Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Faizler, enflasyonun sebebi midir, sonucu mu?

16.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye’de faiz tartışmaları bitecek gibi görünmemektedir. Kamu yönetimi, yüksek faizler yüzünden reel sektörün yatırım yapamadığını bu yüzden işsizliğin yeterince düşürülemediğini, aşırı faiz oranlarının maliyetleri yükselttiği için rekabeti zorlaştırdığını öne sürmektedir. Bu kesime göre, bankalar aşırı kar peşindedir. Şimdilerde, ülke kaynaklarının iç ve dış faiz lobilerine aktarıldığı yönündeki iddialar konuya bir de siyasi boyut kazandırmıştır.

Konuya tam aksi yönden bakanların söylemlerini ise şu şekilde özetlemek mümkündür. Faiz bir sonuçtur. Enflasyonu düşürmeden, faiz hadlerini aşağıya çekmek, kredi kaynaklarını olumsuz etkiler, kaynakların verimsiz ve spekülatif sektörlere kaymasına yol açar. Türkiye’de’ negatif faiz’ politikası uygulamak mümkün değildir. Bankaların kaynak maliyetlerini azaltmadan, kredi faizlerinin düşürülmesi de söz konusu değildir. Bankaların kredi hacimlerini oluşturan kalemler bellidir. Bankaların kendi öz kaynakları, Merkez Bankası’nca yapılan fonlamalar,  mevduat ve dış kaynaklar, Öz kaynaklar, kredi hacmini önemli ölçüde etkileyecek büyüklükte değildir. Merkez Bankası ise, uyguladığı sıkı para politikası gereği fonlamaları daha çok geç likidite penceresinden ve yüksek faizlerle yapmaktadır. Ülkenin ve özelde hane halkının tasarruf hacmi yüksek değildir. Ekonominin belirsizlik taşıdığı dönemlerde tasarrufunu altına veya yabancı para birimlerine yönlendirmektedir.

Uzun yıllar, özellikle gelişmekte olan ülkelere büyük avantajlar sağlayan ucuz ve bol para kaynakları sona ermektedir. FED’in faiz hadlerini arttıracağı yolundaki beklenti birçok kesimce paylaşılmaktadır. Çünkü böyle bir kararı etkileyecek ekonomik veriler ortaya çıkmaktadır. İşsizlik % 4,1 e kadar gerilemiştir. 10 yıllık tahvil faizleri yükselmeye devam etmektedir. Vergi reformu paketi içinde hem kurumlar hem de gelir vergilerinde indirimlere gidilmektedir ve bu önlem tüketim hacmini arttıracaktır. Aynı etki, ücret artışlarından da beklenmektedir. ABD Başkanı’nın alt yapı için 1,5 trilyon dolarlık bir yatırıma gidebileceği anlaşılmaktadır. Bütün bu gelişmeler, enflasyonun ve faiz hadlerinin yükseleceği anlamına gelmektedir. AB’nde de parasal genişleye son verilmesi tartışılmaya başlanmıştır.

Türkiye, dış kaynaklara ihtiyaç duyan ülkelerden biridir ve ilerideki dış finansman ihtiyacını daha yüksek maliyetlerle karşılamak durumunda kalabilecektir. Yabancı para girişlerinin miktarı önemli ölçüde faiz hadlerine bağlı kalacaktır.

Bir kez daha tekrarlamakta yarar vardır. Enflasyon hadleri düşürülmeden, faiz hadlerini düşürmek ekonomik dengeleri bozacaktır. Geçtiğimiz Ocak ayında enflasyonda bir gerileme olduğu doğrudur ancak bunda bir önceki yılın Ocak ayındaki yüksek artışın etkisi vardır. Kaldı ki, çekirdek enflasyon beklentilerin çok üstündedir ve fiyatlara baskı yapacağı açıktır

Hükümetin, geçen yıl uyguladığı Hazine garantili KGF kaynaklı kredilere devam edecek olması, uygulamaya konulacak yeni teşvikler ve kaçınılmaz kamu harcamaları artışları, enflasyonun aşağıya çekilmesini önleyecek gelişmelerdir.

Bu itibarla, faiz hadleri, sadece içeride ve dışarıdaki ekonomik beklentilere ve gelişmelere göre belirlenmelidir.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Website Security Test