Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kışlalı: “4’lü ittifak 2. Turda da sürecektir”

4.5.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, Cumhurbaşkanı adayları, 4’lü İttifak başta, ülke gündeminde olan iç ve dış olaylarla ilgili sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

Türkiye için “hayati önem taşıyan” seçimlerin son virajına giriliyor. Muhalefet partileri, “Çatı Adayı” konusunda anlaşamadılar. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, İyi Parti Lideri Meral Akşener’i ikna edemediler ve “partiler” Cumhurbaşkanlığı seçimine “kendi adayları ile girecekler”; sizce “hangisi” doğruydu; çatı adayında birleşmek mi, ayrı ayrı adaylarla girmek mi?..

 

Geçen seçimlerde Atatürk karşıtı dinci kimliğiyle tanınan Ekmeleddin İhsanoğlu'nun aday gösterilmesi ve bunun sonucunda seçime katılımın büyük ölçüde düşerek Tayyip Erdoğan'ın kolay bir galibiyet elde etmesi muhalif kesimde moral bozmuştu. Bu sefer de ortak bir çatı aday yönteminin izlenerek yine tepeden "sağcı" bir adayın Tayyip Erdoğan'a karşı aday gösterilmesinin "sol" ve laik kesimlerde tepki görerek ilk turda seçimlere katılımı düşürebilecek olması olasılığı ciddi biçimde yüksekti. Onun için çatı aday ile değil baştan parti adaylarıyla yola çıkılıp, ikinci turda ittifak yapan muhalif partilerin en çok oy alan muhalif parti adayına oy verecekleri varsayımına dayanan bir tercihin yapılması bence de daha isabetli oldu.

 

GÖZLEM – Çatı adaylığının “Abdullah Gül” üzerinde yoğunlaştığı görüldü, siz bu konuda ne düşünmüştünüz; “doğru” bir tercih miydi, Erdoğan’ı sandıkta geçebilir miydi?..

 

Abdullah Gül'ün Tayyip Erdoğan'ı sandıkta geçemeyeceği muhakkaktı. Abdullah Gül'ün kendisi zaten korkuyordu. Nitekim ondan dolayı da bin bir özür dileyen bir beyanatla "Ben yokum" dedi. Ayrıca Ekmelettin Bey hayal kırıklığı halen ortadayken CHP'nin en azından laik Atatürkçü seçmenleri Gül'e oy verir miydi? Sanmıyorum.

 

GÖZLEM – Abdullah Gül formülünün Kılıçdaroğlu tarafından “olumlu bulunduğu” yönündeki haberler, CHP’de büyük tepki görmüştü. “Ekmelettin Bey” formülünün başına gelenler ortada iken, Kılıçdaroğlu’nun “çatı adayına olumlu yaklaşmasının sebebi” ne olabilir?..

 

Ekmelettin Bey seçeneğini kabul eden, benimseyen ve kimseye sormadan aday olarak gösteren Kılıçdaroğlu niye Gül'e karşı çıksın? Ayrıca "Gül Erdoğan'dan oy alabilir" ve "Yapılacak dörtlü ittifak içinde Gül'ü isteyenler varsa, buna ben karşı çıkmayayım" diyerek, Gül'ün aday yapılmamasına ilişkin kararın, Akşener'den ve CHP içinden gelecek muhalefete göre belirlenmesini istemiş de olabilir.

 

GÖZLEM – Kılıçdaroğlu tam bu görüşmeler ve haberler sırasında, “Partili cumhurbaşkanı istemiyorum” anlamına gelen açıklamalar yaptı. “Önemli” bir CHP’li de GÖZLEM’e, “Kemal Bey’in parti ile ne sorunu var anlamıyorum. Böyle bir zamanda böyle açıklamalar yapması ne kadar doğru” dedi; Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışı konusundaki görüşünüz?..

 

Aslında Kılıçdaroğlu'nun Anayasa gereği Cumhurbaşkanı'nın tarafsız olması gerektiği hükmüne dayanan bu açıklaması çok da yanlış değil. Yani Partili bir aday koyduğunuz zaman, bu adaya CHP dışından ve sağcı kesimden ne kadar oy gelir diye de düşünerek, bu adayın şansını yok etmiş de olabilirsiniz. Kılıçdaroğlu herhalde "Nasıl olsa CHP'li olanlar bizim adayımıza oy verecektir. En azından adayımız CHP'li olmazsa daha geniş kesimlerden de oy alabilir" diye düşünmüş olabilir ama bu da Ekmelettin Bey örneğinde olduğu gibi ters tepebilirdi. Burada adayın kim olacağı önemliydi. Hem sağdan, hem de soldan aday alabilecek, ayrıca hem Saadet Partisi'nin hem de HDP'nin tepkisini çekmeyecek birisi olması gerekiyordu.

