Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Söz sırası milletin

22.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bağımsız kurullar(kurumlar) kavramı, Cumhuriyet tarihimizin en büyük krizi sonrası gündemimize yerleşmişti. 2001 yılında İMF politikalarını uyguladığımız bir dönemde, meydana gelen bu krizin ülkemize maliyeti 251 milyar TL’dir. Bu kriz milletimizi milyarlarca dolar borç yükü altına sokmuş ve İMF ile yeni stand-by anlaşmaları yapmak zorunda kalmıştık. Kimsenin aklına ülkeyi zaten senin dayatmalarına göre yönetirken bu kriz yaşandı, yeni antlaşma neyi değiştirecek demek aklına gelmedi, ya da diyecek cesareti kimse kendinde bulamadı.

Batı böyledir, isteklerini kabul ettiremediğinde, ölümü gösterip sıtmaya razı etmekte ustadır. Çıpa sisteminin çalışmadığını gören İMF, bize dalgalı kura geçmeyi, ekonomi yönetimine tesir edecek pek çok kalemin bağımsız kurullarının, oluşturularak özerkleştirilmesini şart koştu. 

Bağımsız kurullardan muradı, siyasetin tesirinden ekonomiyi kurtarmak, daha bağımsız daha profesyonel yönetim ve karar alma mekanizması ortaya koymak ve gerektiğinde kendisi tarafından yapılacak doğrudan müdahaleye açık hale getirmekti. Ancak gözden kaçırdığı bir ayrıntı vardı, İMF’nin şablon reçeteleri her sosyolojide aynı sonucu veremezdi, vermedi de.

Elimizde A dan Z ye bir sürü kurum oluştu,(Sermaye Piyasası Kurulu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Rekabet Kurumu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Şeker Kurumu, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, Kamu İhale Kurumu ve Kamu Gözetimi Kurumudur.) Çoğu hantal, bürokratik dehlizlerle dolu bu kurumlar ülkemizin gelişmesi kalkınması önünde en büyük engeldir.

Size bir iki örnek vereceğim. İmar Bankası en yüksek hazine bonosu faizi bizde diyerek yeri göğü inleten reklamlar yaparken ve milletimizden milyarlarca lira para toplarken, bono piyasalarında alım satım yetkisi olmadığı, aslında bono işlemi yapmadığı ortaya çıkmıştı. Bu sırada bunu denetlemesi gereken SPK (sermeye piyasası kurulu) derin bir uykuda uyumaktaydı. Peki, BDDK, İmar Bankası çift kayıt işletilip fona devredildiğinde 700 milyon TL zarar yazacağı varsayılan bankanın 7 milyar TL zarar yazdığında ne yapıyordu, uyuyordu tabi ki.

Bilgi teknolojileri ve iletişim kurumu 15 Temmuz ihanetine giden süreçte bir köşe taşı olmamış mıydı? Şeker Kurumu, Tütün Alkol Kurumu ne iş yapar Allah’ını seversen bilen eden var mı?

Size en acıklısını söyleyeyim, Bizim en fiyakalı özerk kuruluşumuz Merkez Bankası’dır. Batıda merkez bankaları özerktir ve tek amaçları enflasyonla mücadele, daha doğru tabirle ‘’enflasyon hedeflemesidir. Onlarda enflasyon düşük olduğu için, enflasyonu yükseltmek için politika geliştirme çabasındalar. Bunun daha kolay bir yönü olduğunu düşünürüm.

Bizde ise Merkez Bankası’nın şimdiye kadar hedeflediği enflasyonu tutturabildiği görülmemiştir, Bunu söylerken esasen bunun sadece Merkez Bankası tarafından uygulanacak para politikalarıyla gerçekleştirmesi de mümkün değildir.

Tamda bu sebepten Merkez Bankası ne kadar bağımsızız dese de faiz arttırmak veya indirmek için hükümetten gelecek sinyale kulak kabartmak zorundadır. (biliyorsunuz faiz artırımı kararı bakan Zeybekci’nin açıklamalarından sonra gerçekleşti) Zorundadır, ancak iyi olursa hükümetten kötü olursa merkezden bilmek durumundan kaçamaz.

Merkez Bankamız 23 Mayısta 300 baz puan faiz arttırdığında Dolar TL kuru güne 4,66 seviyesinden başlamış 4,92 ye kadar tırmandıktan sonra, artış sonrası 4,57 seviyesinden günü kapatmıştı. Daha önce yazdığım dolar yazılarında faiz arttırmanın zamanlamasının kaçırıldığını 300 baz puan dahi arttırılsa yükselişin önünün alınamayacağını, artık yüksek oranlı faiz artışlarının, orta vadede bizim büyüme oranlarımıza negatif tesir edeceğini yazmıştım.

Nitekim, 300 baz puan üzerine 125 baz puan daha artırıma rağmen, bugün kurun seviyesi 4,77 noktasına gelmiştir. Bağımsız Merkez Bankası’nın attığı taş ürküttüğü kurbağaya değmemiştir. Zamanlama hatası bizi hem pirinçten, hem de bulgurdan etmiştir.

 Ben sandığa gittiğimde, seçtiğim Hükümetin(Adayın) tüm yetki ve sorumlulukları üzerine almasını, görevi başarması ya da, başaramaması halinde emaneti bir başka, başarma potansiyeli olan arkadaşa bırakmasını tercih ederim. Bağımsız kurul, kurum, vesayet vs. Türk milletinin tercih ve iradesine gölge düşürür. Kurucu önderimizin dediği gibi; Hakimiyet bilakayd-ü şart milletindir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test