Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Rüzgar ve güneşte müthiş bir potansiyele sahipsiniz

22.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

 

Rüzgar ve güneş Türkiye'nin enerjideki çıkışı olarak yorumlanıyor. Bu alanda araştırmalar yapmak tartışmalara bilimsel açıklık getirmek için çok sayıda ilgili kurum SHURA çatısı altında bir araya geldi.

Geçtiğimiz günlerde European Climate Foundation Genel Müdürü Prof. Laurence Tubiana Türkiye’ye geldi. Dünyada iklim değişikliği ile mücadele denildiğinde ilk akla gelen isim olan Prof. Laurence Tubiana Türkiye’de önemli bir projenin başlatılmasına da büyük destek verdi.

Başında bulunduğu European Climate Foundation (ECF) yani Avrupa İklim Vakfı Avrupa’nın hatta dünyanın düşük karbonlu bir toplum haline gelmesi için adeta savaş veriyor.

Kimilerine göre iklim değişikliğiyle mücadelede liderlik yapıyor.

Prof. Laurence Tubiana ve başında bulunduğu ECF, her türlü ideolojiden uzak kalarak düşük karbonlu bir topluma geçişin “nasıl” olacağı konusunda çalışmalar yapıyor, politikalar üretiyor.

Bu kapsamda Türkiye’de önemli bir girişimin başlatılmasında da rol oynadı. Prof. Laurence Tubiana başında bulunduğu kurum olan ECF Türkiye’de enerji dönüşümü için çalışmalar yapacak olan SHURA’nın kurucu ortakları arasında yer aldı.

Prof. Laurence Tubiana bu çalışmaya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

. Ülkeler ölçeğinde yaşanacak enerji dönüşümü, Paris Anlaşması’nın hayata geçebilmesinin ön koşulu.

. Analitik temeli, enerji sistemi konusunda birikimli ekibi, şeffaf ve veri odaklı tutumu göz önünde bulundurulduğunda, SHURA’nın Türkiye’nin güvenli, verimli ve düşük karbonlu bir enerji sistemine geçiş politikalarına ilham vereceğine inanıyorum.

. Türkiye'nin aslında düşük karbonlu bir ekonomiye geçiş için ve yenilenebilir enerji anlamında çok ciddi potansiyeli var.

. Türkiye'nin güneş ve rüzgar potansiyelini herkes biliyor. Ancak bu potansiyeli tam anlamıyla kullanamıyor.

. Potansiyel var,  araçlarda mevcut ancak hepsi henüz kullanılmıyor. Türkiye'nin bu enerjiyi kullanması ve yenilenebilir enerjiye geçişi, enerji dönüşümü biraz zor fakat umut vaat ediyor.

Türkiye’nin enerji dönüşümü tartışmalarına katkı sağlamayı amaçlayan SHURA Enerji Dönüşüm Merkezi’nin ECF’nin dışındaki ortakları arasında Almanya’nın en önemli enerji kurumu Agora Energiwende ile İstanbul Politikalar Merkezi (Sabancı Üniversitesi) yer alıyor.

SHURA Enerji Dönüşüm Merkezi Yönlendirme Komitesi Başkanlığı’na sektörün önde gelen isimlerinden Selahattin Hakman yapıyor.

SHURA kuruluşunda ilk önemli araştırmayı da kamuoyu ile paylaştı. Bu araştırmada yer analizlerde şu noktalara dikkat çekildi:

. Türkiye 2026’da rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesini 40 GW’a çıkarabilir.

. Bunu ek bir iletim altyapı maliyetine girmeden yapabilir.

. Yani Türkiye, on yıldan kısa bir süre içinde toplam tüketimin yüzde 20’sinden fazlasını güneş ve rüzgardan karşılayabilir, hem de iletim sistemi üzerinde olumsuz bir etki yaratmadan.

Peki, bundan sonra ne olacak? İşte o bilgileri de SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Yönlendirme Komitesi Başkanı Selahattin Hakman şu sözlerle özetledi:

. SHURA, enerji dönüşümünün hızlı, ekonomiyi güçlendirecek ve tüm taraflara fayda sağlayacak şekilde gerçekleşmesi için enerji sektörünün tüm paydaşlarının bakış açılarını dikkate alan bir sürecin önemine inanıyor.