 

GÖZLEM – Akşener’in “çatı adayına karşı çıkması” ve “Ben Milletime söz verdim, 100 bin imza ile aday olacağım” demesi üzerine, İYİ Parti’ye, “YSK kararına gerek kalmadan, seçime katılmaya hak kazandıran ve Cumhur İttifakı’nda panik yaratan” 15 milletvekili adımının coşkusu sona erdi. Dahası “Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Akşener’in bu tavrına öfkelendiğine” dair haberler çıktı. Sonunda da bu süreç “15 milletvekili CHP’ye dönecekler” haberleri ile noktalandı. Haberler yalanlanmadı, aksine “Dönebilirler” açıklamaları geldi. “4’lü İttifak başlangıcındaki bu çatlak” ilk ve ikinci turda sandıklara olumsuz etki yapabilir mi?..

 

Coşkunun sona ermesi tespitiniz doğru olabilir ama sonuçta bir çatlak olsa bunun ardından 4'lü İttifak kuramazlardı. Sonuçta Yüksek Seçim Kurulu İYİ Parti'ye seçime katılma hakkı verdi. Dolayısıyla 15 CHP'li milletvekili her zaman partilerine geri dönebilir ki zaten baştan bu milletvekillerinin yine CHP'den yeniden aday olacakları açıklanmıştı. Meral Akşener de baştan 20 milletvekili ile oluşturdukları Meclis Grubu yoluyla değil, 100 bin imza toplayarak aday olacağını açıklamıştı. Dolayısıyla bu, eğer olmuşsa, ufak anlaşmazlığın ben seçimlere etki edeceğine inanmıyorum. Sonuçta her iki parti de ikinci tura diğer partinin adayının kalması durumunda bu adaya oy vereceğini açıkladı. Ben bu açıdan da ikinci turda ciddi bir fire verileceğini düşünmüyorum. Sadece daha ekstrem partilerin seçmenleri ikinci turda kendi görüşlerine göre CHP'nin veya İYİ Parti'nin çatı adayına oy vermeyebilirler, bu partilerin seçmeninden daha büyük bir fire çıkabilir.

 

GÖZLEM – Sonunda “Cumhur” İttifakına karşı, 4’lü “Demokrasi” İttifakı gerçekleşti; CHP / İYİ Parti / Saadet Partisi / Demokrat Parti milletvekili seçimine “ittifak içinde” girecekler. Bu konudaki görüşünüz?

 

Dört parti kendi içinde hesap kitap yapıp, bu şekilde yapacakları bir ittifakta elde edecekleri oy oranını veya milletvekili sandalyesi sayısını arttıracaklarını tespit ettilerse, böyle bir ittifak faydalı olmuştur diyebiliriz. Ki ben onların yaptıkları hesaba inanırım. Demek ki faydalı olacağını düşünüyorlar ki bu ittifakı oluşturdular. O açıdan da hiç şüphesiz böyle bir ittifak gerçekleştirilmiş olması isabetli olmuştur.

 

GÖZLEM –  Bu ittifak, Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa, o turda da sürdürülebilir mi?..

 

Tersinden gidelim. Niye sürdürülmesin? İkinci tura Meral Akşener kalırsa, Demokrasi İttifakı'ndaki diğer partilerin seçmenleri de büyük ölçüde Meral Akşener'e oy verirler. İkinci tura kaldığında bu ittifakın liderleri bir araya gelip güçlü bir şekilde muhalefetin çatı adayının desteklenmesi için mesaj ve çaba vermeleri ve kendi seçmenlerini etkilemeleri gerekir. Ben liderlerin çaba göstererek, çeşitli hesaplarla kendi seçmenini etkileyebileceğini düşünüyorum. Bu şekilde bir araya gelip, muhalif aday için çalışacaklarını düşünüyorum. Tabii burada devreye HDP seçmeninin kime oy vereceği girecek. Onun için her ne kadar Demokrasi İttifakı'na alınmamış olsa da, seçim sürecinde HDP seçmeninin de dikkate alınması, ikinci turda bu seçmenin Tayyip Erdoğan'a oy vermemesi için gerekli adımların atılması, girişimlerin ve pazarlıkların yapılması gerekir.

