Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Deniz yolu, Fethiye Marinası, Torlar

20.4.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Fethiye, Göcek, Marmaris ve Selimiye’yi en güzel zamanında gezip görme fırsatım oldu önceki hafta. Urla’da oturan komşum Uğur Kasapoğlu, çok eski bir dostumun ortaokuldan sınıf arkadaşı çıkınca, ahbablık pekişti. Uğur Bey beni davet etti. 52 feet bir Amel Fransız teknesi var. Kendisine “Guru” lakabını taktım. Denizcilik konusunda gerçekten bir guru. Safkan bir denizci.

Teknesi ile birkaç yıl önce Atlantik’i geçmiş. Son iki yılda yazları şöyle bir Fransa’ya, İspanya’ya uzanıyor. 82 yaşında ve benden daha formda. Sabahları karada olunca yoga yapıyor ve ağırlık kaldırıyor. Renkli giyinmeyi seviyor.   Mesleği uzun yol kaptanlığı imiş. İstanbul’da yetişmiş, sonra dünyanın her yerinde uzun yol kaptanlığı, Londra ve Belçika’da da gemi şirketlerinin genel müdürlüğünü yapmış. Eşi ölünce de kendisini “yelkenlisine adamış” demek doğru olur herhalde. Tek başına iki direkli teknesini virtiöz kullanıyor.

Göcek enfes bir yerleşim denizi, mekanları ile Nisan ayında tam bir cennet. Fethiye “Marina”sında içinde yüzen izmaritleri ve pislikleri gösteren bir resim çektim. Altta yayınlıyorum.

Bir resim, bin kelime. Kendi gözümle Marina içinde demir zımparası yapıldığını ve tozun marinada denize düştüğünü gördüm. Özetle dalgakıranı bile olmayan yüzen iskelelerden ibaret olan bu Marina’da inanılmaz geceleme ücreti almaktan da geri kalınmıyor. Fethiye koyu bir nevi büyük ölüdeniz. Bu Marinanın Fethiye’den uzağa alınması ve tercihan güneş enerjisi ile çalışan botlarla şehre gidiş gelişin organize edilmesinde büyük fayda var. Benzer şeyleri daha önce de Dalyan hakkında yazmıştım. Tabii yazmaya gerek yok Selimiye ve Orhaniye Milta Marina’da da benzer durumların başlangıçları var. Oraları koyun içinde, koyun içinde, koy şeklinde. Birkaç yaz daha yazar sonra da pes ederim herhalde. Denizde ne yapılır? Ve Sadun Boro’nun vasiyeti, Gündoğan ve Akyaka yazılarım da konu ile ilgili. Biz Okluk koyuna binlerle ağaç keserek üç şeritli yol ve devasa Trump’un Meksika sınırına yapmak istediği tür duvarlar yapmak ile meşgulüz. Bir gece Orhaniye’de Mavi Yengeç Butik Otelde kaldım. Büyüleyici bir manzara ve çok güzel bir hizmet.

Arabayla dönerken Çine’ye az kala yolda muhteşem kayalıklar gördüm. Uludağ’da (Kurtkaya), İskoçya’da benzerini görmüştüm. “Seyrisefa” denilen Yörük çadırında yemek yerken merak ettim, Cahit Helvacı, Mahir Vardar ve Murat Yapça’ya çektiğim resimleri yolladım. Ülkedeki kaya formasyonları hakkında ünlü hocalar bu dostlarım. Sonra oradaki bir öğretmenden “Tor” ismini duydum. Özetle su ve sıcak soğuk farkları ile oluşan güzel biçimli kayalarmış bunlar. “Gneiss oluşumları” da diyorlar veya Çine Torları. Türkçe internette yazılanlar gibi sadece İskoçya ve burada bulunmuyorlarmış. Hocalar “Her yerde oluşabilirler” dediler. Nitekim Almanya’dan Afrika’ya, Alaska’dan Asya’ya varlar. Sadece Vikipedi’deki listede Türkiye yok. Hoş, Vikipedide Türkçesi de daha yok ve sanıyorum zaten Vikipedi hâlâ yasaklı burada. Her neyse. İnanılmaz bir turist atraksiyonu olabilir. Bir fotoğrafçının gezip resimleyip, akıllı telefonundan koordinatlarını verip haritada işaretleyip internette yayınlaması büyük bir yardım olur turizmin gelişmesine. Hatta teşvik için bir adım daha atayım. Akıllı cep telefonu olan bir genç bu işi yaparsa Kertenkele Kaya’nın karşısındaki misafirperver Seyrisefa’da (barajın seyir yerine dönerken köşede) yemeklerinin ücretini ben karşılarım. Buradan da yayınlarız. Ps. Yazının sonunda resmin en sağına bakınca insan isterse bir Şahin başı da görüyor. Acep Şahin Kaya ismi daha mı çok satar?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test