Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Enflasyon, ''Söz ve Popülist Yaklaşım'' ile durdurulamaz

7.9.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Uzmanlar, “Tedbirlerdeki eksiklerin ve gecikmelerin çözümü zorlaştırdığının” altını çiziyorlar. İşte görüşleri…

81 milyonu “doğrudan ilgilendiren” enflasyondaki artışın zirve yürüyüşü sürüyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre yıllık enflasyon Ağustos ayında yüzde 17,90'a çıkarak, son 14 yıın en yüksek seviyesine ulaştı. TL'deki değer kaybı enflasyondaki artışın başlıca nedeni olarak gösteriliyor. Enflasyonun yıl sonuna doğru daha da artmasından endişe ediliyor.

“Döviz, dış borç, Trump, Bronson” derken, ekonomimizdeki krizin gündeminin başına “doğrudan” 81 milyonu etkileyecek “Enflasyon Canavarı” oturdu.

Ağustos ayında tüketici fiyatları (TÜFE) aylık bazda yüzde 2.3 arttı. Üretici fiyatları ise ağustosta yüzde 6,6 artarken yıllık Yİ-ÜFE yüzde 32'yi aştı. TÜFE ve Yİ-ÜFE' arasındaki makas daha da açılarak 14 puana çıktı. Açıklanan verilerle, Türkiye en yüksek enflasyona sahip “gelişen ülkeler” arasında Arjantin'in ardından ikinci sırada kalmaya devam etti.

Temmuz ayında yıllık yüzde 15.85 olan enflasyon, ağustosta yüzde 17.90'a yükseldi. TÜFE yüzde 17.90 ama gıdada yüzde 20’ye, ev eşyasında yüzde 24’e, ulaşımda yüzde 28’e yaklaşıyor. Çekirdek enflasyon ağustosta yüzde 15.10'dan yüzde 17.22 seviyesine çıktı. Bu arada yurtiçi üretici fiyatları yıllık bazda yüzde 32'yi aştı.

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE), 2018 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 6,60, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 25,32, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32,13 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 18,78 artış gösterdi.

 

MB: “Gerekli tepkiyi vereceğiz”

 

Enflasyon verilerin açıklanmasının ardından Merkez Bankası (TCMB) internet sitesinde bir açıklama yayınladı. "Son dönemde enflasyon görünümüne ilişkin gelişmeler fiyat istikrarı açısından önemli risklere işaret etmektedir" denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Merkez Bankası fiyat istikrarını desteklemek amacıyla gerekli tepkiyi verecektir. Bu çerçevede, daha önce yapılan iletişimle de uyumlu olmak üzere, son gelişmeler dikkate alınarak Eylül ayı (13 Eylül) Para Politikası Kurulu toplantısında parasal duruş yeniden şekillendirilecektir. Merkez Bankası fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir."

 

MB'den faiz artırım sinyali

Merkez Bankası, 13 Eylül'deki PPK toplantısını işaret ederek, “Parasal duruş yeniden şekillendirilecek” ifadelerine yer vermesi faiz artırım sinyali olarak yorumlandı.  Merkez Bankası, 2018 sonu enflasyon tahminini geçen ay yüzde 13,4'e yükseltmişti. Bankanın yıl sonu enflasyon hedefi ise hâlâ yüzde 5 seviyesinde bulunuyor. Hazine ve Maliyet Bakanı Berat Albayrak, enflasyon verisinin ardından yaptığı açıklamada "Gelinen seviye enflasyonla topyekün mücadele gerektiriyor" dedi.

 

 

GIDADA ZAM DALGASI GELİYOR

Enflasyon rakamlarında artış frenlenemezken gıda üreticileri önümüzdeki dönemde yeni zamların kapıda olduğunu belirtiyor. Gıda enflasyonun etkilerinin önümüzdeki aylardan itibaren daha net göreleceğini söyleyen Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı ve Seyidoğlu Gıda Genel Müdürü Mehmet Göksu, özellikle Yİ-ÜFE'deki artışın yüksek olduğuna ve pazara henüz yansımadığına dikkat çekti. Buradaki zammın kendisini gelecek ay göstereceğini belirten Göksu, "Yüksek kur ihracata teşvik ediyor" dedi.

 

İthale gelen zam, zamları tetikledi

Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, enflasyondaki artışın yüksek belirsizlik ortamından kaynaklandığını belirterek, döviz artışından kaynaklı ithal ürünler karşısında yerlinin de zam yaptığını söyledi. Reis, "Gıda maddelerinde kendi kendimize yetebilmeyi sağlamamız gerekiyor" diye konuştu. “Henüz raflara yansımamış zamların bulunduğuna” değinen Reis, “üretici fiyatlarının yüksek olmasından kaynaklı, raf fiyatlarının kademeli olarak artacağını” ifade etti.

