Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Simit Sarayı dünya markası yolculuğuna böyle çıktı

1.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Simit Sarayı dünyanın en önemli noktalarına şubeler açmayı başardı.

Simit hayatımızın bir parçası… Türklerin bulduğu bir lezzet harikası… Bunu kurumsallaştıran, hatta ticarileştiren Simit Sarayı oldu.

O kadar oldu ki Türkiye’nin her yerinde taklitleri var. Simit Sarayı 2002 yılında kuruldu.. Yani çok genç, delikanlılık çağında henüz.

Bu kadar kısa sürede Türkiye’nin uluslararası yeme-içme markası haline gelmeyi başardı.

Simit Sarayı, ürünlerini Türkiye ve uluslararası pazarlara kendi gıda perakende mağazaları ile taşıdı. 21 ülkede 408 mağazasıyla günde 1 milyon misafir ağırlayan (bu rakamlar saatlik olarak değişiyor) Simit Sarayı adeta bir başarı hikayesi yazdı.

Türkiye’nin dünya markası çıkarma savaşında ön saflarda yer alan Simit Sarayı ilk şubesini Haluk Okutur" Çıtır Simit" adıyla 2002’de, İstanbul Rumelihisarı’nda Boğaziçi Üniversitesi kampüsünün hemen karşısında açtı.

İnsanların cebindeki bozuk paralara talip olmayı hedefledi ilk çıkışında Haluk Okutur… Çünkü çıkış noktasında sadece girişimcilik var sermaye yok..

İşte o Haluk Okutur şimdi Simit Sarayı’nın Onursal Kurucu Başkanı olarak yola devam ediyor ve geçtiğimiz günlerde bilgi birikimini paylaşmak sektöre yeni vizyonlar kazandırmak için Türkiye İhracatçılar Meclisi çatısı altında bulunan, İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı oldu.

Haluk Okutur’u onursal başkanlığa taşıyan süreç 2012’de Abdullah Kavukçu’ya yönetimin teslim edilmesi ile başlamıştı.

Yani Simit Sarayı’nun yönetimi 2012 yılında Kavukcu’ya geçti. Bu arada hemen belirtelim Haluk Okutur Abdullah Kavukçu’nun eniştesi… Yani ablası ile evli. Ve Kavukçu çok yerde Okutur’un kendisine ablasından daha yakın olduğunu ifade eder.

Bu arada hemen belirtelim Simit Sarayı’nın üç eşit paylara sahip üç ortağı bulunuyor.

Bunlardan biri Onursal Başkan Haluk Okutur, diğer Abdullah Kavukçu, bir diğeri de Mehmet Tarakçı…

Şirket yönetimi 2012’de Kavukcu’ya devredildiğinde FAVÖK’ü 5 milyon doların altındaydı.

Kavukcu’nun ilk işi, o dönemki mevcut 135 mağazanın yarısından fazlasını kapatmak oldu.

44 yaşındaki Kavukcu dünya markası hedefine ulaşmak için neredeyse hiç yerinde durmadan çalıştı.

Bir pilot kadar uçtu. Haftanın iki günü İstanbul’da, iki günü Londra ofisinde çalıştı.

Ayda 50 saatini uçakta geçirdi ve her ay en az 10 ülkeyi ziyaret etti.

Kavukcu 2012’ye kadar yedek kulübesinde bekleyen genç bir yıldız gibiydi.

Hiç ön plana çıkmadı o tarihe kadar. Kendini hazırladı. 14 yaşında tanımıştı Haluk Okutur’u… Ve büyük emeği vardı üzerinde Haluk Okutur’un… Kavukcu şöyle anlatıyor bu ilişkiyi:

-Beni yetiştiren ablamdan fazla emeğe olan, ablamdan yakın olan bir insan…

Kavukçu 2012’ye kadar Okutur’un yönetimine müdahale etmeden sessiz bir ortak olarak kalmıştı.

Ve 2012 yılı geldi ve diğer ortak Mehmet Tarakçı, Kavukcu’dan hissedarlıktan öte daha aktif bir rol üstlenmesini istedi.

