Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bitlis Kalesi'nde Osmanlı mezarı

6.8.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bitlis şehrinin ismini aldığı Büyük İskender’in komutanlarından Badlis tarafından M.Ö. 312 yılında yapılan Bitlis Kalesi kazı çalışmalarında, Osmanlı dönemine ait olduğu tahmin edilen mezar bulundu.

Günümüzde sadece kale surlarının bulunduğu bölgede son zamanlarda yapılan onarımlar sonucu, kale muhteşem görüntüsüne de tekrar kavuştu. İçerisinde 300 ev, han, cami ve minaresi bulunan kalede, Kültür ve Turizm Bakanlığı Ahlat Müze Müdürlüğünün başkanlığında ve Bitlis Eren Üniversitesinin (BEÜ) Öğretim Üyesi Dr. Korkmaz Şen’in Bilimsel Danışmanlığında kazı çalışmaları devam ediyor.

Büyük bir titizlikle fırçalar ve spatulalarla kazı çalışmalarının yapıldığı Bitlis Kalesi'nde bazı mimari yapılar ve sikkeler bulundu.
Ahlat Müze Müdür Vekili ve Bitlis Kale Kazı Çalışmaları Başkanı Mikail Erçek, kazı çalışmalarını yerinde denetleyerek İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Erçek, “Kültür ve Turizm Bakanlığımızın izni ile Ahlat Müze Müdürlüğümüzün Başkanlığında ve Bitlis Eren Üniversitesinin (BEÜ) Öğretim Üyesi Dr. Korkmaz Şen’in Bilimsel Danışmanlığında biz burada bu yıl bir çalışma başlattık. Burada hedeflediğimiz bazı noktalar var. Bitlis Kalemiz Anadolu mimarisinin örneklerinden biridir. İlk ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Ancak kaynaklardan Büyük İskender’in komutanlarından Bedlis tarafından yaptırılmıştır. Şehir ismini de buradan aldığın ileri sürülmektedir. Tabi stratejik konumuna baktığımızda her çağda ve her önemde önemini koruyan bir kale olduğu anlaşılıyor. Farklı dönemlerde farklı uygarlıklara ev sahibi yapmıştır. Kayıtlardan öğrendiğimize göre 16. yüzyılda büyük bir onarım geçirmiştir. Mimari yapısı konusunda kaynaklar çok kısıtlıdır. Buranın mimari yapısıyla ilgili bize bilgi veren 16. yüzyılda Matrakçı Nasuh’un minyatürü söz konusundur. Minyatürde kalenin iki bölümden oluştuğunu görmekteyiz. İçerisinde hamam, evler ve caminin varlığından bahsediliyor. 17. yüzyılda Evliya Çelebi'nin buraya gelmesi ile beraber kalenin mimarisi ve şehrin sosyal ve kültürel yönüyle alakalı ayrıntılı bilgiler vermiştir. Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde buranın çevresinin 4 bin metre olduğu, içerisinde de büyük bir han sarayının, hamamın ve 300 evin bulunduğundan bahsetmektedir. Burada yapılan arkeolojik çalışmalara baktığımızda yine Bakanlar Kurulu Kararı ile 2004 yılında Prof. Dr. Kadir Pektaş tarafından çalışmalar yürütülmüştür. 2010 yılında ise Doç. Dr. Gülsen Baş tarafından da kazı çalışmaları yapılmıştır. 2017 yılından bu yana da müdürlüğümüz başkanlığına kazı çalışmaları yürütülmektedir. Kazı çalışmalarında güzel buluntular bulundu. Bugün de kazıyı denetledik. Mimari dokular ve çok sayıda sikkeler bulundu. Bunlarla ilgili de çizimleri ve belgeleme çalışmaları yapılacak. Mimariye yönelik yine koruma tedbirleri alınacak” dedi.

