Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bu kaçıncı komisyon?

23.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

 

Çocuk istismarının zirve yaptığı günümüzde annelerin, öğretmenlerin, hemşirelerin ve kadın kuruluşlarının haykırışları, başta Ayşe Arman olmak üzere kadın köşe yazarlarının bu haykırışları, bu rezillikleri bıkmadan usanmadan dile getirip yazarak halka duyurmaları, nihayet sonunda bu sorunun, taaa devlet katına kadar ulaşmasına ve orada gündem oluşturmasına neden olabildi...

Bir zamanlar, "Bir defadan bir şey olmaz" deyip çocuk istismarcısı çalışanların olduğu Ensar Vakfı'nı korumaya alan, dini cemiyetlerin hamisi olan devlet adamlarımız, bu defa halkın sesini duydu… Ehh, ne de olsa bu defaki olay da bir dini okul ve cemaatte değil, Antakya'da bir ailede ortaya çıkmıştı...

Her ay halkın ne düşündüğünü anlamak için yaptırdıkları kamuoyu yoklamalarından da anlaşılıyordu ki, halk artık kendi içinde homurdanmayı bırakmış, yetkililerden bu sorunun çözümü için gereğinin yapılmasını yüksek sesle dile getirmeye başlamıştı... Bir şeyler yapmanın, bir şeyler söylemenin zamanı gelmişti.

Son yıllarda gittikçe artan ve duyulan bu tür vakalar artık evde, okulda, işyerinde, "aman kimse duymasın!" tembihleri ve fısıltıyla konuşulur olmaktan çoktan çıkmıştı. Olayın duyulmaması mağdur edenin cezasız kalması ile sonuçlanıyordu. Ortada işlenmiş bir "ayıp" varsa o mağdurun değil, fiili işleyenin ayıbı olmalıydı. Bu nedenle bunun hesabının sorulması şarttı...

Sözün kısası toplumun sorunlarına çözüm ulaştırmaktan sorumlu hükümetin sözcüsü Bekir Bozdağ, Bakanlar Kurulu Toplantısı'ndan sonra düzenlediği basın toplantısında halkın karşısına çıkmış, çocuk istismarı konusunda hükümet bünyesinde altı bakandan oluşan bir "istismar komisyonu" kurulduğunu müjdelemişti...

Komisyonun ilk icraatı ne olacak acaba, diye beklerken; "En ağır şekilde cezalar verilecektir, infazlar yapılacaktır. 12 yaşı doldurmamış olan çocuklarımıza dönük suçlarla ilgili ayrı cezai yaptırımlar getirilebilecektir" gibi sözler duyuldu.

Böylece kadınların bütün beklentileri, umutları suya düştü… Çözümün yine "bir başka bahara" kaldığını görmek üzücüydü... Bakanın cümle arasına sıkıştırdığı "12 yaşı doldurmamış çocuklar" ifadesi de ne demek oluyordu simdi? Ya 12 yaştan 18 yaşa kadar olan çocuklara yapılan istismarlar?.. Onlar "çocuk istismarı" sayılmıyor muydu yani? Onlar neden ayrı tutulup, ayrı kapsamda değerlendiriliyordu ki?..

Bakan Bozdağ'ın çocuk istismarında 12 yaş ayrımı gerçekten çok düşündürücü... Zaten bin bir bahaneyle fiilen 15 yaşa indirilen evlenme ve rıza yaşının bu vesile ile 12 yaşa indirilmeye çalışılması kabul edilebilir bir şey olamaz. Bunun düşüncesi bile korkutucu… Eğer gerçekten niyet buysa, bunun arkasından çok geçmeden "rıza" yaşının 12'ye indirilmesi ve hükümetin, "çocukları istismarcılarla evlendirmeyi öneren önergesi" hiç şüphesiz tekrar gündeme getirilecektir.

Bu açıklamaların hemen arkasından hadım cezası ile ilgili haberler ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın parti grup toplantısında başlattığı "idam, zina" tartışmaları, insanların yaşam haklarına ve eninde sonunda ucu yine kadınların cezalandırılmasına dönüşecek konularla siyaset, sorunun çözülmesinden çok, toplumun öfkesini ve tepkisini bastırmaya yönelik gündem oluşturmaya çalışıyor. Kadınlara da aba altından sopa gösteriyor. Açıkçası asıl amacın çocuk istismarını bahane edip, arka planda bekletilen "malum" politikalarını tekrar gündeme getirmek olduğu açıkça görülüyor.

Çocuk istismarına çözüm yerine zina tartışması başlatmak, 18'ini doldurmuş yetişkin insanların karşılıklı "rıza" ile bir arada olmasına karışmaya kalkmak, devletin görevi değildir. Devletin görevi, rüştünü ispat etmemiş, "yetişkin" olmayan yani 18 yaşın altındaki çocuklara yönelik cinsel istismarla mücadele etmektir...

Bunun dışında modası çoktan geçmiş, miadını doldurmuş göstermelik konuların ısıtılıp tekrar gündeme getirilmesi, istismarla gerçekten mücadele etmek yerine, toplumun dikkatini başka konulara çekerek tepkisini yatıştırmaya yönelik oluyor.

Hani bizim dilimizde bir söz vardır: "Bir meseleyi çözmek değil de sürüncemede bırakmak istiyorsan komisyona havale et" derler… Ben de yazımı "Bu kaçıncı komisyon ?" sorusuyla bitireceğim.

Bildiğim kadarı ile en son İzmir'de çocuk istismarına karşı bilinçlendirme rehberi dağıtmak isteyen kadınlar engellendi. Çocukların rehber öğretmenle görüşmeleri kısıtlandı. Okullara hak temelli dernek ve vakıflar sokulmuyor ama dini cemaatlerle anlaşmalar yapılıyor… Bu türden uygulamalar sürdükçe komisyonlar kurmak, ne yazık ki çözüm anlamına gelmiyor...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test