin ağaçlarının altına mı girmiş? Bunu anlayabilmek mümkün değil. Kamu yararına meselesini çok geniş bir şekilde ortaya koyarak, sürekli kaygı üzerine düşünülmüş bir zeytincilik düşünülemez. Zeytin ağacı dikimi eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker zamanında arttı. Devletin Tarım Bakanlığı zeytin diktiriyor, Sanayi Bakanlığı zeytin söktürüyor gibi bir durumdayız şuanda. O bakımdan bir karar verelim evvela ve bu trajikomik duruma bir son verelim diye düşünüyorum.

GERİDÖNÜLMEZ HASARLAR OLUŞACAK

Ümmühan Tibet (Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı): Zeytincilik Yasamızın değiştirilme girişimleri ve önerileri, demokrasinin, ulusal iradenin temel kurumu olan yasama organı TBMM’nde her defasında oy birliği ile reddedilmişken, son üç yıldan beri madenci ve inşaat lobilerinin adeta taarruzuna uğrayan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve son olarak Bilim Sanayi ve Teknoloji  Bakanlığı tarafından hazırlanan torba yasalar vasıtasıyla Zeytincilik Kanunu işlevsiz hale getirilmek istenmektedir. 3573 sayılı Zeytinciliğin ıslahı ve Yabanilerin Aşılattırılması hakkında Kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesini içeren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca hazırlanan “Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi amacıyla Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair kanun Tasarı’sı” ile Zeytinlik sahalar üzerinde geri dönülemez hasarların oluşması söz konusu. Zeytincilik Yasası’nın 20. Maddesi yasanın omurgası niteliğindedir. Böylesi bir değişiklikte  yasa bütünüyle hükümsüz hale dönüştürülmek istenmektedir. Bu teklifin TBMM’ de milli irade tarafından  birçok kez oy birliği ile red edilmesine rağmen farklı tuzaklarla değiştirilerek tekrar getirilmesi sektörümüzce endişe verici olarak algılanmakta ve infial yaratmaktadır. Sonuç olarak, ülkemiz, zeytinlikler ve zeytincilerimiz açısından son derece önem taşıyan mevcut zeytincilik yasasının söz konusu bu tasarıdan tüm maddelerinin geri çekilmesi,  sektörle birlikte, tamamının ortak görüşü ile zeytincilik yasasının  AB’de olduğu gibi bütüncül bir yaklaşımla ele alınarak hem zeytini  koruyan ve hem de ülkemizin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hazırlanmasını bir kez  daha hatırlatmak isteriz.

KONUK YAZAR

                                                                  Zeytin Gerçeği
Zeytincilik Kanunu yönetmeliğinin değiştirilmesi, tabiatın, canlıların yaşam alanlarının, ekosistemin ve ülkemiz zeytinciliğinin yok edilmesi anlamına gelmektedir.

Son yıllarda, devlet desteğiyle yapılan yeni dikimlerden hepimizin beklentisi, ülkemiz zeytinciliğinin olumlu bir gelişme göstermesiydi. 2000 yılında toplamda yaklaşık 90 milyon zeytin ağacımız varken, 2013 yılında ağaç sayımızın 170 milyon âdete ulaştığı söylendi. Buna rağmen üretim aynı oranda artamadı, zeytin ağaçları, yol yapımı, santral yapımı gibi sebeplerle kesildi ve yanlış fidan dikimleriyle üretim verimsiz hale geldi. Oysa Hükümet, 2020’li yıllarda zeytincilikte dünya ikinciliği hedefini benimsediğini belirtmişti. En başta değiştirilmek istenen zeytincilik kanunu ve beraberinde getirdiği talan, zeytinciliği bu hedefinden alıkoymaktadır.

2014-2015 hasat ve üretim yılında, 165 bin ton zeytinyağı üretiminin değeri yaklaşık 600 milyon dolardır.  2023’te 3 milyar dolar değerinde 700 bin ton zeytinyağı üretimi hedeflenmiş durumdadır. 400 bin tonluk sofralık zeytin üretiminin değeri ise yaklaşık 900 milyon dolardır. 2023 yılı hedefi ise 3,5 milyar dolar olarak öngörülmektedir. Bu hedeflerin gerçekleşmesi için milli ürünlerimiz olan zeytin & zeytinyağının ülkemiz ekonomisine katkısını en iyi şekilde sağlayabilmesi için sektörün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

Zeytincilik, Türkiye’de yaklaşık 500 bin ailenin geçim kaynağını, işlenen tarım alanlarının da yüzde 3,5’ini oluşturuyor. Doğrudan ve dolaylı 10 milyonun üzerinde kişinin geçimini sağlıyor. Bu nedenle de tarımsal ve sosyo ekonomik yönden büyük öneme sahiptir.

Zeytin ağacı varlığı, bu ülkenin korunması gereken en önemli kültür varlıklarından biridir. Zeytin ağacı, 6 bin yılı aşkın süredir insanlık ile birliktedir ve varlığı insanoğluna ve dünyaya bir armağandır. Etrafında medeniyetler sağlıkla gelişir, hayat zeytin ağacının etrafında yeşerir.

