Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

ABD Ve Rusya Mermiyi Namluya Sürmüşlerdi

13.4.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Başkan Trump’ın, ABD’nin Suriye’den çekileceğini açıklamasının ve Rusya, İran ve Türkiye’nin Ankara görüşmelerinde alınan kararların hemen ardından, Duma’da Esad rejimi tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen kimyasal saldırı ve sonrasında yaşanan gelişmeler; haberin kaynağı, gösterilen tepkiler, algı yaratma çabaları, son zamanlarda moda olan sosyal medya diplomasisi ve doğal olarak da bölge ile ilgili diğer bütün gelişmeleri geri plana atması yönleriyle dikkat çekicidir.

Bilindiği gibi haberin kaynağı, Beyaz Baretliler isimli insani yardım örgütüdür. Haber; faili de işaret eden bir ifadeyle “Duma, rejim güçleri tarafından kimyasal silahlarla vuruldu” şeklinde verilmiş ve kısa sürede rejimle savaşan muhalifler tarafından teyit edilmiştir. Beyaz Baretliler’in; çeşitli mesleklerde görev yapmış sivillerden oluşan, arama kurtarma konusunda uzmanlaşmış bir insani yardım örgütü olduğu söylenmektedir. Oysa bir silahın hangi yönden, hangi kaynaktan, hangi bölgeden, ne mesafeden ateşlendiğini tespit etmek ayrı bir uzmanlık alanıdır ve teknik bilgi, teknik donanım gerektirir. Beyaz Baretliler’in böyle bir yeteneği var mıdır, olması gerekli midir, varsa bu askeri yeteneği ne amaçla, kimden eğitim alarak edinmişlerdir? Ayrıca; sadece insani yardım amacı taşıyan bu örgütün, daha büyük insani felakete yol açacak şekilde faili işaret etmesi uygun mudur, hangi amaca hizmet eder? Rejimle savaşan muhaliflerin teyitleri ne derece güvenilir olabilir?

Bu kimyasal saldırıda, bazı haber kaynaklarına göre 40-45, bazılarına göreyse 70-80 kadar insanın hayatını kaybettiği iddia edilmektedir. Kuşkusuz bir tek insanın bile hayatını kaybetmesi çok önemlidir ama Esad rejiminin, bu kadar zayiat verdirmek için; bir topçu bataryası, bir füze, bir uçak bombası kullanılması yeterli olacakken, bütün dünyanın tepkisini çekecek ve hem kendisini hem de müttefiklerini zor durumda bırakacak şekilde kimyasal silah kullanmasına anlam vermek zordur. Üstelik ABD’nin Suriye’den çekileceğini açıklamasının, Rusya, İran ve Türkiye’nin ülkesiyle ilgili önemli bir adım atmasının hemen ardından… Ayrıca, Esad rejiminin; kendi toprakları üzerinde, dünyanın en güçlü ordularının savaşmasına ve ülkesini enkaza çevirmesine yol açacak böyle bir eyleme neden kalkışacağını anlamak da zordur.

Anlaşılması zor konulardan birisi de ABD’nin; kimyasal saldırı iddiasının BM bünyesinde kurulacak yeni bir mekanizmayla soruşturulmasını, Rusya’nın ise soruşturmanın BM Güvenlik Konseyi (BMGK) bünyesinde yapılmasını istemeleridir. Bunun yanında Esad rejimi de Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW)’nü incelemeler yapması için Duma’ya davet etmiştir. BMGK; bildiğimiz kadarıyla konuyu her yönüyle açığa çıkarabilecek imkân ve kabiliyete sahiptir. Nitekim daha önce Irak’ta, Suriye’de ve diğer savaş bölgelerinde pek çok olayı incelemiştir. BM bünyesinde böyle bir mekanizma varken ABD’nin yeni bir mekanizma kurulmasını istemesi ve OPCW’nin “sadece kimyasal silah kullanılıp kullanılmadığını tespit edebileceğini, kaynağını tespit edemeyeceğini” ileri sürerek inceleme sonucunu peşinen geçersiz göstermesi, Trump’ın sosyal medya üzerinden mahalle kabadayısı tavrı sergilemesi, Rusya’nın aynı tavırla cevaplar vermesi pek çok soru işaretine neden olmaktadır.

Müdahil ülkelerin istihbarat örgütleri Suriye’deki çalışmalarını sürdürmektedir. En uygun çalışma ortamı da insani yardım örgütleridir. Bu kadar küçük çapta bir kimyasal saldırı ilgili her ülke, her terör örgütü tarafından yapılabilir. Bu saldırı Esad rejimi hariç herkesin de işine yarar. Bu nedenle failin ya da provokatörün başka yerde aranması, bölgenin güvenli geleceğini garanti altına almak için bütün bağımsız örgütlerin ve bölge ülkelerinin tarafsız bir şekilde olayı aydınlatmaya çalışması gerekmektedir. Kısa vadeli çıkarlar gözetilerek atılacak her adım, uzun vadede; Türkiye de dahil olmak üzere bölge ülkelerinin aleyhine olacaktır. ABD ve Rusya mermiyi namluya sürmüşlerdir ve çatışma alanı sınır komşumuz Suriye topraklarıdır. Bu aşama henüz itişme aşaması gibi görünmektedir ama bizim açımızdan; ulusal çıkarlarımız doğrultusunda, zamanın ruhuna uygun “bağımsız” stratejik hamleler yapmamızın zamanı gelmiştir ve geçmektedir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Rafet Üstün

14.04.2018 - 01:58
Tramp Suriyeden cekilegiz dedi onların oradan Esad ölmeden cekilmesi İsraillin işine gelmezdi tüm dünyayı ayaga kaldırarak Sıriyeyi üçe bölerek bir kaos içinde terk etmek gerekirdi bunun için böle bir kirli oyun gerekli idi İsrail ajanları bu oyunu oynadılar ama bu defa kimse yutmadı
Yazarlar
Website Security Test