Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kılıçdaroğlu: 1 – Muharrem İnce:1

4.5.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bu defa “Genel Başkanın değil, partinin istediği” oldu ve CHP, Cumhurbaşkanı adayı olarak “Muharrem İnce” dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu “nedense”, hem de “Ekmelettin Bey” örneği ortada iken, geçen cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi, “önce çatı adayı” denemesi yaptı, hatta kapalı kapılar ardında “Abdullah Gül” bile dedi, olmadı.

Sonra “Meydanlarda ben kavga edeceğim, adayımız kavgacı olmayacak, ekonomiyi, siyaseti, yönetimi iyi bilecek bir kişi adayımız olacak” diyerek “kafasında olan birilerini” tarif etti, ama milletvekilleri ve il başkanları ile yaptığı toplantılarında “Muharrem İnce” adı ağır basınca, bu defa “Hayır” diyemedi ve “meydanlarda kavgayı çok iyi yapacak olan CHP adayının afişlerini” bastırarak, her tarafa astırdı!..

Ben, bir TC vatandaşı ve gazeteci olarak, “Muharrem İnce” adı açıklanınca “kendimi aldatılmış” hissettim.

Kılıçdaroğlu’ndan “günlerce masallar dinleyerek” beklemenin sonunda “aldatıldığını hissetmek” hiç de hoş bir şey değil!..

Hele benim gibi haftalar önce “Erdoğan’a karşı meydanlarda kavga edecek bir aday seçilecekse, tercihim Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’dir ama, Muharrem İnce de olabilir, eğer Cumhurbaşkanlığı koltuğunu dolduracak bir aday aranıyorsa o da İlhan Kesici” diye yazan bir gazetecinin “kandırılmaktan doğan üzüntüsü”, hiç de az olmayacaktı, olmadı da zaten!..

Muharrem İnce’nin adaylığı, ülkemize, demokrasimize, halkımıza ve CHP’ye hayırlı olsun, tabii, ben bu satırları yazarken, henüz kurulamamıştı (Cuma günü / saat 09.00), kurulabilirse, 4’lü ittifaka da!..

Bu arada not edilmeli; “Genel Başkanlık seçimini Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı kaybeden Muharrem İnce, Cumhurbaşkanlığı adaylığı maçını kazanarak, durumu 1 – 1 yaptı ve maç devam ediyor; bundan sonrası sandıkta!..

 

Haftanın Adamı

Muharrem İnce

Bilmem ki, bu hafta Muharrem İnce’den daha fazla “Haftanın Adamı” olmayı hak eden vatandaşımız var mı?

Ve de “nedenini anlatmaya” ihtiyaç var mı?..

 

Sözün Özü

Sahilde güzel bir kafe… Hoşuma gitti, oturdum. Garson geldi. “Kafenizde Wi Fi var mı?” diye sordum. “Evet var, efendim” diye cevap verdi. “Şifreyi verir misiniz” dedim. “Atatürk’ün doğum ve ölüm yılı” dedi. Bu defa “Neden 18811938 demediniz” diye sordum. “Bilmeyene şifreyi vermiyoruz efendim” dedi. Bayıldım!.. (Teşekkürler SG)

 

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?..

Gaziantep’te Kitap Fuarı’nın açılış törenine katılan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek “İnternet ve televizyona ayrılan sürenin uzunluğundan şikayet ederek, “Kitap okuma alışkanlığının gelişmesinin gerekir” demiş.

Dahası, şu sözlerindeki “Ülkemiz ve ülke insanımız için çok acı olan gerçeklere” bakın; “Türkiye’de kitap okuyanların oranı, bir çalışmaya göre binde bir. Son derece zayıf. Vatandaşlarımız televizyon seyretmeye, internete günde ortalama 8-9 saat, kitap okumaya bir dakika ayırıyormuş. Vahim bir şey. Batıda metroya, otobüse bindiğiniz zaman insanların harıl harıl kitap okuduğunu görürsünüz. Kitaba da para harcamıyoruz. Norveç’te bir vatandaşı yıllık ortalama 137, Almanya’da 122 dolar harcıyor, dünyada ise kişi başına 1,3 dolar harcanıyor. Türkiye’de 25 cent.”

Çok doğru söylüyor sayın Başbakan Yardımcısı ama, ona sormak lazım değil mi; bunca yıldır AKP iktidarı, neden “Eğitim Sistemimizi, bilim adamı yetiştirmekten, aydın insan yetiştirmekten, kitap okuyan gençler yetiştirmekten çok,  ihtiyaçtan kat kat fazlası mevcut okullardan yetişiyorken, normal okullarımızı bile imam hatipleştirme eksenine oturmak üzere elinden geleni ardına koymuyor?..

 

Hoş Geldiniz, sefalar getirdiniz!..

İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin Selman Ada adlı genel müdürü tarafından darmadağın edilen kadrosu, “o kişi koltuğundan alındıktan” sonra tekrar görevine döndü…

Ve… Perşembe gecesi “tarihi” Elhamra Sahnesi’nde İzmirli sanatseverlere “Hoş geldiniz” dedi, Guiseppe Verdi’nin büyük yapıtından biri sayılan “La Forza Del Destino / Kaderin Gücü” operası ile..

Bu kadar kısa bir sürede, “4 perdelik operayı, 3 perdeye indirerek” sahnelemek ve bizleri “sanata doyurmak” elbette zor işti ve “özlediğimiz Aytül Büyüksaraç başkanlığındaki ekip” bunu başardı; kutlarım!..

Böyle bir büyük adımı gerçekleştiren kadroyu tek tek saymaya ve yazmaya kalksam, sütunumu değil, sayfayı doldurabilirim. Onun için İzmirli sanatseverlere diyorum ki; “İDOB’un repertuvarını izleyin ve La forza Del Destino’yu kaçırmayın!)

Konusunun eksiği, gediği bir tarafa, Verdi’nin nefes kesen müziği, operada (Yönetmen: Evin Atik) sahne alan Sabri Çapanoğlu, Ayşe Tek, Gökhan Koç, Aydın Uştuk, Evrim Keskin Özülgen, Ebru Kaptan, Soner Yıldırım, Kaner Sümer, Tevfik Toros, Gökhan Varkan, Barış Yener’in ses ve oyun kalitelerine, enfes koro (Yönetmen: Costantino Petridis) gösterilerine ve hak ettiği büyük alkışı alan orkestraya (Şef: Tulio Gagliardo) doğrusu ya bir değil, on değil, onlarca alkış!..

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test