Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kışlalı: “ Erdoğan için en uygun zaman bugün!..”

23.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in “Afrin harekatı” başta Türkiye gündeminin ilk sıralarında yer alan konular ile ilgili sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

GÖZLEM – “Ne olacağı” konusu giderek karanlıklaşan Afrin olayının sonunda gelip “Esad’a bağlanması” konusundaki görüşünüz; eğer gerçekten Rejim güçleri girerse Afrin’e, Türkiye ne yapacak?..

Cumhurbaşkanı burada en kuvvetli durumunda. İçte de dışta da. TSK da yeniden güçlendi. Onun için Afrin'e Esad güçleri girse de, TSK bu güçlerle karşı karşıya gelmekten çekinmeyecek gibi gözüküyor. Görünen Cumhurbaşkanı Afrin harekatında duruma hakim gibi. Buradan puan topluyor. Seçime giderken vaziyetini kuvvetlendirdi. Çeşitli ittifaklar yapıyor. Dışarıdan da ses gelmiyor. Afrin harekatını kullanarak garanti seçilecek gibi. Bahçeli ile erken seçim konusunda anlaştıkları konuşuluyor. Bu nedenlerle de Afrin'de Esad güçleri ile karşı karşıya gelmenin kendisine puan toplatacağını düşünüyordur.

GÖZLEM – Afrin’e konvoy halinde gelen ve “top atışlarımızla durdurulan” Rejim yanlısı gruplar içinde İranlı milisler, İran destekli gruplar da var. Bir çatışma hâlinde İran’la da karşı karşıya gelmeyecek miyiz?

Afrin'e Esad'a bağlı güçlerin gireceğinin açıklanmasından sonra Cumhurbaşkanı Rusya ve İran ile görüşmüştü. Ancak tabii ne konuştuklarını tarafsız olarak bilemiyoruz. Ama genel olarak baktığımda, Erdoğan bu harekatın kendisine nasıl puan kazandırdığını da gördükten sonra, bölgede TSK'nın gücünden de yararlanarak, her çeşit karşılaşma riskini göze alır diye düşünüyorum.

GÖZLEM – Oradan durmadan “çelişkili haberler ve açıklamalar” geliyor; Rusya’nın haberi ve onayı olmadan Esad PYD ile anlaşabilir ve Afrin’e girebilir mi? Rusya da mı “ikili” oynuyor?..

Rusya Türkiye ile belli bir ittifakı kurmuş gözüküyor. Türkiye'ye açıktan Afrin konusunda karşı çıkmadığı gibi, Türkiye ile Suriye arasında doğrudan ilişki kurulmasını istedi. Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ da "PKK/PYD Suriye ile ortak düşmanımız" dedi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü de en azından Suriye ile olağanüstü durumlarda temas kurulabileceğini ifade etti. Rusya, herhalde Türkiye ile Suriye'yi bir araya getirmeye çalışıyor. İkisi çatışmasın istiyor ve bu yönde bir politika izliyor. Suriye belki Afrin'de Türkiye'nin daha ileri gitmesini engellemek ve bir pazarlık ortamı yaratmak için milislerini buraya yönlendirmiş olabilir. Yoksa doğrudan ordusunu niye buraya göndermedi? Suriye'nin çıkarı da hiç şüphesiz Türkiye ile sorun yaratmamayı gerektiriyor. Herhalde Rusya'nın tavsiyesi de o yöndedir.

GÖZLEM – Deniyor ki, “ABD Münbiç’te, Esad + Rusya Afrin’de, ‘Türkiye’ye İdlip kalıyor, Afrin’den oraya dönsün’ senaryosu sahneye konmak isteniyor. ABD – Rusya anlaştı”; bu senaryoyu Türkiye kabul edebilir mi?..

Tekrar tekrar aynı şeyi söylüyorum ama burada en önemli konu, Türkiye'nin bugünkü durumu, konumu çok kuvvetlendi. Erdoğan, TSK'nın elde ettiği başarılar sonucunda "Bu bir fırsattır, bunu en iyi şekilde kullanmamız lazım" diye düşünüyordur. Tabii ki Rusya ile birebir karşı karşıya gelmez ama henüz o yönde bir görüntü de yok.

GÖZLEM –  İdlip, El Kaideci grupların, El Nusra’ların fink attığı bir bölgede. Türk Silahlı Kuvvetlerini o batağa mı itmek istiyorlar; görüşünüz?..

