Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bahçeli; “yanlış hesap” abonesi mi?

27.4.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bu kaçıncı; tam “gol attım” derken ve sevinirken, bir de bakıyoruz ki, “Gol de değil, goller yemiş” ve sahadan mağlûp ayrılmış, hem de açık farkla!..

Devlet Bahçeli’nin, “siyaset sahnesine ‘lider’ olarak çıktığından beri başından geçenleri ve de partisinin başına getirdiklerini” şöyle bir hatırlayın, bana hak vereceksiniz!..

İşte, “gene” tam da “Gol attım” dediği günlerde “öyle bir gol yedi” ki, unutulamaz!..

“Cumhur İttifakını” yapmışsın, “kendini ve partini, ‘yüzde 10 barajına takılma’ riskinden kurtarmış, ‘Meclisteyiz’ garantisine almış” ve daha “ortaya sandık konmadan ‘kazançlı çıkan’ olmuşsun”, daha ne istiyorsun?..

Ah şu hırs, ah şu “intikam alma hazzını duyma” ihtirası yok mu, bir “lider” ona nasıl yakalanır?..

“İyi Parti’yi seçime sokmamak” hedefini güden, “Akşener ve arkadaşlarına, kendisine ve partisine yaptıklarının bedelini ödetmek isteyen” bir adımı atmak, bak “Cumhur İttifakı Bayramını nasıl sonlandırdı” ve kim bilir daha nelere mal olacak?..

Birdenbire, tam bir “emrivaki çıkışı” ile önerdiğin “erken seçimi” hatta “baskın seçime çeviren” kararı almaya “Cumhur İttifakı’nın büyük ortağını da mecbur eden”, o adım neydi, öyle?..

Tam “İşi sandığa kalmadan bitirdik” derken, Kemal Kılıçdarıoğlu’dan gelen ve “İyi Parti’ye grup kurdurup, seçim yolunu açan” hamle ile karşılaşmak ve “seçime kadar karşıdan gelecek başka hamlelerle ‘şah / mat’ riskini yaşamaya başlamak” nasıl bir şey?..

Bu kaçıncı “yanlış hesap”, bu kaçıncı “hata”, şimdi kendi kendinize sorun bakalım; “24 Haziran’da gene seçim mağlubiyeti gelirse” ne olacak?..

İzmir’de “Durup dururken başımıza iş açtı; daha 1.5 yıl iktidardaydık, seçimlere dört başı mamur hazırlanacaktık” diyen AKP’li, yıllardır AKP’ye oy veren arkadaşlarım var; haksızlar mı?..

 

Haftanın Adamı

Kemal Kılıçdaroğlu

Sütun sütun yazmama gerek yok, yaşayıp geliyoruz; “Haftanın Adamı olmayı” hak etmedi mi Kemal Kılıçdaroğlu?..

Hem de “açık ara” hak etti ve “ilk defa”, evet ilk defa “siyasetin büyüklü küçüklü bütün aktörleri, ‘onun yazdığı bir senaryoda’ beraberce sahneye, ramp ışıklarına çıktılar”; daha ne olsun?..

 

Budha’yı da, Zorba’yı da seven biri var!..

İlk defa “bir kitap için” böyle bir gece tertiplendiğini gördüm ve yaşadım. Dostum, meslektaşım Ünal Ersözlü yazmıştı kitabı; “Dört Gün Budha, Üç Gün Zorba” idi adı.

Şairdi sevgili Ünal, “ödüllü” şiirleri ve kitapları çoktu. Doğrusu ya, “Dört Gün Budha, Üç Gün Zorba” benim için sürpriz olmuştu; yüzlerce sayfalık bir “aydınlanma / felsefe” kitabıydı ve “mesaj” doluydu. Kitapta “filozoflar, düşünürler, inançlar” adeta resmi geçit yapıyor, “bitmesini istemediğim” gece de “onun adına” yapılıyordu.

Ve bir itiraf; doğrusu ya, “dünyanın ve ülkemin, halkımın ve mensubu olduğum basınımızın zor ve sıkıntılı günler yaşadığı” bugünlerde, benim için “zor ve günde ancak 5 - 10 sayfasını okuyabildiğim” bir kitap oldu, Dört Gün Budha, Üç Gün Zorba!.. (Acaba “Dört Gün Zorba, Üç gün Budha” olsa daha mı kolay okurdum?..)

Ne var ki, işte “o ‘zor’ kitabın gecesinde saatlerin nasıl geçtiğini” anlayamadık bile. Sevgili Ünal’ın perdedeki Bilge Egemen’in hazırladığı belgeseli, Doğan Hızlan’ın “kitabını anlatan” açış konuşması, sanatçı Hülya Savaş başta, “arkadaşları, yoldaşları olan” şairler, yazarlar, sinema yönetmenleri Tuğrul Keskin Nebil Özgentürk, Namık Kuyumcu, Nevzat Çelik, Yüksel Aksu tarafından okunan şiirleri, anekdotlar, anılar…

Bir başka “tatlı” sürpriz; sevgili dost Nihat Demirkol tarafından bestelenen şiirinin yine Nihat’ın piyanoda eşliği ile bariton Alparslan Mater tarafından seslendirilmesi…

Ve nihayet, “sunuculuğunu sevgili Volkan Severcan’ın yaptığı gecenin organizasyonunda” eşi Efsun’un önemli bir rol aldığını, Folkart’ın sponsorluk yaptığını” öğrendiğimiz gecenin, Ersözlü’nün “teşekkür” konuşmasıyla sona erişi… Dost sohbetleri ile sürüp giden sımsıcak kokteyl!.. Keşke “böyle geceleri” bol bol yaşayabilsek.

Sevgili Ünal’ın “teşekkür konuşması” sırasında düşündüm; “Dünyada, Ünal gibi ‘babasının sözünü’ dinleyen ve ‘hayat boyu hedef yapan” kaç çocuk vardır, acaba?”

O baba, “doğduğu günlerde” kulağına fısıldamış; “Ün – al”, sonra da ilave etmiş; “Er – sözlü ol!..”

İşte aradan neredeyse “60 yıl geçmiş”, Ünal “ün ala ala” bugünlere gelmiş; dahası “er – sözlü olmasa”, onca ödül alan şiir ve kitap, üstüne “Dört Gün Budha, Üç Gün Zorba” yazılabilir miydi?..

Sözün Özü

Bilgisayarımda, Anekdot arşivimde dolaşırken, bir anekdota rastladım; “dünden bugüne” her zamana uygun!

“Büyük ve ünlü” adamların doğdukları ya da yaşadıkları evlerin üzerine, onlar öldükten sonra birer yazılı levha koyma âdetinden söz ediliyormuş.

“Kendini ‘şiir kralı’ olarak ilan eden, gazetelerin reklam sayfalarında şiirleri ile beraber kendini ve şiirlerini öven ilanlar yayınlatan, broşürler dağıtan” Florinalı Nazım, Süleyman Nazif’e sormuş: “Üstat, ben öldükten sonra evimin kapısına koyacakları levhaya acaba ne yazarlar?”

Süleyman Nazif, hiç düşünmeden anında cevap vermiş; “Kiralık Ev!..”

Hımmm, 62 yıllık gazetecilik hayatımda gördüm, okudum, dinledim ve anladım ki ki; “sadece bugün değil” her devirde “kiralık ev” vardı, dahası, “onların yanında” da bol bol “satılık ev” levhaları!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test