“Yapılan jeoradar sonuçlarına baktığımıza zaman yine ortaya çıkartılmayan birçok eserin olduğu görünmektedir”
Jeoradar çalışmaları sayesinde neyin nerede olduğunu bilerek önlerini görüp o şekilde bir çalışma yaptıklarını ifade eden Erçek, “Mimari bütünlüğü arz eden yapılara yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Önümüzdeki sene ödeneğimizde yeterli ise hamam için proje yapıp restorasyon çalışmalarına başlayacağız. Mimari yapıda bütünlük arz etmeyen yapılara ilişkin de şu anda bir şey yapmamız mümkün değildir. Çünkü öncelikle proje yapabilmemiz için o mekanları tanımlamamız gerekiyor. Mevcut kalıntılarla bunları tanımlamak şu aşamada mümkün görünmüyor. Ama kazı ekibi olarak biz bunun üzerinde çalışıyoruz. Yapılan jeoradar sonuçlarına baktığımıza zaman yine ortaya çıkartılmayan birçok eserin olduğu görünmektedir. Özellikle kalenin güney ve kuzey kısımlarında hiç kazının yapılmadığı anlaşılıyor. Bizlerde bu noktalara ağırlık vereceğiz. Bunları da ortaya çıkardığımız zaman ve daha önceki kazılarda ortaya çıkarılan kalıntılarla beraber değerlendirip buna yönelik projeler üreteceğiz. Jeoradar sonuçları bizlere güzel verilen verdi. Kazı yapmadan da mimarinin varlığından da bahsedebiliriz. Yapılan ölçümler farklı tabakalara iniyor. Yerin 3 veya 3,5 metre altında nelerin var olduğunu bize gösterdi. Biz de bu sonuçlara bağlı kalarak arkeolojik çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Jeoradar da önemli düzgün mimari özelliklerini gördük. Tabi her şeyi vermiyor ama en azından önümüzü görüyoruz. Bu çalışmaya bağlı kalınarak seri bir şekilde yolumuza devam edeceğiz. Çünkü nerede kazı yapacağımız ve önceliğimiz nerelerin olduğu bellidir” şeklinde konuştu.
Erçek, ayrıca kendilerinden hiçbir yardımı esirgemeyen Bitlis Valisi İsmail Ustaoğlu’na ve İl Kültür ve Turizm Müdürü Ramazan Gencan’a da teşekkür etti.

“Tahminimize ve ilk bulgulara göre bunun bir Osmanlı mezarlı olduğu anlaşılıyor”
Bitlis Eren Üniversitesi Bilimsel Danışmanı Dr. Korkmaz Şen ise kalede bulunan mezarın Osmanlı dönemine ait olma ihtimalinin olduğunu belirtti. Bulunan mezarın laboratuar sonuçlarına göre Müslüman'a mı yoksa gayrimüslime mi ait olduğunu öğrenmek için laboratuar sonuçlarının çok önemli olduğuna değinen Şen, “Kazı çalışmalarımız kapsamında bir mezar ortaya çıktı. Mezarın konumu doğu batı yönlü olup yüzü güneye bakmaktadır. Bu nedenden dolayı biz bunun bir Müslüman mezarı olduğunu düşünüyoruz. Mezar yaklaşık bir metre aşağıda bulundu. Bulduğumuz mezarın olduğu yer zeminin alt kısmı oluyor. Mezara inen dört basamak merdivende bulundu. Bununla ilgili oradaki plan çizim yapılacak plandaki yeri ve konumu belirlendikten sonra mezarı açıp iskeleti alacağız ve ekip üyelerimizden Antropolog olan Dr. Öğretim Üyesi Bahar Mergen tarafından incelenecek. Laboratuardan çıkan sonuçlara göre ise cinsiyeti yaş tahlili ve ölüm sebebi belirlenecek. Bizim için son derece önemli olan tarihlendirme işi de belli olacak. Ancak daha mezarı açmadık iskeletlerle birlikte içinde başka buluntularda olursa belki Müslüman değil de gayrimüslime de ait olma ihtimali var. Ama elde edilen veriler Müslüman mezarı olduğu anlaşılıyor. Bizden önce yapılan çalışma raporlarından anladığımız 14 tane son dönem mezarının bulunduğu ve bunların buradan çıkarılıp tahliye edildiği anlaşılıyor. Tahminimize ve ilk bulgulara göre bunun bir Osmanlı mezarlı olduğu anlaşılıyor. Ama teknik ve laboratuar sonucunda daha net bir şey söyleyebiliriz” diye konuştu.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Rahip Brunson'un ev hapsine yapılan itirazı İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi reddetti.

İngiliz basınının kıdemli Ortadoğu muhabirlerinden Robert Fisk, Türkiye ile ABD arasındaki krizi mercek altına aldı. Fisk, Independent’ta yayımlanan yazısında, “Az bil...

Bodrum’da 5 yaşındaki kız çocuğuna “Gel seninle Sünger Bob oynayalım” diyerek cinsel istismarda bulunduğu iddia edilen 50 yaşındaki şahıs, tutuklanarak cezaevine gönde...

Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme konusuna dikkat çeken Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Muhsin Öztürk, aşırı et tüketiminin birçok dolaşım sistemi hasta...

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü Ulusal Deprem İzleme Merkezi Müdürü Dr. Doğan Kalafat, 17 Ağustos 1999 depreminin yıl dönümünde k...

Büyük kayıpların yaşandığı 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 19’uncu yıl dönümü vesilesiyle açıklamada bulunan Avrupa Hazır Beton Birliği (ERMCO) ve Türkiye Hazır Be...

17 Ağustos Cuma Türkiye'de hava durumu.

Yazarlar
Website Security Test