Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

189 YIL ÖNCE BUGÜN NE OLDU?

21.3.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Tarihte bugün 22 Mart 1829'da İngiltere, Fransa ve Rusya arasında Londra Protokolü imzalandı. Protokol imzalandıktan tam 6 ay sonra, 18 Eylül 1829'da Osmanlı Devleti Yunanistan'ın bağımsızlığını kabul etmek zorunda kaldığı Edirne Anlaşmasını imzalamak zorunda kaldı.

Tarihte bugün 22 Mart 1829'da İngiltere, Fransa ve Rusya arasında İkinci Londra Protokolü imzalandı. Protokol imzalandıktan tam 6 ay sonra, 18 Eylül 1829'da Osmanlı Devleti Yunanistan'ın bağımsızlığını kabul etmek zorunda kaldığı Edirne Anlaşmasını imzalamak zorunda kaldı. 

LONDRA PROTOKOLÜ NEDİR? 

1821'de başlayan Yunan Bağımsızlık Savaşının, Rusya'nın önderliğinde İngiltere ve Fransa'nın da katılımıyla resmi olarak tanınan bir Yunan Devleti kurulmasının ilk  protokolüdür. Protokole göre Yunanistan, Osmanlı İmparatorluğu hükümdarlığında, Osmanlı İmparatorluğuna vergi veren bir özerk devlet olacaktır. 

Yunanistan'ın bağımsızlık savaşı, Fransa ve İngiltereyi doğrudan ilgilendirmemekle birlikte aslında Osmanlı-Rus savaşına bağlı idi. 1828'de vuku bulan savaş sonunda imzalanan Edirne Anlaşması (1829) ile Osmanlı Devleti Yunanistan'ın bağımsızlığını tanımak zorunda kaldı.

Osmanlı Devletinin 18 Eylül 1829'da Edirne Anlaşmasını kabul etmesinden sonra, İngiltere hükümeti harekete geçerek Londra'da Fransa ve Rusya'nın da katılmasıyla 3 Şubat 1830'da Yunanistan'ı bağımsız bir devlet olarak ilân eden Nihai Londra protokolü imzalandı. Büyük devletler, bu bağımsızlığı Mayıs 1832'de yapılan bir antlaşma ile Babıâlî'nin de tanımasını sağladılar.


Yeni Yunanistan devletinin toprakları içinde kalan Müslüman azınlıklar bu 1830 Londra Protokolü ile birtakım güvencelere sahip olmaktadır. Protokolün 5. maddesine göre Yunan hükümeti, aynen Osmanlı hükümeti gibi, derhal genel bir af ilan edecek ve kendisine karşı çarpışmış olanların mal-mülklerinden yoksun bırakılmamasını ve bu kişilere hiçbir nedenle ilişilmemesini sağlayacaktır. Yunanistan'a bırakılmış olan toprak ve adalarla yaşayan Müslümanlardan yerlerinde kalmak isteyenler mülkiyetlerini koruyacaklar ve aileleriyle birlikte tam bir güvenlikten yararlanarak yaşayacaklardır. Protokol'ün son maddesi, protokol hükümlerinin üç ülke temsilcileri tarafından Osmanlı hükümetine ve Yunanistan'a tebliğ edileceğini karara bağlamaktadır. Bu tebliğ Yunan hükümetine resmen 8 Nisan'da yapılmış, Yunanlıların Protokol'deki sınırlar konusunda büyük hoşnutsuzluk göstermesi üzerine üç ülke temsilcileri mevcut hükümlerin tartışılamayacağını bildirmiş ve Protokol 16 Nisan tarihinde Yunan meclisince seçilmiş Yunanistan Valisi Kapodistrias tarafından Yunan hükümeti adına resmen kabul edilmiştir.

Büyük Avrupa devletleri, Kutsal ve Dörtlü ittifakların getirdiği genel prensipler çerçevesinde, Yunan isyanının başından itibaren tarafsız bir politika izlemişler, konuyu Osmanlı Devleti'nin bir iç meselesi olarak kabul etmişlerdi.

Fakat, Çar I. Aleksandr'ın ölümü (Aralık 1825) ile Rusya'nın başına geçen I. Nikola'nın şiddetli bir Türk düşmanı olup Yunan asilerine aşırı sempati duyması ve Doğu Akdeniz'i Mehmet Ali Paşa gibi güçlü bir komutan ve idarecinin denetimine bırakmayı ülkesinin çıkarlarına aykırı bulması, Rusların Yunan meselesini devletler arası bir problem haline getirmesine neden olmuştur. 

