Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ekonomi siyasetin gerisinde kalırsa

25.5.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ekonomik istikrarın sağlanması ve sürdürülmesi açısından hem dış olumsuz etkenlerin ve hem de aynı yöndeki iç gelişmelerin birlikte ortaya çıkması olabileceklerin en kötüsüdür. Buna bir de önlem almada gecikme, belirsizlik ve oynaklık eklenince durum daha da kötüleşir. Fiyat istikrarı sağlanamaz, yatırımlar ertelenir, finansman zorlukları yaşanır. Türkiye böyle bir dönemi yaşamaktadır. En önemlisi de kurlardaki hızlı ve nerede sonuçlanacağı bilinmeyen yükselmedir.

Kurların yükselmesine bir başka deyişle Türk Lirası’nın değer kaybetmesine yol açan dış gelişmeler bellidir.

ABD faizleri % 3 ü aşmış ve yatırım için gidecek yer arayan büyük fonlar için çekim merkezi haline gelmiştir. Çünkü güven, istikrar ve karlılık gibi kriterlerin birleştiği bir yer haline gelmektedir. Bu durum, gelişmekte olan ülkeleri ve özellikle dış kaynaklara bağlı ekonomileri zora sokmuştur. Kaynak bulmak daha zor hale gelmiş veya maliyetleri çok yükselmiştir. Dış kaynağın bol ve ucuz olduğu dönemlerde, yapısal reformlarını tamamlamayan ülkeler zor durumda kalmıştır. Böyle bir durumda bile, büyüme iştahını sürdüren ülkeler için dış ticaret açığı, cari açık, yüksek enflasyon ve yüksek faiz kaçınılmaz hale gelmektedir.

Doların yükselmesine bir başka neden, ABD ile Çin arasında başlaması ve dünya ekonomilerini etkilemesi beklenen ticaret savaşının şimdilik de olsa durmuş olmasıdır. Her iki ülke birbirlerine uygulanmak üzere yürürlüğe koydukları ek koruma önlemlerini askıya almış, ticaret hacimlerini dengeli ve adil bir biçimde arttırmak için müzakerelere başlamışlardır.

Petrol fiyatları hızla artmaktadır. Petrol üreticisi ülkelerin fiyatları belli bir düzeyde tutmak için üretim miktarını arttırmak istemedikleri bilinmektedir.  Birçoğunun ana gelir kaynağı enerjidir. Şimdilerde buna ABD-İran gerginliği eklenmiştir.  ABD’nin uygulayacağı ambargonun İran’ın petrol ihracını azaltacağı ve fiyatların daha da yükseleceği beklentisi vardır. Yükselen petrol fiyatları ve değerlenen dolar bir araya gelince, enerji ithalatçısı ülkeler zor duruma düşmektedir. Türkiye de bu ülkelerden biridir.

Şimdi gelelim Türkiye’nin durumuna.

Türk Lirası dolara karşı değer kaybetmeye devam etmektedir. Yılbaşından bu yana değer kaybı % 22’dir. Sadece Nisan ayından bugünlere kayıp % 16,2’dir. Benzer ekonomilere sahip ve parası değer kaybeden Brezilya, Endonezya, Hindistan ve G. Afrika gibi ülke paralarında görülen kayıp çok daha azdır. Derecelendirme kuruluşlarından Fitch, Türkiye’yi Ukrayna ve Arjantin ile birlikte en kırılgan üç ülkeden biri olarak göstermektedir.

Türkiye, doğal olarak, yukarıda özetlediğimiz dış gelişmelerden en fazla etkilenen ülkelerden biri olmuştur. Ancak, kurların artışına ve ekonomik göstergelerin olumsuza dönüşmesinin iç sebepleri de vardır.

Türkiye geçen yıl %7,4 oranında büyümüştür. Ancak büyümenin ana kaynağı tüketimdir. İç talep artışı ithalatı da körüklemiş ve dış ticaret ve cari açıkların büyümesine yol açmıştır. Bu yıl da yüksek büyümenin devam edeceği açıklanmıştır. Bu durumda döviz ihtiyacı artacak demektir.

 

Yaklaşan seçimler dolayısıyla genişlemeci politikalar devreye girmektedir. Çeşitli teşvikler, vergi indirimleri, af uygulamaları gündemdedir. Bu uygulamaların enflasyonu yukarı çekmesi ve faiz artışlarını gündeme getirmesi beklenmektedir. Bütçe açığının artışına sebep olacak bu teşviklerin yerini seçim sonrasında muhtemelen çeşitli vergi artışları ve zamlar alacaktır

Yapısal reformlarını yapamayan, istikrarı yeterince sağlayamayan, belirsizliğin hakim olduğu ülkelere doğrudan yabancı yatırımların gelmesini beklemek doğru değildir. Buna finansal kuruluşların bağımsız hareket edip etmediği, para ve maliye politikalarının siyasetin gölgesinde kalıp kalmadığı endişesini de eklemek gereklidir. Dış piyasalara yönelik söylemlerin etkisi çok önemlidir.

Şirketlerin döviz borçları yüksektir. Kurlar arttıkça işletmelerin borcu da artmaktadır. Sadece son iki ayda geri ödeme miktarı yaklaşık 20 milyar dolardır. İşletmeler dövizin daha da artabileceği ve faizlerin yükselebileceği endişesiyle borçlarını bir an önce ödemeyi seçmektedir. Zaten kredi kuruluşları da, çalkantılı dönemlerde kredileri yeniden yapılandırmayı istememektedir. Bu durumda işletmeler iç piyasadan döviz talep etmekte ve kur artmaktadır.

Şimdi gözler seçim sonrasına çevrilmiştir. O tarihe kadar ciddi bir ekonomik önlem beklenmemektedir.

 

 

 

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test