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Genel Sekreteri İlknur Menlik de açıklanan son verilerin, gıda ve içecek sanayinin, üretici fiyatlarındaki artışları, ürün fiyatlarına birebir yansıtmadığını ortaya koyduğunu söyledi. Menlik, "Türkiye gıda sektörü olarak maliyetlerimiz çok yüksek oranlarda artış gösterirken, fiyat artışlarını asgari düzeyde tuttuk" dedi.

Tüketici Hakları Derneği Genel Merkezi Genel Başkanı Turhan Çakar gıda fiyatlarındaki artışa dikkat çekerek, enflasyonun maaş zamlarını erittiğini belirtti. Çakar yaptığı yazılı açıklamada, “Son bir yılda ortalama süt ve süt ürünlerinin fiyatları yüzde 22,44, sebze fiyatları yüzde 38.83 artmıştır” dedi. Çakar, emekli ve memur maaşları artışının enflasyonun altında kaldığını ifade etti.

  

DOĞALGAZ VE ELEKTRİĞE ZAM

BOTAŞ ve EPDK, elektrik ve doğalgaza Eylül ayında geçerli olmak üzere zam yaptı. Eylül ayından geçerli olacak yeni fiyatlara göre doğalgaza konutta yüzde 9, sanayide ise yüzde 14 zam geldi.

Elektrik fiyatları ise konutta tek zamanlı tarife fiyatı yüzde 15 artırıldı. Doğalgaz ve elektrik fiyatlarına 1 Ağustos’ta da zam yapılmıştı. Bu tarihte elektrik üretimi gerçekleştiren santrallere verilen doğalgaz yüzde 49,5, konutlarda yüzde 9, sanayide ise yüzde 14 oranında zam görmüştü.

 

 

“HİPER ENFLASYON RİSKİ VAR”

 

Esfender Korkmaz (Prof. Dr) –Ağustos ayında Tüketici Fiyat Endeksi, aylık yüzde 2.30, yıllık 17.90 arttı. Tam olmasa da eskiden yaklaşık toptan eşya fiyatlarını gösteren Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi ise aylık yüzde 6.60 ve yıllık yüzde 32.13’e yükseldi. Bu artış iki önemli sorunu beraberinde getiriyor. Birincisi; üreticilerin kur artışını fırsat bilerek fiyatlarını daha fazla artırmalarıdır. Piyasada Oligopol yapılar böyle bir fırsatçılığa imkan veriyor. İkincisi ise; üretici, kur artışı nedeni ile kullandığı ithal ara malını yerine koyamayacağını düşünerek, fiyatını maliyetin çok üstünde tutuyor. Yani hem bugünkü hem de muhtemel kur artışı beklentilerini dikkate alıyor. Özetle nereden bakarsak bakalım, eğer istikrar önemleri alınmazsa eskisi gibi yeniden hiper enflasyona gidiş var.

Ekonomik veriler ekonomide bir spekülatif atak olduğunu ve siyasi iktidarın bu gidişi görmek istemediğini gösteriyor. Krizi bile, algı yaratarak, dış politikada kullanıyor. Yaşanan spekülatif atağın nedeni Trump değildir. Zira Trump'ın dünya sermaye hareketlerini etkileme gücü sınırlıdır. Bu konuda FED daha etkilidir. Kaldı ki Trump, Çin ve AB için de benzer söylemlerde bulundu. Yuan ve Euro yerli yerinde duruyor. Kur artışını Trump'a yüklersek, hem Türkiye'nin ne kadar bağımlı olduğunu söylemiş oluruz, hem de Trump'a olduğundan fazla değer vermiş oluruz. ABD merkezli firmaların Türkiye'de 85 milyar dolarlık yatırımları var. Eğer bir Trump terörü varsa, ucu bunlara da gitmez mi?

Sorunun temelinde Türkiye'nin iktisadi bünyesinin zayıf düşmesi yatmaktadır. Bu durumu üşüten birisinin mukavemet gücü azaldığı için, gribe daha kolay yakalanmasına benzetebiliriz.