TSK çok güçlü konumda olduğu için kendini bataklığa sokacak bir duruma girmez. Ancak bu aşırı dinci gruplarla TSK'nın Hükümet politikası nedeniyle aynı safta yer alması tabii kendi başına bir problemdir. Ama bu problem Suriye ile sorunların başladığından beri var.

GÖZLEM –  Gazeteci Deniz Yücel olayını nasıl yorumluyorsunuz? Bu tablo zaten büyük eleştiriler alan “Türk Adalet mekanizmasının işleyişi için” Batı Dünyasının olumsuz bakışını doğrulamadı mı?..

 Türkiye'de yargının ne durumda olduğunu herkes biliyor. Bu gazetecinin bırakılması tabii ki yerinde. Adam bir senedir tutuklu ama iddianamesini yazmamışlar bile. Tabii bu kararın Alman Dışişleri Bakanı'nın Erdoğan ile konuşmasından hemen sonra alınması, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in ifade ettiği gibi "Tak diye emrettiler, şak diye bıraktılar" tarzı bir düşüncenin doğmasına neden oluyor. Yoksa Avrupa da, Türkiye'dekiler de Türkiye'de yargının ne durumda olduğunu biliyor.

GÖZLEM – AKP – MHP ittifakı “Cumhur” adı ile noktalandı. “İki kişinin anlaşması” ile ortaya çıkan birlikteliğe “Cumhur / Halk ittifakı” denilmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Kendilerinin, taraftarlarının hoşuna gidecek, kendilerine puan toplayacağını düşündükleri bir isim bulmuşlar. Sadece yüzde 50+1 hesabında olan bir ittifakın kendisine bu ismi koymasını tabii tipik AKP'nin algı politikalarından biri olarak görmek gerek.

GÖZLEM – Bu ittifak, seçimlerde yüzde 51’i bulabilir mi?..

Şu anda seçimlere daha bir buçuk yıl var. Ancak önceden de söylediğim gibi Afrin harekatı sonrası, şu anda durum Erdoğan'ın en lehine olan bir görüntüde. Eğer Erdoğan yüzde 51'i alacaksa, en uygun zaman bu sıralar. Erdoğan hasımlarının en sus pus oldukları dönem.

 

GÖZLEM – İttifaka karşılık “muhalefet” ne yapmalı; onlar da “sandığa ittifak yaparak” gidebilirler mi; mesela CHP ile İYİ Parti?..

CHP kabul eder herhalde. Milliyetçiler ise ikiye bölünecek. Bir tarafı Bahçeli, diğer tarafı İYİ Parti'ye. Ama AKP ile yapılan ittifaktan sonra MHP'lilerden Bahçeli tarafında kalacaklar çok olabilir. O zaman önemli olan İYİ Parti yüzde 10'luk seçim barajını geçmesinin tehlikeye gireceğini düşünürse CHP ile ittifak yapmak isteyebilir. Aralarında bir ittifak yapmaları ikisi için de iyi olur. Ama bence CHP daha kazançlı çıkar herhalde, çünkü Bahçeli'den sıtkı sıyrılan bir kitle var gibi.

GÖZLEM – CHP Kurultay’ından sonra, CHP’de “yeni bir tavır” hissettiniz mi, yoksa “eski tas, eski hamam” mı?..

Parti Meclisi daha yeni belli oldu. Merkez Yönetim Kurulu oluşturuldu. Ancak CHP Kılıçdaroğlu'nun önderliğinde bir fırsatı kaçırdı. Adalet Yürüyüşü dışında ciddi bir politika yürütemedi. Ama iyi bir politika değil, kötü bir politika olarak Cumhurbaşkanı ve akrabaları aleyhine açıkladığı MAN adası belgelerini gerektiği gibi kullanamadı. Doğruluğunu açık seçik kanıtlayamadı. Sahada en faydalı çalışmaları sürdüren Ankara Milletvekili Aylın Nazlıaka'yı bile geri almayı beceremediler. Böyle çalışan bir kişi partiden atılır mı? Hadi atıldı, bir hata yapmıştır, attın, bari yeniden al. Ya da böyle çalışacak birilerini bul, kadınları gençleri harekete geçirecek. Birkaç kişi kızdı diye yapılacak şey mi?

