Gerilim politikası kime yarayacak?

17.3.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bu durum son yıllarda birden fazla ülkeyle ilişkileri bozulan ekonomisi ve turizmi büyük ölçüde etkilenen Türkiye için uzmanlar, “Her seçim döneminde olduğu gibi yine iç siyasetimizi dış politikamızla karıştırdık” yorumunu yaptılar. Türkiye son 12 günde 6 ülkeyle diplomatik kriz yaşadı...

GÜLÇİN KARAEGEMEN/GÖZLEM -Avrupa ile Türkiye hükümeti arasındaki referandum etkinliklerinin yasaklanması üzerine başlayan gerilim krize dönüşmüş durumda. AKP Avrupa’da ‘evet’ propagandası amacıyla bir çok ülkede toplantı yapmak için ısrar edince, karşılığında Avrupa ülkeleri de bu ısrara ret yanıtı verdi. Karşılıklı sert söylemler kullanıldı, yaptırım uygulanacağına dair açıklamalar da yapıldı.

‘AKP’nin bu ısrarı sandıktan evet oyu çıkarmak için’ yorumları yapılırken, Türkiye hükümeti 12 gün içerisinde bir çok ülke ile ‘kavgalı’ hale geldi. Referandum öncesi iç ve dış politikada söylemlerini sertleştiren Türk hükümeti, 12 gün içinde Almanya, Avusturya, Belçika, İsveç, Danimarka, Hollanda ile yaşadı. En büyük endişe ise bu krizin halklara yansıması, kalıcı hasar bırakması.

10 milyar dolar tehdit altında

Tarihinin en büyük siyasi krizini yaşayan Türkiye ile Hollanda arasındaki ekonomik ilişkilerde Türkiye turizm, dış ticaret, yatırım ve istihdamda kazançlı çıkan taraf. Türkiye ile Hollanda arasında yaşanan siyasi kriz ekonomide yıllık 10 milyar dolarlık bir büyüklüğü aşan tabloyu da tehdit eder boyuta geldi. İki ülke arasında geçen yılki yıllık ticaret hacmi 6.6 milyar doları bulurken, Hollanda’nın son bir buçuk yılda Türkiye’ye yaptığı doğrudan yatırım 1.7 milyar dolara ulaştı. Son dönemde Türkiye’ye en çok yatırım yapan ülke konumunda olan Hollanda’nın Türkiye turizmine bıraktığı ortalama yıllık tutar ise 1 milyar doları buluyor. Türkiye’deki Hollanda sermeyeli şirketlerin sayısı ise 3 bine dayandı.

Körfez ülkeleri olarak tanımlanan BAE, Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistan ülkeleri toplam yatırımı Hollanda’nın tek başına yaptığı yatırımların sadece % 41.65’ine karşılık geliyor.

Turizm verilerine baktığımızda ise Hollanda AB ülkeleri içersinde en fazla turist gönderen 4., dünya ölçeğinde bakacak olursak 5. sırada yer almakta. Ülkemize gelen her 100 turistten 3,5’i Hollanda vatandaşlarından oluyor. Son üç yıl içinde ülkemize gelen Hollandalı turist ortalaması 1 milyon 150 bin. Her 100 Hollanda vatandaşının 8’i Türkiye’ye tatile geliyor. Kabaca hesaplayacak olursak Hollanda vatandaşlarından elde ettiğimiz turizm geliri 1 milyar dolar civarında.

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; Referandum öncesi ortaya çıkan ve artan gerilimin turizm başta olmak üzere Türkiye ekonomisi, dış ve iç politika ile AB'de yaşayan büyük bölümü çifte vatandaş olan Türk vatandaşlar üzerindeki etkisi nedir, bu aşamadan sonra ne yapılması gerekiyor? İşte yanıtlar...


'HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞTÜK'

Onur Öymen (Emekli Büyükelçi): Hollanda milletini kırıcı sözlerden kaçınmak lazım.Bütün krizler bir şekilde aşılır. Çok vahim bir krizdir. Burada Hollanda'nın büyük sorumluluğu var. Bunu hepimiz biliyoruz. Türk tarafının söylediği bazı söylemler bizi haklıyken haksız duruma düşürüyor. Bunun için gereksiz söylemlerden kaçınmak lazım. 'Bunlar Nazi'dir, bunlar faşisttir' söylemleri uygun değil.

Nazi zulmüne uğramış insanların ülkesini Nazi ülkesi gibi nitelendirmek çok ağır bir suçlama. Bunun ağır etkileri oluyor. Eğer bu işten sorumlu gördüğünüz Başbakan Rutte'nin devrilmesi içinse bu yapılanlar, bu işe yaramadı seçimleri Rutte kazandı. Burada en büyük zararı Hollanda'da yaşayan Türkler gördü, saldırıya uğradılar. Yani aşırı dincilere radikallere Türkiye aleyhine propaganda yapma fırsatı verildi. Orada yaşayan insanlarımızın huzuru kaçırıldı.

