Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Doğa ve su

23.3.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Su, insanoğlunun vazgeçilemez ihtiyaçlarının başında gelir. Yemek için bir türlü idare edebiliriz ama susuz bir yaşam düşünülemez. İçimize çektiğimiz hava kadar gereklidir su.

Suyun önemini ve vazgeçilmezliğini vurgulamak, suyun dikkatli kullanımına dikkat çekmek için 22 Mart, Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde 1992 yılında yapılan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansında, “Dünya Su Günü” olarak ilan edildi. Su Günü kutlanırken, her yıl bir tema seçiliyor. Bu yılki tema “Su İçin Doğa”.

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü gibi merkezi, İZSU gibi yerel yönetim kurumları, İnşaat Mühendisleri Odası, Tabip Odası gibi meslek örgütleri, bunların yanı sıra birçok eğitim kurumu, 22 Mart’ta çeşitli duyurularla halkımızı uyarmaya çalışıyor.

Su kültürü

Bu uyarıları küçümsemek haddimize değil ancak hepsinin ötesinde önemli olan şey, genç yaşlardan itibaren suyu iyi ve dikkatli kullanmak konusunda halkta bilinç yaratmak, kısacası, su kültürünü yaygınlaştırmak…

Su kültürünün temeli suyu kirletmemekte yatıyor. Veriler, dünya nüfusunun neredeyse dörtte birinin temiz suya düzenli bir şekilde ulaşamadığını gösteriyor. Özellikle Afrika kıtasında milyonlarca insan bu nedenle yaşamını yitiriyor. Bir yanda uzayı fethetmeye çalışan, yapay bellek peşinde koşan insanoğlu, diğer yanda kirli sular nedeniyle yaşamını yitiren bebeler… Üstesinden gelinmesi gereken yaman bir çelişki…

Su siyasetleri konusunda uzman bir isim olan İnşaat Yüksek Mühendisi Dursun Yıldız, Orta Doğu’daki gerginliklere değinirken de su konusunda uyarıyor: “Bölgenin geleceğini su kaynakları yönetimi belirleyecek. Üstelik su sorunu ilerleyen dönemde sadece Orta Asya ile sınırlı kalmayacak, tüm dünya için en yakıcı sorun olacak. Su sorunu deyim yerindeyse insanlık için uzaktan kumandalı bir saatli bombadır”.

TEMA Vakfı uyarıyor

TEMA Vakfı da, Türkiye’deki su kaynaklarının kuraklık ve kirlilik tehdidi altında olduğunu vurguluyor. TEMA Vakfı tarafından hazırlanan“Türkiye’nin Su Varlıklarına Yönelik Tehditler Haritası”ndan, 50 ilde toplam 100 su varlığının kuruma ve kirlilik tehdidi altında olduğu görülüyor. İyi planlanmamış barajlar, hesapsız kitapsız inşa edilen Hidroelektrik Santralleri, HES’ler, tarımsal ve endüstriyel kirlilik, su varlıkları için en büyük tehditler.

DSİ kaynaklarına göre, su tüketiminin yüzde 14’ü sanayi, enerji vb. üretiminde, yüzde 14’ü de evsel kullanımda harcanıyor. (İçme suyu için kullanılan oran yüzde 1 gibi düşük bir miktarda.) Burada dikkat çeken nokta, sırf Türkiye’de değil, dünyada da, suyun yüzde 70’in üstünde tarımsal amaçlı kullanılması. Tarımda uygulanan “vahşi sulama yöntemleri” ne yazık ki fayda değil zarar getiriyor.

Dolayısıyla devletler, koruma yöntemlerinde ağırlığı, tarımsal su kullanımında azalmaya ve bunu sağlayacak teknolojik uygulamalara veriyor. İsrail’in bu konuda örnek uygulamalarla kıt su ile geniş alanları sulamayı başardığı biliniyor.

DSİ de, son yıllarda tarlalara sayaç takarak, su tüketimini denetim altında tutmak istiyor. DSİ yetkilileri, bu yöntemle, çiftçinin kullanım miktarını ölçeceklerini, böylece aşırı ve kaçak su kullanımını denetleyeceklerini, ifade ediyorlar. Ancak bu girişim şeffaf bir şekilde ele alınmadığından, girişime karşı çıkanlar, işin sulama birliklerinin yandaşlara peşkeş çekilerek özelleştirilmesine varacağını, birliklerin kâr amaçlı şirketlere dönüşeceğini, sulama ücretlerinin aşırı yükseleceğini, böylece çiftçinin mağdur edileceğini belirtiyorlar.

'Suyu tasarruflu kullanmak hepimiz için bir yaşam biçimi olmalı' mesajıyla Su Gününü kutlayan İzmir Büyükşehir Belediyesi, Tahtalı Barajında başlattığı bir proje ile korumanın, köylüden yana olmanın iyi bir örneğini daha veriyor: Tahtalı barajından alınacak su ile barajın yakın koruma havzasına komşu tarlalarda damlama yöntemiyle organik üretim desteklenecek. Hem üretici kazanacak hem de tüketici. İzmir’den ülkeye ışık tutacak halkçı uygulamalara bir örnek daha. Meraklıları, kente temiz su vermek, su kaynaklarını çoğaltmak için İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU’nun yaptığı büyük yatırımları internet üzerinden öğrenebilir.

Yazımızı İzmir Tabip Odası Çevre Komisyonu çağrısı ile sonlandıralım: “Unutulmamalıdır ki her insanın; her İzmirlinin yeterli, temiz ve güvenli suya erişimi temel hakkıdır. Ülkemizi ve kentimizi yönetenler bu temel hakkımıza saygı duyarak; zaten yetersiz olan su kaynaklarımızı korumak, geleceğe taşımak için azami dikkati göstermeli; bu yılın ana başlığına uygun olarak ilk adımı atmalı ve zaten çok gecikmiş olan Çamlı Barajının yapımına başlanmalıdır.”

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test