Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Şeker-iş Sendikası Genel Başkanı: "Bürokrasi artığı bukalemunlar"

7.5.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, şeker fabrikalarının satışına onay verilmesine sert tepki verirken, “Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından satışı yapılan 11 şeker fabrikasından 5 şeker fabrikasının satışına onay verilmesi Türkiye’de hukuku hiçe sayan bir garabet örneği, süngüyle vurup dipçikle dağıtılan adalet, millete saygısızlıkta gelinen en son nokta, skandal ve cahil cesareti olarak tarihteki yerini alacaktır" dedi

Gök, şeker sektörünün ipinin yıllardır siyaseti yanlış bilgilendiren Özelleştirme İdaresi Başkanlığı eliyle yapıldığını öne sürerek, “Hangi çıkarla ve kaç paraya yaptırıldığı gizlenerek şekerin ‘Ş’sini bilmeyen Ak Yatırım isimli bir firma tarafından çekilmiştir. Ve bu yok oluşa Nişasta Bazlı Şekerlere bir sözü olmayan zavallı bürokrasi artığı bukalemunlar çanak tutmuşlardır.” Açıklamasında bulundu.

“ZÜCCACİYE DÜKKANINA GİRMİŞ BOĞA GİBİ SATILDI”

Danıştay kararı bile beklenmeden fabrikaların züccaciye dükkanına girmiş boğa misali satışının onaylanmasının, millilik ve yerlilik kavramlarının içinin boş olduğunu gösterdiğine dikkat çeken Gök, şöyle devam etti:

“Aidiyetlerini yitirenlerin acziyetlikleri  bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Bu kayıp, toplumsal hayatın barışı, kamu refahının devamlılığı açısından yıkım yaratan nedenlerden biri olarak ileri ki dönemlerde kendisini hissettirecektir. Bu açıdan milyonlarca insan için yıkım yaratan bu özelleştirmeler iptal edilmelidir. Aksi taktirde tüm uyarılarımıza rağmen şekerimizin rengiyle, deseniyle, şeker işçisi ve üreticisinin ahengi ve bizi biz yapan değerlerin mihengiyle alay edenler bunun hesabını bir gün vereceklerdir.

Ortada geçmişte yaşanan kötü bir tecrübe ve bedeli ağır ödenen özelleştirmeler varken şeker fabrikalarının özelleştirilmesinde ısrar edilmesinin tek bir izahı vardır. Pancar üreticisinin, şeker işçisinin, esnafın, besicinin, nakliyecinin, halkın, kısaca 81 milyonluk Türkiye’nin hissiyat, feryat ve talepleri sarsılmaz bir kayıtsızlıkla göz ardı edilmiştir. At gözlüğü bakışıyla önemli kitleler hor görülmüş, zayıf düşürülmüş ve adeta kadavralaştırılmıştır.

Şeker işçisi, pancar üreticisi yıllardır kasırganın yerden kaldırdığı ve her yöne savurduğu, sonra tekrar yere düşürdüğü yapraklara benzese de geleceklerini pazarlık konusu yaptırmamak için gayret etmişler, dik durmuşlardır. Bundan sonra ki süreç, bedene yeni bir kafatasının eklenmesi gibi bedenin yeni beyni kabul edip etmeyeceğini ya da beynin yeni bedeni nasıl algılayacağını sözde kamu yararına satışa çıkarılan fabrikalarda kendisini gösterecektir.”

“HANGİ KAMU YARARI?”

ÖİB’e satışların hangi kamu yararını içerdiğini de soran Şeker-İş Sendikası Başkanı Gök, sorularını şöyle sıraladı:

“Türkşeker ile özel sektör şeker fabrikalarının ambarlarında 1 milyon tonun üzerinde şeker stoku varken Bakanlar Kurulu kararı ile Bosna Hersek'e 20 bin ton sıfır gümrükle NBŞ ithalatı için kontenjan açılması mıdır kamu yararı?

Fabrikaların 2011 yılındaki satış değerinin çok altında satılması mıdır kamu yararı?

Ülke gerçeklerinden uzak, işçinin, üreticinin esnafın, nakliyecinin, besicinin alın terini yok saymak mıdır kamu yararı?

Şeker fabrikalarını müzadeye çıkarmış gibi yüzde 30'u peşin, gerisi 5 yıl taksitle üstelik TL ile ödenmesi midir kamu yararı?

Özelleştirmeler ile işçi, üretici, nakliyeci, besici, esnaf, halktan oluşan milyonlarca insanın işinden gücünden edilmesiyle toplumsal sorunlar ve bu sorunların getirdiği ekonomik yük müdür kamu yararı?”

Satışlarla ilgili olarak ortaya konulan bakış açısının bir manzaraya iğne deliğinden bakmaktan farksız olduğuna vurgu yapan Başkan Gök,  sözlerini şöyle sürdürdü:

“Toplumun dokusuna sinmiş bir üretim deseninin ekonomik açıdan “zarara” yol açtığında bile sübvanse edilerek, desteklenerek korunmasının kamu refahı açısından uzun vadede daha iyi sonuçlar doğurabileceği dikkate alınarak AB örneklerindeki gibi uzun döneme yayılan bir yeniden yapılandırma stratejisinin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Avrupa, son 15 yılda şeker fabrikaları başta olmak üzere şeker sektörünü yeniden yapılandırarak, pancardan şeker üretiminde rekabetçi bir konuma gelmiştir. Türkiye'de ise bu süre içinde pancar üretimi ve şeker fabrikalarına yönelik hiçbir planlama ve strateji belirlenmemiştir. Bundan dolayı fabrikalar rekabetçi konumunu her geçen gün kaybederken, yapılan özelleştirme ile de ülkenin pancardan şeker üretimine büyük bir darbe vurulacaktır.

Son sözle, ‘Danışan dağ aşmış, danışmayan yol şaşmış’. Girdiği her yere göre şekil alan, işine geldiği gibi davranan bukalemunların ne kendine, ne milletine ne de insanlığa faydası vardır. Bir bardak çayı tatlandıran şekerle onu karıştıran kaşık nasıl ki etle tırnak gibi ise şeker fabrikaları tüm olumsuzluklara rağmen her zaman işçisiyle, üreticisiyle, nakliyecisiyle esnafıyla çayı tatlandıran kaşık olmaya devam edecektir.”

 (Aysel Kanber)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Otopsi raporunda cinayet ve tecavüz izlerine rastlanıldığı Şule Çet için kadın örgütleri eylem hazırlığı içinde.

Jandarma'dan duygusal 15 Temmuz klibi.

Türkiye genelinde 15 Temmuz Pazar günü toplu taşıma araçları ücretsiz.

14 Temmuz itibariyle Türkiye'de hava nasıl olacak?

11 yıl hapsi istenen Sedat Peker beraat etti.

Habertürk yazarı Nagehan Alçı, Adnan Oktar operasyonunun müthiş ayrıntılarını bugünkü köşesinde yazdı. Alçı, köşkteki 10 adet mikrodalga fırının sırrını da köşe yazısı...

2006 yılında örgüte girip 12 yıl kadar örgütte kalan eski 'Kedicik' Ceylan Özgül, örgütle ilgili son derece ilginç açıklamalarda bulundu. Özgül açıklamalarında, onları...

Yazarlar
Website Security Test