Büyük hedef. Herkesi kapsamak çok anlamlı bir çıkış. Bakalım önümüzdeki süreçte herkesi kapsayacak adımlar atılacak mı? Eğer atılırsa Türkiye yenilenebilirdeki şansı yükselir. Bu alandaki yatırımların önü açılır, rüzgar ve güneşin önü açılır. Ama herkesi kapsamak iddialı bir hedef… Takip edip göreceğiz.

 

Çok hızlı büyüdük

Enerji dönüşümünün ülke ekonomisinde yaratacağı fırsatları da SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Dr. Değer Saygın şu sözlerle anlattı:

. Hızla büyüyen ekonomisi, artan elektrik talebi ve giderek rekabete açılan enerji piyasası ile köklü bir değişim yaşayan Türkiye, son yıllarda Avrupa’nın en hızlı büyüyen rüzgâr ve güneş piyasalarından biri haline geldi.

. Ülkemiz, enerji dönüşümü için çözümler sunan sanayisi, esnek ve yeni iş modellerine açık yatırımcıları ve yaratıcı girişimcileri ile küresel ölçekte öncü rol oynayabilecek pek çok özelliğe sahip.

 . Elektrik iletim sisteminde yenilenebilir kaynakların artan payını analiz eden çalışmanın sonuçları heyecan verici.

. Türkiye, rüzgâr ve güneş enerjisinde gerçekleşmesi öngörülen artışı, TEİAŞ’ın 2026 yılına kadar planladığı iletim şebekesi yatırımına ek bir maliyet gerektirmeden iki katına çıkarabiliyor.

. Böylece bu kaynaklardan üretilecek elektrik, toplam tüketimin yüzde 20’sinden fazlasını karşılayabilecek düzeye geliyor.

. Başka bir deyişle, Türkiye’nin 2026’da rüzgâr ve güneş kurulu gücünü 40 bin MW’a çıkarmasının elektrik sistemi altyapısına büyük bir etkisi yok.

. Bu sistem operatörü, kamu kurumları, enerji planlayıcıları ve yatırımcılar nezdinde çığır açacak bir bulgu. Yenilenebilir enerji gelişimine dair bu rapor, Türkiye’nin enerji sisteminde büyük ölçekli bir dönüşüme ışık tutabilir.

 

Rahmetli İbrahim Çağlar MIPIM'in Türkiye gelmesi için ilk adımı atmıştı. Şimdi o çabalar gerçek oluyor.

 

 

Avi Alkaş ve Yonca Aközer ikilisi dünyanın en önemli etkinliklerinden biri olan MIPIM'i Türkiye getirmek için düğmeye bastılar.

Türkiye’de MIPIM hayali gerçek oluyor

Gayrimenkulün hatta daha geniş anlamı ile kentleşmenin dünyadaki en önemli etkinliklerinden biri olan MIPIM ile ilgili ne zaman konu açılsa aklıma hep rahmetli İbrahim Çağlar gelir. Türkiye’nin vizyon sahibi en önemli işadamlarından bir olan ve İstanbul Ticaret Odası başkanlığı sırasında çok sayıda proje üreten Çağlar MIPIM’i Türkiye getirmek için ilk adamı atmıştı.

Son dönemde MIPIM’e güçlü katılımların liderliğini yapan Çağlar, son aşamada bu önemli etkinliği Türkiye’ye getirmek gerektiğini her konuşmasında vurgulamıştı.

Hatta bir defasında bu açıklamalarına ünlü işadamı Ali Ağaoğlu’ndan yanıt gelmişti.

Ağaoğlu MIPIM’ın gelmesi için İTO ne verirse bir o kadar da kendisinin vereceğini açıklamıştı.

Çağlar’ın bu hedefi havada kalmadı. Gayrimenkul denildiğinde MIPIM kadar olmasa da kendi alanında önemli markalardan biri olan Alkaş Yönetim Kurulu Başkanı Avi Alkaş bu konuda emin adımlarla ilerliyor.

Geçtiğimiz günlerde Alkaş Genel Müdürü Yonca Aközer’le birlikte bu konudaki gelişmeleri anlatan Avi Alkaş önce şu hatırlatmaları yaptı:

. 2017’de MIPIM Türkiye’de olacaktı. Darbe gibi olaylar nedeniyle gerçekleşmedi. 2019’da gerçekleştirilmesini gündeme aldık.

