Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Talat Bulut’un yerinde olmak!..

14.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Mesela, tut bir kadın ya da genç kız, “koy cebine tatmin edici bir para”, sonra “hedefi de göster” ve oyun başlasın!..

Hele, o kadın ve genç kız, “bir anda TV’lerde, gazetelerde, haberleri resimleri çıkarak meşhur olmak hayalini kurmuşsa”, yandı, “hedef olan adam!..”

Dahası, 20 – 30 yıl öncesinin “unutulmuş” ünlüleri de “kendilerine güncel gündemde hatırlanma imkanına kavuşturacak” sayfalar açmaya başlar, dahası “hedef adama şu veya bu sebeple kızanlar” da sıraya girerlerse, “birdenbire” damgalanır adam; “TACİZCİ!..”


Bu safhadan sonra “damgadan kurtulma imkanı yoktur” adamın, kendisi, anası, babası, kardeşleri, karısı, çocukları, dostları ne yaparlarsa yapsınlar “onca yılda inşa edilen kariyer ve karizma” büyük yara almıştır ve kapanmaz!..

Bu hastalık “Türkiye’ye de bulaştı”, ABD’lerden, Avrupalardan gelerek. “Şantajla para koparmak isteyenler” de modaya uyunca ve “hukukun en açık kapılarından birinden gazetelere, TV’lere doluşmaya başlayınca”, nice “masum insan” için “kurtuluş kapısı” yoktur, artık; “iftira at, izi kalsın!..”

Bu olaylar o kadar çok yaygınlaştı ki ve de elbette “hangisinin doğru, hangisinin iftira olduğunu anlamak” o kadar zorlaştı ki, insanı etkiliyor!..

Düşünün, “bir asansöre, bir kadın ya da genç kızla yalnız binmek ve bir iki saat sonra ‘Hakkınızda taciz iddiası var, karakola buyrun’ denilmesiyle karşılaşmak”; hadi, ayıklayın pirincin taşını, ayıklayabilirseniz.

İşte, Talat Bulut’un başına gelen; “Doğru olabilir” diyenler de var, ama “Ya doğru değilse?..”

Diyelim ki “doğru değil”, uzayan onca süreçten sonra da “iddianın iftira olduğu ispatlandı”; tamam da, “günler, haftalar, aylar, belki de yıllar sürecek ‘temizlenme süreci’ içinde Talat Bulut’un ve ailesinin çektikleri” ne olacak?..

 

Havalar nasıl?..

Miting alanlarından / toplantı salonlarından / kahvehanelerden / kafelerden / çarşı / sokak / park / okul / bakkal / manav / marketlerden / büyük çoğunluğundaki “saklama gayretlerine rağmen” TV ekranlarından ve gazete sayfalarından gelen haberler ve görüntüler gösteriyor ve diyor ki; “Bu defa başka bir hava var!..”

Hem de bir tarafın “devletin bütün imkanlarının kullanmasına” ve de “medyanın yüzde 95’inin bütün desteğine” rağmen, “yurda yayılan bu hava”, giderek belirginleşiyor!..

“Başka” bir hava; taa 1950’lerden beri miting meydanlarında izlemişimdir; Adnan Menderes’in iktidara gelişindeki DP mitinglerindeki, sonrasında Süleyman Demirel’in, sonrasında “Karaoğlan” Bülent Ecevit’in, sonrasında Turgut Özal’ın ve sonrasında Recep Tayyip Erdoğan’ın “iktidara geliş” mitinglerindeki heyecanın, coşkunun, meydanlara “gönüllü olarak koşan” on binlerin, yüz binlerin, sandık başlarında büyük kuyruklar oluşturan milyonların yarattığı havayı!..

Ve de, şimdi görüyorum ki, “benzer bir hava dolaşıyor gibi”, bütün yurdu!..

