Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kooperatifçilik ve İzmir modeli

13.4.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kooperatifçilik bizim sevdamızdır… Geçmişten günümüze uzanan aile geleneğimizde, örgütlü bir yurttaş olmanın bilinci adeta yüreklerimize kazınmıştır… Her daim iyinin, doğrunun, haklının, toplumculuğun türküsünü söyleriz kuşaktan kuşağa…

İşte hayata bu bakışımızdır ki, bizi daha ilk gençlik yıllarımızda kooperatif hareketi ile buluşturmuştur. Yıllarca hem bir üretici ortak ve hem de bir çalışan olarak, kooperatifçilik alanında uğraş verdik; üstelik de büyük bir coşkuyla ve heyecanla... Dolayısıyla kooperatifçiliği her daim önemseriz ve bu örgütlenmeye büyük değer veririz…

Yıllar sonra bütün bunları anımsamamızın ve yazmamızın elbette bir nedeni var; son dönemde İzmir’in kırsal kesiminde yaşanan başarılı kooperatifçilik örnekleri ve bir de Cumhuriyet gazetesinde okuduğumuz bir makale…

Kooperatifçilik yeniden canlanıyor

İzmir’in kırsal kalkınmasında ardı ardına yaşanan başarı öykülerine tanık oldukça, doğrusu eski bir kooperatif aksiyoneri ve sevdalısı olarak göneniyoruz. Başta İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) olmak üzere, yerel yönetimler; köylülere, üreticilere yol gösteriyorlar ve her türlü desteği veriyorlar. Böylece hem yörenin ekonomik kalkınmasına katkı koyuyorlar ve hem de toplumsal belediyecilik anlayışını hayata geçiriyorlar.

Tire Süt Kooperatifi, Ödemiş’in Bademli beldesinin fidancılık kooperatifi, Bayındır’ın ve Urla Bademler’in çiçekçilik kooperatifleri ve daha pek çoğu, kırsal kalkınma alanında başarı öyküleri yazıyorlar. Son günlerde bu başarılı örneklere, Seferihisar’da enerji üretim kooperatifi ve Tire’de dağ köyleri üreticilerinin ürünlerini değerlendirmek amaçlı oluşturulan yeni örnekler ekleniyor. Ayrıca köy ve ev kadınlarının emeğini değerlendirmek üzere kooperatifler de kuruluyor. Kırsal kesimin kalkınmasında örnek bir model oluşturan bu girişimlere, kısaca ‘İzmir Modeli’ diyoruz. Bu işe önderlik eden, emek veren, katkı koyan herkesi kutluyoruz.

‘Birlikten kuvvet doğar’

Bütün bunları düşünmemize ve geçmişin kooperatifçilik uğraşıları içinde bir anı yolculuğuna çıkmamıza bir başka vesile de, 2 Mart günlü Cumhuriyet’te Özlem Yüzak’ın yazdıkları oldu. Yüzak, yazısında şöyle diyordu:

“Tabana dayalı eşitlikçi kalkınma modelinin en yaygın örneklerinden biri kooperatifler ve kooperatifçilik. İnsanlar tek başlarına yapamayacakları işleri ‘birlikten kuvvet doğar’ sözünü dikkate alarak birlikte yapabilmenin yollarını aradılar ve neticede kooperatifler kurdular. Gelişmiş toplumların özellikle de Avrupa ülkelerinde ekonominin hâlâ en önemli itici gücü. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde kooperatifçilik aynı gerekçelerle Türkiye için de kalkınmanın itici gücü oldu.”

Manchester’de yaşadığımız tarihi olay

Yüzak, yazısını şöyle sürdürüyor: “Yine dönelim dünya kooperatifçiliğine... 1995 yılında İngiltere’nin Manchester kentinde 7 ilke kooperatifçiliğin evrensel ilkeleri olarak bütün ülkelerce kabul edildi. Bu maddeler: 1- Gönüllü ve Açık Ortaklık (Serbest Giriş), 2- Demokratik Ortak Kontrolü, 3- 0rtağın Ekonomik Katılımı, 4- Özerklik ve Bağımsızlık, 5- Eğitim Öğretim ve Bilgi, 6- Kooperatifler Arasında İşbirliği, 7- Toplumsal Sorumluluk. Bu ilkeleri hakkıyla yerine getiren kooperatifler büyüdü, üyelerini de zenginleştirdi. Hatta içlerinden bazıları dünyada önde gelen markalar haline geldi.”

Yüzak’ın sözünü ettiği, Manchester’de gerçekleştirilen Uluslararası Kooperatifler Birliği’nin (ICA) 100’üncü yıl kongresine, biz de, o zamanki Tariş’i temsilen katılmıştık. Bundan tam 23 yıl önce, kooperatifçiliğin 7 evrensel ilkesinin kabul edildiği bu tarihi kongrede bulunmuş olmanın onurunu, her daim belleğimizde taşıyor ve yüreğimizde duyumsuyoruz…

Şekerden sonra sıra sularımızın satılmasında

Bir yandan, toplumcu yerel yönetimlerin ve bir grup kooperatif gönüllüsünün, adeta iğneyle kuyu kazarcasına yarattıkları güzel örneklere tanık olurken; diğer yandan, siyasal iktidarın, şeker fabrikalarını ve kooperatiflerini yok edecek özelleştirmelerinin ardından, şimdi de kırsal kesimde yer altı sulama birliklerini yok edecek girişimlerini endişeyle izliyoruz.

Şeker fabrikaları örneğinde olduğu gibi, yeraltı sularının özelleştirilmesi girişimlerini başlatanları, bu konularda bir kez daha düşünmeye ve kamuoyunun sesine kulak vermeye çağırıyoruz. Önerimiz ve dileğimiz; yerel yönetimlerin ve kooperatiflerin temel direğini oluşturduğu ‘İzmir Modeli’nin, bütün ülkede örnek alınıp yaygınlaştırılması… Toplumsal kalkınmanın kaldıracı olacağını düşündüğümüz kooperatiflerin, hayatın her alanında etkin olması…

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test