Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Arap Depremi

22.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gençliğimde bir Peter Scholl Latour vardı Alman medyasında. Arabistan deyince hep o çıkardı ekrana. Yaman bir adamdı, daha ziyade Fransız bakış açısı ile Araplar konusunu çok iyi bilirdi. Baktım 4 yıl önce ölmüş. Ama bu arada Almanlar bu düşünürün tabiri caizse “dört çekerlisini ve hatta gerekirse diye seyyar paletlisini” ürettiler.

“Arap Depremi” isimli kitabın yazarı, Arapça, Farsça, Türkçe bilen Dr. Rainer Hermann. Umarım yakında Türkçe’ye çevrilir ve iki açıdan ilginç kitap Türk okurlarla da buluşur. Scholl Latour Fransız ordusunda da askerlik yapmıştı. Bu satırları yazarken baktım Hermann için bir yerde “Fettullah Gülen’e yakınlığı ile bilinen” diye yazmışlar. Devenin nalı! Adam Gülen ile röportaj yapmış. Eh gazeteciysen ve fırsat bulursan yapacaksın, tabii eğer Türkiye ve bu yöre hakkında yazıp çiziyorsan. Yazarın Türkiye hakkındaki bir kitabını da okudum, epey farklı değerlendirmelerimiz vardı. Ama bu kitapta Türkiye yok, “Arap depremi” var ve somut epeyce bilgi!

Neyse Arabistan’daki deprem, orada, örneğin Suriye’de olan biteni, neden anlayamadığını ve tam anlayamayacağını anlamak isteyen için yazılmış.

Bizler için ikinci bir okuma nedeni ise bir Alman aydının hangi konulara kafa yorduğunu ve hangi bilgi zenginliği ile yaklaştığını anlamak. Çünkü sanıyorum önünüzdeki yıllarda bu kitabı okumamış fazla bir aydın kalmayacaktır, Almanya’da. Ama hele hele Arabistan konusunda konuşan hiçbir diplomat kalmayacaktır, orada! Bu sene basılmış ve ikinci baskısını yapmış bir kitap.

Çözüm önerisi olarak ele aldığı yaklaşımlardan biri de, tarihte bir dönemin Avrupası ve Almanyası ile karşılaştırmak bugünün Arap Dünyasını.

Avrupa tarihinde “Vestfalya Barışı” denilen bir dönem vardır. 30 yıllık savaşın sonunda çeşitli ülkelerden 109 delegasyon 1643’den sonra hep birbirleri ile konuşarak hiç tek masa etrafında oturmadan 1648’de barış anlaşmasını imzaladılar. “Din savaşı” diye geçer ama taraflar basitçe Katolik ve Protestanlar değillerdi. İmparator (Kaiser)  yetki vermek istemiyordu. Baronlar fazlasını vermek taraftarı değildiler. Fransa’nın çıkarı ile İsveç Krallığının, İngiltere’nin, İspanya’nın çıkarları farklı idiler. Tabii din motifi de kitleleri harekete geçirmek için uygun olduğundan insanlar birbirine o bayrak altında girdi.

Çok trajikomik dışavurumları vardır, örneğin Bavyera’da. Bir Burg ve Baron ile ailesi “çıkarlarına uygun” diye vehmedip Katoliklikten Protestanlığa geçerler. Tebaa da onlarla beraber! Ama savaş sürecinde çıkarları farklı algılamaya başlayınca baron ve ailesi tekrar Katolik olurlar. Halk Protestan kalır. Yani hem din, hem aristokraside kimlik arayışının suyunun çıktığı yıllardır Almanya’da. Bir yandan da Osmanlı güçlenmektedir. Orta Avrupa insanı bireyselleşmeye başlar. Yani öylesine tepeden aşağı bir hoşgörü oluşmaz. Patlama noktasında istim salınarak, salma zorunda kalınarak dinlere mesafe konulma gereği benimsenir.

Yazar, bu barışı ve yaklaşımdan öğrenmeyi çeşitli Arap çıkarları için de öneriyor. En azından bu konuda fikir belirtmek için gerekli türlü bilgiyi de on yıllar boyunca çeşitli güç odakları temsilcileri ile konuşmalar yaparak almış bir gazeteci. Şu an Frankfurter Allgemeine Gazetesinde yazıyor.

Hermann’ın kitabından çok şey öğrendim Arabistan benim ilgi alanım olmasa bile. İlgili  olanlara bilhassa öneririm. Genel kültür olarak da bu Arap dünyası hakkında bilgi sahibi olmak için güzel ve kolay okunur bir altyapı kitabı, çözüm önerileri ile! Çözümün “emir / demir ile olmayacağını” anlamak için en azından. Bilhassa “Gugl Arap devrimini yaptı” diyen salatalıklar için faydalı olur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test