Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türkiye ne kadar vazgeçilmez acaba?

4.5.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye, Ortadoğu gibi hayati öneme haiz bir bölgede bulunuyor. Pek çok önemli olayların tam ortasında yer alıyor. Bu nedenle de başı beladan pek kurtulmuyor. Bunu ben değil "Tarih" söylemektedir. Çünkü tarihin sayfalarındaki anlatımlar pek iç açıcı değildir. Bunda dış güçlerin etkisi ne kadardır? Bizim, kendimizin yaptığı hata ve yanlışların etkisinin ne olduğu araştırma konusudur. Ne yazık ki tarihçi yönünden pek "zengin" ülke değiliz. Olaylara “tarihçi” gözüyle bakan çok az tarihçimiz var. Çoğu olaylara kendi penceresinden “maksatlı” ya da “takkiyeci”dir. Olaylara tarafsız bakamıyorlar. Bu durumda benim aklıma şu soru geliyor? Biz dünya coğrafyasının bu önemli noktasında bulunmamıza rağmen ne kadar vazgeçilmeziz acaba?

Bunun cevabı aklımı kurcalarken, hafta sonu gazetelerde bazı haberlere rastladım.

Öncelikle, NATO Genel Sekreteri Jeans Stolten, bakın ne diyor ülkemiz için: “Türkiye NATO için kilit bir ülkedir. Bunu anlamak için haritaya bakmak kafidir.”  

Stolten, bu açıklamayla ne demek istiyor? NATO Dış İşleri toplantısında, Batı ülkelerine Türkiye’nin ittifak içindeki yeri ve rolünü sorgulayan basına verilmiş güçlü bir mesajdır.

Çünkü “Ortak savunma sistemi” içinde Türkiye’nin gücünü biliyor. İŞİD’in yenilmesinde, küresel koalisyonun alt yapısında Türkiye olmadan mümkün olmayacağını biliyor.

Aylık NATO toplantılarında Türkiye olmaksızın karar alamayacaklarının da bilincinde.

Türkiye’nin stratejik konumda bir ülke olduğunu söylüyor. Özellikle haritayı işaret ederken, Türkiye’yi kilit ülke ve teröre karşı verilecek mücadelede birlikte çalışmaya mecbur oldukları bir ülke olarak görüyor.

Ayrıca Türkiye’nin "Göçmen" konusunda da kilit bir ülke olduğunun farkında. Mültecilerin AB ülkelerine geçişlerinde kapıların açık ya da kapalı olmasını sağlayan ülkenin Türkiye olduğunu biliyor. Ayrıca Afganistan’da, NATO teşkilatının lider ülkelerinden biri.

Türk Ordusunun ve askerinin gücünün ne olduğunu bilen bir sorumlu.

Burada varacağımız sonuç şudur. Türkiye, NATO için AB ve Amerika’nın vazgeçilmezidir.

NATO Türkiye’den vazgeçemez. İlişkilerin zedelenmesi halinde, AB ve ABD yetkililerini “Aklı başında" olmaya davet eden bir teşkilattır.

Peki, Türkiye NATO’dan vazgeçebilir mi? Hayır, ancak temkinli, dikkatli olmakta fayda var. Türkiye, NATO’nun bir parçası olduğunu ve sorumlulukları bulunduğunun bilincinde olmasında fayda var. Çünkü haritadaki yeri Türkiye’yi bu sorumlulukta davranmanın önem göstergesidir.

 

AB ülkelerine gelince

 

Türkiye’nin asıl sorunu AB’ye tam üye olmak mı, olmamak mı? Bu iki sorunun cevabı gelecek için yolumuzu da belirliyor. Türkiye’de hiçbir iktidarın AB’ye tam üye olmak için gerekenleri yaptığını zannetmiyorum. AB’nin de Türkiye’nin tam üyeliği için samimi olduğuna inanmıyorum.

Asıl sorun burada yatmaktadır.

Avrupa Birliği’ne giden süreç ikinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan “ekonomik tahribatı” toparlamak arayışıyla başladı. Bir daha bir Dünya harbi yaşamak istemiyorlar. Bunun içinde “ekonomik güç” etrafında birleştiler. Birçok "Prensibi" de vazgeçilmez olarak kabul ettiler.

Sonuç olarak biz AB ülkelerini anlayabildik mi? Zannetmiyorum. Bir defa din farkımız var. Bu fark “Ortak Akılın" da önüne geçiyor AB için. Değer yargılarımız, yaşam tarzlarımız çok farklı.

Asıl önemlisi ise siyasi iktidarlarımızın hiç biri bu güne kadar AB üyeliğini tam olarak istemedi. Bundan sonra da olmayacak.

Biz iki defa Sayın Bülent Ecevit ve Sayın Süleyman Demirel iktidarlarında bu fırsatları yakaladık ama nedenleri farklı bir şekilde iş tavsattık ve kaçırdık.

Son olarak AKP iktidarında yine AB’ye tam üyelik için gerekli adımlar atıldı, karşılıklı davetler, törenler yapıldı. Ama ne yazık ki, AKP’nin fikri ve değerler yapısının bu iş için meraklı olmadığı ortaya çıktı

AKP bu işi Türkiye’nin AB ye değil, daha ziyade "Dini " yapılanmadaki önceliklerin kabul ve teşkilatlanmasında bir fırsat olarak gördü. Adımlarını bu doğrultuda atarak, bu günkü "Türkiye tablosunun "gelişmesini sağladı.

Türkiye’nin maalesef bu günkü fikriyatı ve görüntüleri ile artık bu birliğe katılma istediğinin olmadığı, AB’nin de kullandıkları diplomatik dil ve tutuma bakılırsa bizi istediklerini sanmak bir hayli güç olacaktır.

NATO bizden vazgeçemez, ama AB’nin istediğini ve bizimde onu istediğimizden her zaman şüpheli oldum.

Ancak gönül ister ki, Türkiye’nin dünyada mevcut 58 İslam ülkesi gibi, ecir, ikinci sınıf, geri ülke durumunda değil, bağımsız ama ortak akıl güdümünde, ekonomik, laik ve gelişmiş ülkeler gibi bir konuma geleceği bize tattıracak, adımları atmasıdır.

Bunun şartları da “Devlet” ve “Din” işlerinin ayrıldığı bir "ortak akılın" siyasetçilerimize hakim olmasıdır. Gerisi boş laf kalabalığıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Website Security Test