Yunan meselesini Rusya'nın yararına çözümlemek için harekete geçen Çar I. Nikola, ilk olarak Prut boylarındaki sınıra asker yığmaya başladı

Arkasından da 17 Mart 1826'da Babıâli'ye verdiği bir ültimatomla Bükreş Antlaşması'nın (1812) uygulama şeklini gözden geçirmek istediğini bildirdi. Osmanlı yönetimi, bu durum karşısında, Rum isyânının Rusya tarafından genişletilmesinden çekinerek görüşmeyi kabul etti. Ruslarla yapılan temaslar Akkerman Mukavelesi (7 Aralık 1826) ile sonuçlandı. Bu belgede Yunan meselesinden hiç söz edilmemekteydi, fakat Rusya bu mukavele ile Balkanlar'da bazı avantajlar temin etmiştir.

I. Nikola, Osmanlılar ile Akkerman Mukavelesi görüşmelerini yaparken bir yandan da İngilizler ile Yunan meselesi hakkında görüşmelere başlamıştı. Nitekim, İngilizler, Doğu Akdeniz'de muhtemel bir Rus nüfûzunun ortaya çıkabileceği düşüncesiyle harekete geçmiş ve Rusların Yunanlılar lehinde alınmasını teklif ettikleri önlemler hususunda görüşmeyi kabul etmişlerdi Görüşmeler sonucunda, daha Akkerman Sözleşmesi yapılmadan, 4 Nisan 1826'da "Petersburg Protokolü" imzalandı. Buna göre:

"Yunanlılar, Osmanlı Devleti'ne vergi ile bağlı özerk bir devlet haline getirilecek ve bütün Türkler Yunanistan'dan çıkartılacak; İngiltere ile Rusya her türlü çıkar hesaplarından uzak olarak, bu öneriyi Osmanlı Hükûmeti'ne kabul ettireceklerdi"

Petersburg Protokolü, Yunanistan Devleti'nin kurulması yolunda, devletlerarası diplomasi alanında atılan ilk adım oldu. Avrupa devletlerinden Avusturya ile Prusya protokola katılmayı reddederken Fransa ise kabul etti. Rusya ile İngiltere, protokol esaslarını Osmanlı Hükûmeti'ne bildirerek uygulamaya konulmasını istediler. Osmanlı Devleti gönderilen notaya kesin bir şekilde olumsuz cevap verdi.

6 Temmuz 1827'de Londra'da imzalanan ve Petersburg Protokolü'nü teyit eden ayrı bir protokol, Osmanlı Devleti'nin Petersburg kararlarını kabul etmesi durumunda asilerle Türk yönetimi arasında bir mütareke yapılmasını, bunu takiben de Yunanistan Devleti'nin kurulacağını, eğer İstanbul bunu kabul etmezse Londra Protokolü (6 Temmuz 1827 )'nde imzası bulunan üç devletin (İngiltere, Fransa, Rusya) Yunanlı "muhariplere" yardım etmesinin yanısıra, Osmanlı Devleti'ne baskıda bulunacağını öngörüyordu

Osmanlı Devleti, kendisine zorla kabul ettirilmeye çalışılan şartları reddedince, protokolde imzası olan devletler hemen harekete geçtiler. İngiliz, Rus ve Fransız donanmaları Mora'yı ve Çanakkale Boğazı'nı abluka altına aldılar. Navarin'de demirlemiş olan Osmanlı-Mısır birleşik donanması 20 Ekim 1827'de İngiliz-Rus-Fransız birleşik donanması tarafından yakıldı. Navarin olayından sonra, üç devlet büyükelçilerini İstanbul'dan çekerek Osmanlı Devletiyle ilişkilerini kestiler.