Mehmet Tarakçı bu isteğin gerekçesini yakın çevresine şöyle anlatıyor:

-Biz bu işi esnaf mantığıyla yürütüyorduk. Bunu fark etmiştik. Oysa ben Boğaziçi Tarih’ten, Simit Sarayı’nın fikir babası ve kurucusu Haluk Okutur da ODTÜ İşletme Mühendisliği’nde mezun olmuştuk. Yani olayın esnaf mantığının ötesine taşımamız gerekiyordu. Bunu Abdullah Kavukcu’nun daha iyi yapacağını düşündük. Uzun süredir hazırlanıyordu. Gözlüyordu. Adeta ticaret için yaratılmıştı. Lise ve üniversiteyi dışarıdan tamamlamıştı ama “Kapalıçarşı Oxford Üniversitesi’nden mezunum” diyordu. Şirketler belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra kalıcı hale gelmesi ancak kurumsal yönetim anlayışı ve yönetim yedeklemesiyle olur. Biz de şirketimizin kalıcı olması ve daha da güçlenmesi için böyle bir karar aldık. Abdullah Bey’e bayrağı teslim ettiğimizde girişimciliğine, cesaretine ve çalışkanlığına güvendik.

İyi ki de güvenmişlerdi. Kavukçu’nun ailesi İstanbul’a taşındığında ortaokul çağındaydı. Taşınmanın nedeni ailenin üç çocuğundan birini kaybetmesiydi. Erzincan Ticaret Odası’nın başkanlığını da yapan ve varlıklı bir işadamı olan babası Seyfettin Kavukcu, bu elim olaydan sonra ailesini, gayrimenkul işlerinin de olduğu İstanbul’a taşıdı.

Kavukcu’nun, okulla arası hiç iyi olmadı. 15 yaşındayken babası kendisine bir market açtı. Sermayenin ve cironun ne anlama geldiğini ilk olarak Küçükyalı’daki bu markette öğrendi.

Ardından marketini satıp Kapalıçarşı’da çalışmaya başladı. İşte bu sırada eniştesi Haluk Okutur Simit Sarayı projesine sermaye koyar.

Bugün Simit Sarayı’nı kendisin gibi koşturan Kavukcu’nun sisteme dahil olması bu şekilde olur… Ve Simit Sarayı’nın hikayesi böyle başlar.

Bugün Simit Sarayı, 22 ülkede 426 mağazasıyla günde 1 milyon misafirini ağırlıyor. İngiltere’deki mağaza sayısı bu yılın ortasında 22’ye ulaşacak. Simit Sarayı bu yılın sonuna kadar İngiltere’deki mağaza sayısını 40’a ulaştırmayı hedefliyor. Ayrıca 80 mağazası olan bir zincirle de görüşmeler devam ediyor. Bir süredir yatırımları devam eden İngiltere’deki Simit Sarayı fabrikası birkaç ay içinde faal hale gelecek. Hali hazırda Simit Sarayı’nın Sancaktepe ve Gebze’de fabrikaları bulunuyor.

Riyad’da EMEA bölgesine hizmet veren depo ve lojistik merkezi tam bir üs gibi kullanılıyor.

Hem yurt içinde, hem de yurt dışındaki Ar-Ge merkezleri ürün çeşitliliği konusunda çalışmalarını sürdürüyor. Ar-Ge merkezlerinde Türk, İngiliz, İtalyan ve Fransız uzmanlar çalışıyor.

Adı Simit Sarayı, ancak ürün çeşitliliğimiz çok fazla. En çok da A la Carte ürünleri beğeniliyor.

Londra Chelsea Kingsroad’daki son mağaza açılışı gösterdi ki, İngilizler Simit Sarayı’nı çok sevdi.

Ayrıca, Simit Sarayı, Latin Amerika ve Afrika’nın en kaliteli yüzde 100 arabica kahve çekirdeklerini harmanladığı kahvede çok iddialı.

Bu yılsonu itibariyle Simit Sarayı, dünyanın 25 ülkesinde olacak.  Dünyanın farklı ülkelerinden Simit Sarayı açma talepleri geliyor ancak fizibiliteye göre karar veriliyor.

