Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

“Türkiye Bulunduğu Noktadan Geri Adım Atmamalı”

16.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Zeytin Dalı Harekâtında, son bir hafta içinde toplam 53 (ben bu yazıyı tamamlayıncaya kadar 59 oldu) önemli nokta PKK’nın Suriye uzantısı olan teröristlerden temizlenmiştir.  Her gün, birkaç tane köyün, sığınakların, barınakların ve silah mevzilerinin sivil halka zarar verilmeden ele geçirildiği haberlerini duyuyoruz. Ele geçirilen terörist mevzilerinde dikkat çeken bir nokta; teröristlerin bu mevzileri terk ederken bıraktıkları silah, mühimmat ve yaşam malzemelerinin cinsi, miktarı ve asıl önemlisi “menşei”dir. Bu durum; teröristlerin bu mevzilerden kaçarak ayrıldığını ve kaçarken “aldığı dış destekle ilgili kanıtlar” bıraktıklarını göstermektedir. Askeri anlamda çekilme harekâtı, çekilen taraf için; savaşı daha uygun koşullarda sürdürebilmek, karşı tarafı daha uygun yerde savaşa zorlamak için uygulanan bir harekât türüdür. Çekilme harekâtı uygulanırken bütün silah, mühimmat, araç ve gereçler tahliye edilir. Tahliye edilemeyenler de yerinde imha edilir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin terör örgütüne bu fırsatı vermediği, uyguladığı baskı ve güç neticesinde teröristlerin çekilmeye fırsat bulamadan bölgeden kaçtıkları görülmektedir. Bunun yanında terör örgütünü destekleyen - başta ABD olmak üzere-ülkelerin tepkileri ve görüşme talepleri de artmıştır. Bu gelişmelere baktığımızda harekatın“askerî açıdan” büyük ölçüde hız kazandığı ve başarıyla devam ettiği anlaşılmaktadır.

Gazete ve televizyonlarda yer alan haber, yorum ve tartışmalara bakıldığında; harekâtın başarısının, ölü ele geçirilen terörist sayısıyla ve ele geçirilen bölgenin genişliğiyle değerlendirildiğini, Afrin şehir merkezine girilmemesi gerektiği konusundaki fikir beyanlarının tartışıldığını görüyoruz. Savaşlar; diplomatik yolla ve görüşmelerle sonuç alınamayan anlaşmazlıkların, askeri güçle çözüme zorlanması için başvurulan yöntemlerdir(terör örgütleriyle başarısız açılım sürecinde olduğu gibi doğrudan temasın artık söz konusu olmadığının, yine de destek sağlayan ülkelerle temas kurularak dolaylı mesaj verildiğinin de altını çizmek gerekir.) Bu nedenle, Zeytin Dalı Harekâtı ve sonrasında mutlaka yapılması gereken Münbiç harekatının nihai hedeflerinin, PKK ve Suriye’deki uzantılarının Suriye’nin kuzeyine yerleşmesini önlemek olduğunu akıldan çıkarmadan değerlendirme yapmak gerekir. Terör örgütü ve destekçilerinin, harekâtın herhangi bir aşamasında bunu kabul etmeleri ve bölgeden çekilmeleri halinde hedefe ulaşılmış olacaktır ve harekât durdurulacaktır. Aksi halde istek kabul ettirilinceye kadar baskı uygulanmalıdır. Durum böyleyken ben; “Afrin şehir merkezine girilmemesi gerektiği” şeklindeki fikir beyanlarının uygun olmadığını değerlendiriyorum. Bir askeri harekatta hangi hatta kadar ilerleneceği, harekatın nihai hedefi ile paralel olmak zorundadır. Harekatın başlangıç safhasında ilerleme hattının sınırı deklare edilirse, karşı taraflar buna göre strateji geliştirecektir. Bu da nihai hedefe ulaşmayı mümkün kılmayabilir.

ABD’nin, Türkiye’nin terörle mücadelesine yaklaşımını ise makul ve mantıklı görmek mümkündeğildir. PKK’nın Suriye uzantısına ayırdığı ödeneği artırması, NATO Savunma Bakanları Toplantısı sonrasında "ABD, PKK ile mücadelede ve tüm terör tehditlerine karşı Türkiye'nin yanında durmaya devam edecek, ancak öncelikle DAEŞ ile mücadeleye odaklanmak gerekir” şeklindeki açıklaması, ardından “biz PYD / YPG’ye hiç ağır silah vermedik ki geri alalım” veönce “PYD, PKK’nın milis gücüdür” derken sonradan “PYD / YPG’yi PKK’ya karşı kullanabiliriz” şeklindeki beyanları; PKK’yı bölgeye kalıcı olarak yerleştirmekten başka hesaplarının olmadığını göstermektedir. Bu açıklamaların; PYD / YPG’nin PKK ile ilgisi olmadığını ortaya koyma çabası olduğu artık çok açık ve net bir durumdur. Bütün dünyanın gözü önünde cereyan eden ABD-PKK ortaklığının bu derece aymazlıkla reddedilmeye çalışılması, ABD’nin; Türkiye’yi ve Türkiye’nin terörle mücadelesini ciddiye almadığını göstermektedir. ABD’nin bu açıklamaları diğer taraftan “suçunu inkâr etmek” anlamına da gelmektedir. Türkiye’nin bölgedeki ağır silahların ABD silahları olduğunu BM ve NATO nezdinde kanıtlaması ya da bunlardan birkaç tanesini imha etmesi durumunda oluşacak tepki, ABD’nin ne derece güvenilmez bir müttefik olduğu konusunda bütün dünyaya önemli veriler sunacaktır. Bence bu aşamadan sonra Türkiye bulunduğu noktadan bir adım bile geri atmamalıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Website Security Test