Başka Avrupa ülkelerine yayıldı ve Avrupa Birliği Hollanda ile dayanışma içine girdi. Bütün bunlardan ne kazanmış olduk? Bütün bunlar evet oylarını birkaç puan artırmak için yapıldıysa değmezdi. Üstelik artırıp, arttırmadığı da belli değil. Çünkü tepkiler de çok büyük oldu. Eğer Hollanda seçimleri beklenseydi, seçimlerden sonra Sayın Dışişleri Bakanı gitmeye teşebbüs etseydi belki bu kriz yaşanmayacaktı. Seçimden önce gidilmesine ısrar edilmesi bence gerekli değildi, olumsuz sonuçların doğmasındaki nedenlerden biri oldu. Şimdi ne yapılabilir? Zararın neresinden dönülse kar. Büyük bir Hollanda turizm şirketi THY ile yaptığı anlaşmayı iptal etmiş. Yani sonunda yine bir bedel ödüyoruz. Rusya'ya da 'biz düşürdük uçağı, gerekirse birdaha yaparız' gibi laflar ettik. Sonra milyarlarca dolarlık zarara uğradık. O bakımdan işin bu boyutunu düşünmek lazım. Hollanda Türkiye'deki eng büyük yabancı yatırımcılardan biri.

Öyle bir durum yaratıldı ki öfkenin kurbanı olduk. Ve sonunda istediğimiz sonucu da alamadık. Yani bütün bunlardan sonra Hollanda pes edipte bizim bakanlarımıza konuşma hakkı verseydi 'bu yöntem geçerlidir, istediğimizi aldık' diyecektik ama onu da alamadık. Uluslararası hukuka aykırı bir şekilde bakanımız orada rencide edildi, hepimiz rencide edildik. Ama sonuç alamadık. Diplomaside önemli olan sonuç almaktır. Eğer beklenen sonuç bakanın gidip orada konuşması değilde, oradaki vatandaşlarımızın tepkisinden yararlanarak 'evet' oylarının artırılması ise, ordada ne kadar başarılı olunacağını göreceğiz. Netice bertaraf edilebilir bir krizdi malesef önlenemedi. Büsbütün körüklendi ve sonunda Türkiye hiçbir şey kazanmadan bu krizi bitirdi. Şimdi işleri nasıl güzelleştireceğiz diye düşünüyoruz. Aynı Rusya ile İsraille olduğu gibi önce kriz doğacak sonra krizi nasıl yatıştırırız onu düşüneceğiz. En önemlisi krizi önleme yöntemidir. Kriz çıkmadan bu krizi önlemek için neler yapacaksınız? Türkiye'de bu konuda yeterince tecrübe yok. Dışişleri gibi tecrübesi olan kurumlardan da yeterince yararlanıldığından emin değilim.

 


DUYGU YÜKLÜ AÇIKLAMA ve HAMASET TEN UZAK DURULMALI

İ. Burak Oğuz (Mali Müşavir): Dış ticaretimizin öncelikli partneri Avrupa Birliği (AB) ve güçlü aktörü Hollanda ile yaşanan gerilimin bir an önce düşürülmesi Türk ekonomisi açısından önemlidir. Üstelik Hollanda ile yaşanan krizin diğer AB ülkeleri ile de gerilme potansiyeline sahip olduğu göz önünde bulundurulursa, ilişkilerin normalleştirilmesi her iki ülke ve toplumu adına elzemdir.