 

GÖZLEM – 4’lü Demokrasi İttifakı’na HDP’nin alınmamasını nasıl yorumluyorsunuz? Bu durum, eğer “ikinci tura kalırsa” Cumhurbaşkanlığı seçimlerine etki eder mi?..

 

PİAR Araştırma Şirketi'nin yaptığı son Nisan Ayı Seçim Anketi'ne göre şu anda AKP-MHP ittifakı yüzde 44,2; CHP yüzde 23,4; İYİ Parti yüzde 17.5; HDP yüzde 12.1; Saadet Partisi ise yüzde 2.5 oy oranına sahip. Aynı ankete göre, muhalefet ittifak kurarsa (ki anketin yapıldığı Nisan ayından sonra, geçen hafta içinde bu ittifak kuruldu), sonuç AKP-MHP ittifakı yüzde 44.7; CHP-İYİ Parti-SP-DP iktidarının oyları yüzde 40.2; HDP'nin oyu ise yüzde 14.9 oluyor. Yani bir kısım CHP seçmenin sağ partiler ile ittifaktan dolayı HDP'ye oy vereceği sonucu ortaya çıkıyor. Bu sonuçlara göre ikinci turda kimin Cumhurbaşkanı seçileceğini HDP oyları belirleyecek. Tayyip Erdoğan'ın karşına çıkacak ismin HDP seçmenine daha yakın bir kişi olması, bu turda muhalefetin adayının şansını arttırıyor. HDP seçmeni yani Kürtler Tayyip Erdoğan'a oy verir mi? Mantıken, bu seçmenin Erdoğan'a oy vermesi çok saçma olmaz mı? Erdoğan yıllardır Kürtlere karşı çok kapsamlı bir politika yürütüyor. Bundan dönmesi mümkün mü? Hiçbir partinin tutumu şu anda Erdoğan'ınki kadar katı değil. Öbür taraftan Erdoğan'ın, daha önceden de olduğu gibi, bir politik manevra yaparak Kürt seçmenin oyunu hedeflemesi ihtimali olabilir ama bunu yaparak ne kadar seçmeni kandırabilir ve bunun karşılığında kimlerin oyunu kaybeder? Dolayısıyla şu anda Erdoğan'ın Kürtleri memnun etmek için kullanabileceği manevra kabiliyeti sınırlı diye düşünüyorum.

 

GÖZLEM – Anayasa Mahkemesi’nde CHP’nin “seçim yasasında yapılan değişikliklerin bazı maddelerinin iptali için” yaptığı başvuru var ve Yüksek Mahkeme bu başvuruyu gündemine aldı. AYM’nin “bu değişikliklerinden bazılarını seçimden önce anayasaya aykırı bularak iptali” durumunda, 24 Haziran seçimlerinin iptal edilmesi gündeme gelecek. Ankara kulislerinde, Recep Tayyip Erdoğan’ın “seçim anketleri kendisi ve AKP için riskli sonuçlar vermeye başlarsa, AYM’nin böyle bir karar almasını teşvik edip seçimi iptal etmek imkânını elinde tuttuğu” konuşuluyor, ne diyorsunuz?..

 

Tayyip Erdoğan seçimi kaybedeceğine inanırsa, her şeyi yapabilir. Yani her şeyi yapabilir demekten kastım, kendisine göre en mantıklı, en kolay yöntemi bulup seçimleri iptal ettirebilir. Tüm yetkiler tamamen kontrolü altında. Bu adımları atmaktan çekinmeyecektir.

 

 

GÖZLEM – CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı için, “Erdoğan’ı çıldırtacak / Sürpriz / Büyük ses getirecek / Cuma günü büyük bir törenle açıklayacağız” açıklamaları yapıldı. Kılıçdaroğlu “Bizim adayımız seçim meydanlarında kavga etmeyecek, ben edeceğim” dedi. Sonunda, önce Melih Gökçek, sonra da Kılıçdaroğlu adayı açıkladı; Muharrem İnce. Milletvekilleri ve İl Başkanları arasında yapılan nabız yoklamalarında “Muharrem İnce” adı ağır basmıştı, ama İnce “Kılıçdaroğlu’nun tarifine uyan” bir aday değildi. Yılmaz Büyükerşen, İlhan Kesici gibi isimler, Kılıçdaroğlu’nun “kavga etmeyecek aday” tarifine daha çok uyuyordu. Bu seçimi nasıl karşılıyorsunuz?..

