Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

CHP açmazına çözüm!..

30.3.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bu üçüncü haftadır CHP yazıyorum, aslında 3 hafta değil, 53 hafta yazsam, yazacaklarım bitmez, siz değerli okurlarımın da okuyacakları bitmez.

Dile kolay, Ankara’da Rüzgarlı Sokakta, “o zaman CHP’nin yarı resmi yayın organı gibi olan” (Resmi olanı Ulus Gazetesi idi) Yeni Gün Gazetesi’nde 1956’larda başlayan “profesyonel gazetecilik” hayatımda bugüne kadar 62 yıldır CHP’yi yaşadım, yazdım, çizdim!..

O günden bu yana, “merkez sağ ve sağ” partilerde “genel başkan” olarak “iktidara gelen, iktidara ortak olan” Adnan Menderes / Süleyman Demirel / Turgut Özal / Alpaslan Türkeş, Necmettin Erbakan / Recep Tayyip Erdoğan gibi liderleri tanıdım, yazdım.

Onların karşısına, “merkez sol ve sol”, ülkenin “gerçek demokrasiye geçiş” süreci olan 1950’den beri, “CHP / DSP üzerinden ve koalisyonlarla iktidara gelebilen lider olarak” sadece “tek partili dönemden kalan” İsmet İnönü’yü ve Bülent Ecevit’i çıkarabildi. “En gözde 3’üncü genel başkan” Deniz Baykal dahil, “diğeri” bir türlü “halkın lideri olamadılar” ve “genel başkan” olarak kaldılar!..

Evet, işte “sağa karşı, solun en büyük açmazı” da burada idi; “Liderlere karşı Genel Başkanlar” ve “genel başkanlar” hep mağlup oldular!..

“Lider” başka şeydir, “Genel Başkan” çok başka şey; bizim gibi ülkelerde “halk lidere bakar”, ona aşıktır, adeta!..

İzmir’in “Asfalt” lakaplı belediye başkanı rahmetli Osman Kibar bir gün bana demişti ki; “Bak Ankaralı genç kardeşim, bizim partide bir Süleyman Bey vardır, bir de halk. Gerisi teşkilatmış, bizlermiş nafile.”

Taaa Ortaasyalardan, Viyana önlerine kadar gelen ve nice imparatorluklar, devletler kuran biz Türkler, “Kaan, han, hakan, padişah, hükümdar, Birinci Adam, İkinci Adam” ile yönetilmeye alışmışızdır. Türk’ün DNA’sında “lidere duyulan aşk ve inanç” vardır.

İşte, Türkiye’de “solun” ve de CHP’nin “sağ ve merkez sağ” önündeki talihsizliği, şanssızlığı buradadır; lider yetiştiremiyor ya da bulamıyor; “bulur gibi olduğu zaman (Mesela Deniz Baykal)” da, harcamak için elinden geleni ardına koymuyor. Tam da filozof Thomas Hobbes’un deyişi gibi; “Homo homini lupus / İnsan insanın kurdudur = CHP’li CHP’linin kurdudur!..”

Bugünün CHP’sinin de “3’üncü açmazı” (İlk iki açmazı, geçen 2 haftada yazmıştım) işte buradadır; “Genel Başkan” Kemal Kılıçdaroğlu’nu “lider yapmamak için, kendisinin ‘eksikleri, hataları, yanlışları” dışındaki “başlıca” faktör, CHP’lilerdir!..

“Bu tablo değişmeyeceğine göre”, geliyorum, çareye, çözüme; “CHP Tüzük değiştirerek ‘eşbaşkanlık” sistemine geçmelidir!..

Eşbaşkanlardan biri “genel başkan olarak partiyi yönetmeli, Ankara’ya, Meclis’e bakmalı”, diğeri “halkla muhatap olmalı, sokakta yaşamalı”, şapka / kasket başta, baston elde, dağ / taş, kent / kasaba / köy / fabrika / tarla bütün yurdu durup dinlenmeden dolaşmalı!..

Mesela, Kemal Kılıçdaroğlu, “genel başkan” ve de “altını çizerek” yazıyorum; mesela, “Yalova Milletvekili Muharrem İnce” değil, “Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen” de “sokak / halk” eşbaşkanı olmalıdır; işte CHP’ye “başka kapıları açacak olan” çözüm!..

Yooo, gülmeyin CHP’liler, “böyle bir çözüm bulamazsanız”, Kılıçdaroğlulara, Pekşenlere daha çoook yazık eder ve de ana muhalefet koltuğunu bile tehlikeye sokarsınız!..

 

Haftanın Adamı

Çoban İzzet Hurma

“Çoban” Farsça bir kelime. Türk Dil Kurumu sözlüklerine göre “Koyun, Keçi, inek gibi hayvanları GÜDEN, OTLATAN kimse.”

Hakkari’nin Çemişkezek ilçesinin Payamdüz köyünde yaşayan ve “babasının hayvanlarını güden ve otlatan” 37 yaşında, ilkokul mezunu, evli ve iki çocuk babası İzzet Hurma, doğrusu ya sosyal medyaya koyduğu bir video ile, “et ve hayvancılık” konusunda, “bakan” dahil, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkililerine, müthiş bir ders verdi.

Bitmedi, 80 milyonluk Türkiye’nin her ferdine de “yurttaşlık dersi” verdi; “Vatandaş, sen de benim gibi yap. Susup oturma!..”

“Hayvan yetiştiriciliğinden, et ithalatına, satışına, fiyatına kadar” ne yapılması gerektiğini “çok basit olarak” anlatır ve “Hayvancılığın nasıl teşvik edileceğine, Et Balık Kurumu / Ofis sisteminin nasıl devreye sokulması gerektiğine dair” düşündüğü ve önerdiği pratik uygulamayı bizlerle paylaşırken, bakan Ahmet Eşref Fakıbaba’yı da etkiledi.

Ve de Fakibaba basına “Bizim düşündüğümüzü belki birileri söylemiştir” diyerek çobana seslendi; “Esasında onun mesajlarını uygulamaya çalışıyoruz.”

 

Gene mi?..

Bazı “dış politika uzmanları” diyorlar ki; “Dış politikada yüzümüzü gene ABD ve AB’ye, sırtımızı Rusya ve İran’a çevirmeye başlıyoruz”; inanamıyorum, inanmak da istemiyorum ve diyorum ki; “Hayır olamaz!..”

ABD’nin yıllardır Irak ve Suriye’de “bize karşı yaptıkları” ortada ve de bir “Hristiyan Birliği olduğu” çok açık olan AB’nin, “Evet, bizim de eksiklerimiz ve hatalarımız var” ama, “Türkiye’yi arasına almayacağı, bin bir bahane üretmeye devam edeceği” de apaçık ortada; peki “bu dönüş” neyin nesi olacak? Aklıma “Bey / At / Seyis” anekdotu geliyor!..

 

Sözün Özü

 

Atatürk ve Cumhuriyet Düşmanları, “düşmanlıklarını her gösterdiklerinde”, Atatürk / Cumhuriyet cephesine güç ve hayat suyu veriyorlar!..

Yobazlar ve “din sapkınları” ise, her ağızlarını açtıklarında “İslam’a zarar veriyorlar” ve de “çocuklarımızı, gençlerimizi, kadınlarımızı İslam’dan uzaklaştırıyorlar!..”

Hayret ediyorum; “AKP iktidarı, “İş olsun, torba dolsun” misali “sinek vızıltısı” uyarılarla, tabloyu adeta seyrediyor; peki, “yüzde 50 + 1” nasıl bulunacak, bu gidişle?..

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test