Abdullah Kavukcu Simit Sarayı'nın yönetimini aldıktan sonra radikal değişimler yaptı. Ve dünya markası yolculuğuna çıktı.

Başarı basamakları teker teker çıktı

Yıl 2002… Hamurumuza dostluk kattık sloganıyla yola çıkar ve ilk dükkan açılır.

Yıl 2004… İstanbul’daki mağaza sayısı 18‘e ulaşır.

Yıl 2005… TÜBİTAK onaylı, dünyanın ilk Simit Fabrikası açılır.

Yıl 2007… Tüm dünya Simit Sarayı lezzetiyle tanışsın felsefesi ile franchise sistemine geçilir.

Yıl 2010…Ülke sınırlarını aşılır ve yurtdışında Hollanda’da ilk mağaza açılır.

Yıl 2012… Bu yıl iki atak birden yapılır… Suudi Arabistan’da ilk mağaza açılır ve pasta fabrikası kurulur.

Yıl 2013… Lezzet göklere taşınır. Havayolu İkram Hizmetleri’ne başlanır.

Yıl 2014… Kıtalar geçilir. New York’ta ilk, Dam Meydanı’nda ikinci mağazamızı açılır.

Yıl 2015… İngilizlerin meşhur beş çayı Simit Sarayı lezzetleri olmadan olmaz denir ve Londra’nın ünlü Oxford Caddesi’nde açılan mağazada lezzet pişmeye başlar.

Yıl 2017… Fawaz Alhokair grup ile stratejik ortaklık yapıldı. Şirket güç kazanır. Dünyanın 22 ülkesinde, 11 binin üzerinde çalışana ulaşılır.

Yıl 2018… Yurt dışında 100 yeni mağaza hedefiyle yola çıkılır. Ve Simit Sarayı, dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri olan Londra Leicester Meydanı’nda açılır.

 

Simit Sarayı’nın bulunduğu ülkeler

 

ABD, Almanya, Hollanda, Belçika, İsveç, Sırbistan (7 Mağaza), Suudi Arabistan (50 mağaza), Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Lübnan, Ürdün, Irak, Azerbaycan, Nahcıvan, İspanya, İsviçre, Katar, Bahreyn, Kıbrıs, Mısır.

 

Satın almalar da yaptı

Simit Sarayı, hem Simit Sarayı Yatırım A.Ş. bünyesinde iştirak mağaza, hem de franchise sistemi ile büyüyen bir yapıya sahip. Türkiye’de 44 şehirde bulunuyor. Organik büyüyen bir şirket olmakla beraber, Sırbistan’daki Costa Cafeleri satın alarak Simit Sarayı markası yaparak inorganik büyüme fırsatlarını değerlendirdi.

 

Son ortaklık yapısı

Şirket’in, 2017 Temmuz ayına kadar Abdullah Kavukcu, Haluk Okutur ve Mehmet Tarakçı’nın eşit hisselere sahip olduğu ortaklıkla yönetiliyordu. Bu yılın temmuz ayında, Şirketin %10 hissesinin, Suudi Fawaz Alhokair Group’a satışı konusunda stratejik işbirliği yaptık.

Son durumda, ortaklık yapısında, 3 ortak yine eşit hisseye sahip, yüzde 10’u Fawaz Alhokair group’a geçti.

 

 Dünyada simidi duymayan kalmayacak

 Simit Sarayı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kavukcu’nun önemle altını çizdiği bazı görüşler şöyle:

. Biz Simit Sarayı'nı altında, döner, kahve gibi farklı konseptlerin olduğu bir gıda fonu olarak düşünüyoruz. Yurtdışında zincirler satın alabiliriz. Mesela Avrupalı bir kahve zincirini bünyemize katabiliriz.

. Toplam ciromuzun yüzde 15'i simitten geliyor. Her ülkenin kendine göre damak zevki, tercihleri var. Mesela New York'ta Simitburger çok tuttu. Londra'da ise çıtır hotdog yani sosisli sandviçi çok satıyoruz. Suudi Arabistan’da da tavuklu ve etli ürünler ön plana çıkıyor

. Simit Sarayı Türkiye için bir fırsat. Biz artık Simit Sarayı'na bizim markamız değil, Türkiye'nin markası olarak bakıyoruz. O yüzden yönetimi bırakmaya hiç niyetimiz yok.