. Yeşil ışığı yaktık. 15 gün önce İtalya’da konuyu görüştük. Bu konuda bu yıl 2’ncisi düzenlenecek olan RE360 etkinliği bir basamak olacak.

. MIPIM’i 2017’de Türkiye’ye getirme projesi gecikince ‘Gayrimenkulün Büyük Buluşması – RE360’ı gerçekleştirdik.

. Önemli uluslararası uzman ve konuşmacılar katıldı. 221 gayrimenkul sektör lideri, 209 tedarikçi, 93 kamu temsilcisi, 29 akedemi ve dernek, 43 finansal kuruluşu, 76 basın temsilcisi, 16 oturumda 35 konuşmacı ile toplam 671 üst düzey bir araya geldi.

. Bu yıl da ikincisi 4 – 5 Aralık’ta gerçekleşecek olan etkinlikte MIPIM stratejik ortağımız olacak.

.  Ayrıca 2 sene gecikmeli olarak da olsa MIPIM Türkiye’nin geleceğini müjdelemek isteriz.

. MIPIM Türkiye bir adım daha yaklaştı, MIPIM’in RE360 için bu yılki hedefi yüzde 10 uluslararası katılımcı getirmek.

 

Kumsal Bayazıt gelecek

 

Bu yıl yapılacak RE360 konferansında MIPIM Türkiye’nin tohumlarını atacaklarını söyleyen Avi Alkaş çok önemli isimlerin etkinliğe katılacağını şu sözlerle anlattı:

. Relx Group Teknoloji Forumu Yönetim Kurulu Başkanı ve Reed Exhibitions Avrupa Bölge Başkanı, yurtdışındaki gururlarımızdan biri; başarılı bir Türk işkadını Kumsal Bayazıt konuşmacılarımız arasında yer alacak.

. MIPIM’i burada yapmamız için bizden istenen; yoğun bir katılımcı sayısı ve uluslararası ilgi. Yakın coğrafyamız için, Karadeniz ülkeleri için İstanbul’da etkinliğe gelmek çok daha kolay ve ekonomik.

. Şu anda yabancı yatırımcı, yaratılan algı sebebiyle Türkiye’ye sıcak bakmıyor. Bu durum Ortadoğulu yatırımcı için de geçerli.

. Öte yandan çok canlı bir iç pazarımız var. Türkiye’deki kentleşme ve bölgelerdeki şaşırtıcı gelişim çok önemli. Bu doğal olarak bir şehirleşme ihtiyacı getiriyor.

. İstanbul 15-20 milyon turist çekebilecek potansiyele sahip bir şehir ancak yurtdışından hala İstanbul’a gelmek istemeyenler var.

. Sebebi dış basına yansıyan savaş algısı. Bunu değiştirmenin en önemli yolu da RE360 gibi mesleki etkinliklerden geçiyor. Şu ana kadar belli olan 2018 sponsorlarımız; Başta MIPIM olmak üzere Aremas, Tekfen, Proplan, Akademetre oldu.

 

Nusret'e Türkiye'de yer açtıramıyoruz

 

Sohbet Avi Alkaş ile yapılınca perakende ile herşey gündeme geldi. Özellikle de Nusret’e ile ilgili gelişmeler. Verdiği yanıtlar ilginçti:

Alkaş, genel piyasa durumu ile ilgili de şu açıklamaları yaptı:

. Türkiye’de AVM sayısı 406 oldu. Bunlarda 12 milyon metrekare kiralanabilir alan var. Boşluk oranı ortalama yüzde 10 civarındadır. AVM’lerde yeme içme oranları hızlı artıyor.

.  Hiper marketlerden markete geçiş gözleniyor. Büyük mağazacılık yerine küçük mağazacılık gelişiyor.

. Yurtdışı mağazacılıkta önemli gelişmeler var. Zincirler yurtdışını tercih ediyor. 1.5 yıldır Nusret’e Türkiye’de yer açtıramıyoruz. Haklı da çünkü yurtdışında bir steak 120 dolara satılabiliyor.

. Son birkaç yıldır Türk yatırımcıların yurtdışında gayrimenkul aldıklarını görüyoruz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test