Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

CHP’nin tüzük kurultayı

9.3.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) tüzük kurultayı Ankara’da toplanıyor. Zamanlaması ve içeriği açısından farklı değerlendirmelere - tartışmalara yol açmış olsa da, doğrusu yine de ana muhalefet açısından bu kurultayı önemsiyoruz. 

Biz de, tüzük kurultayı nedeniyle, geçtiğimiz hafta ilk bölümünü yayımladığımız, CHP’nin örgütsel ve siyasal yenilenmesi ile ilgili görüşlerimizi - önerilerimizi paylaşmayı, bu haftaki yazımızda da sürdürüyoruz.

Yeni ve farklı bir siyaset tarzı geliştirmek

Son dönemlerde siyasal alana bulaşan temel bir hastalık kimlik siyasetidir. İnsanların ırkı, dini inancı, mezhebi sorgulanır olmuştur. Bu özellikler üzerinden siyaset şekillendirilmeye çalışılmaktadır. Bu çok yanlış bir yaklaşımdır. Hele sol ve sosyal demokrat partilere hiç yakışmamaktadır. Giderek CHP’nin örgütsel yapısını da etkileyen ve parti ile ilgili haksız algılara yol açan bu hastalık, hızla aşılmalıdır. Siyasal politikalar sınıfsal, sosyal ve toplumsal tercihler üzerinden inşa edilmelidir. Örgütsel yapılar ve kadrolar, bu anlayışa uygun olarak biçimlendirilmelidir.

Yerel yönetimlerle ilgili önemli bir tespitimiz; ana muhalefet partisi CHP, partili başkanlarca yönetilen belediyeleri yeterince toplumsallaştıramamaktadır. Ya bu belediye yönetimlerinin CHP’li kimlikleri kâğıt üzerinde kalmakta, ya da her biri farklı telden çaldığı için siyasal bir sinerji yaratılamamaktadır. Önümüzdeki dönemde, CHP’li başkanlarca yönetilen belediyeler arasında eşgüdüm çok yönlü güçlendirilmelidir. Kamuoyunda olumlu anlamda bir ‘CHP’li belediye’ anlayışı yaratılmalıdır. Yerel yönetimler, partinin yıprandığı değil güç aldığı alanlar olmalıdır. Ülke yönetimi için birer referans noktası ve siyasal kaldıraç işlevi görmelidir. 2019 Mart ayında yapılacak yerel seçimler öncesinde, bu süreç daha da önem kazanmaktadır.

CHP üyelerinin parti süreçlerine yeterli ölçüde katılım göstermediğini gözlemliyoruz. Bu durumun bir nedeni üyelerin yaş düzeyinin yüksek oluşu ise, diğer temel neden de örgütsel hantallıktır. Partide siyasal çalışma, seçim dönemlerinde seçim kampanyasına katılmak ya da parti içi delege - yönetim seçimlerinde yarışmaktan ibaret hale gelmiştir. Parti içi demokrasiden de anlaşılan, yalnızca adayların önseçimle belirlenmesi talebidir. Oysa siyasal mücadele ve parti üyeliği, hayatın her anında ve her alanında verilmesi gereken bir uğraştır, bir sorumluluktur, bir yaşam biçimidir. Parti içi demokrasi de, öncelikle partinin siyasal politikalarının oluşturulması süreçlerine katılabilmektir. Bunun kanallarının açık olmasıdır.

Bu bağlamda, partinin ve partililerin, siyaset yapma tarzını değiştirmesi - yenilemesi gerekiyor. Parti örgütleri, genel siyasal konuların yanı sıra yerel gündemi de önemsemelidirler. Halkın yerel sorunlarına çözüm üretmeli ve taleplerine sahip çıkmalıdırlar. Partinin gündemini yerel konularla zenginleştirmelidirler.

Ütopya yaratmak, umut ve güven vermek

Partileri, örgütlenmeleri canlı kılan ve onları en geniş kesimlerle buluşturan temel öğe, onların ütopyalarıdır. Her siyasal örgütlenmenin ve partinin bir ütopyası, bir hikâyesi olmalıdır. Bu ütopyaya öncelikle partinin üyeleri yürekten inanmalı ve dalga dalga tüm topluma taşıyıp yaymalıdır.

Bu konuda, Cumhuriyeti kuran ve ülkemizin bugünlere ulaşmasında önemli bir rolü olan CHP’nin engin bir tarihsel birikimi olduğunu düşünüyoruz. Hele yakın siyasal tarih böylesi anlamlı örneklerle doludur. Örneğin 1970’li yıllarda ‘Toprak işleyenin, su kullananın’ ve ‘Ne ezen ne ezilen, insanca hakça bir düzen’ belgileri, hâlâ anımsadıkça yürek tellerimizi titretmekte ve siyasal bilincimizde titreşimler yaratmaktadır. Günümüz koşullarında halka götürülebilecek yeni ütopyalara gereksinim olduğunu düşünüyoruz.

Siyasal sorunlara ülkeyi yönetmeye hazır bir partinin ciddiyetiyle ve sorumluluğuyla yaklaşmak temel olmalıdır. Güncel gelişmeleri değerlendirirken ve iktidarın politikalarını eleştirirken, iktidar olunduğunda o sorunların nasıl çözüleceğini de ortaya koymak gerekmektedir. Halk, seçmen, ana muhalefet partisinden bunu beklemektedir. Bu konu ciddi ve üretken bir çalışma düzeneği kurma zorunluluğunu da beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda önümüzdeki süreçte gölge kabineler, gölge bakanlıklar ya da gölge çalışma grupları oluşturmanın ve çözüm politikaları üretmenin yararlı olacağını düşünüyoruz.

Halk, seçmen, siyasal tercihlerini değiştirmek için; ülkeyi var olan iktidardan daha iyi yöneteceği iddiasını ortaya koyan ve yalnızca bunu ortaya koymakla yetinmeyip bu konuda güven uyandıran seçeneklerin arayışı içindedir. Ana muhalefet partisi CHP, ülkeyi ve özellikle de ekonomiyi çok daha iyi yöneteceği umudunu ve güvenini halka vermeli ve inandırmalıdır.

Siyasal mücadelede dostluk, vefa, sevgi ve dayanışma önemli kavramlardır. Hele sol partilerde bu kavramlar daha büyük anlam taşır. CHP’nin en önemli sorunlarından biri, partide sevgi eksikliğidir. Parti içi yaşamda sevgi, saygı ve dayanışma her yönüyle güçlendirilmelidir. Parti içi ilişkilerde yoldaşlık - yol arkadaşlığı temel olmalıdır.

CHP’nin tüzük kurultayının başarılı geçmesini; özelde CHP’ye, genelde toplumsal muhalefete ve demokratik siyaset anlayışına, yeni kazanımlar getirmesini içtenlikle diliyoruz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

LEVENT

09.03.2018 - 20:15
M.Şakir ÖRS KALEMİNİZE VE YÜREĞİNİZE SAĞLIK. BENİM DE VAZGEÇİLMEZİM SEVGİ SEVGİ SEVGİ TEŞEKKÜRLER.
Yazarlar
Website Security Test