Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Aptallıktan Ölmek!..

23.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

                 

Muzaffet Tagil                                                                              Adıgüzel Demirel

İnsanlar neden ölür; hasta olur ölür, kazalarda ölür, intihar eder ölür, biri tarafından öldürülür, ölür, savaşta, çatışmada şehit olur, ölür…

Ölmenin sebepleri say say bitmez, ama bu arada “bir ölüm sebebi daha vardır” ki, işte “o sebepten” de çok ama çok insan ölür; “aptallıktan!..”

Eğer, Kaya Oteli Genel Müdürü kadim kardeşim Muzaffer Tagil ve Urla Hastanesi Başhekimi Adıgüzel Demirel olmasalardı, işte ben de “aptallıktan” ölmüştüm. Anlatayım:

Ben, “hastane alerjisi olan” bir insanım. Neden alerjim var bilmiyorum; belki de çocukluk günlerinde bilinçaltıma yerleşen hatırlamadığım “olumsuz bazı olaylar” yüzündendir. “Ameliyatlık” zorunlu gidişler dışında, beni hastaneye ancak “tabanca tüfekle götürür” ailem ve arkadaşlarım. Çekapmış, kan testiymiş, şeker / kolestrol aramakmış; onlar, bunlar bende yoktur. Bugüne dek “bir ameliyat, bir zorlama sten takılışı ve diş çekimi hariç” hastanelik bir durumum da olmadı.

Eh, soğuk algınlığı, grip, nezle olunca, aksırıp tıksırmaya başlayınca, eczaneye giderim, öksürük şurubu Snekod, ateş düşürücü Parol, bir gargara, buğuluk için Viks aldım mı, işlem tamam. Zaten “grip aşısı oluyorum” ya, o beni korur!..

İşte “bu defa” da gribe yakalanınca, “aynı tedaviyi uygulamaya başladım”, ama “her zamanki geçme zamanı geçti”, grip geçmedi; uyansana Öcal, ne gezer!..

Derken, “birden güçten düştüm”, koca adam ayakta duramaz oldum. Resmen ve alenen beynim çalışmaz oldu, art arda iki cümle yazamaz hâle geldim. Bende “jeton nihayet düştü”; Muzaffer kardeşe telefon ettim; “Ben bitiyorum!..”

Atladı arabasına geldi, beni aldı, doğru Urla Devlet Hastanesi’ne. Başhekim Adıgüzel Demirel yakın arkadaşı, onun odasına zor zor çıkabildim. Beni ve “çarşaf gibi bembeyaz” yüzümü görür görmez “Öcal Abi seni hemen yatıracağız” dedi. Talimatlar, oda hazırlandı, beni yatırdılar. Doktor Beray Can Hanım tedavimi üslendi. Kan aldılar, röntgen çekildi ve teşhis; Zatürre!..

Biz yaştakiler için “en çok ölüm sebebi” akciğer enfeksiyonları ve tabii zatüre de onlardan biri. Buna ve de “asıl” bir de “aptallık eklenince” ortaya çıkan tabloya bakar mısınız; gittik ve geldik!..

Bu satırları hastanedeki odamdan yazıyorum. İyiyim, herhalde yakında “İyileştin, güle güle” derler. Başhekimi, doktorları, hemşireleri, personeli ile hepsine “can borcum olan” ben de, onlara derim ki; “İyi ki varsınız!..”

 

Haftanın Adamı

İmam Ebubekir Karsan

 

Nihayet bir cesur imam çıktı, “Camiler cemaatlerin rant kapısı oldu” dedi. Cemaatlerin kurduğu derneklerin camilerde topladıkları paraların “ne olduğunu, nerelere harcandığını kimsenin bilmediğini” söyleyen imam, çektiği videoda, “toplanan yardımların denetiminin yapılmadığını” ve hatta “camilerde toplanan yardımlardan camilere yardım bile edilmediğini” anlattı. “Derneklerin, imamlara baskı kurduğunu” da belirten genç imam, “yasal olarak ‘dernek’ statüsünde olan cemaatlerin camileri mesken tuttuğunu” da söyledi.

İstanbul Yenidoğan Bilal – i Habeşi Camii imamı olan Ebubekir Karsan, “imam hatipli” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bu konuya el atmasını istedi.

6 Yıllık imam olan Karsan, “izinsiz basın açıklaması yaptığı” için açığa alındı.

 

 

Sözün Özü

Anayasa Mahkemesi’ne bağlanmak istemeyen adaletimiz, Bayan Merkel’e bağlanmakta tereddüt etmiyor!..

 

 

Koray Aydın’la olmaz!..

Bakınız bunca yıldır “gazeteci” olarak siyasetin içindeyim. Yıllarca Ankara’da gazetecilik yaptım, yani siyasetin kaynadığı kazanda.

Onun için, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e açık açık diyorum ki; “Eğer partini ve teşkilatlarını Koray Aydın’dan kurtaramazsan”, sen de, partin de, milletin umudu ile beraber ilk seçimde sandıktan çıkamaz, içinde kalırsınız!..

Size kimler ne anlatıyor bilmiyorum, ama bana Anadolu’nun birçok yerindeki gazeteci ve siyasetçi arkadaşlarım diyorlar ki; “İYİ Parti’de 3’üncü sınıf bir MHP teşkilatı kuruluyor, bu teşkilat halkın umudu, halkın heyecanı olamaz. Zaten heyecan hızla azalıyor. Umutla Meral Hanım’a koşan çok MHP’li de, şimdi dönüş çareleri arıyor!..”

Dost acı söyler Meral Hanım, “MHP’nin en sevilmeyen” adamlarından birine “teşkilatı kurma görevi verirken” çok yanlış yaptınız; bilesiniz ki, yarın çok geç olacak!...

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test