Başta karşılıklı yatırım ve ticaret ilişkileri olmak üzere mazisi derin Türk-Hollanda dostluğunun bu gerilim ile daha fazla zarar görmemesi adına iki ülke yönetiminin her türlü politik hesaptan uzak yapıcı adımlar atması gerekmektedir. Kaldı ki yüz binlerce vatandaşı Hollanda’da yaşayan ülkemizin, ekonominin olduğu kadar bu ülkede yaşayan vatandaşlarımızın mutluluğu adına, son bir hafta da sert açıklamalar ile tırmanan tansiyonun hızla düşürülmesinde mutlak yararı vardır. Ekonomi yönetimimiz, yaşanan gerilimin her ne kadar iki ülke ekonomik ilişkilerine zarar vermeyeceğini söylese de, yatırımcıları tedirgin olması kaçınılmazdır. Özellikle reel sektör ve finans yatırımları ile son yıllarda zirveye yerleşen Hollanda sermayesinin endişelerini giderecek adımları Cumhurbaşkanı ve Başbakandan bekliyoruz. Hollanda ve başta desteğini açıkça ifade eden Almanya olmak üzere diğer AB ülkeleri ile ilişkilerin kriz öncesi durumuna getirilememesi, uluslar arası ekonomi çevrelerince de olumsuz algılanacaktır. Türkiye, sorunlarına rağmen AB’nin her boyutu ile paydaşıdır. Avrupa’dan soyutlanan Türkiye’nin, yabancı sermaye açısından cazibe yitireceği mutlaktır. Ocak ayında yabancıların Türkiye’de yaptığı doğrudan yatırımların yüzde 38.8 azalarak 456 milyon dolardan 279 milyon dolara gerilemiştir. Ayrıca, toplam yatırım içinde, Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye gelen yatırımların 364 milyon dolardan 162 milyon dolara inmesi de son zamanlarda AB ile yaşanan gerilimin olumsuz yansımasının önemli bir göstergedir. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin krizi sonrası gerçekçi ve yapıcı üslubunu bu anlamda önemsiyor ve Hükümet’in diğer temsilcileri tarafından da örnek alınmasını diliyorum. Bir Bakanın her türlü diplomatik teamülün dışında şık olmayan bir şekilde sınır dışı edilmesi ile patlak veren ve ardından yapılan sert açıklamalar tırmanan gerilimin düşürülmesinde siyaset kurumu kadar her kesime de sorumluluk düşmektedir. Özellikle krizin ardından bazı bayın-yayın organlarından yayılan nefret söyleminin ne ülkemize nede iki ülke ilişkilerine yararı olmayacaktır.

Rusya ile yaşadığımız kriz sonrasında bugün hiç bir şey olmamış gibi sarmaş dolaş olsak da turizm sektörü başta olmak üzere ekonomide oluşan hasarın telafisi kolay olmayacaktır. Oluşması muhtemel ekonomik hasarın faturasını yine geniş halk kitlelerinin ödeyeceği unutulmamalıdır. Dün Rusya, bugün Hollanda, yarın sıra kimde bilinmez ama bilinen bir şey varsa filler tepişirse çimenlerin ezilmesi kaçınılmazdır.

 


'3 YILLIK BİR DÖNEME İHTİYAÇ VAR'
Güman Kızıltan (Turizm Bakanlığı eski müsteşar yardımcısı): Şuanda Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar ve dış ilişkilerinde çıkan sorunların turizmi etkilememesi mümkün değildir. Asıl sebep ise eskiden beri varolan Türk düşmanlığı ve İslam fobisinin birleştirilerek daha şiddetli bir hareket haline getirilme arzusudur. 2016 yılında yaşanan sorunların turizme ne kadar etki ettiği mağlumdur. Genellikle yüzde 35 civarında bir talep düşüşü yaşanmıştır. 2017'de de nisan ayında yapılacak referandum sonrasında devam etmesi halinde durumun pek parlak olmayacağı ortadadır. Ancak uluslararası ilişkilerin şiddetinin düzelmesi halinde Türkiye'deki fiyatların yüzde 40 gerilemesi nedeniyle rekabetçi bir unsur olarak Avrupa'dan talebi bir miktar artıracağı düşünülebilir. Ümidimiz öncelikle Avrupa'daki itilafların sona ermesi daha da önemlisi ülkemizdeki terör hareketleri ile Suriye ve Irak'ta vaki olan ihtilafların sona erdirilmesidir. Bu da pek kolay görülmemektedir. Zira, Amerika ve Rusya'nın zaman zaman birlikte destekledikleri sınırlarımızda “Kürt Kantonlarının kurulması hareketi itilafların da uzayacağını göstermektedir. Bu durumda turizm hareketlerinin eski çizgisine gelebilmesi için en aşağı 3 yıllık bir dönemin geçmesi lazımdır.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Gözlem, ekonomimize yön verecek olan bu konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte cevaplar…

Gözlem, krizin Türkiye'ye yansımalarını, sonuçlarını ve “ne yapılması” gerektiğini uzmanlara sordu. İşte o görüşler...

AB Komisyonu Sözcüsü Anca Paduraru'nun, fipronil maddesi bulunan zehirli yumurtalara Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 40 ülkede daha rastlandığı iddiasına yumurtacı...

İmalat sektörünü güçlendirmek ve rekabeti artırmak amacıyla KOSGEB’in KOBİ’lere sunduğu en önemli desteklerden KOBİGEL-KOBİ Gelişim Destek Programı başvuruları başladı...

Kuzey Kore’nin “hidrojen bombası” denemesi ve “geri adım atmayacağını” açıklaması ile Japonya ve Güney Kore’nin “korkulu” tepkilerine şemsiye olan ABD Başkanı Trump’un...

Ortaya dökülen iddialar, fotoğraflar, karşılıklı sert açıklamalar içinde “Adaletin ve yargının varlığı ve tarafsızlığı ile ilgili tartışmaların siyaset çizgisine çekil...

GÖZLEM, ülke gündeminin ilk sıralardan birine oturan bu süreçle ilgili “önemli” soruyu uzmanlara sordu. İşte yanıtları…