 

CHP'de konuşulan adayların karakterlerini açıkçası çok yakından bilmiyorum. İnce, hitabeti ve propaganda yeteneği açısından Tayyip Erdoğan ile mücadele edebilecek birisi. HDP'lilerin tutuklanmasına yol açan dokunulmazlıkların kaldırılmasına Meclis'te açık bir şekilde karşı çıkmıştı. Ama yine de HDP seçmeninin çok tercih etmeyeceği bir aday olacağı da bazı HDP'ye yakın gazetelerde dile getirildi. Meral Akşener'e göre HDP seçmeninden daha çok oy alacağı kesin ama SP seçmenine ne kadar hitap eder bilemiyorum.

GÖZLEM – Sizce “ikinci tur olursa”, Erdoğan’ın karşısına sandıktan hangi aday “ikinci olarak” çıkabilir; CHP adayı İnce mi, İyi Parti adayı (Akşener) mı, Saadet Partisi adayı (Karamollaoğlu) mı?..

 

Yukarıdaki mevcut seçim anketi sonuçlarını tekrar hatırlatmak gerekirse, yüzde 45 AKP-MHP ittifakı, yüzde 40 CHP-İYİ Parti-SP-DP ittifakı yüzde 15 HDP, yani Kürt seçmen oyları. Bu tabloya bakıldığında ikinci turda belirleyici olacak kesimin HDP seçmeni olduğu görülüyor. Buradan yola çıkarak ben Erdoğan'a karşı CHP adayının daha büyük şansı olduğuna inanıyorum. Çünkü ben Kürtlerin yerinde olsam Erdoğan'ın karşısına kim çıksa ona oy veririm. Kürtlere kim Erdoğan'ın yaptığını yapmıştır ki? Ben bir de FETÖ'nün etkisinin ne kadar kaldığını, ne kadar ağırlığı olacağını merak ediyorum.

 

GÖZLEM – Hükümet, “çoğu önceki seçimde CHP başta muhalefetin vaatlerinden toparlanmış” bir “müjde paketini” seçime 50 gün kala Meclise sundu. Pakette her kesime “maddi vaatler” var. Önceki seçimde “muhalefet vaatlerine karşı çıkan” ve de Mehmet Şimşek başta “Bunlar gerçekleştirilemez, ekonomi sarsılır” diyen AKP’nin yetkili isimlerinin açıklamaları unutulmadı. Ekonomi “büyük bir krizin kıyısında bulunurken” bu müjde paketi nasıl yorumlanabilir?..

 

Zor duruma düşmüş milletin büyük bir kesimine bir "seçim bahşişi" olarak yorumluyorum. Tabii bu kesim bu avantajlara karşın oy verir mi onu bilemiyorum. Muhalefet iktidarın bu adımına karşı, "Devlette süreklilik esastır" diyerek vaat edilen teşviklerin iktidara gelmeleri halinde aynen uygulanacağını taahhüt edip, bu sözde avantajı nötralize edebilir. Burada enteresan olan bir başka konu Erdoğan'ın en kritik günlerde, dünyanın bir ucuna gitmiş, oralarda zaman geçiriyor olması.

 

 

GÖZLEM –  Kuzey Suriye’de “Afrin yetmez; sıra Mengüç / Fırat’ın Doğusu / İdlip’te açıklamalarının, “Guta / Duma” hesap sormalarının birdenbire kesilmesi ve Türkiye gündeminden çıkarılması, sizce hangi anlama geliyor; yorumunuz?

 

Çünkü seçim gündeme girdi. Bu Suriye konusunun Türkiye'nin gündeminden çıkmasının kasıtlı olduğunu düşünmüyorum. Türkiye kendi derdine düştü, o yüzden bu konu gündemden çıktı.

 

GÖZLEM – Güney ve Kuzey Kore arasındaki “barış adımları” art arda geliyor; “spor ile başlayan” adımlar, liderlerin görüşmeleri, el sıkışmaları ile “tarihi adımlara dönüştü”; görüşünüz?..

Çok iyi bir gelişme. Dünyanın en birbirine yaklaşmaz diye düşünülen iki liderin bir araya gelmeleri bir anda olumsuz havayı değiştir. Hiç şüphesiz bunun dünya geneli için de şu veya bu şekilde olumlu yansımaları olur.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Website Security Test