. Henüz gelebileceğimiz seviyenin yüzde 5'ine ulaştık. 5 yıl sonra dünyada simidi duymayan, yemeyen kalmayacak, ciroda 10 milyar TL'yi bulacağız

 . 2018'i 1.3 milyar TL ciroyla tamamlayacağız. Henüz ulaşmak istediğimiz seviyenin yüzde 5'ine gelmiş durumdayız. 5 yıl sonra ciromuz 10 milyar TL'ye ulaşacak. Dünyada simidi duymayan, yemeyen de kalmayacak.

. Türkiye'nin her noktasında olacağız. Orta vadede ise sözleşmesini yaptığımız, 3 yıl içinde açılacak 930 mağaza var. Biz bir ülkeye giriyorsak, en iyi lokasyonu seçiyoruz.

. New York'ta 5'inci Cadde’de en az 5 tane Simit Sarayı mağazası olacak. Dünyada simidi duymayan kalmayacak.

 

İş adamları kente de sahip çıkıyor

 İstanbul’daki en önemli işadamı örgütlerinden biri İSİFED… İstanbul’un Avrupa yakasındaki birçok işadamı kuruluşunu bünyesinde topluyor.

Bu önemli kuruluşlardan biri de Esenyurt ve çevresinde faaliyet gösteren sanayi şirketlerinin ortak sorunlarının çözümü noktasında fikir alışverişinde bulunmak, projeler üretmek, gerekli mercilerle beraber sorunların çözümü noktasında iş birliği içine girmek amacıyla kurulmuş olan ESİDER (Esenyurt Sanayici ve İş Adamları Derneği) son dönemde atakta.

Bir kere İSİFED’in başkanlığı onlarda… Ayrıca Esenyurt’daki gelişmeye eş zamanlı olarak yeni çalışmalar yapıyor. ESİDER işadamlarını yani üyelerine desteklemenin yanı sıra üretim ve kent kavramlarını bütünleştirmek vizyonu ile de çözüm önerileri sunuyor.

ESİDER Başkanı Fevzi Toralsan’ın son iftar yemeğinde yaptığı konuşma bu noktada yapılanları ve yapılacakları çok iyi anlatıyor.

İşte o konuşmadan satırbaşları…

. Biz bu ülke vatandaşlarına düşen en önemli görev yaptığımızı iyi yapmak, inançla en iyisini yapmaktır.

. Dünyanın acımasız rekabet anlayışı içinde uzun vadeli düşünerek fabrikalarımızda işveren, mühendis, işçi demden el birliği içinde önce en iyi ortamı, sonra en iyi ürünü üretmek için yekvücut olmalı; bu ülkenin parçası olan her noktada, kamuda, sanatta, siyasette her türlü fikir ve görüş ayrılığını saygı ile karşılayarak aklen, vicdanen en iyisini başarmalıyız.

. Bunu da ancak birbirimize yakın durarak, tanıyarak, sevip, saygı duyarak, elele vererek, bir birimize güç katarak yapmamız mümkündür.

. ESİDER olarak sadece üyelerimiz değil, bölgenin tüm sanayicileri, iş adamları, yöneticilerimiz, eğitimcilerimiz, hekimlerimiz ile dostça, samimi ortamlarda tanışıp dostluklar, işbirlikleri, yeni ufuklar geliştirmeye çalışıyoruz.

. Refah ve kalkınmışlık için sanayi ve kentin, üretim ve insanın ayrılmaz bütünlüğü ilkesini savunduk hep. Bundan sonra da Esenyurt’umuzda yatırım yapmış arkadaşlarımızı bir araya getiren bir çatı olma misyonumuzu kararlılıkla sürdüreceğimizi ve hep birlikte ilçemiz adına hayırlara vesile olacak birçok projeyi hayata geçireceğimizi ifade etmek isterim.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test