GÖZLEM – İYİ Parti'yi nasıl görüyorsunuz, “umut vermişti”; sizce devam ediyor mu?..

Ediyor mu bilmiyorum? İnşallah ediyordur. Ama çok bir şey duymadığıma göre, çok da ses getiren bir politika yürütmüyor herhalde. Bizim bildiğimiz, hatırladığımız, iyi politikacı olduğuna emin olduğumuz Meral Akşener'in, hazır daha da büyük bir muhalefet alanı açılmışken, kendisinin, partisinin sesini daha çok duyurması gerekirdi. İnşallah eskiden gösterdiği faaliyetleri yeniden gerçekleştirebilir.

GÖZLEM – Milli Eğitim Bakanlığı’nda ilk ve orta öğretimin neredeyse tamamının “dini vakıflara, cemaatlere teslim edilmesi planlaması sürdürülüyor. Bu defa da, Orta Öğretimde “Osmanlıca tedrisatı için” Nur Cemaati’nin “Yazıcılar” kolu ile 5 yıllık protokol yapıldı. Protokol ile “Osmanlı Türkçesi dersi ile değerler eğitimi konularında farkındalık oluşturmak, önemini kavratmak, millî ve manevi değerlerimize katkı sağlanması” amaçlanıyor. Görüşünüz?..

Bu, AKP'nin, ülkenin eğitim politikalarının tamamen dinci bir çizgiye getirilmesi çalışmalarının devamıdır. AKP'nin bu konularda daha farklı davranmasını beklemek boşuna olur. Mevcut ortamda da bu politikalar maalesef seçmenlerin bir kısmı tarafından destek görüyor.

GÖZLEM – Mesela, Antalya’da kız öğrencilere “Pembe”, erkek öğrencilere “Mavi” Kuran – ı Kerim dağıtıldı. Acaba “böylesine bir ayrımcılığın örneği” teokratik İslam Devletleri’nde bile var mıdır; yorumunuz?

Onu bilemiyorum. Ama AKP'nin bu politikalarına karşı, “Ben de Müslümanım ama bu yaptığınız şu açılardan yanlıştır” denecek politikaların üretilmesi lazım. Örneğin zaman zaman, AKP ve o çizgideki tarikat ve cemaatlerin dini istismar eden açıklama ve politikalarına çok güzel, hem dini, hem de ilmi açıdan yanıt veren Atatürkçü İlahiyatçılar adında, 9 ilahiyatçı akademisyen, bilim adamından oluşan bir grup var. CHP niye bu gruptan veya müstakil hocalardan bir komite oluşturmaz. AKP'nin at sürdüğü bu alanda niçin açıklamalar yapmaz, politikalar oluşturmaz? Mesele bu politikaları oluşturmak ve halka, anlayabileceği bir şekilde, iletmek duyurmak. Bu açıdan bakıldığında da CHP'nin her konudaki görüşlerini ayrıntılı, ilginç ve dikkate değer biçimde yansıtacağı bir kanalı olmalı. Halk TV böyle bir kanal değil. Kılıçdaroğlu'nun grupta ne dediğini dinleyemiyorsun çünkü doğru dürüst verilmiyor. Ben CHP'nin görüşleri nedir, belli bir konuda bunu bilmeliyim. CHP'nin doğru dürüst bir kanalı bile yok. Gazeteni kapattın, tirajı olan gazetelerde çok kısıtlı yer veriliyor. Bu büyük sorun bile CHP yönetimi tarafından istenirse düzeltilebilir.

GÖZLEM – Bu planlama ve uygulamalara karşı CHP’nin sesi, sedası çıkmıyor, sizce neden olabilir?

Herhalde CHP liderliği, bu tür konulara itiraz ederse “CHP dinsiz Parti” algısı üzerinden zarar göreceğini düşünüyor. Ayrıca bu tür dinci yaklaşımları destekleyen seçmenlerden oy alabileceğini sanıyor. Atatürk'ün partisinin dinci parti olduğunu düşünüp de oy veren varsa, tabii bilemiyorum. CHP'ye "dinsiz parti" denilir kaygısı taşıyabilirsin belki ama herhalde "Parti yönetimi 'CHP dinci parti, CHP'ye oy verelim' diyen kesimlerden oy alalım" diye düşünüyorsa, bu bana safça geliyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Website Security Test