Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Artık yeter!

29.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Önceleri, 24 Haziran benim için en uzun gün olacak diyordum.

Sonra anladım ki hayal kırıklığı ile dolu bekleyişlerin öfkeye dönüştüğü 24 Haziran gecesi çok daha uzun olacakmış!

Evet, bir seçimi daha geride bıraktık… Ve bir defa daha yoksulluğu ortadan kaldırmak isteyenlerin, yoksullara yardım edenlere yenildiğini gördük. Bir defa daha halka dokunmasını bilenlerle, uzaktan ahkâm kesenlerin başarı grafiğini izledik...

Elbette seçimler OHAL şartlarında geçti. Elbette birileri devlet imkanlarını kullanırken diğerleri halkın mütevazi bağışlarıyla oluşturduğu dar bütçelerle boğuşmak zorunda kaldı. İktidara hizmet eden televizyon kanalları, basın organları, iktidarın mitinglerini, haberlerini vermekten, muhalefete zaman ve yer bulamadı. Bütün bu engellere rağmen alanlara, muhalefet mitinglerine milyonlarca insan aktı.

Muharrem İnce siyasete espriyi, geri getirdi. Farklı düşünenlere öfke duymadan, kollarını açan, bölmeden, ayırmadan, kırmadan konuşan, açık yürekliliği, samimiyeti, umudu yeniden geri getirdi...

Medeni bir ülke olmaktan gittikçe uzaklaşan ülkesini gördükçe hüzünlenen milyonların yüreğinde umutları yeşertti, yüzleri gülümsetti.

Meral Akşener, her zamanki mertliği, mücadeleci kişiliği ile alanları dolduranları cesaretlendirdi.

Temel Karamollaoğlu, doğrunun, adaletin, aklın temsilciliğini yaparak, paraya kul köle olmuş sözde dindarlara, gerçek İslam'ın ilkelerini hatırlattı...

Suçu kesinleşmediği halde hapiste tutulan Selahattin Demirtaş'ın mağduriyeti, iyi organize olmuş parti teşkilatının yerelde sıkı çalışması barajı geçmesini sağladı.

Medeniyete, özgürlüğe susamış insanların yüzü gülüyordu. Umutlar büyüyordu. Çocuklarımız akın akın sandıklarda görev almak, gözlemci olmak için parti merkezlerine koşuyordu. Gençler kendi aralarında seçimi izlemek, halka danışmanlık, yaşlılara, engellilere yardım etmek için örgütleniyor, barolar seçimlerde muhtemel usulsüzlükleri engellemek için gönüllü görev alacaklarını duyuruyordu... Hasılı bir millet uyanıyor, sorumluluk alıyor, liderlerine güveniyordu...

24 Haziran gecesi "bu defa tamam" diyen bir ruh haliyle, umutla başladı... Anadolu Ajansı'nın erken saatlerden illerde ve Türkiye genelinde sonuçları okumaya başlaması ile umutların hüsrana dönmesi pek uzun sürmedi…

Muharrem İnce, "Yüksek Seçim Kurulu'na yakın bir yerdeyim, sonuçları izliyorum" mesajını verirken, CHP'nin yetkilileri ekrandan seçmenlerine Anadolu Ajansı'nın manipülasyon yaptığını, sonuçların gerçekte farklı olduğunu, Cumhurbaşkanlığı Seçiminin ikinci tura kalabileceğini duyuruyordu… Saatler ilerlerken beklenenin tersine ne parlamentoda muhalefetin sayısal üstünlüğü ne de cumhurbaşkanlığında ikinci tura kalma ihtimali göründü...

Umutlar Kaf dağının ardında batarken, sokaklarda sevinç çığlıkları, korna seslerine karışan silah sesleri duyuluyordu.

Cumhurbaşkanı'nın, Huber Köşkü balkonunda başlayan teşekkür konuşmaları, Ankara parti merkezi balkonuna kadar uzayıp giderken Millet Cephesi'nden Bülent Tezcan'ın ne dediği belli olmayan "kem küm" bir iki cümlesi dışında ne ses, ne görüntü ekrana geldi. Onlara oy verenlere karşı derin sessizliğin terk edilmişlik duygusuna ve hesap vermekten kaçan liderlere duydukları öfkeye dönüştüğü saatlere kadar, TV başında beyhude bekleyip durdular...

Şimdi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Müjgan olarak, önce muhalefete, sonra da iktidara iki çift sözüm var;

Dinle Sayın Kılıçdaroğlu! Bu kaçıncı seçim kaybedişiniz, 8 mi oldu, yoksa 9 mu?

Hayret doğrusu Kemal Bey!! Seçim sonuçları açıklanırken ekranlara çıkıp hesap veremeyen sen, ertesi gün hangi yüzle ekranlara çıkabildin? Ve de o öfkeli asık suratla kim ve kimlere haddini bildirmeye kalktın?

Muharrem İnce'ye senin aldığın oylardan daha fazlasını verip, CHP'nin Genel Başkanı olmasını arzulayan seçmene öfke miydi, yoksa muhtemel kurultay çağrısı ile senin ve etrafına çöreklenmiş sorumsuz ve tembel yönetiminin, koltuklarınızı kaybetme korkusu muydu?

O koltukların size, seçmeninizin iktidar olma şartıyla verdiği emanetler olduğunu bilmez gibisiniz.

Artık tamam Bay Başkan. Seçmenlerin sabrı tükendi. İktidara oy vermeyenlerin oylarını "çantada keklik" görme alışkanlığından vazgeçin artık. Bundan böyle iki seçimi üst üste kazanamayan gider, başaracağım diyenler gelir… İktidar olmasını başaramayanlara oy yok!

İktidara söyleyeceğim de şu; Tamam çalıştınız. Bir millet vekilinizin teşkilat mensuplarıyla birlikte yürüttüğü günlük programını çok yakından izlediğim için biliyorum. Tamam ama, her türlü gücü de elinize geçirdiniz. Bu da bir gerçek!..

Şimdi size düşen; güçler ayrılığına dayanan kuvvetli bir demokrasiyi sürdürülebilir kılmanızdır.

Denge ve denetlemeye, liyakate önem verilmesidir.

Kurumsal reformların bir an önce yapılması ve toplumun tamamının kucaklanmasıdır.

Eğer seçim sonrası sokaklarda dolaşıp havaya silah sıkıp sevinenler seviyesinde kalacak olursak vay halimize...

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test