Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İnşaat, çöp ve görgü

29.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Çocuk ilk kez tuvalete kaka yaptığında etrafa ilan eder. Mühim bir an! Aferin alır. Ve maalesef bir çok insan o seviyede kalır. Etrafa pisliğini göstermekte ısrarcı olur hatta!

Gelin ismini koyalım ve konuyu “görgü” veya “görgüsüzlük” olarak etiketleyelim. Denetim veya denetim eksikliği, düşünce veya düşüncesizlik de olabilir.

Korkarım formel eğitim ile ilgisi de yok, bu bilhassa bol üniversite derecesi ile de mümkün olan bir davranış biçimi ve ayni zamanda zenginlik fakirlik ile de fazla ilgisi yok. Göreceksiniz.

İnşaat yapar. Pisliği çevresindedir. Kumu, betonu, malzemesi kamu alanındadır. Hatta komşunun arazisindedir. Bu safhada kendi arazisini temiz tutar. Etrafa yaydığı çöp onu rahatsız etmez. Bu bir ay sürer, birkaç yıl sürer. Fark etmez bile. Uyarılınca dürtülen bir sığır kadar rahatsız olur dürtülmekten ama biraz öküz trene bakar gibi, biraz da düşmanca bakar. Tavrının, hödüklüğünün boyutunu gri hücreleri ile kavramamıştır bile. Para ile ilgisi var mıdır? Kısmen, etrafa yaydığını temizlemek belki tüm inşaat boyunca çok titiz ise yarım altına mal olur. Ama o altını gider bir yerde birine takar.

Kendisi ile konuşursanız bırakın kendisini yüksek mimar, mühendis, iktisatçı veya bankacı olmayı, ÇOK yüksek olarak görür. Pisliği yapan kendisi değil ustasıdır, şirkettir.

İnşaatı bir perdenin arkasında da yapabilir, kurallar olan şehirlerde olduğu gibi. Gürültüsünü belirli saatlere kaydırabilir. Veya kaldırıma, yola, komşunun arazisine yayılmayı yasaklayan şehircilik anlayışı olsa tavırları dizginlenebilir..

Ama bakın Allah rızası için seçkin muhitlerimizde “iyi” denilen okulu bitirmiş hayvanata. Böyle şeyleri birkaç gün değil, birkaç ay değil, bir kaç sene yapmaktan infantil bir şekilde rahatsız olmazlar bile. İnfantil kelimesini “çocuksu” olarak çevirmemek gerek, daha ziyade anlamı “olgunlaşmamış”, çiğ.  Türkçe’de güzel bir deyim haşlak. Yani “olgunlaşamadan güneşi yemiş ve kavrulmuş” meyveye verilen isim.

Benzer olay çöpünü atarken de bariz bir şekilde ortaya çıkar. Çimini biçer, çöp torbalarına doldurur. Çöp kutusunun kenarına yığar. Çöpçü bahçe atığını almaz, torbalar komşuların görsel algı kapasitesini eğitmek için ortada kalırlar. Hiç bir mecburiyet veya üzüntü hissetmez muhtemelen. Sonra ortada kalan bahçe atıklarını yavaşça haftalar sürecinde çöp kutusunun içine sokarak yok etme yolunu seçer. Demek ki ilkel bir tür rahatsızlık duymaktadır. Halbuki bilgi ve görgü olsa bahçesine bir posa çukuru yapar, orada bahçe atıklarından gübre oluşur. Gübreye para vermekten de kurtulur.

Evine gelince “kapısını açmak için”  kornaya basarak da bekçisini çağırmaktan rahatsızlık duymaz.

Eve paket gelir, içindekini alır, karton, plastik ya da kağıt ambalajı çöp kutusunun yanına özensizce koyar, rüzgar kağıtları, plastiği etrafa yayar.

Tabii olarak, esasen bu tür uyarıları yapıp, bu görgüsüzlüğün önlenmesi belediyelerin görevidir. Mevzuat da uygundur. Eğer belediye görevlileri duyarlı ise. Gelişmiş belediyecilik anlayışında kaba çöp ve bahçe atığı da belirli günlerde toplanır, kaba paketler ve eski eşya da! Bu toplama günleri ilan edilerek mahalle sakinlerince bilinir. O gün gelene kadar pislik (komşular rahatsız olmasın diye) kendi bahçesinde durur. İlan edilen gün muayyen bir saatten sonra kapı önüne konulur. Yoksa ceza kesilir. Yani kanunlar, kurallar işletilir.

Değerli dost Selami Gürgüç bundan bir on yıl kadar önce, Manzara Caddesinde (şimdi Mustafa Aydın caddesi) inşaat atığını kapısının önüne koyan bir vatandaşın bir kaç ay sonra dayanamayıp, kapısını çalıp, nazikçe “Çöpünüzü alacak mısınız, yoksa ben mi alayım buradan?” diye sormuştu!

 

+++++++

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test