Türkiye zeytin ağacının genetik anavatanıdır. Zeytin ağacının dünyaya yayılışı Anadolu’dan gerçekleşmiştir, bu coğrafyada yaşayan insanlar olarak, üzerinde yaşadığımız toprakların sahip olduğu bu ayrıcalıklı konumu korumak, değerini bilmek ve üzerinde yapılacak bilimsel çalışmalarla zenginleştirmek ve dünyaya vurgulamak hepimizin görevi olmalıdır. Ulusal ve uluslararası platformlarda, bilim insanları ve kurumları ile birlikte gen çalışmaları yapılıp bu dünya mirasına sahip çıkılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki zeytin meyvesinin suyu dünyada natürel olarak tüketilebilen tek yağdır

İspanya, İtalya, Yunanistan gibi üretici ülkelerde zeytinlikler koruma altına alınırken, zeytin ağacının ana vatanı Türkiye’de zeytinliklerin yok edilmesi kabul edilemez bir durumdur.

Yabani zeytinlik ormanı vasfında olan ve aktif olarak tarım yapılmamakta gözüken zeytinlikler, insan müdahalesinin olmaması ve doğanın özü olması sebebiyle çok önemli bir biyoçeşitlilik kaynağıdır. İçlerinde müthiş bir canlı hayat barındırır ve çiçeklenme zamanında tozlaşmaya yüksek oranda katkıda bulunurlar. Son 5 senedir tarımın karşısında duran en önemli sorunlardan biri, iklim krizi ve dengesizliğidir. Bu kritik eşikte durulurken ve konunun tarıma olumsuz etkileri bu kadar somut yaşanırken, ülkemizin tarım alanlarından ve yeşil alanlarından daha fazla vazgeçmek gibi bir seçeneği olamaz.

Zeytin ve zeytinyağı, insan sağlığını koruyucu ve besleyici en önemli iki temel besindir. Yokluğunda insanoğlu hayatını aynı kalitede sürdüremez.

Türkiye, dünyanın, toptan zeytinyağı tedarikçisi olma yolundan, markalı ürün üretme ve tedarik etme eğilimine girmişken, kaliteli ürün üretme hedefinde ilerlerken, özellikle Uzakdoğu alıcı ülkeleri arasında şansı yükselmiş ve marka ülke olma hedefine hızla yürümekteyken ve bu amaçla ülkemizde milyarlarca liralık değerli yatırımlar yapılmışken, zeytincilik kanunundaki değişiklik, ülkemiz zeytincilik sektörünü dünyada sahip olacağı prestijli konumundan alıkoyacaktır.

Diğer taraftan ülkemiz en büyük döviz harcamalarından birini bitkisel yağ ithalatı için yapıyor. 2013 yılı itibarıyla, yağlı tohum, ham yağ ve yağlı tohumların işlenmesi sonucu arta kalan küspelerin ithalatı için ödenen döviz miktarı 3,6 milyar dolara ulaştı. Bitkisel yağ açığımızın kapatılması ve ödediğimiz döviz miktarının azaltılması için gerek zeytincilik gerekse zeytinyağı üretimimiz büyük önem taşıyor.

Zeytin bin yıllardır insanoğluna hizmet etmiş ve binlerce yıl daha hizmetine devam edecektir. Diğer taraftan zeytin ağaçlarına zarar verecek yatırımların olması ekonomik açıdan ömrü kısa bunun yanında bırakacağı zararlar bir o kadar uzun ömürlü olacaktır.

Üç kutsal kitapta da geçen meyvelerden bir tanesi olan zeytin hangi sanayi yatırımına tercih edilebilir?

AYDIN ŞENSAL
(Zeytin ve Zeytinyağı Üretici ve işletmecisi)

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Sevilen yazarlarımızdan İZFAŞ eski Genel Müdürü Mehmet Şakir Örs Gözlem'e özel yazı dizisinde Ege'de bağbozumunu kaleme aldı... Üç ayrı yazıdan oluşacak 'Ege'de bağboz...

Bitcoin, alternatif ödeme yöntemi haline geldi. Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de değeri son dönemde inanılmaz şekilde artarak yatırımcıların odak noktasına haline ge...

GÖZLEM, Türkiye’nin dört bir yanında “Geliyor, gelecek” denilerek beklenen büyük tehlikeyi masaya yatırdı ve uzmanlara “binaları güçlendirme ve kentsel dönüşüm imkanla...

Sevilen yazarlarımızdan İZFAŞ eski Genel Müdürü Mehmet Şakir Örs Gözlem'e özel yazı dizisinde Ege'de bağbozumunu kaleme aldı... Üç ayrı yazıdan oluşacak 'Ege'de bağboz...

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in Türkiye’nin gündeminin ilk sıralarındaki gelişmeler ve olaylarla ilgili sorularını cevaplandırdı. İşte görüşleri…

GÖZLEM, her türlü provokasyona açık hale gelen spor tribünleri ve sahalarındaki şiddet olayları ve “ötekileştirme” ayrımcılığı ile ilgili girişimleri, sloganları, pank...

Mahkemeye aday listelerimiz geri çevriliyor, AB Yardımının kesilmesi gündemde. Konunun uzmanları, “Türkiye’de yönetimin insan hakları ve demokrasi görüşü değişmediği s...