“Derin dalga” diyorlar, “Dip dalgası” diyorlar, diyorlar da diyorlar, “Fenerbahçe’yi örnek gösteriyorlar”, ama  ben “dalga malga görmüyorum”, hissettiğim ve “adeta elle tutulur hâle gelen” ve de koklanan bir hava “bir başka hava” var, ortada!..

Soru şu; “Bu hava 24 Haziranda sandığa girer mi girmez mi”; işte bütün mesele!..

 

Ya gerçekler?..

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’nun “bütün sepetsel ve rakamlar atraksiyonlarına ve de ‘ekonomi ile ilgili’ bakanların anlattığı büyüklere ‘pembe’ masallara rağmen”, olmuyor da olmuyor; ne enflasyon tutulabiliyor, ne dolar, ne Euro ve de faiz!..

Vatandaş doymuyor, çoluk çocuğunu doyuramıyor, “hayat pahalılığı” almış başını gidiyor ve de “cascavlak” ortada olan bazı acı gerçekleri, okuyor, duyuyor, öğreniyor, sorguluyor; işte birkaçı…

Bunca ekonomik krize rağmen, Türkiye’de 150.000 “dolar milyoneri” nasıl oluyor ve sayıları her gün artıyor?

Ve “bu dolar milyonerleri” ile ilişkili bir başka soru daha; 150.000 dolar milyonerinin 12 / 13 bini Türkiye’yi “neden” terk etti?

Dahası, “övünülen rekor büyüme denklemi, dolar milyoner sayısı ile beraber açlık ve yoksulluk sınırının altındaki vatandaş sayısını da büyütüyor, bu ‘doğru ve sağlıklı’ bir orantı mı?..”

Evet, “bu ve benzer sorular” bana soruluyor, konu komşu soruyor, genç, ihtiyar, kadın, erkek soruyor.

Cevaben, “Bu soruları meydan meydan, kapı kapı dolaşan ve oy isteyen siyasetçilere sorun” diyorum, bazılarından aldığım tepkiyi “burada yazamam”, arif olan anlar!..

 

Sözün Özü

Partinizden olan Büyükşehir Belediye Başkanınızın yanında, “Adana’yı istiyorum” diyen AKP Genel Başkanı’nın partililerine verdiği talimatı ve de “Manisa Büyükşehir Belediye Başkanınızın ‘aynı konudaki’ şikayet ve uyarısını” duymayarak, “Cumhur İttifakı’nı üstelik ‘Cumhurbaşkanı adayımız Erdoğan’dır” diyerek kuran siz değil misiz, sayın Bahçeli?..

“Kendi düşen ağlamaz” ve de “ağlasanız” da “artık” faydası olmaz. “Cumhur”, Cumhurbaşkanı varken, sizi neden dinlesin ki; mikrofonlarda bağırıp çağırıyorsunuz” diye mi; geçmiş ola ve de durmadan “af istiyordunuz”, işte onlar da size diyorlar ki; “Öyleyse affola!..

 

Haftanın Adamı

“Adamı” değil, Adamları!..

 

Geçen hafta sonunda gazetelerdeki bir haber, “üst katta oturan evin sahibi” yaşlılarla, “alt katta kiracı olan” gençler arasındaki farkı ortaya koyuyordu. Hem de bütün açıklığı ve acılığıyla, işte o haber!..

“Piri Reis Üniversitesi 2017-2018 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni, üniversitenin Tuzla’daki kampüsünde yapıldı. Üniversitenin akademik kadrosu ve Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın yanı sıra Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın da katıldığı törende bakan İsmet Yılmaz’a “fahri doktora” unvanı verildi.

Diplomalarını almak üzere sahneye çıkan ‘üniformalı’ denizci öğrenciler ise, İzmir Marşı’nı söylemeye ve ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ sloganı atmaya başlayınca, Bakan Yılmaz salonu terk etti.”

Gelin de “O gençleri ‘Haftanın Adamı’ seçmeyin” bakalım!..

 
 
 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test