Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Şekerin tadı kaçmasın

9.3.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türk ordusu, Amerikan maşası PKK/PYD teröristlerine karşı vatanımız için savaşıyor. Her şehit haberi yüreklerimizi yakıyor. Gelişmeler, başta ABD olmak üzere emperyalist güçlerin, Suriye ve Irak’ta kendilerine bağımlı “ikinci İsrail” yaratmak istediklerini gösteriyor.

En son olarak 11 Ocak’ta ABD başkenti Waşington’da İngiliz, Fransız, Ürdünlü ve Suudi temsilciler gizli bir toplantıda bir araya geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Avrasya Masası’ndan David Satterfield’in başkanlığında yapılan toplantıda, Suriye’nin bölünmesi, Türkiye’nin bölgeye müdahalesini engelleyerek “Kürt koridoru”nun Akdeniz’e çıkmasının sağlanması,  Türkiye-İran ve Rusya inisyatifinde gelişen Astana ve Soçi süreçlerinin sekteye uğratılması gibi konuların ele alındığı basına sızdı.

Durumu, emekli büyükelçi, CHP eski milletvekili Onur Öymen, Sözcü gazetesinde Saygı Öztürk’e çok güzel özetlemiş: “ABD, Afrin’in PKK-PYD’den temizlenmesini istemiyor. Çünkü bunların stratejisi Irak’ta kurulacak Kürt devletini, Suriye kuzeyinden Akdeniz’e uzanacak koridorla denize bağlamak. Afrin bu koridorun en uç kısmı. Afrin teröristlerden tamamen temizlenirse Kürt koridoru yatacak.”

PKK paralelindeki HDP yetkilileri ve onlara hala bel bağlayanlar, laf kalabalığı ile bu gerçekleri reddetmeye çalışsalar da, hayat onları değil Amerikan’ın hain planlarını doğruluyor. Amerikalı yetkililerin planları hakkında Habertürk’e Waşington’dan yazan Serdar Turgut çok önemli bilgiler veriyor; anlayana…

Birliği bozanlar

Ülkemiz böyle hassas bir dönemden geçerken siyasi iktidar yine yaptı yapacağını, yeni bir bölünme alanı açtı.  Resmi gazetede yayınlanan ihale ilanına göre Türkiye Şeker Fabrikası AŞ’ye ait 14 şeker fabrikası özelleştirilecek. (Özelleştirme, Bor, Çorum, Kırşehir, Yozgat, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu,  Turhal, Afyon, Alpullu, Burdur, Elbistan ve Muş fabrikalarını kapsıyor)

CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun vurguladığı gibi, “ilk fabrikayı Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1926 yılında kurdu; özelleştirme ile bir anlamda cumhuriyetten intikam alınıyor. Şeker fabrikalarına sahip çıkmak, cumhuriyete, emeğe, alın terine sahip çıkmak demektir.”

Aydınlık’tan Mehmet Akkaya Pancar’ın önemini çok iyi özetlemiş: Pancar, buğdaya göre 20, mısıra göre 10 ve ayçiçeğine göre 5 kat daha fazla istihdam yaratıyor. Gayri Safi Milli Hasılaya, buğdaya göre 6, ayçiçeğine göre ise 3.5 kat daha fazla katkı sağlıyor. Pancr, yeşil enerji denen “biyoetanol’ün en önemli hammaddesidir.  Yılda yaklaşık 25 milyon tonluk taşıma hacmi yaratarak, taşıma sektörüne büyük bir pazar oluşturan bir bitkidir.

Şeker pancarının yüzde 25’i kuru madde, yüzde 75’i su. Fabrikada işlenme sırasında gereken suyun önemli kısmı pancar suyunun geri dönüşümünden sağlanıyor.  Pancar melası kimya sektörünün zengin hammaddesidir, hayvan yemi olarak kullanıldığından süt üretici birliklerinin ve damızlık sığır yetiştiriciliğinin önemli besin kaynağıdır.

Hepsinin ötesinde, şeker fabrikalarının ileri teknolojiyi gerektirmesi, üreticinin tarımsal bilgi ve görgüsünü yükseltiyor. Bu fabrikalar, suni gübre, sulama tesisleri ve malzemeleri, traktör, pulluk, kültivatör, kazayağı, motopomp, çapa ve söküm makineleri gibi tarım alet ve makineleri ile tarımsal mücadele ilaçları üreten sanayilerin ülkemizde kurulmalarını ve gelişmelerini sağlamıştır.

Ülkemizin dört bir yanındaki şeker fabrikaları yaklaşık 1 milyon kişinin geçim kaynağıdır ve yaklaşık 3 milyar dolarlık katma değer yaratmaktadır.

Özelleştirmede ısrar edilmemeli

Bu özelleştirme süreci, ülke için olduğu kadar AKP’ye de zarar verecek, ülke olarak kaynaşmaya gereksinim duyduğumuz bir dönemde bazılarını zengin etmek için ulusal birliğimizin, dayanışma duygusunun köküne dinamit atacaktır. Yazık!

Özellikle Doğu Anadolu’da istihdama büyük katkı sağlayan Et-Balık kurumları satıldı. Sonuç, et ithali arttı, ithal ete bağımlı hale geldik. Yem fabrikalarının özelleştirilmesinden sonra yem, saman ithal eder hale geldik. Sigara fabrikaları ve Tekel özelleştirildi, tütüncülük bitti.

Özelleştirilmelerden en kârlı çıkan ise yabancı şirketler oldu. Özelleştirilmelerden sonra, ilk önce bu fabrikaların değerli arazileri satıldı, sonra da fabrikaların kendisi yabancılara peşkeş çekildi.

İşin bir de sağlığımıza yönelik olumsuz yanı var. Pancar’dan elde edilen şekerin alternatif üretimini Amerikan Cargill şirketi yapıyor. Bu şirketin sorunlarının giderilmesi için bizzat ABD Başkanı oğul Bush’un Türkiye’ye geldiğini unutmadık. Bu ziyaretten sonra nişasta bazlı şeker (NBŞ) kotaları dünya standartlarına oranla sürekli arttırıldı.

Kalp ve Damar Cerrahisi Profesörü Prof. Dr. Bingür Sönmez, NBŞ için “kanserojen, çok ciddi patolojik damar sertliği yapıcı, ciddi diyabete zemin hazırlayan, ciddi büyüme hormonunu bloke eden bir musibet” diyor.

Prof. Dr. Canan Karatay’ın uyarısı daha ciddi: “Bu zehri lütfen ülkemize sokmayalım. Nişasta bazlı şekerler normal şekerden 10 kat daha fazla zararlıdır. Kalp krizi, felç, kanser, Alzheimer, şeker hastalığı gibi hastalıkları 10 kat daha hızlı bir şekilde başlatır.”

Ülke olarak varlık sorunu yaşadığımız bir dönemde özelleştirmeden vazgeçilmesi dilek ve umuduyla Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay’ın şu uyarısı ile yazımı sonlandırayım:

“Dikkat edin, şeker sanayi kapanırsa bu ülkedeki vatandaşları zehirlemeye devam edeceksiniz, GDO’lu ve nişasta bazlı şeker ortada. Şekerle oynamayın, gıdamızla oynamayın. birilerini zengin etmeyin. Bir an evvel şekerin özelleşmesinden vazgeçin.”

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test