Merkez Bankası (MB), son dönemde enflasyon görünümüne ilişkin gelişmeler fiyat istikrarı açısından önemli risklere işaret ederek, faizleri artıracağı mesajını verdi. Bu tür krizlerde faiz veya başka bir iktisat politikası aracı tek başına etkili olmaz. Tüm araçların birlikte ve koordineli olarak bir istikrar paketi içinde kullanılması gerekir. MB, gösterge faiz oranı yüzde 17,75'tir. Piyasada 5 yıllık bono faizleri yüzde 26'dır. Etkili olması için faizleri daha çok artırmak lazım. Bu artış belki bir süre spekülatif atakları geçici engeller ve fakat ekonomik yapı zayıf olduğu için, hukuki ve siyasi altyapı sorunları yaşadığımız için, üretici ve tüketici güven bunalımı yaşadığı için kurlar yeniden tırmanabilir. Nominal faizleri enflasyonun üstüne çıkarmak gerekir. Enflasyon verileri TÜFE artışının artarak devam edeceğini gösteriyor. Bu durum reel faizleri de istikrarsız yapacaktır. Siyasi iktidarın istikrar önlemlerinde geç kalması, ekonomiyi spekülasyona açık hale getirmiş ve faiz-kur-enflasyon kısır döngüsü içine sokmuştur.

 

 

 

“FREN BOŞALIYOR MU?”

 

Ramazan Abay (Prof. Dr.) –Merkez Bankası (MB) üzerine düşen görevleri yerine getiremiyor. Bugüne kadar bir takım tedbirler almış olsa da yeterli değildir. Bugün mevduat faizlerinin % 25’e yaklaştığı, kredi faizlerinde yüzde 40’ların konuşulduğu bir ortamda, enflasyonun ağustos ayı sonu itibariyle yüzde 18’lere ulaştığı Kasım 2018’de enflasyonun yüzde 20’i aşacağı gerçeği karşısında politika faizinin % 17,75’de fonlama koridorunun üst bandının da yüzde 19,25’te tutulmasını anlamak mümkün değildir.

Ancak MB, açıklamalarında 13 Eylülde yapılacak toplantıda faiz artırımına gidileceği yönünde beyanatlarda bulunması zararın neresinden dönersem kardır anlayışını hatırlamış olması iyi işaretlerdir. MB belirleyeceği politika faizi bugün uygulamada olan ve en az iki ay sonrası için öngörülen mevduat faizlerinin üzerinde olmalıdır. O nedenle MB politika faizini asgari 500 baz puan artırmalıdır. Politika faizi yüzde 23-25, fonlama koridorunun üst bandı da yüzde 26,50-27,50 aralığında olmalıdır.

Merkez Bankasınca bu hareketlerin yapılması yetmez. Siyasi iktidar “Orta Vadeli Programını” ivedilikle açıklayarak MB’yi desteklemelidir. Böylece yurtdışı sabit sermaye ve fon yatırımcıları şayet hukuki sistemin tarafsız olduğu inandırılabilirse sorunların çözümünde önemli bir engel kaldırılmış olur.

Tamamlanma safhasına gelmiş sabit sermaye yatırımlarının dışındaki tüm yatırımlar İstanbul Büyük Kanal Projesi vb yatırımlar en az iki yıl süreyle askıya alınmalıdır.

ABD ile ilişkilerin düzeltilmesi yolunda üst düzeyde görüşmelerin devam ettiği yolunda Sayın Hazine ve Maliye Bakanının açıklamaları umut vericidir. Uluslararası ilişkilerde diplomasi dili konuşulmalıdır.  Zaman iki kez düşünüp bir kez konuşma zamanıdır.

Ekonominin düzlüğe çıkarılmasında en önemli araçlardan biri de Hukuk Sistemimizin, Yargımızın tarafsız olduğunu inandırmamız lazım. Bu konuda net güven verilmesi gereklidir.

Güven ortamı sağlanırsa yurtdışı reel sektör yatırımları ve portföy yatırımcıları yatırım yapmada kuşkusuz istekli olacaklardır. Güven ortamı oluşmadan yatırımcıların istekli olmaları beklenemez.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, 81 milyonu ilgilendiren bu konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara “Ne yapılmalı” diye sordu; işte görüşleri…

GÖZLEM, siyasetin duayenlerine sordu; işte onların görüşleri…

9 Eylül; İzmir’in düşman işgalinde kurtuluş günü… Zaten “Eylül”, Ege’nin pek çok il, ilçe, kasabasının kurtuluş günlerini yaşadığı” bir ay!.. Böyle bir ayın 7’sinde, C...

GÖZLEM, “Ekonomik kriz ve alınan tedbirler” konusunu, masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; işte görüşleri…

GÖZLEM, uzmanlara sordu; “Muhalefet ne yapmalı”, işte onların görüşleri…

Yaşar Aksoy'dan 30 Ağustos özel yazısı.

Yazarlar
Website Security Test