Navarin olayı, Osmanlı deniz gücü açısından çok olumsuz bir dönüm noktasıdır. Birbirine denizlerle bağlı üç kıtaya yayılmış bulunan ve 16 bin mil kadar kıyısı olan Osmanlı Devleti, "donanmasız bir deniz imparatorluğu" durumuna düşmüştür

Osmanlı donanmasının yediği bu büyük darbeden sonra Rusya, emellerini gerçekleştirme fırsatı çıktığı için memnundu. Ancak, Rusya'nın aşırı istekleri ve davranışları, İngiltere ve Fransa'yı endişelendiriyordu. Nitekim Fransa ve İngiltere, Mehmet Ali Paşa'nın askerlerini Mora ve Girit'ten çıkarmak için aralarında bir protokol yaptılar. Paşa'nın Mora'daki askerlerini geri çekmeyi kabul etmesi üzerine, iki taraf arasında 6 Ağustos 1828'de bir sözleşme yapıldı. Eylül ayı başında da Fransızlar, Mora'ya asker çıkartarak işgal ettiler[8][8]. Navarin olayından sonra büyük askerî güç ve moral kaybeden Osmanlı Devleti'nin bu durumundan istifade etmek isteyen Rusya, 1828 Nisan'ında Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti.

Batıdan ve doğudan iki cephe açan Ruslar doğudan Erzurum'a batıdan ise Edirne'ye kadar ilerlediler. Edirne'nin de düşmesi üzerine, Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kaldı. Osmanlı ve Rus temsilcileri arasında Edirne'de yapılan görüşmelerden sonra 14 Eylül 1829'da Edirne Antlaşması imzalandı.

Küçük Kaynarca Antlaşması'ndan sonra imzalanmış şartları en ağır antlaşmalardan biri olan "Edirne Antlaşması" ile Osmanlı Devleti, Yunanistan Devleti'nin kurulmasını kabul ediyordu. Edirne Antlaşması'nın 10. maddesine göre Osmanlı Devleti; Rusya, İngiltere ve Fransa'nın Londra'da 6 Temmuz 1827'de ve buna dayalı olarak yine Londra'da 22 Mart 1829'da aralarında yaptıkları, Yunanistan Devleti'nin kurulmasını ve bağımsızlığını öngören anlaşma ve protokolü kabul edecekti.

Edirne Antlaşması'ndan beş ay sonra, 3 Şubat 1830 tarihinde İngiltere, Fransa ve Rusya arasında imzalanan yeni bir "Londra Protokolü" ile bağımsız Yunanistan Devleti'nin kurulduğu ilan edildi. Osmanlı Devleti de 24 Nisan 1830'da Yunanistan'ın bağımsızlığını kabul etmek zorunda kaldı.

Yunanlıların hâmisi olan İngiltere, Fransa ve Rusya Mayıs 1832'de Yunanistan'a son şeklini veren bir anlaşma yaptılar. Bununla, Yunanistan'ın kuzey sınırı olarak "Arta-Volo hattı" kabul edildi. Böylece, Yunanistan'a Attik ve Mora yarımadaları bırakılmış oldu. Ayrıca bu yarımadaların çevresindeki tüm adalar ile kuzey Sporadlar, Ege'nin ikinci büyük adası Eğribos dahil olmak üzere yüzlerce ada Yunanistan'a bağlandı. Kurulan Yunan Krallığı'na da Bavyera Kralı Louis'in oğlu Otto seçildi.

Bu arada üç büyük devlet, Yunanistan adına Osmanlı Devleti ile İstanbul'da son antlaşmaları doğrultusunda görüşmelere başladılar ve 21 Temmuz 1832'de taraflar arasında bir protokol imzalandı. İstanbul Hükûmeti yeni Yunan sınırını ve statüsünü kabul etti. Yeni Yunan Devleti de topraklarındaki Türk mallarının bedeli olarak, Osmanlı Devleti'ne belli bir tazminat ödemeyi yüklendi

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Hava sıcaklıklarının Kurban Bayramı tatili boyunca ülke genelinde mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor. İzmir'de ise bayram tatili boyunca en yüksek...

ABD’nin Büyükelçiğine yönelik kimliği belirsiz kişilerce silahlı saldırı gerçekleştirildi. Polis kaçan zanlıları arıyor.

Manisa’nın Kırkağaç ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangın çıktı.

Haftanın ilk gününde yurtta hava durumu.

Hafta sonu Türkiye'de hava nasıl olacak?

Rahip Brunson'un ev hapsine yapılan itirazı İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi reddetti.

İngiliz basınının kıdemli Ortadoğu muhabirlerinden Robert Fisk, Türkiye ile ABD arasındaki krizi mercek altına aldı. Fisk, Independent’ta yayımlanan yazısında, “Az bil...

Yazarlar
Website Security Test