Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Çift haneli enflasyon

8.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Sanıyorum, enflasyonun yılsonuna kadar çift rakamlı düzeyini koruyacağını söyleyebiliriz. Çünkü enflasyonun artışına sebep olan iç ve dış gelişmelerde, geç de olsa alınan bazı önlemlere rağmen, yeterince olumlu gelişmeler beklemiyoruz. Ancak bu enflasyonun kur ve faiz üzerindeki baskının devam edeceği anlamına gelmektedir.

İsterseniz önce enflasyonun Mayıs ayı rakamlarına bakalım.

Mayıs ayında TÜFE aylık %1,62, yıllık bazda % 12,15 artmıştır. ÜFE ise aylık % 3,79 ve yıllık olarak ‘ 20,16 oranında yükselmiştir. ÜFE’nin bu kadar yüksek düzeyde gerçekleşmesi sonraki aylarda TÜFE’nin daha da yükselebileceğini işaret etmektedir.

Şimdi de enflasyon artışına sebep olan iç ve dış etkenlerin durumuna bakalım.

Dolar yılbaşından bu yana dünyanın büyük bir bölümünün yerel parasına karşı değer kazanmıştır. Başka bir ifade ile yerel paralar dolara karşı değer kaybına uğramışlardır. Bu durum, içlerinde ülkemizin de bulunduğu gelişmekte olan ekonomilerde daha çok hissedilmiştir. Ekonomik büyümesi ve döviz açıklarının kapatılması dış kaynaklara bağlı ülkelerin uğradığı zarar büyük olmuştur. Doların bol ve ucuz olduğu dönemlerde dışarıdan kaynak alan işletmeler, parite farkından kayba uğramıştır. Bu sorun ülkemizde halen devam etmektedir. Sadece Mayıs ayında TL, dolara karşı % 10 civarında değer kaybetmiştir.

ABD’de enflasyon düzeyinin, büyüme oranının ve istihdam hacminin olumlu gelişmeler gösterdiği bir dönemde, olağanüstü hallerin yaşanmaması halinde, doların kalıcı bir şekilde değer yitirmesi beklenmemelidir.

Doların giderek değer kazanması yanında faizi de artmaktadır. Aslında faiz artışları küresel bazdadır. Bu iki kalemdeki artış, doğal olarak dış kaynağa bağlı, dış ticaret ve cari açık veren ülkelerde enflasyona sebep olmaktadır. Ülkemiz de bunlardan biridir. İhracat artmaktadır ama ithalat daha hızlı artmakta ve yüksek dış ticaret açıklarına sebep olmaktadır.

Bu olumsuz gelişmelere son zamanlarda hızla artan petrol fiyatları da eklenmiştir. Fiyat 80 dolara kadar çıkmıştır. ABD-İran anlaşmazlığı sonucu öngörülen ambargolar, petrol üretim bölgelerindeki gerginlikler ve üretici ülkelerin finans ihtiyacı göz önüne alındığında, fiyatların daha bir süre bu düzeyde kalması veya yeniden yükselmesi ihtimal dahilindedir.

Biraz da içeride enflasyon yükseltici nedenlere bakalım.

2017 yılında elde edilen %7,4 lük büyüme oranının ekonomiye canlandırdığı doğrudur. Ancak büyümenin itici gücü daha çok iç talepte görülen artıştır. İç talep artışı, tüketimi, tüketim de ithalatı arttırmış ve dış ticaret açığı büyümüştür. Tüketim artışı enflasyonu da körüklemiştir. Bu durumda, cari açığı kendi kaynaklarımızla finanse edebileceğimiz makul bir büyüme hızı belirlememiz daha doğrudur.

Geçtiğimiz dönemde kamu, gelir azaltıcı çeşitli destek ve teşvikler vermiştir. Sonra da bütçe açıklarını giderebilmek için fiyat ayarlamalarına gitmiştir. Şimdi’’ kamu maliyesindeki genişlemelerin’’enflasyon baskısı yaratmaması için geri alınacağı ve vergi indirimleri dahil her türlü önlemin alınacağı açıklanmıştır. Bütçe açığının, hangi önlemlerle kapatılacağı henüz belli değildir.

Derecelendirme kuruluşlarının açıklamaları da olumsuz etkilere sebep olmaktadır.

Mood’s Türkiye’nin kredi notunu incelemeye almış, Fitch ise 25 Türk bankasını negatif izlemeye karar vermiştir. Gerekçe olarak, gelecek dönemdeki makroekonomik ve politik belirsizlik gösterilmiştir.

Dışarıdaki gelişmeleri kontrol etme imkanımız çok sınırlıdır. Ancak, yurt içinde alacağımız önlemlerle ekonomiyi normalleştirme imkanımız vardır. Bu çerçevede, büyüme oranı makul düzeylerde tutulmalıdır. Zaten kıt olan kaynaklar üretime yönlendirilmelidir. İhracatın yapısında yer alacak teknolojik ürünlerin oranı hızla arttırılmalıdır. Para politikası ile maliye politikası koordineli bir şekilde uygulanmalıdır. İç ve dış yatırımların arttırılması için uygun ortam hazırlanmalıdır. Teşvikler seçili baza indirgenmelidir.  Hukuk alanı dahil, yapısal reformlar tamamlanmalıdır. Gerginlikler sona erdirilmeli ve ülkede normalleşmeye ağırlık verilmelidir.

Ve en önemlisi alınacak ekonomik önlemlerin gerekçesi yine ekonomik olmalı ve zamanında alınmalıdır.

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test